Cevap: nefs ve suret itibariyle hiç hükmünde olmak ifadesini açabilir misin
Ustad Bediüzzaman; besmele bahsinde
"..Bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedarik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır..."
"..Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki, askere kaydolur, devlet namına hareket eder, hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır..."
"...Evet. Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder..."
"...zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar..."
"...Herbir bostan “Bismillâh” der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.
Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar “Bismillâh” der, rahmet feyzinden birer süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzak namına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.
Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları “Bismillâh” der, sert taş ve toprağı deler, geçer. “Allah namına, Rahmân namına” der; herşey ona muhassar olur..."
şu kısacık bir dersde mevcudatın suret itibariyle ne kadar aciz olduğunu ancak vazife itibariyle ne kadar kudretli olduğunu anlıyabilmekteyiz..
Âl-i İmran Sûresi 14
Kadınlar, oğullar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin hoşuna giden şeyler insanlara cazip gelmektedir. Bunlar dünya hayatının geçici bir metaından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah'ın katındadır. [13,29; 38,25. 40.49]
Evet, fitnenin ustadı şeytandır. Nefs-i emmaremiz ise şeytanın dersini dinler bir özelliktedir. Bilmeliyiz ki, bizdeki nefs-i emmare her an şeytanın dersini dinler ve kabul eder. Nefis, kabulünü hissi tarafdarlık olarak gösterir. Eğer iman ve şuur zayıf ise; kalb nefse mağlub olur, en birinci yardımcısı olan aklı, nefse kaptırır. Akıl ise kim güçlü ise ona tâbî çalışır. Nefs güçlü ise nefse tâbî çalışır; kalb güçlü ise kalbe tâbî olarak çalışır. Eğer dalalete ve şerre çalışırsa :"..Ekseriyet-i mutlaka ile dalâlet ve şer, menfidir ve tahriptir ve ademîdir ve bozmaktır.."
Adem ise: Adem demek yokluk demektir, insan manasında değildir, bu kelime ayın ile yazıldığında yokluk manasına gelir..