Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
nefse dair
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="onahayran" data-source="post: 42496" data-attributes="member: 2159"><p>Nefsin hakikatini anlamak için, önce nefisin ne olduğuna bakalım. Lugata göre nefis, bir şeyin varlığı, hakikatı, zatı, kendisi manasına gelir. Tasavvufta ise insanın hayvanî tarafının adıdır.</p><p>İttifakla bildirildiğine göre, insanın nefsi şerrin kaynağı, kötülüğün temelidir.</p><p>Nasıl ruh, Allah’ın emriyle vücutta bir varlık, bir cevher ise, nefis de ruh gibi bedende bir varlıktır. Kötü huyların, çirkin fiillerin ortaya çıkmasının sebebi nefistir.</p><p></p><p>Nefis iki şekilde tezahür eder: Kişiye günah işleten arzu ve hevası ile kibir, hased, cimrilik, öfke, kin gibi cibiliyetten (yaratılıştan) gelen kötü hasletler. Günahların temizlenmesi, işte bu kötü hasletlerin değiştirilmesi ile mümkündür. Bu da nefsin terbiyesi ile olur.</p><p></p><p>Allahu Tealâ insanı yarattıktan sonra ona gazabı ve şehveti verdi. Gazab ve şehvetin orta hali yani itidali olduğu gibi, ifrat ve tefridi de vardır. Allahu Tealâ itidali emretti. Şehvetin ifratı yani haram tarafı hırs, oburluk, yüzsüzlük, riyadır... Tefriti ise cimrilik, yaltaklanma, hasettir... Ortası, yani itidali de cömertlik, haya, sabır, zarafet, kanaatır. Haram olanlar helale tebdil etmedikçe tevbelerimiz kabul olmaz.</p><p></p><p>Gazap da böyledir. İfratı böbürlenme, kızma, dövme, kibir, husumet, kindir. Tefriti alçaklık, hamiyetsizlik, sabırsızlıktır. Ortası ise kerem, cesaret, tehammül, vakar ve merhamet sahibi olmaktır.</p><p></p><p>Allahu Tealâ buyuruyor: “Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Çünkü o anda dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir. Zalimlerin ne şefaatçisi vardır, ne sözü dinlenir. Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mü’min, 18-19)</p><p></p><p>Zikrin hakikatlari müminin kalbine yerleşir ve bütün vücudu zikreder hale gelirse, buna “zat zikri” denir. Böyle bir zikir nefsin zulmaniyetini kaplar ve nefse ilâhi bir anlayışla düşmanlık duyulur. Artık bilir ki, düşman bu nefistir. Başka düşman aramaz. Nazarını düşmana diker, bekçiliğe başlar. O zaman Allahu Tealâ keşif ile, ihbar ile, türlü rüya ve marifet halleriyle o müride şöyle işittirir: “Yakînini artır. Ben senden yanayım. Düşmanını tanıdın, yüz çevirdin. Ben de inayetimi açtım, kurbiyetime gel...”</p><p></p><p>Nefis iki kısımdır, demiştik. Günahlar ve cibilliyetindeki haller. Tevbe ile günahlardan kurtulmak mümkündür. Ama cibilliyetten olan kibir, hased, cimrilik, öfke gibi haller ahlâk-ı hamide olarak değiştirilmedikçe nefsin ıslahı mümkün olmaz. Allahu Tealâ ayet-i celile ve hadis-i şeritlerle nefsin düşmanlığı için pek çok haberler beyan buyurmuştur. Bunlardan bazıları:</p><p></p><p>“...nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (Şems, 9-10)</p><p></p><p>“Rabbimin merhamet etmesi mütesna, şüphe yok ki nefis kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53)</p><p></p><p>Ve hadis-i şerifler:</p><p></p><p>“Allah bir kuluna hayır murad ederse, nefsinin ayıplarını ona gösterir.” (Ne gariptir ki bir adama nefsinin ayıbını söylesen, sana kızar.)</p><p></p><p>Rasulullah s.a.v. Tebük Muharebesi’nden dönerken buyurdu:</p><p></p><p>- “Küçük cihaddan büyük cihada dönmüş oluyoruz.”</p><p></p><p>- “Ya Rasulallah” dediler; “muharebeden daha büyük cihad olur mu?”</p><p></p><p>Buyurdu:</p><p></p><p>- “Dikkat edin, o nefis mücahedesidir!”</p><p></p><p>Nefis mücahadesi gazadan, muharebeden üstün tutulmuştur. Zira muharebenin meşakkati belirli zamanda biter. Nefis mücahedesi ise ömür boyu sürer.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="onahayran, post: 42496, member: 2159"] Nefsin hakikatini anlamak için, önce nefisin ne olduğuna bakalım. Lugata göre nefis, bir şeyin varlığı, hakikatı, zatı, kendisi manasına gelir. Tasavvufta ise insanın hayvanî tarafının adıdır. İttifakla bildirildiğine göre, insanın nefsi şerrin kaynağı, kötülüğün temelidir. Nasıl ruh, Allah’ın emriyle vücutta bir varlık, bir cevher ise, nefis de ruh gibi bedende bir varlıktır. Kötü huyların, çirkin fiillerin ortaya çıkmasının sebebi nefistir. Nefis iki şekilde tezahür eder: Kişiye günah işleten arzu ve hevası ile kibir, hased, cimrilik, öfke, kin gibi cibiliyetten (yaratılıştan) gelen kötü hasletler. Günahların temizlenmesi, işte bu kötü hasletlerin değiştirilmesi ile mümkündür. Bu da nefsin terbiyesi ile olur. Allahu Tealâ insanı yarattıktan sonra ona gazabı ve şehveti verdi. Gazab ve şehvetin orta hali yani itidali olduğu gibi, ifrat ve tefridi de vardır. Allahu Tealâ itidali emretti. Şehvetin ifratı yani haram tarafı hırs, oburluk, yüzsüzlük, riyadır... Tefriti ise cimrilik, yaltaklanma, hasettir... Ortası, yani itidali de cömertlik, haya, sabır, zarafet, kanaatır. Haram olanlar helale tebdil etmedikçe tevbelerimiz kabul olmaz. Gazap da böyledir. İfratı böbürlenme, kızma, dövme, kibir, husumet, kindir. Tefriti alçaklık, hamiyetsizlik, sabırsızlıktır. Ortası ise kerem, cesaret, tehammül, vakar ve merhamet sahibi olmaktır. Allahu Tealâ buyuruyor: “Yaklaşan gün hususunda onları uyar! Çünkü o anda dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir. Zalimlerin ne şefaatçisi vardır, ne sözü dinlenir. Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mü’min, 18-19) Zikrin hakikatlari müminin kalbine yerleşir ve bütün vücudu zikreder hale gelirse, buna “zat zikri” denir. Böyle bir zikir nefsin zulmaniyetini kaplar ve nefse ilâhi bir anlayışla düşmanlık duyulur. Artık bilir ki, düşman bu nefistir. Başka düşman aramaz. Nazarını düşmana diker, bekçiliğe başlar. O zaman Allahu Tealâ keşif ile, ihbar ile, türlü rüya ve marifet halleriyle o müride şöyle işittirir: “Yakînini artır. Ben senden yanayım. Düşmanını tanıdın, yüz çevirdin. Ben de inayetimi açtım, kurbiyetime gel...” Nefis iki kısımdır, demiştik. Günahlar ve cibilliyetindeki haller. Tevbe ile günahlardan kurtulmak mümkündür. Ama cibilliyetten olan kibir, hased, cimrilik, öfke gibi haller ahlâk-ı hamide olarak değiştirilmedikçe nefsin ıslahı mümkün olmaz. Allahu Tealâ ayet-i celile ve hadis-i şeritlerle nefsin düşmanlığı için pek çok haberler beyan buyurmuştur. Bunlardan bazıları: “...nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (Şems, 9-10) “Rabbimin merhamet etmesi mütesna, şüphe yok ki nefis kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53) Ve hadis-i şerifler: “Allah bir kuluna hayır murad ederse, nefsinin ayıplarını ona gösterir.” (Ne gariptir ki bir adama nefsinin ayıbını söylesen, sana kızar.) Rasulullah s.a.v. Tebük Muharebesi’nden dönerken buyurdu: - “Küçük cihaddan büyük cihada dönmüş oluyoruz.” - “Ya Rasulallah” dediler; “muharebeden daha büyük cihad olur mu?” Buyurdu: - “Dikkat edin, o nefis mücahedesidir!” Nefis mücahadesi gazadan, muharebeden üstün tutulmuştur. Zira muharebenin meşakkati belirli zamanda biter. Nefis mücahedesi ise ömür boyu sürer. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
nefse dair
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst