Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Nefse Karşı Cihâd
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 484490" data-attributes="member: 1004566"><p>Nefse Karşı Cihâd </p><p></p><p></p><p></p><p>Cenâb-ı Hak buyuruyor:</p><p>“…Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilhâm edene yemin ederim ki; nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyân etmiş, hüsrâna uğramıştır.” (Şems, 7-10) </p><p> </p><p></p><p>Rasûlullah (sav) buyurdular:</p><p>“(Hakikatte) mücâhid, nefsine karşı cihâd eden kimsedir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 2/1621; Ahmed, VI, 20) </p><p> </p><p></p><p>Bir gün İmam Ali (ra) sahrâda tenhâ gezerken bir kâfir pehlivanı İmâm Ali'ye hamle eyledi. Hz. Ali hamlesini def edip göğsü üstüne çıkarak başını kesmek murad edince kâfir tazarrû edip:</p><p></p><p>-Er olan bastığını boğazlamaz yâ Ali! deyince âzâd eyledi. Ve bu halde İmâm Ali (ra) gâfilken tekrar kâfir hamle eyledi. Yine hamlesini def edip altına aldı. Kâfir yine tazarrû kılıp:</p><p></p><p>-Yâ Ali! Seni mürüvvet mâdeni derler, bana eman ver, deyince kâfiri yine âzâd eyledi. Kâfir yine fırsat gözetip Ali (ra)'e hamle edince hamlesini def edip başını kesmek üzereyken kâfir gördü ki eman dilemenin vechi yoktur, bâri bu halde bir ihânet edeyim diye mübârek yüzüne tükürdü. Ali (ra) bu hâlde kâfiri bırakıp:</p><p></p><p>-Yürü âzâdsın, dedi. Bu kerre kâfir suâl etti ki:</p><p></p><p>-Yâ Ali! Ben üç defa hıyânet ettim, sonunda da böyle ihânet ettim. Eğer senin yerinde ben olsaydım, gazabımdan seni parça parça ederdim, ne sebep oldu ki, sen beni âzâd eyledin?</p><p></p><p>İmam Ali (ra) cevap verdi ki:</p><p></p><p>-Bizim gazâmız iki türlüdür: Biri senin gibi kâfire gazâ etmektir ki, Allah rızâsı için olur; diğeri de nefsimizle gazâdır ki ona muhalefetle olur. Senin ile mukâtelem Allah rızası için idi. Ne zaman ki sen o ihaneti ettin. Eğer o halde seni öldürürsem nefsim rızası için öldürmüş olurdum ve nefsim bana yol bulup galebe etmiş olurdu. Seni âzâd ettim. Nefsime basıp gazâ-yı ekber etmiş oldum ki senin gibi kâfirin zararından nefsin zararı mümine daha ziyadedir. Bu sözleri işiten kâfirin kalbinde hidâyet güneşi doğup:</p><p></p><p>-Yâ Ali, bana İslâm'ı arz eyle, yakıynen bildim ki, dinini hak din imiş, dedi.</p><p>İmâm Ali ona imanı arz eyledi. O da İslâm oldu. Dâima İmam Ali Hazretlerinden ayrılmayıp gazalarında hünerler etti. (Mevâhib, 317) (Mahmud Sami Ramazanoğlu, Hz. Ali, Erkam Yayın.) </p><p> </p><p></p><p>Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)</p><p>er-Râfi’: Yükselten, dilediğine şeref bahşeden, yücelten, dereceler bahşederek istediği kulunu, diğer kullarından üstün kılan demektir. </p><p> </p><p></p><p>Kısa Günün Kârı</p><p>Yâ Rab! Bizleri nefislerimizle mücadelede muzaffer eyle… Nefsin hoyratlığından kurtulup rûhânî istîdatları inkişâf ettirmede muvaffak eyle… Bizleri dünyada ve âhirette felâha eren bahtiyarlar zümresine ilhâk eyle… Âmîn!.. </p><p> </p><p></p><p>Lügatçe</p><p>tenhâ: 1. Tek başına, yalnız. 2. Boş yer, ıssız yer.</p><p>tazarrû: Kendini alçaltarak yalvarma.</p><p>mürüvvet: 1. İnsaniyet, mertlik, yiğitlik. 2. Cömertlik, iyiliksever.</p><p>eman: Yardım isteme, aman dileme.</p><p>vech: Yüz, çehre, surat, tarz, üslup.</p><p>kerre: Defa.</p><p>mukâtelem: 1. Birbirini öldürme, vuruşma. 2. Savaş, kavga. </p><p> </p><p></p><p>"İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 484490, member: 1004566"] Nefse Karşı Cihâd Cenâb-ı Hak buyuruyor: “…Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilhâm edene yemin ederim ki; nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyân etmiş, hüsrâna uğramıştır.” (Şems, 7-10) Rasûlullah (sav) buyurdular: “(Hakikatte) mücâhid, nefsine karşı cihâd eden kimsedir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 2/1621; Ahmed, VI, 20) Bir gün İmam Ali (ra) sahrâda tenhâ gezerken bir kâfir pehlivanı İmâm Ali'ye hamle eyledi. Hz. Ali hamlesini def edip göğsü üstüne çıkarak başını kesmek murad edince kâfir tazarrû edip: -Er olan bastığını boğazlamaz yâ Ali! deyince âzâd eyledi. Ve bu halde İmâm Ali (ra) gâfilken tekrar kâfir hamle eyledi. Yine hamlesini def edip altına aldı. Kâfir yine tazarrû kılıp: -Yâ Ali! Seni mürüvvet mâdeni derler, bana eman ver, deyince kâfiri yine âzâd eyledi. Kâfir yine fırsat gözetip Ali (ra)'e hamle edince hamlesini def edip başını kesmek üzereyken kâfir gördü ki eman dilemenin vechi yoktur, bâri bu halde bir ihânet edeyim diye mübârek yüzüne tükürdü. Ali (ra) bu hâlde kâfiri bırakıp: -Yürü âzâdsın, dedi. Bu kerre kâfir suâl etti ki: -Yâ Ali! Ben üç defa hıyânet ettim, sonunda da böyle ihânet ettim. Eğer senin yerinde ben olsaydım, gazabımdan seni parça parça ederdim, ne sebep oldu ki, sen beni âzâd eyledin? İmam Ali (ra) cevap verdi ki: -Bizim gazâmız iki türlüdür: Biri senin gibi kâfire gazâ etmektir ki, Allah rızâsı için olur; diğeri de nefsimizle gazâdır ki ona muhalefetle olur. Senin ile mukâtelem Allah rızası için idi. Ne zaman ki sen o ihaneti ettin. Eğer o halde seni öldürürsem nefsim rızası için öldürmüş olurdum ve nefsim bana yol bulup galebe etmiş olurdu. Seni âzâd ettim. Nefsime basıp gazâ-yı ekber etmiş oldum ki senin gibi kâfirin zararından nefsin zararı mümine daha ziyadedir. Bu sözleri işiten kâfirin kalbinde hidâyet güneşi doğup: -Yâ Ali, bana İslâm'ı arz eyle, yakıynen bildim ki, dinini hak din imiş, dedi. İmâm Ali ona imanı arz eyledi. O da İslâm oldu. Dâima İmam Ali Hazretlerinden ayrılmayıp gazalarında hünerler etti. (Mevâhib, 317) (Mahmud Sami Ramazanoğlu, Hz. Ali, Erkam Yayın.) Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri) er-Râfi’: Yükselten, dilediğine şeref bahşeden, yücelten, dereceler bahşederek istediği kulunu, diğer kullarından üstün kılan demektir. Kısa Günün Kârı Yâ Rab! Bizleri nefislerimizle mücadelede muzaffer eyle… Nefsin hoyratlığından kurtulup rûhânî istîdatları inkişâf ettirmede muvaffak eyle… Bizleri dünyada ve âhirette felâha eren bahtiyarlar zümresine ilhâk eyle… Âmîn!.. Lügatçe tenhâ: 1. Tek başına, yalnız. 2. Boş yer, ıssız yer. tazarrû: Kendini alçaltarak yalvarma. mürüvvet: 1. İnsaniyet, mertlik, yiğitlik. 2. Cömertlik, iyiliksever. eman: Yardım isteme, aman dileme. vech: Yüz, çehre, surat, tarz, üslup. kerre: Defa. mukâtelem: 1. Birbirini öldürme, vuruşma. 2. Savaş, kavga. "İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Nefse Karşı Cihâd
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst