allah’tan razi olmak veya eyyub nebi sabri taşimak
henüz tip son siniftayim. Rampali çarşi bodrum katinda osmanli kasetçilik dükkânini işleten bir hayri abim vardi. Ben onun kaset pazarlamacisi gibi çalişirdim. çoğu zaman paralari da tam tahsil edemezdim ya, o da sağolsun yüzüme vurmaz, sirtimi sivazlar, şevkimi kirmazdi. Kaset alan çiğ gibi, parasini tam ve zamaninda ödeyen kar tanesi gibi. Bugün de mi öyle yoksa “veli”.sikma canini, hayri abimden öğrendim. Yeter ki alsin-okusun-dinlesin-halkada kalsin. Olan da benim parama, zamanima, kâğidima yani maddeme olsun. Iş ki kullar iflah olsun. Veli de, muzaffer de, hakan da, ahmet de, kamil de feda olsun.
hayri abim bir gün beni çağirdi, eyvah dedim. Tahsilât sikintisi gündeme gelecek, belki azar yerim diye korktum.
-“buyur hocam” dedim.
-“selman kardeş” dedi.”bizim eyyub peygamber sabriyla yaşayan, yatalak bir murat amcamiz var. Ona bir hafta süreyle sabah-akşam iğne yapilacak. Adresi araplar civari. Gider misin?
-“emrin olur hocam”dedim. Daha henüz mezun olmadim, ama son sinifta bize her türlü tibbi müdahaleyi yaptiriyorlar. Hem de hergün.
ertesi günü doktor(??) olarak gittim. Allah’im kim hasta bilemedim. Kimin vücudu yarali, kimin kalbi hasarli ölçemedim. Yatağa %90 bağimli, zaruret dişinda kalkamayan, tüm vücudu sedef hastaliğinin pullarindan kapli, el ve ayaklari tek parmak haline kaynamiş bir pir-i fani. Dedim hakan bugün insaniyetten nasibin varsa burada sana çok ders var.
bu hastanin beden görüntüsü. Ya ruhunun diştan görüntüsü. Bende onu görecek göz nerede. Ama amcam gösterdi.
-“murat amca nasilsin”
-“allah’ima hesapsiz şükür. Beni eyyub nebiye benzetti.”
-”nasil yani, halinden hiç şikâyet etmedin mi”?
-“asla evladim. Ben dünyaya gelirken, yaşarken pazarlik mi ettim. Hem de öyle bir şükür ki benzetmeyi tam yapti. Benim de yaralarim kurtlandi. Dilime kurtlar dadandi. Ama şükür kur’ansiz,(başucunda sürekli duruyor ve sürekli okuyor, evinde sohbetler yaptiriyor, o bir saat içinde bana da okutturdu)risale-i nursuz birakmadi. Elimden almadi. Nurdan nasipsiz kilmadi.”
çok fakirdi ,yardimlarla geçiniyordu.ama ben zaman gazetesi aboneliğini biraktiğini hiç görmedim ve duymadim, hatta o kazancindan bile talebeye düzenli burs ödediğini öğrendim.yani hayata nasil tutunduğunu gösteriyordu.o’nun(c.c.) davasinda varsan yatakta da olsan cihaddasin.davanin gazetesinde adin yoksa,bursunda katkin yoksa,kitabinda gözyaşin yoksa,bir müessesede tuğlan yoksa bilmiyorum,allah bilir hayatta misin…..
yillar geçti, ben başka bir şehire tayin oldum. üç yil kaldim. Tekrar şimdiki çaliştiğim ile geldim. Meğer bir aci iğnenin(?) kirk yil hatiri varmiş. Ondan öğrendim. Belki 40 kişiye sormuş. Beni bulmaya çalişmiş. Vefadan anlamam. Ama vefayi bana murat amcam öğretti. Ne yapti, etti, beni buldu. Hastaliği daha da ağirlaşmiş, imani-sabri-şükrü kat be kat artmiş. Birkaç arkadaşimi da aldim, götürdüm.
-”bugün imaninizi arttirmak, farketmediğimiz, farkinda olmadiğimiz hazinelerimizi, sahip olduklarimizi hissetmek ister misiniz”!!
tabii müthiş bir merak ve müthiş bir heyecan. Anlatamam, görmeniz lazim dedim.
-“hocam, büyüklerimiz= peygamberler, sahabeler yaşiyor derlerdi. Eyyub nebi yaşiyor.”
-“murat amcam nasilsin”
-“evlad dedi, hastaliğimdan sizin 112 ekipleri bikti, çok ağri çekiyordum. Rabbimden şikâyetim yok. Ama sebebine sarilayim dedim. Ariyorum.112 geliyor, kâh yerinde müdahale, kâh aliyor hastaneye götürüyor. Ama artik onlar da yoruldu. Dün yine çok hastalandim. Yine çağirdim.112 dr.u bana=
-“yine mi sen arkadaş” dedi. Biktik senden.
çekti gitti. Ben tekrar 112 yi aradim. Yine ayni genç geldi.
dr.luk hayatimda beni hatirladikça sallayan-kendime getiren birkaç olaydan biri olan şu sözü söylemiş ona=
-“evlad beni mi beğenmedin, beni bu hale sokani mi. Benim ondan hiç ama hiç şikâyetim olmadi.”
bir gün dedi cebimde maişetim olan sadece 150 lira vardi. Biliyorsun bir de evlatlik bakiyorum. Burs veriyorum. Arasira geldiğinde gördüğün şu aileye de yardim ediyorum. Allah’in dünyasi, allah’in parasi, allah’in kullari, yani kavrayamadiğimiz kardeşlerimiz. Allah bana bir hasta kul gönderdi. çocuğumun hastaliği için acilen 150 ytl lazim. Bulamadim dedi. Ben de o para için , kendimin sandiğim o emanet için “yok” dedim. Boynu bükük döndü gitti. O gece aniden hastaliğim artti ve ertesi günü tam 150 ytl sağlik masrafim oldu. Anladim ki;
-bizim zannedip belki de böbürlendiğimiz şeyler aslinda emanetmiş. Onun adina muhtaca, yolcuya, borçluya, allah yolunda olana yani kur’anin saydiklarina mutlaka ve zamaninda verilmeliymiş.”
hani beyyine suresinde son ayette mü’minleri tarif ederken “allah onlardan razi, onlar da allah’dan razidir” der ya…
murat amcamdan sonra hep düşünürüm.
-biz allah’dan gelen herşeye razi miyiz, onun verdiği her hâle sabirli miyiz?
herhalde en güzeli hz.muhammed(s.a.v.) gibi demek=
-elhamdülillâhi alâ külli hâl, sivel küfri veddalâl=küfre ve dalalete, sapikliğa düşme dişinda allah’in her verdiği hale hamdederim.
veya acaba hz.ibrahim hakki gibi diyebilir miyiz=?
-hoştur bize senden gelen, ya hil’at u yahut kefen,
kahrin da hoooş, lütfunda hoooş
unutmayayim, yatağinda beni defalarca irşad eden murat amcam bir yili geçti vefat edeli. Fatihayi ihmal etmemeli, biraktiği yerden devam etmeli, biz zahirde sağlam, sahip olduklarini farketmeyenlere, sahip çikmasi gerekenleri göremeyenlere
bilmem ki ne demeli…….
-“allah bizi insan eyleye”-alvarli efe hz.
selman sivridilli