Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Nifak ve münafıklık hakkında
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 231733" data-attributes="member: 11795"><p><span style="color: darkslategray">NİFAK VE MÜNAFIKLIK HAKKINDA</span></p><p><span style="color: darkslategray">Fitne-i ahirzamanda nifak ve münafıklığın hususiyetleri gereği kadar bilinmezse, saf müslümanların çokça aldanacakları ve aldatılacakları ve nifak vesilesiyle millî ahlakın dahi feci şekilde bozulması nazara alınarak Risale-i Nur Külliyatından nifak hakkında bazı tesbitlerin yapılmasına ikaz için ihtiyac duyuldu.</span></p><p><span style="color: darkslategray">Bir müslümanın dinde beyan olunan nifak hakkındaki hususiyetleri bilmesi, böyle bir şerli duruma düşmemesi için şarttır. Günün bozuk cemiyetinde cehalet ve gaflet ve ahkâm-ı diniyeye teslimiyetsizlik artmıştır. Binaenaleyh böyle meselelerin nazara verilmesi giderek ehemmiyet kazanmıştır.</span></p><p><span style="color: darkslategray">ASIL MÜNAFIKLIĞIN TARİFİ</span></p><p><span style="color: darkslategray">Münafığın ve münafıklığın dereceleri var. Asıl münafık, dinsiz ve din düşmanıdır. Risale-i Nurdan Emirdağ Lahiası adlı eserin 78. sahifesinde: “<u><span style="color: black">münafık</span></u><span style="color: black"> itikadsızdır, kalbsizdir ve vicdansızdır, Peygamber (A.S.M.) aleyhindedir. (Şimdiki bazı zındıklar gibi.)</span>” şeklinde tarif ediliyor.</span></p><p><span style="color: darkslategray">MİLLETİN İKİYE BÖLÜNMESİ RİVAYETİ</span></p><p><span style="color: darkslategray">Keza Risale-i Nurdan Mektubat adlı eserin 439. sahifesinde, Türk milletinin ikiye bölüneceğini bildiren haberi tasdik eden bir rivayeti, Risale-i Nurun Kudsî Kaynakları adlı eserde şöle tesbitlidir:</span></p><p><span style="color: darkslategray">“Yekünü fi ümmetî firkateyni, seyesîrunnasü kıstateyni, kıstatu îmanin lâ nifaka fihi, ve kıstatu nifakın lâ imane fihi.</span></p><p><span style="color: darkslategray">Meâli: "Ümmetimin içinde, yahut <u>ümmetim</u> iki fırka olacak, insanlar iki gruba ayrılacaklar. Birinci grup <u>nifaksız</u> hakiki ehl-i iman grubu.. ikincisi de, imansız <u>nifak ehli</u> grubu..." (Hadis sıra no: 628)</span></p><p><span style="color: darkslategray">Evet, bu rivayet, âhirzamanda milletin nifak cihetindeki durumunu ihbar edip ikaz eder.</span></p><p><span style="color: darkslategray">Keza ilk meclis kurulduğunda Ankaraya giden Bediüzzaman Hazretleri, bu mezkür rivayetin haber verdiği milletce ikiye bölünme tehlikesinden bahseden beyannamesinin bir kısmında şöyle diyor:</span></p><p><span style="color: darkslategray">“Şu inkılâb-ı azimin temel taşları sağlam gerek...Şu meclisin şahsiyet-i maneviyesi, sahip olduğu kuvvet cihetiyle, manâ-yı saltanatı deruhde etmiştir. </span></p><p><span style="color: darkslategray">Eğer şeair-i İslâmiyeyi bizzat imtisâl etmek ve ettirmekle manâ-yı hilâfeti dahi vekâleten deruhde etmezse, hayat için dört şeye muhtaç; fakat an'ane-i müstemirre ile günde lâakal beş defa dine muhtaç olan, şu fıtratı bozulmayan ve lehviyat-ı medeniye ile ihtiyacat-ı ruhiyesini unutmayan milletin hâcât-ı diniyesini Meclis tatmin etmezse; bilmecburiye, mânâ-yı hilâfeti tamamen kabul ettiğiniz isme ve resme ve lâfza verecek; ve o mânâyı idame etmek için, kuvveti dahi verecek. </span></p><p><span style="color: darkslategray">Halbuki Meclis elinde bulunmayan ve Meclis tarikiyle olmayan öyle bir kuvvet, <u>inşikak-ı asâya sebebiyet verecektir.</u> İnşikak-ı asâ ise, وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًاÂyetine zıddır.” Tarihçe-i Hayat:142</span></p><p><span style="color: darkslategray">Yani, idare eden ve edilenler arasında, asırlardan beri gelen ve millî vicdanda yerleşen mukaddesatta müştereklik olmazsa tezadî durumlar meydana gelir. Millî aheng bozulur ki, bunun çok vahim neticeleri olur.</span></p><p><span style="color: darkslategray">MÜNAFIK DİN DÜŞMANLIĞINI GİZLER</span></p><p><span style="color: darkslategray">Müslümanları aldatabilmek için münafık, dine düşmanlığını gizler. Hatta zahiren dindar bile görünür. </span></p><p><span style="color: darkslategray">Keza münafıklar, azgınlıkları itibariyle de derecelidirler. Yani bazıları din düşmanlığında çok azgındır. </span></p><p><span style="color: darkslategray">İSLÂM DAİRESİNDE ZUHUR EDEN NİFAKÎ DURUMLAR VE GIYBETLER</span></p><p><span style="color: darkslategray">Diğer bir kısım kimseler de var ki, din dairesinde bulunup din lehinde de faaliyet gösterirler. Fakat kalın bir gaflete ve gizli münafıkların tahrikiyle dünyevî garazkârlıklara itilerek sinsi münafıkların aleti olmak durumuna da düşerler manasındaki ikazlar, kısmen Risalelerde nazara veriliyor. Mesela İslam dairesinde yapılan nifakî fesaddan bir örnek olarak, Risale-i Nur eserlerinden 216 sahifelik Barla Lahikası adlı eserin 154. sahifesinde garazkârane iftira ve gıybet hakkında ehemmiyetle nazara alınması gereken ikazın çok kısa bir parçası şöyledir: </span></p><p><span style="color: darkslategray">“ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتاً<span style="color: red"> </span>Gıybet, şu âyetin kat'î hükmüyle<span style="color: black"> nazar-ı Kur'anda gayet menfur ve ehl-i gıybet gayet fena ve alçaktırlar. Gıybetin en fena ve en şenii ve en zalimane kısmı, kazf-ı muhsanat nev'idir. Yani gözüyle görmüş <u>dört şahidi </u>gösteremeyen bir insan, bir erkek veya kadın hakkında zina isnad etmek; en şeni' bir <u>günah-ı kebair</u> ve en zalimane bir <u>cinayettir</u>, <u>hayat-ı içtimaiye-i ehl-i imanı</u> zehirlendirir bir <u>hıyanettir</u>,...</span></span></p><p><span style="color: darkslategray">يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ tehdidiyle, öyleleri <u>münafık gibi</u> ehl-i imanın hayat-ı içtimâiyelerini böyle işâalarla ifsad ediyorlar, ifade ediyor…” Barla Lahikas: 154 sahifelik ilk Envar baskı ve nesil Külliyatın aynı eseri , 2. baskı: sh: 1517</span></p><p><span style="color: darkslategray">(Bahsın tamamını görmek isteyenler, gösterilen eserlere bakmalıdırlar.)</span></p><p><span style="color: darkslategray">İşte bu beyanda açıkça görülüyor ki, bu tarz garazkârlık yapanlar, <u>münafıklık vasfiyle tavsif</u> ediliyor ve edilebiliyor ki çok ehemmiyetli bir ikazdır.</span></p><p><span style="color: darkslategray">CEHALET, GAFLET VE GARAZLA MİLLÎ EFKÂRI KARIŞTIRMAK</span></p><p><span style="color: darkslategray">Ve keza, ecnebilerden gelecek zarardan daha çok, müslümanların cehalet ve gaflet ve ahkâm-ı şer’iyeye teslimiyetsizlik gibi sebeblerle doğan zarar hakkında Bediüzzaman Hazretlerinin bir ikazı da şöyledir:</span></p><p><span style="color: darkslategray">“<span style="color: black">Hem de düşmanlarımız onlar değil; asıl bizi bu kadar düşürüp i'lâ-yı Kelimetullah'a mani olan ve <u>cehalet</u> neticesi olan <u>muhalefet-i şeriattır.</u> Ve zaruret ve onun semeresi olan <u>sû'-i ahlâk ve harekettir</u> ve ihtilaf ve onun mahsulü olan ağraz ve <u>nifaktır</u> ki, ittihadımız bu üç insafsız düşmana hücumdur.</span>” Hutbe-i Şamiye:96</span></p><p><span style="color: darkslategray">Burada da, şeri’at hükümlerine aykırı hareket ve garazkârlıklarla ihtilaflar çıkarmaktan ve cemaatı kendine çekmek hırsiyle riyakârlık ve nifak yolunda yürümekten gelen zararlar cihetinde ikaz var.</span></p><p><span style="color: darkslategray">CEMAATLER ARASINDA CEREYAN EDEN REKABETLER</span></p><p><span style="color: darkslategray">İslam dairesinde cemaatların ortaya çıkışındandan ihtilaf çıkar şeklindeki iddiaya Bediüzzaman Hazretlerinin verdiği ehemmiyetli cevabında diyor ki:</span></p><p><span style="color: darkslategray">“<span style="color: black">Evvelâ umûr-u uhreviyede hased ve müzahamet ve münakaşa olmadığından bu cem'iyetlerden hangisi münakaşaya, <u>rekabete</u> kalkışsa ibadette riya ve <u>nifak</u> etmiş gibidir.</span></span></p><p><span style="color: darkslategray">Sâniyen: Muhabbet-i din saikasıyla teşekkül eden cemaatlerin <u>iki şart</u> ile umumunu tebrik ve onlarla ittihad ederiz.</span></p><p><span style="color: darkslategray">Birinci şart: <u>Hürriyet-i şer'iyeyi </u>ve <u>asayişi muhafaza</u> etmektir.</span></p><p><span style="color: darkslategray">İkinci şart: Muhabbet üzerinde hareket etmek, başka cem'iyete <u>leke sürmekle kendisine kıymet vermeğe çalışmamak.</u> Birinde hata bulunsa, müfti-i ümmet cem'iyet-i ülemaya havale etmektir.</span></p><p><span style="color: darkslategray">Sâlisen: İ'lâ-yı Kelimetullahı hedef-i maksad eden cemaat, hiçbir <u>garaza</u> vasıta olamaz. İsterse de muvaffak olamaz. Zira <u>nifaktır</u>.” Hutbe-i Şamiye:98</span></p><p><span style="color: black"><span style="color: darkslategray">Yani ki burada müsbet ihtilaf ve cemaat ile menfi ihtilaf ve cemaat meselesi var ve bu husus şöyle izah edilir:</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: darkslategray">“<u>Hak namına</u>, hakikat hesabına olan tesadüm-ü efkâr ise; <u>maksadda ve esasta ittifak</u> ile beraber, vesailde ihtilaf eder. Hakikatın her köşesini izhar edip, hakka ve hakikata hizmet eder. Fakat <u>tarafgirane</u> ve <u>garazkârane</u>, <u>firavunlaşmış</u> nefs-i emmare hesabına <u>hodfüruşluk</u>, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki <u>fitne ateşleri çıkıyor.</u> Çünki maksadda ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının <u>Küre-i Arz'da dahi nokta-i telakisi bulunmaz.</u> <u>Hak namına olmadığı</u> için, nihayetsiz müfritane gider. Kabil-i iltiyam olmayan <u>inşikaklara</u> sebebiyet verir. <u>Hâl-i âlem buna şahiddir.”</u> Mektubat:268</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: darkslategray">Yani, bu kısımda, temel teşkil eden şer’î eserlerde, bilhassa Risale-i Nur kitablarında açıkça beyan olunan esaslara ve düsturlara bağlı kalıp garazkârlık yolunda te’vile sapmamak şart koşuluyor ve şarttır ve zaruridir. Ortada ihtilaflar varsa, mezkür müstakîm yoldan gidilmiyor demektir. Çünkü, müsbet veya menfi neticeler, kendi şartlarından doğar.</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: darkslategray">KİZB’İN NİFAK ALÂMET OLDUĞU</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: darkslategray">“Kizb küfrün esasıdır. Kizb <u>nifakın</u> birinci alâmetidir.” İşarat-ül İ’caz:82</span></span></p><p><span style="color: darkslategray">“Sıdk, İslâmiyetin üss-ül esasıdır ve ulvî seciyelerinin rabıtasıdır ve <u>hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır.</u> Öyle ise, hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihya edip onunla manevî hastalıklarımızı tedavi etmeliyiz.</span></p><p><span style="color: black"><span style="color: darkslategray">Evet <u>sıdk</u> ve doğruluk, İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir. <u>Riyakârlık</u>, fiilî bir nevi yalancılıktır. <u>Dalkavukluk</u> ve <u>tasannu</u>, alçakça bir yalancılıktır. <u>Nifak ve münafıklık,</u> muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise, Sâni'-i Zülcelal'in kudretine iftira etmektir.</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: darkslategray">Küfür, bütün enva'ıyla kizbdir, yalancılıktır. İman sıdktır, doğruluktur. Bu sırra binaen kizb ve sıdkın ortasında hadsiz bir mesafe var; şark ve garb kadar birbirinden uzak olmak lâzım geliyor. Nar ve nur gibi birbirine girmemek lâzım. Halbuki gaddar siyaset ve zalim propaganda birbirini karıştırmış, beşerin kemalâtını da karıştırmış.”H:45</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: darkslategray">Kütüb-u Sittede münafıklık alâmetleri hakkında şu hüküm var:</span></span></p><p><span style="color: darkslategray"><span style="color: black">“</span>İbnu Amr İbni'l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: </span></p><p><span style="color: darkslategray">"Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse<u> halis münafıktır.</u> Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde <u>nifaktan bir haslet var</u> demektir: <u>Emanet</u> edilince <u>hiyanet</u> eder, konuşunca <u>yalan söyler</u>, söz verince <u>sözünde durmaz,</u> <u>husûmet</u> edince haddi aşar."</span></p><p><span style="color: darkslategray">Buhâri, İman 24, Mezâlim 17, Cizye 17; Müslim, İman 106, (58); Ebu Dâvud, sünnet 16, (4688); Tirmizi, İman 14, (2634); Nesâi, İman 20, (8, 116).”</span></p><p><span style="color: darkslategray">Hülâsa: Meşruiyete dayanmayan inşikak ve gruplaşmalara; ve garazkârlık gibi hissiyatla adam çürütmeye dayanan gıybetlere; cemaatler arası menfi rekabetlere ve kizb’in yaygınlaşmasına karşı müteyakkız davranmak icab eder.</span></p><p><span style="color: black"><span style="color: darkslategray">İşte çok kısa olarak nazara verilen şu ikazlar, manevî mesuliyet hissine sahib olanlar için yeterli bir dersdir.</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: darkslategray">Alıntı...</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 231733, member: 11795"] [COLOR=darkslategray]NİFAK VE MÜNAFIKLIK HAKKINDA[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Fitne-i ahirzamanda nifak ve münafıklığın hususiyetleri gereği kadar bilinmezse, saf müslümanların çokça aldanacakları ve aldatılacakları ve nifak vesilesiyle millî ahlakın dahi feci şekilde bozulması nazara alınarak Risale-i Nur Külliyatından nifak hakkında bazı tesbitlerin yapılmasına ikaz için ihtiyac duyuldu.[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Bir müslümanın dinde beyan olunan nifak hakkındaki hususiyetleri bilmesi, böyle bir şerli duruma düşmemesi için şarttır. Günün bozuk cemiyetinde cehalet ve gaflet ve ahkâm-ı diniyeye teslimiyetsizlik artmıştır. Binaenaleyh böyle meselelerin nazara verilmesi giderek ehemmiyet kazanmıştır.[/COLOR] [COLOR=darkslategray]ASIL MÜNAFIKLIĞIN TARİFİ[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Münafığın ve münafıklığın dereceleri var. Asıl münafık, dinsiz ve din düşmanıdır. Risale-i Nurdan Emirdağ Lahiası adlı eserin 78. sahifesinde: “[U][COLOR=black]münafık[/COLOR][/U][COLOR=black] itikadsızdır, kalbsizdir ve vicdansızdır, Peygamber (A.S.M.) aleyhindedir. (Şimdiki bazı zındıklar gibi.)[/COLOR]” şeklinde tarif ediliyor.[/COLOR] [COLOR=darkslategray]MİLLETİN İKİYE BÖLÜNMESİ RİVAYETİ[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Keza Risale-i Nurdan Mektubat adlı eserin 439. sahifesinde, Türk milletinin ikiye bölüneceğini bildiren haberi tasdik eden bir rivayeti, Risale-i Nurun Kudsî Kaynakları adlı eserde şöle tesbitlidir:[/COLOR] [COLOR=darkslategray]“Yekünü fi ümmetî firkateyni, seyesîrunnasü kıstateyni, kıstatu îmanin lâ nifaka fihi, ve kıstatu nifakın lâ imane fihi.[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Meâli: "Ümmetimin içinde, yahut [U]ümmetim[/U] iki fırka olacak, insanlar iki gruba ayrılacaklar. Birinci grup [U]nifaksız[/U] hakiki ehl-i iman grubu.. ikincisi de, imansız [U]nifak ehli[/U] grubu..." (Hadis sıra no: 628)[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Evet, bu rivayet, âhirzamanda milletin nifak cihetindeki durumunu ihbar edip ikaz eder. Keza ilk meclis kurulduğunda Ankaraya giden Bediüzzaman Hazretleri, bu mezkür rivayetin haber verdiği milletce ikiye bölünme tehlikesinden bahseden beyannamesinin bir kısmında şöyle diyor:[/COLOR] [COLOR=darkslategray]“Şu inkılâb-ı azimin temel taşları sağlam gerek...Şu meclisin şahsiyet-i maneviyesi, sahip olduğu kuvvet cihetiyle, manâ-yı saltanatı deruhde etmiştir. [/COLOR] [COLOR=darkslategray]Eğer şeair-i İslâmiyeyi bizzat imtisâl etmek ve ettirmekle manâ-yı hilâfeti dahi vekâleten deruhde etmezse, hayat için dört şeye muhtaç; fakat an'ane-i müstemirre ile günde lâakal beş defa dine muhtaç olan, şu fıtratı bozulmayan ve lehviyat-ı medeniye ile ihtiyacat-ı ruhiyesini unutmayan milletin hâcât-ı diniyesini Meclis tatmin etmezse; bilmecburiye, mânâ-yı hilâfeti tamamen kabul ettiğiniz isme ve resme ve lâfza verecek; ve o mânâyı idame etmek için, kuvveti dahi verecek. [/COLOR] [COLOR=darkslategray]Halbuki Meclis elinde bulunmayan ve Meclis tarikiyle olmayan öyle bir kuvvet, [U]inşikak-ı asâya sebebiyet verecektir.[/U] İnşikak-ı asâ ise, وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًاÂyetine zıddır.” Tarihçe-i Hayat:142[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Yani, idare eden ve edilenler arasında, asırlardan beri gelen ve millî vicdanda yerleşen mukaddesatta müştereklik olmazsa tezadî durumlar meydana gelir. Millî aheng bozulur ki, bunun çok vahim neticeleri olur.[/COLOR] [COLOR=darkslategray]MÜNAFIK DİN DÜŞMANLIĞINI GİZLER[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Müslümanları aldatabilmek için münafık, dine düşmanlığını gizler. Hatta zahiren dindar bile görünür. [/COLOR] [COLOR=darkslategray]Keza münafıklar, azgınlıkları itibariyle de derecelidirler. Yani bazıları din düşmanlığında çok azgındır. [/COLOR] [COLOR=darkslategray]İSLÂM DAİRESİNDE ZUHUR EDEN NİFAKÎ DURUMLAR VE GIYBETLER[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Diğer bir kısım kimseler de var ki, din dairesinde bulunup din lehinde de faaliyet gösterirler. Fakat kalın bir gaflete ve gizli münafıkların tahrikiyle dünyevî garazkârlıklara itilerek sinsi münafıkların aleti olmak durumuna da düşerler manasındaki ikazlar, kısmen Risalelerde nazara veriliyor. Mesela İslam dairesinde yapılan nifakî fesaddan bir örnek olarak, Risale-i Nur eserlerinden 216 sahifelik Barla Lahikası adlı eserin 154. sahifesinde garazkârane iftira ve gıybet hakkında ehemmiyetle nazara alınması gereken ikazın çok kısa bir parçası şöyledir: [/COLOR] [COLOR=darkslategray]“ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتاً[COLOR=red] [/COLOR]Gıybet, şu âyetin kat'î hükmüyle[COLOR=black] nazar-ı Kur'anda gayet menfur ve ehl-i gıybet gayet fena ve alçaktırlar. Gıybetin en fena ve en şenii ve en zalimane kısmı, kazf-ı muhsanat nev'idir. Yani gözüyle görmüş [U]dört şahidi [/U]gösteremeyen bir insan, bir erkek veya kadın hakkında zina isnad etmek; en şeni' bir [U]günah-ı kebair[/U] ve en zalimane bir [U]cinayettir[/U], [U]hayat-ı içtimaiye-i ehl-i imanı[/U] zehirlendirir bir [U]hıyanettir[/U],...[/COLOR][/COLOR] [COLOR=darkslategray]يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ tehdidiyle, öyleleri [U]münafık gibi[/U] ehl-i imanın hayat-ı içtimâiyelerini böyle işâalarla ifsad ediyorlar, ifade ediyor…” Barla Lahikas: 154 sahifelik ilk Envar baskı ve nesil Külliyatın aynı eseri , 2. baskı: sh: 1517[/COLOR] [COLOR=darkslategray](Bahsın tamamını görmek isteyenler, gösterilen eserlere bakmalıdırlar.)[/COLOR] [COLOR=darkslategray]İşte bu beyanda açıkça görülüyor ki, bu tarz garazkârlık yapanlar, [U]münafıklık vasfiyle tavsif[/U] ediliyor ve edilebiliyor ki çok ehemmiyetli bir ikazdır.[/COLOR] [COLOR=darkslategray]CEHALET, GAFLET VE GARAZLA MİLLÎ EFKÂRI KARIŞTIRMAK[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Ve keza, ecnebilerden gelecek zarardan daha çok, müslümanların cehalet ve gaflet ve ahkâm-ı şer’iyeye teslimiyetsizlik gibi sebeblerle doğan zarar hakkında Bediüzzaman Hazretlerinin bir ikazı da şöyledir:[/COLOR] [COLOR=darkslategray]“[COLOR=black]Hem de düşmanlarımız onlar değil; asıl bizi bu kadar düşürüp i'lâ-yı Kelimetullah'a mani olan ve [U]cehalet[/U] neticesi olan [U]muhalefet-i şeriattır.[/U] Ve zaruret ve onun semeresi olan [U]sû'-i ahlâk ve harekettir[/U] ve ihtilaf ve onun mahsulü olan ağraz ve [U]nifaktır[/U] ki, ittihadımız bu üç insafsız düşmana hücumdur.[/COLOR]” Hutbe-i Şamiye:96[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Burada da, şeri’at hükümlerine aykırı hareket ve garazkârlıklarla ihtilaflar çıkarmaktan ve cemaatı kendine çekmek hırsiyle riyakârlık ve nifak yolunda yürümekten gelen zararlar cihetinde ikaz var.[/COLOR] [COLOR=darkslategray]CEMAATLER ARASINDA CEREYAN EDEN REKABETLER[/COLOR] [COLOR=darkslategray]İslam dairesinde cemaatların ortaya çıkışındandan ihtilaf çıkar şeklindeki iddiaya Bediüzzaman Hazretlerinin verdiği ehemmiyetli cevabında diyor ki:[/COLOR] [COLOR=darkslategray]“[COLOR=black]Evvelâ umûr-u uhreviyede hased ve müzahamet ve münakaşa olmadığından bu cem'iyetlerden hangisi münakaşaya, [U]rekabete[/U] kalkışsa ibadette riya ve [U]nifak[/U] etmiş gibidir.[/COLOR][/COLOR] [COLOR=darkslategray]Sâniyen: Muhabbet-i din saikasıyla teşekkül eden cemaatlerin [U]iki şart[/U] ile umumunu tebrik ve onlarla ittihad ederiz.[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Birinci şart: [U]Hürriyet-i şer'iyeyi [/U]ve [U]asayişi muhafaza[/U] etmektir.[/COLOR] [COLOR=darkslategray]İkinci şart: Muhabbet üzerinde hareket etmek, başka cem'iyete [U]leke sürmekle kendisine kıymet vermeğe çalışmamak.[/U] Birinde hata bulunsa, müfti-i ümmet cem'iyet-i ülemaya havale etmektir.[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Sâlisen: İ'lâ-yı Kelimetullahı hedef-i maksad eden cemaat, hiçbir [U]garaza[/U] vasıta olamaz. İsterse de muvaffak olamaz. Zira [U]nifaktır[/U].” Hutbe-i Şamiye:98[/COLOR] [COLOR=black][COLOR=darkslategray]Yani ki burada müsbet ihtilaf ve cemaat ile menfi ihtilaf ve cemaat meselesi var ve bu husus şöyle izah edilir:[/COLOR][/COLOR] [COLOR=black][COLOR=darkslategray]“[U]Hak namına[/U], hakikat hesabına olan tesadüm-ü efkâr ise; [U]maksadda ve esasta ittifak[/U] ile beraber, vesailde ihtilaf eder. Hakikatın her köşesini izhar edip, hakka ve hakikata hizmet eder. Fakat [U]tarafgirane[/U] ve [U]garazkârane[/U], [U]firavunlaşmış[/U] nefs-i emmare hesabına [U]hodfüruşluk[/U], şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki [U]fitne ateşleri çıkıyor.[/U] Çünki maksadda ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının [U]Küre-i Arz'da dahi nokta-i telakisi bulunmaz.[/U] [U]Hak namına olmadığı[/U] için, nihayetsiz müfritane gider. Kabil-i iltiyam olmayan [U]inşikaklara[/U] sebebiyet verir. [U]Hâl-i âlem buna şahiddir.”[/U] Mektubat:268[/COLOR][/COLOR] [COLOR=black][COLOR=darkslategray]Yani, bu kısımda, temel teşkil eden şer’î eserlerde, bilhassa Risale-i Nur kitablarında açıkça beyan olunan esaslara ve düsturlara bağlı kalıp garazkârlık yolunda te’vile sapmamak şart koşuluyor ve şarttır ve zaruridir. Ortada ihtilaflar varsa, mezkür müstakîm yoldan gidilmiyor demektir. Çünkü, müsbet veya menfi neticeler, kendi şartlarından doğar.[/COLOR][/COLOR] [COLOR=black][COLOR=darkslategray]KİZB’İN NİFAK ALÂMET OLDUĞU[/COLOR][/COLOR] [COLOR=black][COLOR=darkslategray]“Kizb küfrün esasıdır. Kizb [U]nifakın[/U] birinci alâmetidir.” İşarat-ül İ’caz:82[/COLOR][/COLOR] [COLOR=darkslategray]“Sıdk, İslâmiyetin üss-ül esasıdır ve ulvî seciyelerinin rabıtasıdır ve [U]hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır.[/U] Öyle ise, hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihya edip onunla manevî hastalıklarımızı tedavi etmeliyiz.[/COLOR] [COLOR=black][COLOR=darkslategray]Evet [U]sıdk[/U] ve doğruluk, İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir. [U]Riyakârlık[/U], fiilî bir nevi yalancılıktır. [U]Dalkavukluk[/U] ve [U]tasannu[/U], alçakça bir yalancılıktır. [U]Nifak ve münafıklık,[/U] muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise, Sâni'-i Zülcelal'in kudretine iftira etmektir.[/COLOR][/COLOR] [COLOR=black][COLOR=darkslategray]Küfür, bütün enva'ıyla kizbdir, yalancılıktır. İman sıdktır, doğruluktur. Bu sırra binaen kizb ve sıdkın ortasında hadsiz bir mesafe var; şark ve garb kadar birbirinden uzak olmak lâzım geliyor. Nar ve nur gibi birbirine girmemek lâzım. Halbuki gaddar siyaset ve zalim propaganda birbirini karıştırmış, beşerin kemalâtını da karıştırmış.”H:45[/COLOR][/COLOR] [COLOR=black][COLOR=darkslategray]Kütüb-u Sittede münafıklık alâmetleri hakkında şu hüküm var:[/COLOR][/COLOR] [COLOR=darkslategray][COLOR=black]“[/COLOR]İbnu Amr İbni'l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: [/COLOR] [COLOR=darkslategray]"Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse[U] halis münafıktır.[/U] Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde [U]nifaktan bir haslet var[/U] demektir: [U]Emanet[/U] edilince [U]hiyanet[/U] eder, konuşunca [U]yalan söyler[/U], söz verince [U]sözünde durmaz,[/U] [U]husûmet[/U] edince haddi aşar."[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Buhâri, İman 24, Mezâlim 17, Cizye 17; Müslim, İman 106, (58); Ebu Dâvud, sünnet 16, (4688); Tirmizi, İman 14, (2634); Nesâi, İman 20, (8, 116).”[/COLOR] [COLOR=darkslategray]Hülâsa: Meşruiyete dayanmayan inşikak ve gruplaşmalara; ve garazkârlık gibi hissiyatla adam çürütmeye dayanan gıybetlere; cemaatler arası menfi rekabetlere ve kizb’in yaygınlaşmasına karşı müteyakkız davranmak icab eder.[/COLOR] [COLOR=black][COLOR=darkslategray]İşte çok kısa olarak nazara verilen şu ikazlar, manevî mesuliyet hissine sahib olanlar için yeterli bir dersdir.[/COLOR][/COLOR] [COLOR=black][COLOR=darkslategray]Alıntı...[/COLOR][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Nifak ve münafıklık hakkında
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst