Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Nur talebeleri gercekten sehit sevabı kazanıomu ?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 160405" data-attributes="member: 5987"><p>Biz bu çalışmamızda Bediüzzaman Hazretlerinin, talebelerine hüsn-i hâtime müjdesi nev’inden olan beyânlarını da incelemek istiyoruz. Acabâ bu tür müjdeler kimlere mahsûstur, ne gibi özellikler istenmiştir, bunların iyi anlaşılmasında fayda mülâhaza ediyoruz.</p><p>Öncelikle Risâle-i Nûr’un muhtelif yerlerindeki bu tür pasajları derleyip, bu müjdeye lâyık olanların ruh portresini özet hâlinde görmek gerekmektedir.</p><p>“...bir zâta, rüyâda ona deniliyor ki, “R. N. şâkirtleri îmânla kabre girecekler, îmânsız vefât etmezler.†(1.Şuâ- s.844)</p><p> </p><p>“Kuvvetli hüccetlerle, hattâ ehl-i vukufu da teslime mecbûr eden işârât-?ı Kur'âniye ile Nurun sadık şâkirtleri îmânla kabre girecekler.†(14.Şuâ- s.1077)</p><p> </p><p>“..bu iki kahraman birâderzadelerim vefâtlarının îlânnameleriyle, R. N. şâkirtleri îmânla kabre gireceklerine dair olan müjde-i Kur'âniyeye...gösterdiler.†(Barla L.-Mektup No:291- s.1567) </p><p> </p><p>“R. N. şâkirtlerinin ehl-i cennet olacaklar ve îmân ile kabre girecekleri†cihetidir ki, Bu meselede şahıs, ismiyle tâyin edilmemiş, yalnız kuvvetli işâretlerle bâzı âyetlerin “îmân ve amel-i sâlih sâhipleri ehl-i cennettir†dedikleri misilli R.N.’un, şeytânları dahi susturan îmân-ı tahkîkî dersini alan şâkirtleri, îmân ile kabre gireceklerine kuvvetli emârelerle hükmedilse, elbette medâr-ı îtirâz olamaz.†(Sirâcü’n-Nûr- s.2301) </p><p> </p><p>“..bu âyette işaret ve bişâret-i Kur'âniye’de ifâde eder ki, 'R. N. dairesi içine girenler tehlikede olan îmânlarını kurtarıyorlar ve îmânla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler' diye müjde veriyorlar.†(1.Şuâ- s.836) </p><p> </p><p>“..bu Nurları okuyup yazanlardan binler kişi îmânla kabre girdiğini...†(11.Şuâ- s.986) </p><p> </p><p>“..R. N. talebelerinin îmânla kabre gireceklerine dair olan işarî bişâret-i Kur'âniyeyi vefâtıyla imzâ etmiş.†(Kastamonu L.-Mektup No:17- s.1579)</p><p> </p><p>“Sadâkat ve kanâatle R. N. dairesine giren, îmânla kabre gireceğine gayet kuvvetli senetler var.†(Kastamonu L.?-Mektup No:168- s.1674) </p><p> </p><p>“Şüphem kalmadı ki, bu zâhir sadâkat kerâmeti, N. talebelerinin îmânla kabre gireceklerini ispat ediyor ve hüsn-i hâtimeye mazhardırlar.†(Emirdağ L?.-1, Mektup No:109 -s.174</p><p> </p><p>“R. N.'un dünyevî ve uhrevî pek çok faydalarından, R. N.'da beyân edilen ve şâkirtlerinin tecrübeleriyle tasdik edilen yalnız birkaç tanesini beyan ediyoruz. 1- Ayât-ı Kur'âniyenin işaretiyle, îmânla kabre girmektir..†(Emirdağ L.-1, Mektup No:141- s.1759)</p><p> </p><p>“Kardeşlerim, bugünlerde biri R. N. talebelerine, diğeri bana ait iki mesele ihtâr edildi. Ehemmiyetine binaen yazıyorum. </p><p>1. Mes’ele:1. Şuada iki üç âyetin işârâtında, R. N.'un sadık talebeleri îmânla kabre gideceklerine ve ehl-i Cennet olacaklarna dair kudsî bir müjde ve kuvvetli bir bişâret bulunduğu gösterilmiştir. Fakat bu pek büyük meseleye ve çok kıymettar işarete tam kuvvet verecek bir delil ister diye beklerdim, çoktan beri muntazırdım. Lillâhilhamd, iki emâre birden kalbime geldi:</p><p> </p><p>Birinci emare: İman-ı tahkîkî ilmelyakînden hakkalyakîne yakınlaştıkça daha selb edilmeyeceğine ehl-i keşif ve tahkîk hükmetmişler ve demişler ki:“Sekerât vaktinde Şeytân vesvesesiyle ancak akla şüpheler verip tereddüde düşürebilir.†Bu nevi îmân-ı tahkikî ise yalnız akılda durmuyor. Belki hem kalbe, hem ruha, hem sırra, hem öyle letâife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, şeytânın eli o yerlere yetişemiyor. Öylelerin imânı zevalden mahfûz kalıyor.†Bu imân-ı tahkîkînin vusûlüne vesîle olan bir yolu, vilâyet-i kâmile ile keşif ve şuhûd ile hakîkate yetişmektir. Bu yol ehass-ı havassa mahsustur, imân-ı şuhûdîdir.</p><p>İkinci yol, îmân-ı bilgayb cihetinde, sırr-ı vahyin feyziyle, burhanî ve Kur'ânî bir tarzda, akıl ve kalbin imtizâcıyla, hakkalyakîn derecesinde bir kuvvetle zarûret ve bedâhet derecesine gelen bir ilmelyakînle hakâik-i îmâniyeyi tasdik etmektir. Bu ikinci yol, R. N.'un esası, mayas, temeli, ruhu, hakikati olduğunu has talebeleri görüyorlar. Başkalar dahi insafla baksa, R. N. hakâik-i imâniyeye muhâlif olan yolları gayr-i mümkin ve muhâl ve mümteni‘ derecesinde gösterdiğini görecekler.</p><p> </p><p>İkinci emare: R. N.'un sâdık şâkirtleri, hüsn-i âkıbetlerine ve imân-ı kâmil kazanmalarına o derece kesretli ve makbûl ve samimî dualar oluyor ki, o duaların içinde hiçbiri kabûl olmamasına akıl imkân veremiyor. Ezcümle: R. N.'un bir hâdimi ve bir tek şâkirdi, 24 saatte, R. N. talebelerinin hüsn-i âkıbetlerine ve saadet-i ebediyeye mazhar olmalarına yüz defa R. N. talebelerine ettiği dualar içinde hiç olmazsa yirmi otuz defa selâmet-i imânlarına ve husûsî hüsn-i âkıbetlerine ve îmânla kabre girmelerine, aynı duayı, en ziyâde kabûle medâr olan şerâit içinde ediyor. </p><p>Hem R. N.'un talebeleri bu zamanda her cihetten ziyâde hücûma mâruz olan imân hususunda, birbirine selâmet-i imân hakkındaki samîmî, mâsûm lisânlarıyla dualarının yekûnu öyle bir kuvvettedir ki, rahmet ve hikmet onun reddine müsaade etmezler. Faraza, mecmuu itibarıyla reddedilse, tek bir tane onların içinde kabul olunsa, yine her biri selâmet-i îmânla kabre gireceğine kâfi geliyor. Çünkü herbir dua umuma bakar.†(Kastamonu L.-Mektup No: 13- s. 1577)</p><p> </p><p>“Fakat onun zâhirî sebebi olan R. N.'un o zahmet çekenlere kazandırdığı îmân-ı tahkikî ve îmân-ı tahkikî ile hüsn-i hâtime ve şirket-i mâneviye ile yüzer adam kadar a'mâl-i sâliha o acı zahmeti tatlı bir rahmete çevirdiğinden, bu iki neticenin fiyatı, sarsılmaz bir sadakat ve sebatkârlıktır.†(13.Şuâ- s.100 </p><p> </p><p>“Yâ Rab!... R. N. talebelerine îmân-ı ekmel ve hüsn-i hâtime ver.†(Şuâlar / 9. Şuâ- s.945) </p><p> </p><p>“Bana ve ihvânıma imân-ı kâmil ve hüsn-i hâtime ver.†(Şuâlar / 3. Şuâ- s.872)</p><p> </p><p> </p><p>Yukarıdaki iktibaslar ışığında mes’eleyi incelersek, böyle bir müjdenin iktizâ ettiği gerçekleri de görmek gerekmektedir.</p><p>Hz. Üstâd, böyle bir lütfun ön şartlarını da sıralıyor. Onlar vesilesiyle böyle bir güzel âkıbete ulaşma yoluna salıklıyor.</p><p>Onları özetlersek: “Sarsılmaz bir sadâkat, sebâtârlık ve kanâatle Risâle-i nûr dâiresi içine giren, îmân-ı tahkîkî dersini alan sâdık ciddî şâkirtler.†gibi bir tablo karşımıza çıkmaktadır ki bu da gerçekten gayret, cehd ve yüksek bir performans istemektedir. Rabbim bizleri bu müjdeye lâyık şekilde yolunda kâim ve dâim eylesin.</p><p>amin</p><p></p><p>alıntıdır.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 160405, member: 5987"] Biz bu çalışmamızda Bediüzzaman Hazretlerinin, talebelerine hüsn-i hâtime müjdesi nev’inden olan beyânlarını da incelemek istiyoruz. Acabâ bu tür müjdeler kimlere mahsûstur, ne gibi özellikler istenmiştir, bunların iyi anlaşılmasında fayda mülâhaza ediyoruz. Öncelikle Risâle-i Nûr’un muhtelif yerlerindeki bu tür pasajları derleyip, bu müjdeye lâyık olanların ruh portresini özet hâlinde görmek gerekmektedir. “...bir zâta, rüyâda ona deniliyor ki, “R. N. şâkirtleri îmânla kabre girecekler, îmânsız vefât etmezler.†(1.Şuâ- s.844) “Kuvvetli hüccetlerle, hattâ ehl-i vukufu da teslime mecbûr eden işârât-?ı Kur'âniye ile Nurun sadık şâkirtleri îmânla kabre girecekler.†(14.Şuâ- s.1077) “..bu iki kahraman birâderzadelerim vefâtlarının îlânnameleriyle, R. N. şâkirtleri îmânla kabre gireceklerine dair olan müjde-i Kur'âniyeye...gösterdiler.†(Barla L.-Mektup No:291- s.1567) “R. N. şâkirtlerinin ehl-i cennet olacaklar ve îmân ile kabre girecekleri†cihetidir ki, Bu meselede şahıs, ismiyle tâyin edilmemiş, yalnız kuvvetli işâretlerle bâzı âyetlerin “îmân ve amel-i sâlih sâhipleri ehl-i cennettir†dedikleri misilli R.N.’un, şeytânları dahi susturan îmân-ı tahkîkî dersini alan şâkirtleri, îmân ile kabre gireceklerine kuvvetli emârelerle hükmedilse, elbette medâr-ı îtirâz olamaz.†(Sirâcü’n-Nûr- s.2301) “..bu âyette işaret ve bişâret-i Kur'âniye’de ifâde eder ki, 'R. N. dairesi içine girenler tehlikede olan îmânlarını kurtarıyorlar ve îmânla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler' diye müjde veriyorlar.†(1.Şuâ- s.836) “..bu Nurları okuyup yazanlardan binler kişi îmânla kabre girdiğini...†(11.Şuâ- s.986) “..R. N. talebelerinin îmânla kabre gireceklerine dair olan işarî bişâret-i Kur'âniyeyi vefâtıyla imzâ etmiş.†(Kastamonu L.-Mektup No:17- s.1579) “Sadâkat ve kanâatle R. N. dairesine giren, îmânla kabre gireceğine gayet kuvvetli senetler var.†(Kastamonu L.?-Mektup No:168- s.1674) “Şüphem kalmadı ki, bu zâhir sadâkat kerâmeti, N. talebelerinin îmânla kabre gireceklerini ispat ediyor ve hüsn-i hâtimeye mazhardırlar.†(Emirdağ L?.-1, Mektup No:109 -s.174 “R. N.'un dünyevî ve uhrevî pek çok faydalarından, R. N.'da beyân edilen ve şâkirtlerinin tecrübeleriyle tasdik edilen yalnız birkaç tanesini beyan ediyoruz. 1- Ayât-ı Kur'âniyenin işaretiyle, îmânla kabre girmektir..†(Emirdağ L.-1, Mektup No:141- s.1759) “Kardeşlerim, bugünlerde biri R. N. talebelerine, diğeri bana ait iki mesele ihtâr edildi. Ehemmiyetine binaen yazıyorum. 1. Mes’ele:1. Şuada iki üç âyetin işârâtında, R. N.'un sadık talebeleri îmânla kabre gideceklerine ve ehl-i Cennet olacaklarna dair kudsî bir müjde ve kuvvetli bir bişâret bulunduğu gösterilmiştir. Fakat bu pek büyük meseleye ve çok kıymettar işarete tam kuvvet verecek bir delil ister diye beklerdim, çoktan beri muntazırdım. Lillâhilhamd, iki emâre birden kalbime geldi: Birinci emare: İman-ı tahkîkî ilmelyakînden hakkalyakîne yakınlaştıkça daha selb edilmeyeceğine ehl-i keşif ve tahkîk hükmetmişler ve demişler ki:“Sekerât vaktinde Şeytân vesvesesiyle ancak akla şüpheler verip tereddüde düşürebilir.†Bu nevi îmân-ı tahkikî ise yalnız akılda durmuyor. Belki hem kalbe, hem ruha, hem sırra, hem öyle letâife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, şeytânın eli o yerlere yetişemiyor. Öylelerin imânı zevalden mahfûz kalıyor.†Bu imân-ı tahkîkînin vusûlüne vesîle olan bir yolu, vilâyet-i kâmile ile keşif ve şuhûd ile hakîkate yetişmektir. Bu yol ehass-ı havassa mahsustur, imân-ı şuhûdîdir. İkinci yol, îmân-ı bilgayb cihetinde, sırr-ı vahyin feyziyle, burhanî ve Kur'ânî bir tarzda, akıl ve kalbin imtizâcıyla, hakkalyakîn derecesinde bir kuvvetle zarûret ve bedâhet derecesine gelen bir ilmelyakînle hakâik-i îmâniyeyi tasdik etmektir. Bu ikinci yol, R. N.'un esası, mayas, temeli, ruhu, hakikati olduğunu has talebeleri görüyorlar. Başkalar dahi insafla baksa, R. N. hakâik-i imâniyeye muhâlif olan yolları gayr-i mümkin ve muhâl ve mümteni‘ derecesinde gösterdiğini görecekler. İkinci emare: R. N.'un sâdık şâkirtleri, hüsn-i âkıbetlerine ve imân-ı kâmil kazanmalarına o derece kesretli ve makbûl ve samimî dualar oluyor ki, o duaların içinde hiçbiri kabûl olmamasına akıl imkân veremiyor. Ezcümle: R. N.'un bir hâdimi ve bir tek şâkirdi, 24 saatte, R. N. talebelerinin hüsn-i âkıbetlerine ve saadet-i ebediyeye mazhar olmalarına yüz defa R. N. talebelerine ettiği dualar içinde hiç olmazsa yirmi otuz defa selâmet-i imânlarına ve husûsî hüsn-i âkıbetlerine ve îmânla kabre girmelerine, aynı duayı, en ziyâde kabûle medâr olan şerâit içinde ediyor. Hem R. N.'un talebeleri bu zamanda her cihetten ziyâde hücûma mâruz olan imân hususunda, birbirine selâmet-i imân hakkındaki samîmî, mâsûm lisânlarıyla dualarının yekûnu öyle bir kuvvettedir ki, rahmet ve hikmet onun reddine müsaade etmezler. Faraza, mecmuu itibarıyla reddedilse, tek bir tane onların içinde kabul olunsa, yine her biri selâmet-i îmânla kabre gireceğine kâfi geliyor. Çünkü herbir dua umuma bakar.†(Kastamonu L.-Mektup No: 13- s. 1577) “Fakat onun zâhirî sebebi olan R. N.'un o zahmet çekenlere kazandırdığı îmân-ı tahkikî ve îmân-ı tahkikî ile hüsn-i hâtime ve şirket-i mâneviye ile yüzer adam kadar a'mâl-i sâliha o acı zahmeti tatlı bir rahmete çevirdiğinden, bu iki neticenin fiyatı, sarsılmaz bir sadakat ve sebatkârlıktır.†(13.Şuâ- s.100 “Yâ Rab!... R. N. talebelerine îmân-ı ekmel ve hüsn-i hâtime ver.†(Şuâlar / 9. Şuâ- s.945) “Bana ve ihvânıma imân-ı kâmil ve hüsn-i hâtime ver.†(Şuâlar / 3. Şuâ- s.872) Yukarıdaki iktibaslar ışığında mes’eleyi incelersek, böyle bir müjdenin iktizâ ettiği gerçekleri de görmek gerekmektedir. Hz. Üstâd, böyle bir lütfun ön şartlarını da sıralıyor. Onlar vesilesiyle böyle bir güzel âkıbete ulaşma yoluna salıklıyor. Onları özetlersek: “Sarsılmaz bir sadâkat, sebâtârlık ve kanâatle Risâle-i nûr dâiresi içine giren, îmân-ı tahkîkî dersini alan sâdık ciddî şâkirtler.†gibi bir tablo karşımıza çıkmaktadır ki bu da gerçekten gayret, cehd ve yüksek bir performans istemektedir. Rabbim bizleri bu müjdeye lâyık şekilde yolunda kâim ve dâim eylesin. amin alıntıdır. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Nur talebeleri gercekten sehit sevabı kazanıomu ?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst