Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Nurdan Damlalar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Garib" data-source="post: 83236" data-attributes="member: 1249"><p><strong>Cevap: Nurdan Cümleler</strong></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: Red"><em><strong>Birinci Nükte:</strong></em></span></span></strong></p><p></p><p> <em><strong>Yirmisekizinci Mektub'un Yedinci Mes'elesinde yedi-sekiz küllî ve manevî inâyât-ı İlâhiyeden hissettiğimiz bir işaret-i gaybiyeyi, "Sekizinci İnayet" namıyla "tevâfukât" tabiri altındaki nakışta o işaratın cilvesini gördüğümüzü iddia etmiştik. Ve iddia ediyoruz ki: Bu yedi-sekiz küllî inâyâtlar, o derece kuvvetli ve kat'îdirler ki, herbirisi tek başıyla o işarat-ı gaybiyeyi isbat eder. Farz-ı muhal olarak bir kısmı zaîf görülse, hattâ inkâr edilse; o işarat-ı gaybiyenin kat'iyetine halel vermez. O sekiz inâyâtı inkâr edemeyen, o işaratı inkâr edemez. Fakat tabakat-ı nâs muhtelif olduğu için, hem kesretli tabaka olan tabaka-i avam gözüne daha ziyade itimad ettiği için; o sekiz inâyâtın içinde en kuvvetlisi değil, belki en zâhirîsi tevâfukât olduğundan; -çendan ötekiler daha kuvvetli, fakat bu daha umumî olduğu için- ona gelen evhamı def'etmek maksadıyla, bir müvazene nev'inden, bir hakikatı beyan etmeye mecbur kaldım. Şöyle ki:</strong></em></p><p> <em><strong>O zâhirî inâyet hakkında demiştik: Yazdığımız risalelerde, Kur'an kelimesi ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm kelimesinde öyle bir derece tevâfukât görünüyor.. hiçbir şüphe bırakmıyor ki, bir kasd ile tanzîm edilip, müvazi bir vaziyet verilir. Kasd ve irâde ise, bizlerin olmadığına delilimiz: Üç-dört sene sonra muttali' olduğumuzdur. Öyle ise bu kasd ve irâde, bir inâyet eseri olarak gaybîdir. Sırf i'câz-ı Kur'an ve i'câz-ı Ahmediyeyi te'yid sûretinde o iki kelimede tevâfuk sûretinde o garib vaziyet verilmiştir. Bu iki kelimenin mübarekiyeti, i'câz-ı Kur'an ve i'câz-ı Ahmediyeye bir hâtem-i tasdik olmakla beraber; sair misil kelimeleri dahi, ekseriyet-i mutlaka ile tevâfuka mazhar etmişler. Fakat onlar, birer sahifeye mahsus. Bu iki kelime ise bir-iki risalenin umumunda ve ekser risalelerde görünüyor. Fakat mükerrer demişiz: Bu tevâfukun aslı, sair kitablarda da çok bulunabilir; amma kasd ve irâde-i âliyeyi gösterecek bu derece garâbette değildir. Şimdi bu davamızı çürütmek kabil olmadığı halde, zâhir nazarlarda çürümüş gibi görmekte bir-iki cihet olabilir:</strong></em></p><p> <u><span style="color: DarkGreen"><em><strong>Birisi: "Sizler düşünüp, öyle bir tevâfuku rast getirmişsiniz." diyebilirler. "Böyle bir şey yapmak kasd ile olsa, rahat ve kolay bir şeydir." Buna karşı deriz ki: Bir davada iki şahid-i sâdık kâfidir. Bu davamızdaki kasd ve irâdemiz taalluk etmeyerek, üç-dört sene sonra muttali' olduğumuza yüz şahid-i sâdık bulunabilir. Bu münasebetle bir nokta söyleyeceğim: Bu keramet-i i'câziye, Kur'an-ı Hakîm belâgat cihetinde derece-i i'câzda olduğu nev'inden değildir. Çünki i'câz-ı Kur'anda, kudret-i beşer o yolda giderek o dereceye yetişemiyor. Şu keramet-i i'câziye ise, kudret-i beşerle olamıyor; kudret, o işe karışamıyor. Karışsa sun'î olur, bozulur. (Hâşiye)</strong></em></span></u></p><p> </p><p> <em><strong><span style="color: Red">(Hâşiye):</span> Ondokuzuncu Mektub'un Onsekizinci İşaretinde; bir nüshada, bir sahifede dokuz Kur'an tevâfuk sûretinde bulunduğu halde birbirine hat çektik, mecmuunda Muhammed lafzı çıktı. O sahifenin mukabilindeki sahifede sekiz Kur'an tevâfukla beraber, mecmuunda Lâfzullah çıktı. tevâfukâtta böyle bedi' şeyler çok var. Bu Hâşiyenin mealini gözümüzle gördük.</strong></em></p><p style="text-align: right"><p style="text-align: right"><em><strong>Bekir, Tevfik, Süleyman, Galib, Said</strong></em></p> </p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Garib, post: 83236, member: 1249"] [b]Cevap: Nurdan Cümleler[/b] [B][SIZE=4][COLOR=Red][I][B]Birinci Nükte:[/B][/I][/COLOR][/SIZE][/B] [I][B]Yirmisekizinci Mektub'un Yedinci Mes'elesinde yedi-sekiz küllî ve manevî inâyât-ı İlâhiyeden hissettiğimiz bir işaret-i gaybiyeyi, "Sekizinci İnayet" namıyla "tevâfukât" tabiri altındaki nakışta o işaratın cilvesini gördüğümüzü iddia etmiştik. Ve iddia ediyoruz ki: Bu yedi-sekiz küllî inâyâtlar, o derece kuvvetli ve kat'îdirler ki, herbirisi tek başıyla o işarat-ı gaybiyeyi isbat eder. Farz-ı muhal olarak bir kısmı zaîf görülse, hattâ inkâr edilse; o işarat-ı gaybiyenin kat'iyetine halel vermez. O sekiz inâyâtı inkâr edemeyen, o işaratı inkâr edemez. Fakat tabakat-ı nâs muhtelif olduğu için, hem kesretli tabaka olan tabaka-i avam gözüne daha ziyade itimad ettiği için; o sekiz inâyâtın içinde en kuvvetlisi değil, belki en zâhirîsi tevâfukât olduğundan; -çendan ötekiler daha kuvvetli, fakat bu daha umumî olduğu için- ona gelen evhamı def'etmek maksadıyla, bir müvazene nev'inden, bir hakikatı beyan etmeye mecbur kaldım. Şöyle ki:[/B][/I] [I][B]O zâhirî inâyet hakkında demiştik: Yazdığımız risalelerde, Kur'an kelimesi ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm kelimesinde öyle bir derece tevâfukât görünüyor.. hiçbir şüphe bırakmıyor ki, bir kasd ile tanzîm edilip, müvazi bir vaziyet verilir. Kasd ve irâde ise, bizlerin olmadığına delilimiz: Üç-dört sene sonra muttali' olduğumuzdur. Öyle ise bu kasd ve irâde, bir inâyet eseri olarak gaybîdir. Sırf i'câz-ı Kur'an ve i'câz-ı Ahmediyeyi te'yid sûretinde o iki kelimede tevâfuk sûretinde o garib vaziyet verilmiştir. Bu iki kelimenin mübarekiyeti, i'câz-ı Kur'an ve i'câz-ı Ahmediyeye bir hâtem-i tasdik olmakla beraber; sair misil kelimeleri dahi, ekseriyet-i mutlaka ile tevâfuka mazhar etmişler. Fakat onlar, birer sahifeye mahsus. Bu iki kelime ise bir-iki risalenin umumunda ve ekser risalelerde görünüyor. Fakat mükerrer demişiz: Bu tevâfukun aslı, sair kitablarda da çok bulunabilir; amma kasd ve irâde-i âliyeyi gösterecek bu derece garâbette değildir. Şimdi bu davamızı çürütmek kabil olmadığı halde, zâhir nazarlarda çürümüş gibi görmekte bir-iki cihet olabilir:[/B][/I] [U][COLOR=DarkGreen][I][B]Birisi: "Sizler düşünüp, öyle bir tevâfuku rast getirmişsiniz." diyebilirler. "Böyle bir şey yapmak kasd ile olsa, rahat ve kolay bir şeydir." Buna karşı deriz ki: Bir davada iki şahid-i sâdık kâfidir. Bu davamızdaki kasd ve irâdemiz taalluk etmeyerek, üç-dört sene sonra muttali' olduğumuza yüz şahid-i sâdık bulunabilir. Bu münasebetle bir nokta söyleyeceğim: Bu keramet-i i'câziye, Kur'an-ı Hakîm belâgat cihetinde derece-i i'câzda olduğu nev'inden değildir. Çünki i'câz-ı Kur'anda, kudret-i beşer o yolda giderek o dereceye yetişemiyor. Şu keramet-i i'câziye ise, kudret-i beşerle olamıyor; kudret, o işe karışamıyor. Karışsa sun'î olur, bozulur. (Hâşiye)[/B][/I][/COLOR][/U] [U][COLOR=DarkGreen][/COLOR][/U] [I][B][COLOR=Red](Hâşiye):[/COLOR] Ondokuzuncu Mektub'un Onsekizinci İşaretinde; bir nüshada, bir sahifede dokuz Kur'an tevâfuk sûretinde bulunduğu halde birbirine hat çektik, mecmuunda Muhammed lafzı çıktı. O sahifenin mukabilindeki sahifede sekiz Kur'an tevâfukla beraber, mecmuunda Lâfzullah çıktı. tevâfukâtta böyle bedi' şeyler çok var. Bu Hâşiyenin mealini gözümüzle gördük.[/B][/I] [RIGHT][RIGHT][I][B]Bekir, Tevfik, Süleyman, Galib, Said[/B][/I][/RIGHT][/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Nurdan Damlalar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst