Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Nurdan Hatıralar/Bediüzzaman'ın Hayatından Menkıbeler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ruh" data-source="post: 146512" data-attributes="member: 1370"><p><strong><em><span style="color: green">Bediüzzaman cephede dolaşıyordu</span></em></strong></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Son Şahitler'den Ahlatlı İsmail Hakkı Arslan anlatıyor</span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'"><u>Ahlatlı İsmail Hakkı Arslan anlatıyor:</u> </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">İsmail Hakkı, rüştiye mezunudur ve mübaşirlikten emeklidir. Üstadı tanıyışını ve onunla birlikte geçen günlerini şöyle anlatıyor: </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">"Ona kurşun tesir etmiyordu" </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Birinci Cihan Harbinde Ruslara karşı Pasinler'de harbettim. O zamanlarda bizleri Ahlat'tan toplayarak cepheye götürmüşlerdi. 1915'lerin Mart aylarındaydık. Lapa lapa kar yağıyordu. Her taraf bem beyazdı. Bizler Ruslara karşı aziz vatanımızı müdafaa ediyorduk. Siperlerden başlarımızı çıkaramıyorduk. Çünkü yağmur gibi kurşunlar yağıyordu. Yağmur gibi yağan mermilerin altında savaşıyorduk. Adetâ göklerden sarapneller yağıyordu. En çok aciz olduğumuz bu konuda havada patlayan sarapnellerdi. Şarapneller bizleri çok kırıyor, büyük zayiatlar veriyorduk. Havada patlayan şarapneller parçalar halinde sağa sola dağılıyordu. </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">İşte tam bu esnada Molla Said-i Meşhur da siperleri dolaşıyordu. Bir ara atının üzerinde dere boyunu geziyordu. Bu esnada siperlerden çıkanlar oluyordu ve bunlar vurularak şehid oluyorlardı. </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Ben hem Molla Said'i görmek, hem de ellerini öpmek istiyordum. Fakat içimde vurulmak endişesi vardı. Ben çok öncelerden beri Molla Said'i ve Bediüzzaman ünvanını duymuştum. Fakat bu büyük zatı ilk defa Pasinler'in bu kanlı cephesinde görüyordum. Biri ara baktım, bu büyük kumandan benim hizama gelmişti. Kalkıp görmek istiyordum, ama vurulmak endişesiyle korkuyordum. Ona bir şey olmuyordu. O dehşetli anlarda kendi kendimle konuşmaya başlamıştım. </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Kendime dedim: "Vallahi vurulsam da ben bu zatı ziyaret edeceğim." </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Aniden ayağa kalktım, ama mermiler vızır vızır yanımdan geçiyordu. Bu sırada Molla Said-i Meşhur'un şöyle hitap ettiğini işitmiştim: </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">"Allah için cihad ediniz. Allah bizim muînimizdir!" </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Daha sonraları yanıma gelip ellerini sırtıma vurarak bizlere korkmamamızı, zafere ereceğimizi bildiriyordu. </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Sibirya'ya sürgün ve sürgünden kaçış </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Sonraları Ruslar bizleri esir edip Sibirya'ya sürgün götürdüler. Molla Said-i Meşhur'u bizlerden ayırıp başka bir kampa götürmüşlerdi. Beni başka bir grupla Sibirya'ya götürdüler. Bu esaret günleri ve daha sonraları ben Sibirya'da ve Bakü'de uzun yıllar kaldım. Ancak altı yıl sonra Bakü'den ayrılıp Ahlat'a gelebildim. </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Bizim firar hadisemiz çok zor olmuştu. Bir ara bende takat derman kalmamıştı. Benim de içlerinde olduğum kervan beni terk etmişti. Ben yorgunluktan ve perişaniyetten dolayı daha ileriye gidememiştim, ayaklarım çekilmişti. Kervan beni attı ve gitti. </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Bana, "Artık seninle uğraşacak vaktimiz yoktur" dediler ve beni bırakıp gittiler. Yalnız ve her şeyden ümitsiz olarak beklerken, bir ara baktım, kıble tarafından bir zat geliyor. Bana o anda dedi: </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">"Kalk, ne duruyorsun buralarda?" </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">O ara bana bir cesaret geldi, sanki canlandım. O sırada bana "Kalk!" diyen zatı tanımadım, yalnız savaşta sırtında bulunan pelerin gibi bir bez sanki yüzümü sıyırdı, yüzümü okşayarak geçti. Ben bu heybetli zatın ikazından sonra sanki yeniden canlandım. Bana büyük bir kuvvet ve can geldi. Bismillah deyip, kalkarak yoluma devam ettim. </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Nihayet biraz gayret ve yorgunluktan sonra bizim kervana kavuştum. Bu defa onlar şaşırıp kalmışlardı. Ben başımdan geçen bu hadiseyi Bediüzzaman'ın büyük himmetine, yardımına ve kerametine bağlıyorum. Molla Said'in duaları hürmetine yeniden hayata kavuşmuştum. Ben buna, "Ancak o zat olabilir" diye inanıyorum. Hele yağmur gibi şarapneller ve kurşunların yağdığı bir sırada, atın üzerindeki o heybetini ve celâlini hiçbir zaman unutamam. Bu zat, yâni Bediüzzaman Molla Said-i Meşhur, hem kumandan hem de evliyaydı. O, zamanın Abdülkadir Geylanî'sidir. Sonra kendisi çok güzeldi. Bedenen ve sureten erkek güzeliydi. Babayiğitti ve çok mehîbti, çok heybetliydi. </span></span></strong></em></p><p> </p><p><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">Bütün bu olup bitenlerden sonraki zamanlarda Üstad Bediüzzaman'ın bütün vatanımızdaki büyük hizmetlerini duyarak, çok seviniyor ve Üstadı çok seviyordum. </span></span></strong></em></p><p> </p><p style="text-align: right"><em><strong><span style="color: green"><span style="font-family: 'Verdana'">(Son Şahitler, Necmeddin Şahiner)</span></span></strong></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ruh, post: 146512, member: 1370"] [B][I][COLOR=green]Bediüzzaman cephede dolaşıyordu[/COLOR][/I][/B] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Son Şahitler'den Ahlatlı İsmail Hakkı Arslan anlatıyor[/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana][U]Ahlatlı İsmail Hakkı Arslan anlatıyor:[/U] [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]İsmail Hakkı, rüştiye mezunudur ve mübaşirlikten emeklidir. Üstadı tanıyışını ve onunla birlikte geçen günlerini şöyle anlatıyor: [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]"Ona kurşun tesir etmiyordu" [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Birinci Cihan Harbinde Ruslara karşı Pasinler'de harbettim. O zamanlarda bizleri Ahlat'tan toplayarak cepheye götürmüşlerdi. 1915'lerin Mart aylarındaydık. Lapa lapa kar yağıyordu. Her taraf bem beyazdı. Bizler Ruslara karşı aziz vatanımızı müdafaa ediyorduk. Siperlerden başlarımızı çıkaramıyorduk. Çünkü yağmur gibi kurşunlar yağıyordu. Yağmur gibi yağan mermilerin altında savaşıyorduk. Adetâ göklerden sarapneller yağıyordu. En çok aciz olduğumuz bu konuda havada patlayan sarapnellerdi. Şarapneller bizleri çok kırıyor, büyük zayiatlar veriyorduk. Havada patlayan şarapneller parçalar halinde sağa sola dağılıyordu. [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]İşte tam bu esnada Molla Said-i Meşhur da siperleri dolaşıyordu. Bir ara atının üzerinde dere boyunu geziyordu. Bu esnada siperlerden çıkanlar oluyordu ve bunlar vurularak şehid oluyorlardı. [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Ben hem Molla Said'i görmek, hem de ellerini öpmek istiyordum. Fakat içimde vurulmak endişesi vardı. Ben çok öncelerden beri Molla Said'i ve Bediüzzaman ünvanını duymuştum. Fakat bu büyük zatı ilk defa Pasinler'in bu kanlı cephesinde görüyordum. Biri ara baktım, bu büyük kumandan benim hizama gelmişti. Kalkıp görmek istiyordum, ama vurulmak endişesiyle korkuyordum. Ona bir şey olmuyordu. O dehşetli anlarda kendi kendimle konuşmaya başlamıştım. [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Kendime dedim: "Vallahi vurulsam da ben bu zatı ziyaret edeceğim." [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Aniden ayağa kalktım, ama mermiler vızır vızır yanımdan geçiyordu. Bu sırada Molla Said-i Meşhur'un şöyle hitap ettiğini işitmiştim: [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]"Allah için cihad ediniz. Allah bizim muînimizdir!" [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Daha sonraları yanıma gelip ellerini sırtıma vurarak bizlere korkmamamızı, zafere ereceğimizi bildiriyordu. [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Sibirya'ya sürgün ve sürgünden kaçış [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Sonraları Ruslar bizleri esir edip Sibirya'ya sürgün götürdüler. Molla Said-i Meşhur'u bizlerden ayırıp başka bir kampa götürmüşlerdi. Beni başka bir grupla Sibirya'ya götürdüler. Bu esaret günleri ve daha sonraları ben Sibirya'da ve Bakü'de uzun yıllar kaldım. Ancak altı yıl sonra Bakü'den ayrılıp Ahlat'a gelebildim. [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Bizim firar hadisemiz çok zor olmuştu. Bir ara bende takat derman kalmamıştı. Benim de içlerinde olduğum kervan beni terk etmişti. Ben yorgunluktan ve perişaniyetten dolayı daha ileriye gidememiştim, ayaklarım çekilmişti. Kervan beni attı ve gitti. [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Bana, "Artık seninle uğraşacak vaktimiz yoktur" dediler ve beni bırakıp gittiler. Yalnız ve her şeyden ümitsiz olarak beklerken, bir ara baktım, kıble tarafından bir zat geliyor. Bana o anda dedi: [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]"Kalk, ne duruyorsun buralarda?" [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]O ara bana bir cesaret geldi, sanki canlandım. O sırada bana "Kalk!" diyen zatı tanımadım, yalnız savaşta sırtında bulunan pelerin gibi bir bez sanki yüzümü sıyırdı, yüzümü okşayarak geçti. Ben bu heybetli zatın ikazından sonra sanki yeniden canlandım. Bana büyük bir kuvvet ve can geldi. Bismillah deyip, kalkarak yoluma devam ettim. [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Nihayet biraz gayret ve yorgunluktan sonra bizim kervana kavuştum. Bu defa onlar şaşırıp kalmışlardı. Ben başımdan geçen bu hadiseyi Bediüzzaman'ın büyük himmetine, yardımına ve kerametine bağlıyorum. Molla Said'in duaları hürmetine yeniden hayata kavuşmuştum. Ben buna, "Ancak o zat olabilir" diye inanıyorum. Hele yağmur gibi şarapneller ve kurşunların yağdığı bir sırada, atın üzerindeki o heybetini ve celâlini hiçbir zaman unutamam. Bu zat, yâni Bediüzzaman Molla Said-i Meşhur, hem kumandan hem de evliyaydı. O, zamanın Abdülkadir Geylanî'sidir. Sonra kendisi çok güzeldi. Bedenen ve sureten erkek güzeliydi. Babayiğitti ve çok mehîbti, çok heybetliydi. [/FONT][/COLOR][/B][/I] [I][B][COLOR=green][FONT=Verdana]Bütün bu olup bitenlerden sonraki zamanlarda Üstad Bediüzzaman'ın bütün vatanımızdaki büyük hizmetlerini duyarak, çok seviniyor ve Üstadı çok seviyordum. [/FONT][/COLOR][/B][/I] [RIGHT][I][B][COLOR=green][FONT=Verdana](Son Şahitler, Necmeddin Şahiner)[/FONT][/COLOR][/B][/I][/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Nurdan Hatıralar/Bediüzzaman'ın Hayatından Menkıbeler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst