Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Nurlar yasaklanıyor diyenler yalan söylüyor..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 477750" data-attributes="member: 27"><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>İsa Tatlıcan'ın haberi:</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>Bediüzzaman’ın hayattaki son talebelerinden biri olan Mehmet Fırıncı Sabah’a konuştu:</strong> “Erdoğan Risale-i Nur Külliyatı’nı yasaklıyor diyenler yalan söylüyor. Bakanlık tahrifatçılara ve korsancılara dur diyecek…”</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Mehmet Nuri Güleç… Ya da Nur camiasında bilinen ismiyle Mehmet Fırıncı. Bediüzzaman Said Nursi'nin hayattaki son talebelerinden biri. 1940'lı yıllarda Fatih'te işlettiği Fırıncı dükkanı nedeniyle Bediüzzaman tarafından "Fırıncı" lakabı ile anılmaya başlanmış. O günden bu yana, Risale-i Nur hareketine gönül vermiş herkesin tanıdığı, sevdiği, güvendiği "Fırıncı ağabey"i. Üslubu, mütevazi duruşu, her yaştan insana gösterdiği sevecen tavırları ile bir İstanbul beyfendisi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> 1946 yılında Bediüzzaman'ın eserleri ile tanışmış. 1950-1960 yılları arasında yanından hiç ayrılmamış. 1953 yılında Bediüzzaman'ı üç ay evinde misafir etmiş. Bediüzzaman hayatta iken kendisine verilen Risale-i Nur Külliyatı'nın basım ve dağıtım hizmetini vefatından sonra da sürdürmüş. Geride bıraktığı 85 yıla rağmen, heyecanında, insanlara faydalı olma gayretinde hiçbir eksilme olmamış. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Mehmet Fırıncı ile son günlerde bazı medya kuruluşlarında gündeme getirilen "iktidar Risale-i Nur Külliyatı'nı yasaklıyor" iddialarının arka planını, Nurcuların siyasete bakışını ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini konuştuk. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>YILLARCA KORSAN BASKILARA GÖZ YUMULDU</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Son aylarda bazı gazetelerde "Risale-i Nur yasaklanıyor, devletleştiriliyor" gibi iddialar okuyoruz. Kültür Bakanlığı'nın yaptığı bu düzenleme hakkında bilgi verir misiniz?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> 1990'lara kadar Bediüzzaman hazretlerinin Risale-i Nur'da isimlerini belirttiği talebeleri Risale-i Nur'ların neşredilmesi hizmetini yürütüyordu. Bu isimler konusunda Risale-i Nur talebeleri arasında da bir ittifak vardı. 1990'lardan sonra ise Bediüzzaman hazretlerinin vasiyet ettiği naşirler (yayıncılar) tarafından görevlendirilmemiş olan bazı yayınevleri varislerden izin almaksızın bu eserleri yayınlamaya başladılar.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>BEDİÜZZAMAN SADELEŞTİRMEYE KESİNLİKLE KARŞIYDI</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Korsan yayıncılık yapanlar dışında bir de sadeleştirme ve tahrifat yapanlar var. Bu mesele nedir? </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Bediüzzaman hayatta iken Şemsettin Yeşil ve Necip Fazıl Kısakürek merhumların Risale-i Nur eserlerini sadeleştirme teşebbüsleri olmuş, Bediüzzaman bizzat müdahale etmiş ve telebesi Zübeyr Gündüzalp'i göndererek bu teşebbüsü önlemişti. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Vefatından sonra 1990'ların başında Fethullah Gülen ve arkadaşları Risale-i Nur eserlerini yeniden sadeleştirmeye teşebbüs ettiler. O günlerde Bediüzzaman'ın varis ve vekilleri olan ağabeyler böyle bir sadeleştirmeye Bediüzzaman'ın asla rızası olmadığını ve müsaade etmediğini söyledi. Bu görüş Fethullah Gülen'e bir mektup ile bildirildi. O günlerde mektup etkili oldu ve Gülen bu girişiminden vazgeçti.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>FETHULLAH GÜLEN'İ UYARDIK AMA DİNLEMEDİ</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>Peki Fethullah Gülen hareketi neden yeniden böyle bir girişimde bulundu?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Bir gün haberleri izlerken bir televizyon kanalında Gülen hareketine yakın bir yayınevini temsilen genç bir arkadaş çıktı ve Risale-i Nur'ları sadeleştirdiklerini açıkladı. O gün haberimiz oldu. Ağabeyler merhum Mustafa Sungur ağabeyin kaldığı evde bir araya gelerek bu girişimin durdurulması için yeniden bir mektup kaleme aldılar. Ben de o gün orada bulunuyordum. Bütün girişimlerimize rağmen mektubu Fethullah Gülen'e ulaştıramadık. Dolaylı olarak bu mektubu kendisine ulaştıracak isimlerle kesinlikle görüşmek istemediğini öğrenildi. Bunun üzerine mektup kamuoyu ile paylaşıldı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>ESERLERİN MÜELLİFİ VE VARİSLERİ SADELEŞTİRMEYİ İSTEMİYOR!</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Sadeleştirme meselesi neden bu kadar önemli?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Birincisi eserlerin müellifi sadeleştirilmesini istemiyor. İkincisi neşredilmekle vazifelendirdiği, vasiyeti ile isimlerini bildirdiği varisleri sadeleştirilmesini istemiyor. Üçüncüsü de Risale-i Nurlarda yeralan derin itikadi Kur'an hakikatlerinin ifade ettiği anlamın günümüz Türkçe'sinde karşılığı yok. Her sadeleştirme büyük anlam kayıplarına, tahrifata neden olmuştur. Bu nedenle eserlerin müellifi bu eserlerin sadeleştirilmesine izin vermemiştir. Eser sahibi hak sahibidir ve sadeleştirilmesini istemiyor. Tayin ettiği varis ve neşredenler de istemiyor. Bunun üzerine yorum yapmak ve akıl yürütmek hak sahibine büyük bir haksızlıktır ve hukukunu ihlaldir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>ORJİNAL METNİN KORUNMASI ÇOK ÖNEMLİ</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Yabancı dillere çevrilmesine izin veriliyor. Burada da bir anlam kaybı olmuyor mu?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Müellifi tercümeye hayatında izin vermiş, bizzat bazı eserleri kendisi tercüme ettirmiş. O eserlerin üzerinde zaten tercüme yazıyor. Okuyan tercüme bir eser okuduğunu biliyor. Üstad tercümeye izin vermiş ama orijinal metne dokunulmasına asla izin vermemiş. Orjinali sağlıklı olarak ortada. Orjinali üzerinde yapılan her tahrifat Risale-i Nurlara zarar verecektir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>KÜLTÜR BAKANLIĞI VE BİMER'E ŞİKAYET YAĞDI</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Kültür Bakanlığı bu düzenlemeye neden ihtiyaç duydu?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Risale-i Nur okuyucuları Kültür Bakanlığı ve BİMER'e birçok şikayette bulunarak eserlerin tahrif edilmesine neden göz yumulduğunu sormuş. Bu şikayetler artınca bakanlık hak sahibinin kim olduğunu öğrenmek için hak sahibi belirlenene kadar bandrol vermeyi durdurmuş.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>DİYANET, KORSANA VE TAHRİFATA KARŞI ESERLERİ KORUYOR</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Nurcu gruplar yasal düzenlemeye ihtiyaç duymadan bu meseleyi kendi aralarında halledemez miydi?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Atanmış varisler ve yasal varislerin sundukları belgeler kanunda belirtilen şartları yerine getiremediği için geriye yasal düzenlemeden başka bir yol kalmıyordu. Devletin burada bir art niyeti olsaydı Diyanet İşleri Başkanlığı'na bir öncelik tanıyabilirdi. Oysa devlet kendi kurumuna bile bandrol veremez duruma geldi. İşaratu'l- İ'caz isimli eser basıldığı halde bandrol alınamadığı için diyanetin depolarında bekliyor.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>ESERLER DEVLETLEŞTİRİLMEDİ KAMUYA MALEDİLDİ</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Kültür Bakanlığının yaptığı bu düzenleme ile Risale-i Nur yasaklanıyor mu?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu'nda yapılan değişiklikle Risale-i Nur Külliyati "Memleket Kültürü Açısından Önemli Görülen Eserler" kategorisine alınarak kamuya maledildi. Bu düzenlemeyle eserlerin topluma ulaşması için yayınlanma zorunluluğu da getirildi. Bu çalışmayla eserler koruma altına alındı. Bozulma ve tahrifatın önüne geçildi. En önemlisi de eserlerin topluma ulaşacak şekilde yayınlanması devlet için bir zorunluluk haline getirildi. Bakan da değişse, Risale-i Nur neşredecek yayınevi bulunmasa da bu eserleri yayınlamak devletin bir görevi haline getirildi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>KORSANCILAR GELİR KAPISINI KAYBETMEKTEN KORKUYOR</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Peki diğer yayınevleri de basabilecek mi?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Eserlerin aslına uygun olarak basacağını tahaüt eden her yayınevi bu eserler için bandrol alabilecek. Yine önemli bir nokta da şudur. Şimdiye kadar hak sahibi belli olmadığı için eser üzerindeki tahrifatlara ve suistimallere müdahale edilemiyordu. Ancak şimdi eserin sahibi devlet olduğu için yapılacak her türlü suistimale karşı kanun eserleri koruyabilecek.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>SESİ EN ÇOK ÇIKANLARIN ASLINDA BASMAYA HAKKI YOK</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Risale-i Nur eserlerinin atanmış varisleri bu yasal düzenleme hakkında konuşmazken, bu konuda hiçbir yetkisi olmayanların bunu gündeme taşımasına ne diyorsunuz?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Bunların aslında hiçbir hakları yok. Eserlerin müellifi vasiyet etmiş ve hak sahileri hala hayatta. Bunlara kimse sormuyor, eser sahibinden hiçbir şekilde vekalet almayan, hayatında hiç görmemiş insanların sesi en fazla çıkıyor. Ömürleri Bediüzzaman ile birlikte çilelerle, hapislerle geçmiş insanlar hala yaşıyor. Onlar konuşmazken tahrif edenler ve korsan yayıncılık yapanların sesi çok çıkıyor.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>ESERLERİN DİYANET TARAFINDAN BASILMASI VASİYETİYDİ</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Risale-i Nur Külliyatı'nın Diyanet'in de basması, korsana ve tahrifata karşı devletin sahip çıkması Bediüzzaman'ın görüşlerine aykırı mı?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Risale-i Nur eserlerinin devlet ya da Diyanet tarafından basılması üstadın görüşlerine aykırı olmadığı gibi bizzat vasiyetidir. Ve eserlerinin birçok yerinde bunu ifade etmiş ve Diyanet'in sahip çıkması, himaye etmesi, muhafaza etmesi ve neşretmesini ısrarla istemiştir. Dahası talebesi Mustafa Sungur'un dönemin Diyanet İşleri Reisi Ahmet Hamdi Akseki'ye birçok defa göndererek eserlere sahip çıkmasını istemiştir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>ÜSTAD MENDERES'TEN ESERLERİ BASMASINI İSTEDİ</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Yanlış hatırlamıyorsam Bediüzzaman'ın Menderes'ten de böyle bir isteği vardı.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Evet, Afyon Mahkemesi'nde 1956 yılında Risale-i Nur Külliyatı hakkında açılan dava beraatle sonuçlanınca Üstad Bediüzzaman kendi talebesi olan Isparta Milletvekili Tahsin Tola'yı merhum Başbakan Adnan Menderes'e gönderdi. Selamını ileterek Risale-i Nur Külliyatının Türkçe, Arapça ve diğer dillerde Diyanet tarafından neşredilerek alem-i islama ulaştırılmasını istedi. Bu iki örnekten yola çıkarak, bu eserlerin Diyanet tarafından korunması, muhafaza edilmesi ve neşredilmesinin Bediüzzaman'ın arzusu ve vasiyeti olduğunu söyleyebiliriz.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>DP'NİN MİSYONUNU AK PARTİ ÜSTLENDİ</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Bazı yazarlar Bediüzzaman'ın siyasi iktidardan hep uzak durduğunu söylüyor. Bediüzzaman'ın siyasete bakışından da biraz bahseder misiniz?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Hayatının her döneminde devletin şahsı manevisine hep saygı göstermiş, o makamları işgal eden bazı liyakatsız kişileri de eleştirmiştir. Bediüzzaman 1950-1960 yılları arasında özgürlüklere ve dine müsamahası açısından Demokrat Parti hükümetini desteklemiştir. Hatta 1950 yılında sandığa giderek "hangisi demokrat" diyerek oy pusulasını istemiş ve oyunu açık açık Demokrat Parti'ye verdiğini belirtmiştir. Günümüzde de muhafazakar ve demokrat misyonu AK Parti temsil etmektedir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>NURCULARIN OYU ERDOĞAN'A</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Son günlerde "Nurcular Ekmelettin İhsanoğlu'nu destekliyor" gibi haberler okuyoruz. Bu haberler doğru mu?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Milyonlarca nur talebesinden belki birkaç kişi CHP'nin adayı Ekmelettin İhsanoğlu'na oy verebilir. Bunun da Nur cemaati açısından kayda değer bir önemi yoktur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>-Nurcular kime oy verecek?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> Üstad Bediüzzaman eserlerinde "halkçıların ırkçıları" elde ederek islamiyete zarar verebileceği kaygısını taşımakla birlikte bu milletin kendi iradesiyle o zihniyeti iktidara getirmeyeceğini beyan ediyor. Bugünkü şartlarda da milletin ekseriyetinin siyasi tercihi gayet açıktır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu milletin Başbakan Erdoğan'ı tercih edeceğinden şüphem yok. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da devletin başına geçer ve hayırlı işlerine Çankaya'da da devam eder.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"> <strong>Sabah</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Verdana'"><a href="http://www.risalehaber.com/nur-talebelerinin-oyu-erdogana-215048h.htm" target="_blank">Nur talebelerinin oyu Erdoğan?a</a></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 477750, member: 27"] [FONT=Tahoma][FONT=Verdana][B]İsa Tatlıcan'ın haberi:[/B] [B]Bediüzzaman’ın hayattaki son talebelerinden biri olan Mehmet Fırıncı Sabah’a konuştu:[/B] “Erdoğan Risale-i Nur Külliyatı’nı yasaklıyor diyenler yalan söylüyor. Bakanlık tahrifatçılara ve korsancılara dur diyecek…” Mehmet Nuri Güleç… Ya da Nur camiasında bilinen ismiyle Mehmet Fırıncı. Bediüzzaman Said Nursi'nin hayattaki son talebelerinden biri. 1940'lı yıllarda Fatih'te işlettiği Fırıncı dükkanı nedeniyle Bediüzzaman tarafından "Fırıncı" lakabı ile anılmaya başlanmış. O günden bu yana, Risale-i Nur hareketine gönül vermiş herkesin tanıdığı, sevdiği, güvendiği "Fırıncı ağabey"i. Üslubu, mütevazi duruşu, her yaştan insana gösterdiği sevecen tavırları ile bir İstanbul beyfendisi. 1946 yılında Bediüzzaman'ın eserleri ile tanışmış. 1950-1960 yılları arasında yanından hiç ayrılmamış. 1953 yılında Bediüzzaman'ı üç ay evinde misafir etmiş. Bediüzzaman hayatta iken kendisine verilen Risale-i Nur Külliyatı'nın basım ve dağıtım hizmetini vefatından sonra da sürdürmüş. Geride bıraktığı 85 yıla rağmen, heyecanında, insanlara faydalı olma gayretinde hiçbir eksilme olmamış. Mehmet Fırıncı ile son günlerde bazı medya kuruluşlarında gündeme getirilen "iktidar Risale-i Nur Külliyatı'nı yasaklıyor" iddialarının arka planını, Nurcuların siyasete bakışını ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini konuştuk. [B]YILLARCA KORSAN BASKILARA GÖZ YUMULDU[/B] [B]-Son aylarda bazı gazetelerde "Risale-i Nur yasaklanıyor, devletleştiriliyor" gibi iddialar okuyoruz. Kültür Bakanlığı'nın yaptığı bu düzenleme hakkında bilgi verir misiniz?[/B] 1990'lara kadar Bediüzzaman hazretlerinin Risale-i Nur'da isimlerini belirttiği talebeleri Risale-i Nur'ların neşredilmesi hizmetini yürütüyordu. Bu isimler konusunda Risale-i Nur talebeleri arasında da bir ittifak vardı. 1990'lardan sonra ise Bediüzzaman hazretlerinin vasiyet ettiği naşirler (yayıncılar) tarafından görevlendirilmemiş olan bazı yayınevleri varislerden izin almaksızın bu eserleri yayınlamaya başladılar. [B]BEDİÜZZAMAN SADELEŞTİRMEYE KESİNLİKLE KARŞIYDI[/B] [B]-Korsan yayıncılık yapanlar dışında bir de sadeleştirme ve tahrifat yapanlar var. Bu mesele nedir? [/B] Bediüzzaman hayatta iken Şemsettin Yeşil ve Necip Fazıl Kısakürek merhumların Risale-i Nur eserlerini sadeleştirme teşebbüsleri olmuş, Bediüzzaman bizzat müdahale etmiş ve telebesi Zübeyr Gündüzalp'i göndererek bu teşebbüsü önlemişti. Vefatından sonra 1990'ların başında Fethullah Gülen ve arkadaşları Risale-i Nur eserlerini yeniden sadeleştirmeye teşebbüs ettiler. O günlerde Bediüzzaman'ın varis ve vekilleri olan ağabeyler böyle bir sadeleştirmeye Bediüzzaman'ın asla rızası olmadığını ve müsaade etmediğini söyledi. Bu görüş Fethullah Gülen'e bir mektup ile bildirildi. O günlerde mektup etkili oldu ve Gülen bu girişiminden vazgeçti. [B]FETHULLAH GÜLEN'İ UYARDIK AMA DİNLEMEDİ[/B] [B]Peki Fethullah Gülen hareketi neden yeniden böyle bir girişimde bulundu?[/B] Bir gün haberleri izlerken bir televizyon kanalında Gülen hareketine yakın bir yayınevini temsilen genç bir arkadaş çıktı ve Risale-i Nur'ları sadeleştirdiklerini açıkladı. O gün haberimiz oldu. Ağabeyler merhum Mustafa Sungur ağabeyin kaldığı evde bir araya gelerek bu girişimin durdurulması için yeniden bir mektup kaleme aldılar. Ben de o gün orada bulunuyordum. Bütün girişimlerimize rağmen mektubu Fethullah Gülen'e ulaştıramadık. Dolaylı olarak bu mektubu kendisine ulaştıracak isimlerle kesinlikle görüşmek istemediğini öğrenildi. Bunun üzerine mektup kamuoyu ile paylaşıldı. [B]ESERLERİN MÜELLİFİ VE VARİSLERİ SADELEŞTİRMEYİ İSTEMİYOR![/B] [B]-Sadeleştirme meselesi neden bu kadar önemli?[/B] Birincisi eserlerin müellifi sadeleştirilmesini istemiyor. İkincisi neşredilmekle vazifelendirdiği, vasiyeti ile isimlerini bildirdiği varisleri sadeleştirilmesini istemiyor. Üçüncüsü de Risale-i Nurlarda yeralan derin itikadi Kur'an hakikatlerinin ifade ettiği anlamın günümüz Türkçe'sinde karşılığı yok. Her sadeleştirme büyük anlam kayıplarına, tahrifata neden olmuştur. Bu nedenle eserlerin müellifi bu eserlerin sadeleştirilmesine izin vermemiştir. Eser sahibi hak sahibidir ve sadeleştirilmesini istemiyor. Tayin ettiği varis ve neşredenler de istemiyor. Bunun üzerine yorum yapmak ve akıl yürütmek hak sahibine büyük bir haksızlıktır ve hukukunu ihlaldir. [B]ORJİNAL METNİN KORUNMASI ÇOK ÖNEMLİ[/B] [B]-Yabancı dillere çevrilmesine izin veriliyor. Burada da bir anlam kaybı olmuyor mu?[/B] Müellifi tercümeye hayatında izin vermiş, bizzat bazı eserleri kendisi tercüme ettirmiş. O eserlerin üzerinde zaten tercüme yazıyor. Okuyan tercüme bir eser okuduğunu biliyor. Üstad tercümeye izin vermiş ama orijinal metne dokunulmasına asla izin vermemiş. Orjinali sağlıklı olarak ortada. Orjinali üzerinde yapılan her tahrifat Risale-i Nurlara zarar verecektir. [B]KÜLTÜR BAKANLIĞI VE BİMER'E ŞİKAYET YAĞDI[/B] [B]-Kültür Bakanlığı bu düzenlemeye neden ihtiyaç duydu?[/B] Risale-i Nur okuyucuları Kültür Bakanlığı ve BİMER'e birçok şikayette bulunarak eserlerin tahrif edilmesine neden göz yumulduğunu sormuş. Bu şikayetler artınca bakanlık hak sahibinin kim olduğunu öğrenmek için hak sahibi belirlenene kadar bandrol vermeyi durdurmuş. [B]DİYANET, KORSANA VE TAHRİFATA KARŞI ESERLERİ KORUYOR[/B] [B]-Nurcu gruplar yasal düzenlemeye ihtiyaç duymadan bu meseleyi kendi aralarında halledemez miydi?[/B] Atanmış varisler ve yasal varislerin sundukları belgeler kanunda belirtilen şartları yerine getiremediği için geriye yasal düzenlemeden başka bir yol kalmıyordu. Devletin burada bir art niyeti olsaydı Diyanet İşleri Başkanlığı'na bir öncelik tanıyabilirdi. Oysa devlet kendi kurumuna bile bandrol veremez duruma geldi. İşaratu'l- İ'caz isimli eser basıldığı halde bandrol alınamadığı için diyanetin depolarında bekliyor. [B]ESERLER DEVLETLEŞTİRİLMEDİ KAMUYA MALEDİLDİ[/B] [B]-Kültür Bakanlığının yaptığı bu düzenleme ile Risale-i Nur yasaklanıyor mu?[/B] Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu'nda yapılan değişiklikle Risale-i Nur Külliyati "Memleket Kültürü Açısından Önemli Görülen Eserler" kategorisine alınarak kamuya maledildi. Bu düzenlemeyle eserlerin topluma ulaşması için yayınlanma zorunluluğu da getirildi. Bu çalışmayla eserler koruma altına alındı. Bozulma ve tahrifatın önüne geçildi. En önemlisi de eserlerin topluma ulaşacak şekilde yayınlanması devlet için bir zorunluluk haline getirildi. Bakan da değişse, Risale-i Nur neşredecek yayınevi bulunmasa da bu eserleri yayınlamak devletin bir görevi haline getirildi. [B]KORSANCILAR GELİR KAPISINI KAYBETMEKTEN KORKUYOR[/B] [B]-Peki diğer yayınevleri de basabilecek mi?[/B] Eserlerin aslına uygun olarak basacağını tahaüt eden her yayınevi bu eserler için bandrol alabilecek. Yine önemli bir nokta da şudur. Şimdiye kadar hak sahibi belli olmadığı için eser üzerindeki tahrifatlara ve suistimallere müdahale edilemiyordu. Ancak şimdi eserin sahibi devlet olduğu için yapılacak her türlü suistimale karşı kanun eserleri koruyabilecek. [B]SESİ EN ÇOK ÇIKANLARIN ASLINDA BASMAYA HAKKI YOK[/B] [B]-Risale-i Nur eserlerinin atanmış varisleri bu yasal düzenleme hakkında konuşmazken, bu konuda hiçbir yetkisi olmayanların bunu gündeme taşımasına ne diyorsunuz?[/B] Bunların aslında hiçbir hakları yok. Eserlerin müellifi vasiyet etmiş ve hak sahileri hala hayatta. Bunlara kimse sormuyor, eser sahibinden hiçbir şekilde vekalet almayan, hayatında hiç görmemiş insanların sesi en fazla çıkıyor. Ömürleri Bediüzzaman ile birlikte çilelerle, hapislerle geçmiş insanlar hala yaşıyor. Onlar konuşmazken tahrif edenler ve korsan yayıncılık yapanların sesi çok çıkıyor. [B]ESERLERİN DİYANET TARAFINDAN BASILMASI VASİYETİYDİ[/B] [B]-Risale-i Nur Külliyatı'nın Diyanet'in de basması, korsana ve tahrifata karşı devletin sahip çıkması Bediüzzaman'ın görüşlerine aykırı mı?[/B] Risale-i Nur eserlerinin devlet ya da Diyanet tarafından basılması üstadın görüşlerine aykırı olmadığı gibi bizzat vasiyetidir. Ve eserlerinin birçok yerinde bunu ifade etmiş ve Diyanet'in sahip çıkması, himaye etmesi, muhafaza etmesi ve neşretmesini ısrarla istemiştir. Dahası talebesi Mustafa Sungur'un dönemin Diyanet İşleri Reisi Ahmet Hamdi Akseki'ye birçok defa göndererek eserlere sahip çıkmasını istemiştir. [B]ÜSTAD MENDERES'TEN ESERLERİ BASMASINI İSTEDİ[/B] [B]-Yanlış hatırlamıyorsam Bediüzzaman'ın Menderes'ten de böyle bir isteği vardı.[/B] Evet, Afyon Mahkemesi'nde 1956 yılında Risale-i Nur Külliyatı hakkında açılan dava beraatle sonuçlanınca Üstad Bediüzzaman kendi talebesi olan Isparta Milletvekili Tahsin Tola'yı merhum Başbakan Adnan Menderes'e gönderdi. Selamını ileterek Risale-i Nur Külliyatının Türkçe, Arapça ve diğer dillerde Diyanet tarafından neşredilerek alem-i islama ulaştırılmasını istedi. Bu iki örnekten yola çıkarak, bu eserlerin Diyanet tarafından korunması, muhafaza edilmesi ve neşredilmesinin Bediüzzaman'ın arzusu ve vasiyeti olduğunu söyleyebiliriz. [B]DP'NİN MİSYONUNU AK PARTİ ÜSTLENDİ[/B] [B]-Bazı yazarlar Bediüzzaman'ın siyasi iktidardan hep uzak durduğunu söylüyor. Bediüzzaman'ın siyasete bakışından da biraz bahseder misiniz?[/B] Hayatının her döneminde devletin şahsı manevisine hep saygı göstermiş, o makamları işgal eden bazı liyakatsız kişileri de eleştirmiştir. Bediüzzaman 1950-1960 yılları arasında özgürlüklere ve dine müsamahası açısından Demokrat Parti hükümetini desteklemiştir. Hatta 1950 yılında sandığa giderek "hangisi demokrat" diyerek oy pusulasını istemiş ve oyunu açık açık Demokrat Parti'ye verdiğini belirtmiştir. Günümüzde de muhafazakar ve demokrat misyonu AK Parti temsil etmektedir. [B]NURCULARIN OYU ERDOĞAN'A[/B] [B]-Son günlerde "Nurcular Ekmelettin İhsanoğlu'nu destekliyor" gibi haberler okuyoruz. Bu haberler doğru mu?[/B] Milyonlarca nur talebesinden belki birkaç kişi CHP'nin adayı Ekmelettin İhsanoğlu'na oy verebilir. Bunun da Nur cemaati açısından kayda değer bir önemi yoktur. [B]-Nurcular kime oy verecek?[/B] Üstad Bediüzzaman eserlerinde "halkçıların ırkçıları" elde ederek islamiyete zarar verebileceği kaygısını taşımakla birlikte bu milletin kendi iradesiyle o zihniyeti iktidara getirmeyeceğini beyan ediyor. Bugünkü şartlarda da milletin ekseriyetinin siyasi tercihi gayet açıktır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu milletin Başbakan Erdoğan'ı tercih edeceğinden şüphem yok. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da devletin başına geçer ve hayırlı işlerine Çankaya'da da devam eder. [B]Sabah[/B] [url=http://www.risalehaber.com/nur-talebelerinin-oyu-erdogana-215048h.htm]Nur talebelerinin oyu Erdoğan?a[/url][/FONT][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Nurlar yasaklanıyor diyenler yalan söylüyor..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst