Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Nusret Kocabay Hocaefendi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Sergerdan" data-source="post: 102716" data-attributes="member: 2492"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><strong><span style="color: DarkSlateGray">ÜSTADIN HUZURUNDA 10 DAKİKA</span></strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">Risale-i Nur talebeleri vesilesi ile Bediüzzaman’ı üç kez ziyaret eden Kocabay Hocaefendi, üçünü de Said Nursi Emirdağ’da iken gerçekleştirir. O zaman teksir makinelerinde basılan risaleler Bediüzzaman’ın tashihinden geçirilmek üzere tekrar ona götürülmektedir. Bunun için de kitaplar trenle Eskişehir’e götürülüyor, oradan da Pilot Ahmet Yüzbaşı ile Pilot Başgedikli Nuri aracılığıyla Bediüzzaman’ın bulunduğu yere ulaştırılıyordu. Bazen haftada bir veya iki haftada bir bu işlem yapılıyor, Nusret Hocaefendi de bir akşam Eskişehir’de dershanede kaldıktan sonra tekrar Ankara’ya dönüyordu. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">Nusret Kocabay, Bediüzzaman’ı ilk ziyaretini yine böyle bir esnada gerçekleştirir. Kitaplar yine Eskişehir’e ulaştırılır. Rüştü Çakın Emirdağ’daki Said Nursi’nin yanına gidecektir. Kocabay da ona katılır. Ancak bu ziyaret çok kısa sürer: “10 dakika kadar Üstadımızın huzurunda kaldık. Çünkü Üstad yolculuğa çıkacaktı. Zübeyir Ağabey ile Hüsnü Ağabey de yanında idi.” </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">İkinci ziyaretini de yine asker iken gerçekleştirir. Kocabay, üçüncü ziyarete ise teskeresini almış, vatanî görevini tamamlamış olarak gider. Fakat bu ziyarette, diğerlerinden farklı olarak Nusret Kocabay çok rahattır: “Sanki babamı görmüş gibi hiç sıkıntı olmadı bende. Evvelki görüşmede sıkıntıdan ter içinde kalmıştım. Benim kalbimde bir şey vardı. Acaba Şeyh Muhammed Köprülü Hazretleri mi büyüktür yoksa Üstad mı? Bu sefer öyle şeyler kalbimde olmadı. Üstad benim üstadımdı. Ben doğrudan doğruya Üstad’ın elini öptüm. Elini öperken öteki eliyle başımı okşadı. Üstad elini öptürmezdi. Fakat ben öperken elini hiç çekmedi. Bu gidişimde Risale-i Nur’a daha çok bağlanmıştım. Bende tarikata, evrat ve ezkara karşı soğukluk olmuştu. Üstad ‘Ben seni talebeliğe kabul ediyorum’ dedi bana orada.”</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman, yanından ayrılmak üzere iken Nusret Kocabay’a şunları da söyler: “Ahmet Nadır’a selam söyle. Gazete gibi okuma. Gazete gibi okuma. Nazım ile imtizaç et. Küçük bir dershane aç.” Bediüzzaman sesi kısık bir şekilde söylediği için Nusret Hocaefendi söylenenleri tam anlamamıştı. Zübeyir Gündüzalp, Bediüzzaman’ın söylediklerini ona tekrar izah eder: “Üstadımız sana ‘Dershane açın’ demiyor. Dershane aç’ diyor. Gazete gibi okuma derken de ‘Başlamış olduğun kitabı sonuna kadar okuyacaksın, yani sadece başlıklara bakmakla yetinmeyeceksin.” </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman’ın onunla selam gönderdiği Ahmet Nadir ise Kör Hüseyin Paşa’nın oğlu, CHP Ağrı Milletvekili Ahmet Alparslan’ın da babasıydı. Ahmet Nadir, İsmet Paşa’nın da dostu idi. Said Nursi’nin selam gönderdiği ikinci kişi ise Nazım Akkurt’tu: “Üstadımız bunlara selam gönderiyor. Neden? Bunlar Üstadımız Burdur’da iken çayını yapmışlar, dağa çıkarmışlar, gezdirmişler, ders okumuşlar. Üstad Ahmet Nadir’i yanına almak istemiş ‘Bana katip ol’ demiş. O da ailesine sormak isteyince ailesi ‘Kör Hüseyin Paşa’nın oğlu bir hocaya kâtip olur mu?’ diyerek istememiş.”</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">Kocabay, emanetleri sahiplerine ulaştırdığı anı hâlâ unutmamıştır: “Ahmet Nadir’e selamı söyledim. Ayağa kalktı. Selamı kabul etti. ‘İlahi, senin elini öpeceğim. Sen Üstad’ın elini öptün’ dedi. Kürtçe ‘Beli Seyda beli Seyda’ dedi. Yani ‘Evet Üstad evet Üstad. Nadir senin selamına layık mıdır? Sen Nadır’a selam gönderiyorsun’ dedi. Gözünden yaş akmaya başladı.” </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">Artık memleketi Ağrı’ya dönen Nusret Kocabay, tarikat hocalığını bırakır. Fakat imamlık ve hocalığa devam eder. Hulusi Yahyagil’in de teşvikiyle bir zaman sonra da olsa Ağrı’da önce küçük bir dershane açar: “Hulusi Ağabey derdi ki ‘En büyük hizmet hizmete zarar vermemektir.’ Zübeyir Ağabey de ‘Nurcu olmak kolay, Nurcu ölmek zordur’ diyordu.”</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman’la üç defa görüşme imkânı bulduktan sonra Ağrı’da hizmetlerine devam eden Nusret Kocabay Hocaefendi’ye, basılan risalelerden de ulaştırılmaktadır bu zamanlarda.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">Derken CHP gibi tek partili zor bir dönemden sonra iktidara gelen DP’nin son yıllarında Said Nursi 23 Mart 1960 tarihinde ebedi âleme intikal eder. İletişim imkânları bugünkü kadar kolay olmadığından, hemen haber alamadıkları için Urfa’daki cenaze namazına gidemeyen Kocabay, o tarihte Ağrı’da kırmızı bir kar yağdığını anlatıyor bugün.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">Bu zor zamanlarda iki defa mahkeme edilen, birinde beraat eden birinde de hakkında takipsizlik kararı verilen Nusret Hocaefendi ve arkadaşlarının suçu bir evde toplanıp sohbet etmektir: “Hacı Nezir’in evinde yakaladılar bizi. O gece götürüp sabah da hâkimin huzuruna çıkardılar. Hâkim de Alevi idi. İsmi Erdoğan Erdoğan’dı. O kadar sahip çıktı ki bize. ‘Bu cübbe benim sırtımda olduğu sürece Nurculara ben ceza verir miyim? Nurcular Ehl-i Beyt’e âşıktırlar’ derdi. Hemen takipsizlik kararı verdi.”</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray">Tamamı için..</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"><a href="http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=24757&yorum=28640" target="_blank">AKSİYON DERGİSİ | www.aksiyon.com.tr | HAFTALIK HABER DERGİSİ</a></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: DimGray"><span style="color: DarkSlateGray"></span> </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Sergerdan, post: 102716, member: 2492"] [SIZE=3][COLOR=DimGray][B] [COLOR=DarkSlateGray]ÜSTADIN HUZURUNDA 10 DAKİKA[/COLOR][/B][COLOR=DarkSlateGray] Risale-i Nur talebeleri vesilesi ile Bediüzzaman’ı üç kez ziyaret eden Kocabay Hocaefendi, üçünü de Said Nursi Emirdağ’da iken gerçekleştirir. O zaman teksir makinelerinde basılan risaleler Bediüzzaman’ın tashihinden geçirilmek üzere tekrar ona götürülmektedir. Bunun için de kitaplar trenle Eskişehir’e götürülüyor, oradan da Pilot Ahmet Yüzbaşı ile Pilot Başgedikli Nuri aracılığıyla Bediüzzaman’ın bulunduğu yere ulaştırılıyordu. Bazen haftada bir veya iki haftada bir bu işlem yapılıyor, Nusret Hocaefendi de bir akşam Eskişehir’de dershanede kaldıktan sonra tekrar Ankara’ya dönüyordu. Nusret Kocabay, Bediüzzaman’ı ilk ziyaretini yine böyle bir esnada gerçekleştirir. Kitaplar yine Eskişehir’e ulaştırılır. Rüştü Çakın Emirdağ’daki Said Nursi’nin yanına gidecektir. Kocabay da ona katılır. Ancak bu ziyaret çok kısa sürer: “10 dakika kadar Üstadımızın huzurunda kaldık. Çünkü Üstad yolculuğa çıkacaktı. Zübeyir Ağabey ile Hüsnü Ağabey de yanında idi.” İkinci ziyaretini de yine asker iken gerçekleştirir. Kocabay, üçüncü ziyarete ise teskeresini almış, vatanî görevini tamamlamış olarak gider. Fakat bu ziyarette, diğerlerinden farklı olarak Nusret Kocabay çok rahattır: “Sanki babamı görmüş gibi hiç sıkıntı olmadı bende. Evvelki görüşmede sıkıntıdan ter içinde kalmıştım. Benim kalbimde bir şey vardı. Acaba Şeyh Muhammed Köprülü Hazretleri mi büyüktür yoksa Üstad mı? Bu sefer öyle şeyler kalbimde olmadı. Üstad benim üstadımdı. Ben doğrudan doğruya Üstad’ın elini öptüm. Elini öperken öteki eliyle başımı okşadı. Üstad elini öptürmezdi. Fakat ben öperken elini hiç çekmedi. Bu gidişimde Risale-i Nur’a daha çok bağlanmıştım. Bende tarikata, evrat ve ezkara karşı soğukluk olmuştu. Üstad ‘Ben seni talebeliğe kabul ediyorum’ dedi bana orada.” Bediüzzaman, yanından ayrılmak üzere iken Nusret Kocabay’a şunları da söyler: “Ahmet Nadır’a selam söyle. Gazete gibi okuma. Gazete gibi okuma. Nazım ile imtizaç et. Küçük bir dershane aç.” Bediüzzaman sesi kısık bir şekilde söylediği için Nusret Hocaefendi söylenenleri tam anlamamıştı. Zübeyir Gündüzalp, Bediüzzaman’ın söylediklerini ona tekrar izah eder: “Üstadımız sana ‘Dershane açın’ demiyor. Dershane aç’ diyor. Gazete gibi okuma derken de ‘Başlamış olduğun kitabı sonuna kadar okuyacaksın, yani sadece başlıklara bakmakla yetinmeyeceksin.” Bediüzzaman’ın onunla selam gönderdiği Ahmet Nadir ise Kör Hüseyin Paşa’nın oğlu, CHP Ağrı Milletvekili Ahmet Alparslan’ın da babasıydı. Ahmet Nadir, İsmet Paşa’nın da dostu idi. Said Nursi’nin selam gönderdiği ikinci kişi ise Nazım Akkurt’tu: “Üstadımız bunlara selam gönderiyor. Neden? Bunlar Üstadımız Burdur’da iken çayını yapmışlar, dağa çıkarmışlar, gezdirmişler, ders okumuşlar. Üstad Ahmet Nadir’i yanına almak istemiş ‘Bana katip ol’ demiş. O da ailesine sormak isteyince ailesi ‘Kör Hüseyin Paşa’nın oğlu bir hocaya kâtip olur mu?’ diyerek istememiş.” Kocabay, emanetleri sahiplerine ulaştırdığı anı hâlâ unutmamıştır: “Ahmet Nadir’e selamı söyledim. Ayağa kalktı. Selamı kabul etti. ‘İlahi, senin elini öpeceğim. Sen Üstad’ın elini öptün’ dedi. Kürtçe ‘Beli Seyda beli Seyda’ dedi. Yani ‘Evet Üstad evet Üstad. Nadir senin selamına layık mıdır? Sen Nadır’a selam gönderiyorsun’ dedi. Gözünden yaş akmaya başladı.” Artık memleketi Ağrı’ya dönen Nusret Kocabay, tarikat hocalığını bırakır. Fakat imamlık ve hocalığa devam eder. Hulusi Yahyagil’in de teşvikiyle bir zaman sonra da olsa Ağrı’da önce küçük bir dershane açar: “Hulusi Ağabey derdi ki ‘En büyük hizmet hizmete zarar vermemektir.’ Zübeyir Ağabey de ‘Nurcu olmak kolay, Nurcu ölmek zordur’ diyordu.” Bediüzzaman’la üç defa görüşme imkânı bulduktan sonra Ağrı’da hizmetlerine devam eden Nusret Kocabay Hocaefendi’ye, basılan risalelerden de ulaştırılmaktadır bu zamanlarda. Derken CHP gibi tek partili zor bir dönemden sonra iktidara gelen DP’nin son yıllarında Said Nursi 23 Mart 1960 tarihinde ebedi âleme intikal eder. İletişim imkânları bugünkü kadar kolay olmadığından, hemen haber alamadıkları için Urfa’daki cenaze namazına gidemeyen Kocabay, o tarihte Ağrı’da kırmızı bir kar yağdığını anlatıyor bugün. Bu zor zamanlarda iki defa mahkeme edilen, birinde beraat eden birinde de hakkında takipsizlik kararı verilen Nusret Hocaefendi ve arkadaşlarının suçu bir evde toplanıp sohbet etmektir: “Hacı Nezir’in evinde yakaladılar bizi. O gece götürüp sabah da hâkimin huzuruna çıkardılar. Hâkim de Alevi idi. İsmi Erdoğan Erdoğan’dı. O kadar sahip çıktı ki bize. ‘Bu cübbe benim sırtımda olduğu sürece Nurculara ben ceza verir miyim? Nurcular Ehl-i Beyt’e âşıktırlar’ derdi. Hemen takipsizlik kararı verdi.” Tamamı için.. [url=http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=24757&yorum=28640]AKSİYON DERGİSİ | www.aksiyon.com.tr | HAFTALIK HABER DERGİSİ[/url] [/COLOR] [/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
Nusret Kocabay Hocaefendi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst