Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
O faydaları göremiyorlar ve göremeyecekler...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ahmet.1" data-source="post: 442593" data-attributes="member: 1040028"><p>Allah’ı anmak ibadettir</p><p>Süleyman Kösmene tarafından yazıldı.</p><p>Cafer Bey: “Belirli istekler için belirli adetlerle esmayı</p><p>zikredince istediğin şey oluyormuş gibi bir inanç var.</p><p>Bu inancın dinde yeri nedir?”</p><p>ALLAH’I ANMAK FARZDIR</p><p>Öncelikle şunu ifade edelim: Allah’ın adını zikretmek</p><p>ibadettir ve farzdır. Bir menfaatimiz, bir isteğimiz</p><p>olunca değil; her zaman!</p><p>Esasen, bizim Allah’a her zaman ihtiyacımız var.</p><p>Nitekim Kur’ân’da, “Beni zikredin.”1, “Allah’ı çokça</p><p>zikredin!”2 diye emreden çok sayıda âyet vardır.</p><p>Allah’ı bir menfaatimiz, bir isteğimiz olduğu zaman</p><p>zikretmek; isteğimiz olmadığında unutmak bir gaflet</p><p>halidir.</p><p>Öyleyse bizim için vecibe olan: Allah’ı her an</p><p>zikretmektir.</p><p>İstediğimiz şeyi verse de, vermese de bize düşen: O’nu</p><p>zikirden uzaklaşmamak, O’na darılmamak, zikri ve</p><p>duayı terk etmemek, umudumuzu ve inancımızı</p><p>kaybetmemektir.</p><p>DÜNYAYI İSTEYENE DÜNYA, AHİRETİ İSTEYENE</p><p>AHİRET</p><p>Çoğu zaman kul olarak biz, ne isteyeceğimizi, ne</p><p>miktar isteyeceğimizi bilemiyoruz.</p><p>Ama Kur’ân bize rehberlik yapıyor. Ne isteyeceğimizi</p><p>Kur’ân’dan öğrenebiliriz.</p><p>İşte bazı âyetler: “Kim dünya menfaatini isterse,</p><p>kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını</p><p>isterse, ona ondan veririz.”3</p><p>“İnsanlardan bazıları ‘Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver’</p><p>derler. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Onlardan,</p><p>‘Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik</p><p>ver ve bizi ateş azabından koru’ diyenler de vardır. İşte</p><p>onlara kazandıklarından bir nasip vardır.”4</p><p>“Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara.</p><p>Dünyadan da nasibini unutma.”5</p><p>Bu âyetler işaret ediyor ki: Allah dünyayı isteyene</p><p>dünyayı, ahireti isteyene ahireti veriyor.</p><p>Eğer duâlarımızda sırf dünyayı niyet etsek, duâmız</p><p>makbul olmadığından kabule karin olmuyor.</p><p>Bediüzzaman’ın ifadesiyle: “Eğer o dünyaya ait</p><p>faydalar ve menfaatler o ubudiyete, o virde veya o zikre</p><p>illet veya illetin bir cüz’ü olsa, o ubudiyeti kısmen iptal</p><p>eder. Belki o hasiyetli virdi akim bırakır, netice</p><p>vermez.”6</p><p>ESAS OLAN AHİRET YURDUDUR</p><p>Duâlarımızda elbette dünyevi ihtiyaçlarımızın</p><p>giderilmesini isteyebiliriz. Fakat sırf dünyevi istek ve</p><p>ihtiyaçlarda boğulmamalı; ahiretle ilgili daha çok şey</p><p>istemeliyiz. Çünkü dünyada az; ahrette ise çok, daha</p><p>çok, sınırsız derecede çok kalacağız.</p><p>Bu sünnet dengesini İslâm büyüklerinin zikri, evradı ve</p><p>ezkârı genellikle koruyor. En canlı ve en yakın örnek</p><p>olarak Bediüzzaman’ın ümmete hediye ettiği tesbihatı</p><p>bu açıdan inceleyebiliriz: Bediüzzaman’ın tesbihatında</p><p>esma zikri vardır.</p><p>Ve bu zikirden sonra Rabbimizden isteyeceğimiz şeyler</p><p>de vardır: Cehennemden korunma, af ve mağfiret</p><p>olunma, Cennete kabul edilme, Peygamber Efendimizin</p><p>(asm) şefaatine nail olma ve Peygamber Efendimiz’e</p><p>(asm) salatü selâm gönderme gibi isteklerdir bunlar.</p><p>Dikkat edilirse bu isteklerin hepsi uhrevîdir ve ahirette</p><p>bizim için ekmek ve sudan daha çok ihtiyaçtır.</p><p>Binaenaleyh namaz tesbihatına devam etmemiz, esma</p><p>zikri için de, esma zikrinden istediğimiz maksada</p><p>ulaşmamız için de bize istikametli bir zemin olarak</p><p>yeterlidir.</p><p>O FAYDALARI GÖREMİYORLAR VE GÖREMEYECEKLER</p><p>Piyasada esma zikri ile ilgili satılan birçok metinde,</p><p>maalesef birçok bidat, hurafe ve uydurma inançlara</p><p>revaç verildiğine rastlıyoruz. Ki bu Müslüman</p><p>memlekete hiç yakışmıyor. Bu memleket, İsrailî</p><p>uydurmaların revaç bulduğu bir memleket olmamalı</p><p>diyoruz.</p><p>İşte örnekler: -aynen alıyorum- “Emir sahibi olmak için</p><p>günde 90 defa El-Melik; talihin açık olması için 528</p><p>defa Eş-Şekur; hürmet görmek için 232 defa El-Kebir;</p><p>refaha kavuşmak için 662 defa El-Mütekebbir; işleri</p><p>büyütmek için 72 defa El-Basit; sıkıntısız ve borçsuz</p><p>bir hayat için 14 defa El-Vehhab; büyük servet sahibi</p><p>olmak için 1060 defa El-Ganiyy; devletten istediğini</p><p>elde etmek için 551 defa El-Müteali”…</p><p>Bu vaatler böyle devam edip gidiyor.</p><p>İnsan sormadan edemiyor: Bunca dünyalığı elde etmek</p><p>için öncelikle her birisinin esbabı ve yolları yok mu?</p><p>Keza bunca dünyalığı elde etmek için bunca mübarek</p><p>esmayı neden basamak yapıyorsun?</p><p>Son söz olarak, aynen Bediüzzaman’ın çığlığını buraya</p><p>alıyorum: “O faydaları göremiyorlar ve göremeyecekler</p><p>ve görmeye de hakları yoktur. Çünkü o faydalar, o</p><p>evradların illeti olamaz ve ondan, onlar kasten ve</p><p>bizzat istenilmeyecek. Çünkü onlar fazlî bir surette, o</p><p>hâlis virde talepsiz terettüp eder. Onları niyet etse,</p><p>ihlâsı bir derece bozulur. Belki ubudiyetten çıkar ve</p><p>kıymetten düşer.”7</p><p>Dipnotlar:</p><p>1- Bakara Sûresi: 152.</p><p>2- Ahzab Sûresi: 41; Cuma Sûresi: 10; Enfal Sûresi: 45.</p><p>3- Âl-i İmran Sûresi: 145.</p><p>4- Bakara Sûresi: 200, 201, 202.</p><p>5- Kasas Sûresi: 77.</p><p>6- Lem’alar, s. 136.</p><p>7- Lem’alar, s. 136.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ahmet.1, post: 442593, member: 1040028"] Allah’ı anmak ibadettir Süleyman Kösmene tarafından yazıldı. Cafer Bey: “Belirli istekler için belirli adetlerle esmayı zikredince istediğin şey oluyormuş gibi bir inanç var. Bu inancın dinde yeri nedir?” ALLAH’I ANMAK FARZDIR Öncelikle şunu ifade edelim: Allah’ın adını zikretmek ibadettir ve farzdır. Bir menfaatimiz, bir isteğimiz olunca değil; her zaman! Esasen, bizim Allah’a her zaman ihtiyacımız var. Nitekim Kur’ân’da, “Beni zikredin.”1, “Allah’ı çokça zikredin!”2 diye emreden çok sayıda âyet vardır. Allah’ı bir menfaatimiz, bir isteğimiz olduğu zaman zikretmek; isteğimiz olmadığında unutmak bir gaflet halidir. Öyleyse bizim için vecibe olan: Allah’ı her an zikretmektir. İstediğimiz şeyi verse de, vermese de bize düşen: O’nu zikirden uzaklaşmamak, O’na darılmamak, zikri ve duayı terk etmemek, umudumuzu ve inancımızı kaybetmemektir. DÜNYAYI İSTEYENE DÜNYA, AHİRETİ İSTEYENE AHİRET Çoğu zaman kul olarak biz, ne isteyeceğimizi, ne miktar isteyeceğimizi bilemiyoruz. Ama Kur’ân bize rehberlik yapıyor. Ne isteyeceğimizi Kur’ân’dan öğrenebiliriz. İşte bazı âyetler: “Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona ondan veririz.”3 “İnsanlardan bazıları ‘Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver’ derler. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Onlardan, ‘Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru’ diyenler de vardır. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır.”4 “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma.”5 Bu âyetler işaret ediyor ki: Allah dünyayı isteyene dünyayı, ahireti isteyene ahireti veriyor. Eğer duâlarımızda sırf dünyayı niyet etsek, duâmız makbul olmadığından kabule karin olmuyor. Bediüzzaman’ın ifadesiyle: “Eğer o dünyaya ait faydalar ve menfaatler o ubudiyete, o virde veya o zikre illet veya illetin bir cüz’ü olsa, o ubudiyeti kısmen iptal eder. Belki o hasiyetli virdi akim bırakır, netice vermez.”6 ESAS OLAN AHİRET YURDUDUR Duâlarımızda elbette dünyevi ihtiyaçlarımızın giderilmesini isteyebiliriz. Fakat sırf dünyevi istek ve ihtiyaçlarda boğulmamalı; ahiretle ilgili daha çok şey istemeliyiz. Çünkü dünyada az; ahrette ise çok, daha çok, sınırsız derecede çok kalacağız. Bu sünnet dengesini İslâm büyüklerinin zikri, evradı ve ezkârı genellikle koruyor. En canlı ve en yakın örnek olarak Bediüzzaman’ın ümmete hediye ettiği tesbihatı bu açıdan inceleyebiliriz: Bediüzzaman’ın tesbihatında esma zikri vardır. Ve bu zikirden sonra Rabbimizden isteyeceğimiz şeyler de vardır: Cehennemden korunma, af ve mağfiret olunma, Cennete kabul edilme, Peygamber Efendimizin (asm) şefaatine nail olma ve Peygamber Efendimiz’e (asm) salatü selâm gönderme gibi isteklerdir bunlar. Dikkat edilirse bu isteklerin hepsi uhrevîdir ve ahirette bizim için ekmek ve sudan daha çok ihtiyaçtır. Binaenaleyh namaz tesbihatına devam etmemiz, esma zikri için de, esma zikrinden istediğimiz maksada ulaşmamız için de bize istikametli bir zemin olarak yeterlidir. O FAYDALARI GÖREMİYORLAR VE GÖREMEYECEKLER Piyasada esma zikri ile ilgili satılan birçok metinde, maalesef birçok bidat, hurafe ve uydurma inançlara revaç verildiğine rastlıyoruz. Ki bu Müslüman memlekete hiç yakışmıyor. Bu memleket, İsrailî uydurmaların revaç bulduğu bir memleket olmamalı diyoruz. İşte örnekler: -aynen alıyorum- “Emir sahibi olmak için günde 90 defa El-Melik; talihin açık olması için 528 defa Eş-Şekur; hürmet görmek için 232 defa El-Kebir; refaha kavuşmak için 662 defa El-Mütekebbir; işleri büyütmek için 72 defa El-Basit; sıkıntısız ve borçsuz bir hayat için 14 defa El-Vehhab; büyük servet sahibi olmak için 1060 defa El-Ganiyy; devletten istediğini elde etmek için 551 defa El-Müteali”… Bu vaatler böyle devam edip gidiyor. İnsan sormadan edemiyor: Bunca dünyalığı elde etmek için öncelikle her birisinin esbabı ve yolları yok mu? Keza bunca dünyalığı elde etmek için bunca mübarek esmayı neden basamak yapıyorsun? Son söz olarak, aynen Bediüzzaman’ın çığlığını buraya alıyorum: “O faydaları göremiyorlar ve göremeyecekler ve görmeye de hakları yoktur. Çünkü o faydalar, o evradların illeti olamaz ve ondan, onlar kasten ve bizzat istenilmeyecek. Çünkü onlar fazlî bir surette, o hâlis virde talepsiz terettüp eder. Onları niyet etse, ihlâsı bir derece bozulur. Belki ubudiyetten çıkar ve kıymetten düşer.”7 Dipnotlar: 1- Bakara Sûresi: 152. 2- Ahzab Sûresi: 41; Cuma Sûresi: 10; Enfal Sûresi: 45. 3- Âl-i İmran Sûresi: 145. 4- Bakara Sûresi: 200, 201, 202. 5- Kasas Sûresi: 77. 6- Lem’alar, s. 136. 7- Lem’alar, s. 136. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
O faydaları göremiyorlar ve göremeyecekler...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst