Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bilim ve Sanat
OKU(ya)mayanlara
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 5829" data-attributes="member: 12"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Hakikatleri kavramada, okumanın yanında; işitme-dinleme, görme, dokunma ve tecrübe gibi alternatifler vardır; ancak bu alternatif faktörler, okumanın değerini yok edememektedir. Okumak; hayatın her kademesinde öğrenme, tecrübe, keşif ve şahsî kemalât için elzemdir. Okuyamayan kişiler, doğruya ulaşmada maddî-mânevî sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalabilir. ‘Okuyabilme’nin kıymetini, okuma güçlüğü (disleksi) olan kişilerin yaşadıklarına bakarak daha iyi anlayabiliriz.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"><strong>Okuma güçlüğü nedir? </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Literatüre 1978 yılında giren ‘okuyamama problemi’, belli bir zekâ seviyesine rağmen kişinin, zekâsını okuma yönünde kullanamaması olarak tarif edilir. Yaşına uygun birçok işi rahatlıkla yapabilen, matematikte, yazı yazmada, el işlerinde kabiliyetli bir çocuğun, harfleri öğrenemediği ve buna bağlı olarak herhangi basit bir metni okuyamadığı görülebilir. Bu tip okuma güçlüğü, zekâ geriliğine veya noksanlığına bağlı bir durum değildir; çünkü Einstein, Edison gibi mucitlerin de geçmişte bu problemden muzdarip olduğu bilinmektedir.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Yavaş okuma, eksik okuma, okuma çalışmalarını sevmeme, okuduğunu anlayamama, kelimelerin sonunu yanlış tamamlama gibi belirtiler, okuma güçlüğü olan kişilerde sık görülür. Bu kişiler, ‘b-d’, ‘m-n’ gibi benzer harfleri karıştırabilir; bazı harfleri hatırlamakta güçlük çekebilir. Öğrenmeye karşı duyulan isteksizlik, basit kavramları bile öğrenememe, kelimelerin yerini karıştırma, geç konuşma, dili kullanma kabiliyetinde görülen eksiklikler, farklı öğrenme yollarını tercih etme, öğrenme esnasında çabuk sıkılma gibi durumlar, okul öncesi dönemde okuma güçlüğünün bazı belirtileri olarak sayılabilir. Derslere ilgisizlik, çalışmaya rağmen istenen verimi elde edememe, okuma veya yazmada yaşanan zorluklar, okuma güçlüğünün okul döneminde ortaya çıkan tezahürleridir. </span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">İlkokul birinci sınıftaki bir çocuğun dakikada ortalama 70; beşinci sınıftaki bir çocuğun da 120 kelimeden daha az okuması okuma güçlüğü belirtisi olarak değerlendirilebilir. Dünyada görülme sıklığı % 4 olarak hesaplanan bu problemden, ülkemizde birçok çocuğun muzdarip olduğu tahmin edilmektedir.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"><strong>Okuma güçlüğünün sebepleri </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Gelişme esnasında, sinir hücresi bağlantılarının olması gerekenden farklı yere bağlanması gibi durumlar bu rahatsızlığın sebebi olarak gösterilse de, okuma güçlüğüne yol açan hususun ne olduğuna dâir kesin bir delil ortaya konamamıştır. Gıdalardaki bazı nörotoksik katkı maddeleri, çocukların beyin gelişmesine menfî tesir ederek bu konudaki riski artırabilir. Bununla beraber okuma güçlüğü; sol elini kullananlarda, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olanlar ile anne veya babası bu tür zorluk yaşayanlarda daha sık görülmektedir. Okuma güçlüğünde, genetik faktörlerin önemli rolleri olduğuna dâir çok sayıda çalışma vardır. Son zamanlarda, tv ve bilgisayarla aşırı şekilde meşgul olan çocukların okuma güçlüğü yaşadığı bilinmektedir. Aşırı şekilde tv seyretmenin okuma güçlüğüne sebep olabileceği düşünülmektedir. Görme ve işitmeye ait uyarılar birbiriyle yakından bağlantılı olduğundan, görme duyusu aşırı uyarılan (meselâ tv ve bilgisayara kendini fazla kaptıran) çocuklarda, konuşma ve dili kullanma kabiliyeti daha yavaş gelişebilmektedir. Ayrıca, tv ve bilgisayarla haddinden fazla vakit harcayan bir çocuk, kitap okurken veya birini dinlerken yerinde duramamakta, âdeta günlük hayattaki öğrenme faaliyetlerinin de tv ve bilgisayardaki gibi renkli ve hareketli olmasını beklemektedir. Bu çocuklarda, bir kelime görüldüğünde olması gereken bir seri öğrenme işlemi gerçekleşmez. Okuma işleminin gerçekleşmesi için, bir harf görüldüğünde, işitme ve görmeye ait merkezlerle hafızanın devrede olması ve bu harfin beyinde tanındıktan sonra da ses olarak dışa vurulması gerekir. Görüldüğü üzere, basit gibi görünen okuma işleminde, beyinde birçok merkez hassas bir denge içinde çalıştırılmaktadır. Bu merkezler arasındaki nöron bağlantılarındaki farklılıklar, sonradan ortaya çıkan fizikî veya ruhî travmalara bağlı hasarlar ve doğuştan getirilen bazı problemler, kelimenin tanınması ve okunmasına menfî tesir edebilir. </span></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"><img src="http://sizinti.com.tr/images/konular/349/4.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></p><p></p><p><span style="color: darkgreen"><span style="font-size: 15px">Okumayı öğrenmek için, gelen bilgilerin duyu organlarından beyne girerek burada kaydedilmesi, organize edilmesi, anlaşılması ve işleme konulup yorumlanması ve tekrar kullanılmak üzere depo edilmesinden sonra, mesaj olarak hücrelere, sinir ve kaslara, gönderilmesi gerekir.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"><strong>Müdahale edilmezse ne olur? </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Okuma güçlüğü olanlarda; diğer öğrenme güçlükleri (yazma, hesaplama vb.) de olabilir. Hiperaktifçocukların % 30-70; davranış bozukluğu olanların ise, % 30-40 kadarında öğrenme güçlüğü vardır. Okuma güçlüğü olanlarda ders başarısızlığı, sınıf tekrarı ve zaman içinde okuldan ayrılma gibi durumlar ortaya çıkabilir. </span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Birçok anne-baba, çocuğunun kitap okumadığından şikâyet eder. Bu çocukların okumayı sevmedikleri için mi okumadıkları, yoksa okuyamadıkları için mi okumayı sevmedikleri belirsizdir. Anne-babaların, çocukların oku(ya)mama sebebini iyi araştırmaları gerekir. Oku(ya)mayan çocukların okuma problemleri uygun bir şekilde tedavi edilmelidir.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Okuma faaliyeti zihin ve dilde ne kadar rahat gerçekleşirse, okuma, çocuk açısından o kadar kolay olur. Okuma esnasında zihinde harcanan enerji ne kadar az ise, okuma da o kadar rahat ve anlaşılır gerçekleşir. Okuma için ayırdıkları vakit ve harcadıkları enerji fazla olduğundan, okuma güçlüğü yaşayan kişiler zamanla okuma ve öğrenmeden uzaklaşabilir.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"><strong>Tedavisi nasıldır? </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Okuma güçlüğünün tedavisinde, erken tespit ve müdahalelenin önemli bir yeri vardır. Sinir sisteminin olgunlaşması tamamlanmadan, yani okuma güçlüğü yaşayan kişi tam erişkin olmadan (beyindeki bağlantıların gelişmesi % 90 nispetinde 12 yaşında tamamlanır) müdahale edilirse, başarı nispeti artar. Tedavide özel eğitim çalışmaları uygulanır. Bu eğitim çalışmalarında, kişinin öğrenmeyi teşvik edici hususiyeti haiz merak alanları desteklenerek güçlükler giderilmeye çalışılır. Okuma güçlüğü yaşayan kişilerin önemli bir kısmının; mekanik, teknik, mühendislik, mimarî sahalarında ve el işlerinde oldukça kabiliyetli olduğu görülmektedir. Çok kitap okutmak, bu konuda kısmî çözüm sağlasa da, esas olarak uygun bir eğitim metodu ile kişinin öğrenme yolları çalıştırılmalıdır.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"><strong>Neler yapılabilir? </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Hayatın ilk yıllarından itibaren beyindeki öğrenme işleminin gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için, çocukla oyun oynayıp, bolca vakit geçirmek; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Sadece bir duyu organının değil (meselâ sadece görme), diğerlerinin de (işitme, dokunma gibi) ortak çalıştırıldığı aktivitelere ağırlık vermek;</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Bilhassa 0-5 yaştaki çocukları, tv ve bilgisayardan olabildiğince uzak tutmak;</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Dimağın sağlıklı çalışmasına vesile olabilecek üzüm şekerini ve B vitamini türlerini ihmal etmemek;</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Belli kavramları belli yaşlarda öğrenemeyen çocuklara erken müdahale etmek;</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Konuşmaya geç başlayan çocuklara, okuma güçlüğü açısından daha fazla dikkat etmek;</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Sağ ve solu karıştıran, yön bulmada zorlanan, hantallık ve sakarlığı bulunan çocukları önceden tespit ederek, onlara gerekli yardımı yapmak; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Anneleri, hamilelik döneminde; çocukları ise, özellikle 5-7 yaş arasında sigara dumanından, elektromanyetik dalgalardan, katkı maddesi bulunduran gıdalardan, radyoaktif ışınlardan uzak tutmak; </span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Hamilelik döneminde ve sonrasında annenin kitap okuması, zihnini aktif olarak kullanması; küçük çocuklara dinlemelerini sağlayacak türde kitaplar okunması;</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Beynin oksijen ve gıda bakımından beslenmesini engelleyici, solunum ve dolaşım sistemlerine menfî tesir eden hastalıkların hemen tedavi edilmesi;</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Dikkat eksikliği olan çocukları tespit ederek onlara yardımcı olmak;</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">* Çocukların muhtemel görme bozukluklarını tedavi ettirmek.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">Okumanın hayli mühim olduğu günümüzde, bu sıkıntıyı yaşayan çocuklara yardımcı olmak, onların böyle büyük bir nimetten mahrum kalmasını bir nebze olsun engelleyecektir. Birçok problemin bilgisizlikten kaynaklandığı düşünüldüğünde, okuma güçlüğü yaşayan çocukların problemlerinin çözülmesinde atılacak adımlar önemlidir. Okumayı seven nesillerin yetiştirilmesinde, oku(ya)mayan çocukların fark edilmesi ve yönlendirilmesi ciddi bir kazanç olacaktır.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen"><strong>Kaynaklar</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">- DSM-IV Diagnostic Manual of Mental Disorders. Fourth Edition, 1994 APA.</span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: darkgreen">- Gabrielle Weiss, 1996, Attention deficit hyperactivity disorder. Ed M Lewis, 1996, second edition, Williams Wilkins p.544</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 5829, member: 12"] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]Hakikatleri kavramada, okumanın yanında; işitme-dinleme, görme, dokunma ve tecrübe gibi alternatifler vardır; ancak bu alternatif faktörler, okumanın değerini yok edememektedir. Okumak; hayatın her kademesinde öğrenme, tecrübe, keşif ve şahsî kemalât için elzemdir. Okuyamayan kişiler, doğruya ulaşmada maddî-mânevî sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalabilir. ‘Okuyabilme’nin kıymetini, okuma güçlüğü (disleksi) olan kişilerin yaşadıklarına bakarak daha iyi anlayabiliriz.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen][B]Okuma güçlüğü nedir? [/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]Literatüre 1978 yılında giren ‘okuyamama problemi’, belli bir zekâ seviyesine rağmen kişinin, zekâsını okuma yönünde kullanamaması olarak tarif edilir. Yaşına uygun birçok işi rahatlıkla yapabilen, matematikte, yazı yazmada, el işlerinde kabiliyetli bir çocuğun, harfleri öğrenemediği ve buna bağlı olarak herhangi basit bir metni okuyamadığı görülebilir. Bu tip okuma güçlüğü, zekâ geriliğine veya noksanlığına bağlı bir durum değildir; çünkü Einstein, Edison gibi mucitlerin de geçmişte bu problemden muzdarip olduğu bilinmektedir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]Yavaş okuma, eksik okuma, okuma çalışmalarını sevmeme, okuduğunu anlayamama, kelimelerin sonunu yanlış tamamlama gibi belirtiler, okuma güçlüğü olan kişilerde sık görülür. Bu kişiler, ‘b-d’, ‘m-n’ gibi benzer harfleri karıştırabilir; bazı harfleri hatırlamakta güçlük çekebilir. Öğrenmeye karşı duyulan isteksizlik, basit kavramları bile öğrenememe, kelimelerin yerini karıştırma, geç konuşma, dili kullanma kabiliyetinde görülen eksiklikler, farklı öğrenme yollarını tercih etme, öğrenme esnasında çabuk sıkılma gibi durumlar, okul öncesi dönemde okuma güçlüğünün bazı belirtileri olarak sayılabilir. Derslere ilgisizlik, çalışmaya rağmen istenen verimi elde edememe, okuma veya yazmada yaşanan zorluklar, okuma güçlüğünün okul döneminde ortaya çıkan tezahürleridir. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]İlkokul birinci sınıftaki bir çocuğun dakikada ortalama 70; beşinci sınıftaki bir çocuğun da 120 kelimeden daha az okuması okuma güçlüğü belirtisi olarak değerlendirilebilir. Dünyada görülme sıklığı % 4 olarak hesaplanan bu problemden, ülkemizde birçok çocuğun muzdarip olduğu tahmin edilmektedir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen][B]Okuma güçlüğünün sebepleri [/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]Gelişme esnasında, sinir hücresi bağlantılarının olması gerekenden farklı yere bağlanması gibi durumlar bu rahatsızlığın sebebi olarak gösterilse de, okuma güçlüğüne yol açan hususun ne olduğuna dâir kesin bir delil ortaya konamamıştır. Gıdalardaki bazı nörotoksik katkı maddeleri, çocukların beyin gelişmesine menfî tesir ederek bu konudaki riski artırabilir. Bununla beraber okuma güçlüğü; sol elini kullananlarda, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olanlar ile anne veya babası bu tür zorluk yaşayanlarda daha sık görülmektedir. Okuma güçlüğünde, genetik faktörlerin önemli rolleri olduğuna dâir çok sayıda çalışma vardır. Son zamanlarda, tv ve bilgisayarla aşırı şekilde meşgul olan çocukların okuma güçlüğü yaşadığı bilinmektedir. Aşırı şekilde tv seyretmenin okuma güçlüğüne sebep olabileceği düşünülmektedir. Görme ve işitmeye ait uyarılar birbiriyle yakından bağlantılı olduğundan, görme duyusu aşırı uyarılan (meselâ tv ve bilgisayara kendini fazla kaptıran) çocuklarda, konuşma ve dili kullanma kabiliyeti daha yavaş gelişebilmektedir. Ayrıca, tv ve bilgisayarla haddinden fazla vakit harcayan bir çocuk, kitap okurken veya birini dinlerken yerinde duramamakta, âdeta günlük hayattaki öğrenme faaliyetlerinin de tv ve bilgisayardaki gibi renkli ve hareketli olmasını beklemektedir. Bu çocuklarda, bir kelime görüldüğünde olması gereken bir seri öğrenme işlemi gerçekleşmez. Okuma işleminin gerçekleşmesi için, bir harf görüldüğünde, işitme ve görmeye ait merkezlerle hafızanın devrede olması ve bu harfin beyinde tanındıktan sonra da ses olarak dışa vurulması gerekir. Görüldüğü üzere, basit gibi görünen okuma işleminde, beyinde birçok merkez hassas bir denge içinde çalıştırılmaktadır. Bu merkezler arasındaki nöron bağlantılarındaki farklılıklar, sonradan ortaya çıkan fizikî veya ruhî travmalara bağlı hasarlar ve doğuştan getirilen bazı problemler, kelimenin tanınması ve okunmasına menfî tesir edebilir. [/COLOR][/SIZE] [CENTER][SIZE=4][COLOR=darkgreen][IMG]http://sizinti.com.tr/images/konular/349/4.jpg[/IMG][/COLOR][/SIZE][/CENTER] [COLOR=darkgreen][SIZE=4]Okumayı öğrenmek için, gelen bilgilerin duyu organlarından beyne girerek burada kaydedilmesi, organize edilmesi, anlaşılması ve işleme konulup yorumlanması ve tekrar kullanılmak üzere depo edilmesinden sonra, mesaj olarak hücrelere, sinir ve kaslara, gönderilmesi gerekir.[/SIZE][/COLOR] [SIZE=4][COLOR=darkgreen][B]Müdahale edilmezse ne olur? [/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]Okuma güçlüğü olanlarda; diğer öğrenme güçlükleri (yazma, hesaplama vb.) de olabilir. Hiperaktifçocukların % 30-70; davranış bozukluğu olanların ise, % 30-40 kadarında öğrenme güçlüğü vardır. Okuma güçlüğü olanlarda ders başarısızlığı, sınıf tekrarı ve zaman içinde okuldan ayrılma gibi durumlar ortaya çıkabilir. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]Birçok anne-baba, çocuğunun kitap okumadığından şikâyet eder. Bu çocukların okumayı sevmedikleri için mi okumadıkları, yoksa okuyamadıkları için mi okumayı sevmedikleri belirsizdir. Anne-babaların, çocukların oku(ya)mama sebebini iyi araştırmaları gerekir. Oku(ya)mayan çocukların okuma problemleri uygun bir şekilde tedavi edilmelidir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]Okuma faaliyeti zihin ve dilde ne kadar rahat gerçekleşirse, okuma, çocuk açısından o kadar kolay olur. Okuma esnasında zihinde harcanan enerji ne kadar az ise, okuma da o kadar rahat ve anlaşılır gerçekleşir. Okuma için ayırdıkları vakit ve harcadıkları enerji fazla olduğundan, okuma güçlüğü yaşayan kişiler zamanla okuma ve öğrenmeden uzaklaşabilir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen][B]Tedavisi nasıldır? [/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]Okuma güçlüğünün tedavisinde, erken tespit ve müdahalelenin önemli bir yeri vardır. Sinir sisteminin olgunlaşması tamamlanmadan, yani okuma güçlüğü yaşayan kişi tam erişkin olmadan (beyindeki bağlantıların gelişmesi % 90 nispetinde 12 yaşında tamamlanır) müdahale edilirse, başarı nispeti artar. Tedavide özel eğitim çalışmaları uygulanır. Bu eğitim çalışmalarında, kişinin öğrenmeyi teşvik edici hususiyeti haiz merak alanları desteklenerek güçlükler giderilmeye çalışılır. Okuma güçlüğü yaşayan kişilerin önemli bir kısmının; mekanik, teknik, mühendislik, mimarî sahalarında ve el işlerinde oldukça kabiliyetli olduğu görülmektedir. Çok kitap okutmak, bu konuda kısmî çözüm sağlasa da, esas olarak uygun bir eğitim metodu ile kişinin öğrenme yolları çalıştırılmalıdır.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen][B]Neler yapılabilir? [/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Hayatın ilk yıllarından itibaren beyindeki öğrenme işleminin gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için, çocukla oyun oynayıp, bolca vakit geçirmek; [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Sadece bir duyu organının değil (meselâ sadece görme), diğerlerinin de (işitme, dokunma gibi) ortak çalıştırıldığı aktivitelere ağırlık vermek;[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Bilhassa 0-5 yaştaki çocukları, tv ve bilgisayardan olabildiğince uzak tutmak;[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Dimağın sağlıklı çalışmasına vesile olabilecek üzüm şekerini ve B vitamini türlerini ihmal etmemek;[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Belli kavramları belli yaşlarda öğrenemeyen çocuklara erken müdahale etmek;[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Konuşmaya geç başlayan çocuklara, okuma güçlüğü açısından daha fazla dikkat etmek;[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Sağ ve solu karıştıran, yön bulmada zorlanan, hantallık ve sakarlığı bulunan çocukları önceden tespit ederek, onlara gerekli yardımı yapmak; [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Anneleri, hamilelik döneminde; çocukları ise, özellikle 5-7 yaş arasında sigara dumanından, elektromanyetik dalgalardan, katkı maddesi bulunduran gıdalardan, radyoaktif ışınlardan uzak tutmak; [/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Hamilelik döneminde ve sonrasında annenin kitap okuması, zihnini aktif olarak kullanması; küçük çocuklara dinlemelerini sağlayacak türde kitaplar okunması;[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Beynin oksijen ve gıda bakımından beslenmesini engelleyici, solunum ve dolaşım sistemlerine menfî tesir eden hastalıkların hemen tedavi edilmesi;[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Dikkat eksikliği olan çocukları tespit ederek onlara yardımcı olmak;[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]* Çocukların muhtemel görme bozukluklarını tedavi ettirmek.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]Okumanın hayli mühim olduğu günümüzde, bu sıkıntıyı yaşayan çocuklara yardımcı olmak, onların böyle büyük bir nimetten mahrum kalmasını bir nebze olsun engelleyecektir. Birçok problemin bilgisizlikten kaynaklandığı düşünüldüğünde, okuma güçlüğü yaşayan çocukların problemlerinin çözülmesinde atılacak adımlar önemlidir. Okumayı seven nesillerin yetiştirilmesinde, oku(ya)mayan çocukların fark edilmesi ve yönlendirilmesi ciddi bir kazanç olacaktır.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen][B]Kaynaklar[/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]- DSM-IV Diagnostic Manual of Mental Disorders. Fourth Edition, 1994 APA.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=darkgreen]- Gabrielle Weiss, 1996, Attention deficit hyperactivity disorder. Ed M Lewis, 1996, second edition, Williams Wilkins p.544[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bilim ve Sanat
OKU(ya)mayanlara
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst