Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
olume dair
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 69922" data-attributes="member: 12"><p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px">olume dair</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px">KORKUMU BASTIRAMIYORUM. Kendimi kabrin içine koyamıyorum. Korku beni yiyip bitiriyor. Bir türlü mezarın içine giremiyorum. Hep aklıma o dua geliyor.</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px">"Bizler de öldüğümüz zaman, o karanlık evimize getirip de yatırdıkları zaman, üstümüze toprağı çabuk çabuk atıp herkes evine gittiği zaman, nefsimizle o karanlık kabirde yalnız başımıza kaldığımız zaman, bizleri selim eyle Yârabbi!"</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px">Nedense geceleri bastırıyor bu korku. Gündüz daha az endişeliyim.</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px">Eskiden kışın, bir de geceleri ölülerin ne yaptığını merak ederdim. Bir gece mezarlığın önünden geçmek zorunda kalmıştık da, kendime zor gelmiştim. Neydi, niçin bu kadar korkuyordum ölümden? Ölüm neydi? Hem ölüler ne yaparlardı yapayalnız; üşürler miydi? Ölüm fizyolojik olarak beyin fonksiyonlarının iflas etmesi miydi? Peki ya ruh, duygular, hisler nereye gidiyordu? Biz ölmek için mi yaşıyorduk? O zaman niyeydi bütün çabalar?...</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px">Ölümle ciddi olarak ilk yüzleşmem anneannemin ölmesiyle oldu. Anneannem ölmüştü. Ölmemeliydi, bizi yalnız bırakmamalıydı. Acım çok derindi. Hiç bitmeyecek sandım. Herkes üzülüyordu ama, kimse ölüm sonrasını anlatmıyordu. Keza vicdanım soruyordu feryat figan; Görmüyor musun sonunu. Sermayeyi tüketme!" diyordu. Ama biz insanoğulları bazı şeyleri çabuk unuturuz. Bu çok derin acı nefsimce bastırıldı. Sonrasını tahmin etmek zor değil. Birçok insan gibi ruhum yara alıyor; kahroluyor ve daha anı yaşamadan biteceğini düşünerek üzülüyordum.</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px">Artık ölüm düşüncesini bastıramıyorum. Konuşuyorum, düşünüyorum. Korkmamak zor. Ölümden, yani ölüme ne kadar hazır olduğumuzdan, kabre ne kadar nurlu gireceğimizden. "Nasılsa ölüyoruz, boşver, yaşamana bak!" dese de nefsim ve şeytanım, kalbim kanmıyor buna artık. Çünkü kendimi oyalamak istemiyorum. Azap çekiyorum yoksa. Aklıma takvimden okuduğum şu öykü geliyor:</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px">Adam ölüyor. Ama şuuru yerinde. "Bir yanlışlık var" diyor. "Yapacak çok işim var" diyor. Kabre konuluyor. Kimseye derdini anlatamıyor. Çıldıracak iken ter içinde uyanıyor. Haline şükrediyor.</span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px">Bu adam hepimiziz. Ama hepimize sadece bir fırsat veriliyor; çok kıymetli tek bir fırsat. Geri dönüşü yok. Zor bir imtihan. Karşılığı ise tahayyül edemediğimiz sonsuz bir hayat. Hani o matematikte işareti bulunan sonsuz! Yani, ya sonsuz mutluluk ya da sonsuz azap. Seçim bize kalmış. </span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: #6200ff"><span style="font-size: 12px">Sibel Yenigün </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 69922, member: 12"] [center][color=#6200ff][size=3]olume dair KORKUMU BASTIRAMIYORUM. Kendimi kabrin içine koyamıyorum. Korku beni yiyip bitiriyor. Bir türlü mezarın içine giremiyorum. Hep aklıma o dua geliyor. "Bizler de öldüğümüz zaman, o karanlık evimize getirip de yatırdıkları zaman, üstümüze toprağı çabuk çabuk atıp herkes evine gittiği zaman, nefsimizle o karanlık kabirde yalnız başımıza kaldığımız zaman, bizleri selim eyle Yârabbi!" Nedense geceleri bastırıyor bu korku. Gündüz daha az endişeliyim. Eskiden kışın, bir de geceleri ölülerin ne yaptığını merak ederdim. Bir gece mezarlığın önünden geçmek zorunda kalmıştık da, kendime zor gelmiştim. Neydi, niçin bu kadar korkuyordum ölümden? Ölüm neydi? Hem ölüler ne yaparlardı yapayalnız; üşürler miydi? Ölüm fizyolojik olarak beyin fonksiyonlarının iflas etmesi miydi? Peki ya ruh, duygular, hisler nereye gidiyordu? Biz ölmek için mi yaşıyorduk? O zaman niyeydi bütün çabalar?... Ölümle ciddi olarak ilk yüzleşmem anneannemin ölmesiyle oldu. Anneannem ölmüştü. Ölmemeliydi, bizi yalnız bırakmamalıydı. Acım çok derindi. Hiç bitmeyecek sandım. Herkes üzülüyordu ama, kimse ölüm sonrasını anlatmıyordu. Keza vicdanım soruyordu feryat figan; Görmüyor musun sonunu. Sermayeyi tüketme!" diyordu. Ama biz insanoğulları bazı şeyleri çabuk unuturuz. Bu çok derin acı nefsimce bastırıldı. Sonrasını tahmin etmek zor değil. Birçok insan gibi ruhum yara alıyor; kahroluyor ve daha anı yaşamadan biteceğini düşünerek üzülüyordum. Artık ölüm düşüncesini bastıramıyorum. Konuşuyorum, düşünüyorum. Korkmamak zor. Ölümden, yani ölüme ne kadar hazır olduğumuzdan, kabre ne kadar nurlu gireceğimizden. "Nasılsa ölüyoruz, boşver, yaşamana bak!" dese de nefsim ve şeytanım, kalbim kanmıyor buna artık. Çünkü kendimi oyalamak istemiyorum. Azap çekiyorum yoksa. Aklıma takvimden okuduğum şu öykü geliyor: Adam ölüyor. Ama şuuru yerinde. "Bir yanlışlık var" diyor. "Yapacak çok işim var" diyor. Kabre konuluyor. Kimseye derdini anlatamıyor. Çıldıracak iken ter içinde uyanıyor. Haline şükrediyor. Bu adam hepimiziz. Ama hepimize sadece bir fırsat veriliyor; çok kıymetli tek bir fırsat. Geri dönüşü yok. Zor bir imtihan. Karşılığı ise tahayyül edemediğimiz sonsuz bir hayat. Hani o matematikte işareti bulunan sonsuz! Yani, ya sonsuz mutluluk ya da sonsuz azap. Seçim bize kalmış. Sibel Yenigün [/size][/color][/center] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
olume dair
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst