Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
ölümü anmanin kalbe tesiri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 140894" data-attributes="member: 12884"><p><strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">Ey İlâhi sırları öğrenmek isteyen! Sen bil ki, ölüm büyük bir iştir ve ulu bir tehlikedir. Lâkin insanlar bundan gafildirler. Ölümü amalar bile bu anış gönüllerine işlemez.Dünya işlerine öyle dalarlar ki, başka bir şeye gönüllerinde yer kalmaz. Bundan ötürüdür ki, zikrin ve teşbihin de o kadar lezzetini bulamazlar.</span></span></strong></p><p> </p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">İşte bunun ilâcı şudur: Mürîd olan bir kişi bir tenha yer, bir halvet İster. Gönlünü bir saat için o tenhalıkta ölüm düşüncesine salar. Kendisine şu hitapta bulunur:</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">-Ey nefis! Ölüm günü yaklaştı. Belki de bugün gelir. Ey sâlih kişi! Sen bil ki, sana:"Bir karanlık eve gir!" deseler. Sen o karanlık evin dehlizinde bir kuyu veya serseri bir köpek mi vardır bilemezsin. Ya da yolun üzerinde bir taş mı vardır, ya da başka bir engel mi vardır, haberin yoktur. Bundan dolayı o karanlık dehlize girmekten ödün kopar, korkudan dizlerinin bağı çözülür. Bil ki, ölümden sonraki hâl de bilinmiş değildir. Kabirde olan tehlike, bu tehlikeden aşağı değildir. Bundan gafil olmak, bunları bilmemek ne acâîp bir cürettir! Buna asıl ilâç, kendi yaşdaşlarına, akranlarına bakmaktır. Onların çoğu ölmüşlerdir. Onların yüzlerini, hayâllerini hele bir aklına getir. Düşün ki, her biri bir makam, bir mevkide, kendi muradında niceydi! Onların dünyadaki sevinci, ne kadar gaflet içinde olduklarım gösteriyormuş. Bir gün ansızın ölüm gelip onları nasıl kaptı? Şimdi sen düşün ki, kabirde onların vücutları, yüzleri nicedir. Uzuvları birbirinden nasıl ayrılmıştır. Onların derilerine, etlerine, gözlerine ve dillerine kurtlar nasıl üşüşmüşlerdir! Onlar bu belâya çalmışken, arkadaki mirasçıları malım paylaşıp yemektedirler. Hattâ karısı başka bir erkeğe de varmıştır. Onu temaşa etmekte eski kocasını unutmaktadır. Sen yine arkadaşlarının durumunu ve günlük yaşamalarını düşün ki, onların âlemi seyredişlerini, gülmelerini ve gafletlerini aklından geçir. Yirmi yılda erişebildikleri İşlerin tedbirleriyle uğraştıklarını fıkreyle. Onlar bu kadar zahmetler çektiler. Oysa kefenleri bezci dükkanında bulunmaktaydı. Bundan habersizdiler. Sen de kendi kendine:</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">—Sen de onlar gibisin! Senin de gafletin, hırsın, cahilliğin, bilgisizliğin, aptallığın onlarınki gibidir. Sana öyle bir saadet nasip oldu ki, onlar senden önce dünyadan ayrıldılar. Bundan sen ibret almalısın. Nitekim: "o kişiye ne mutludur ki, bir başkasından Öğütlenir!" diye buyurulmuştur! demelisin.</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">Sonra da kendi ellerini, ayaklarını, parmakların, gözlerini, dilini düşünmelisin. Hepsi de biribirinden uzaklaşacaklardır. Az zaman içinde de akreplerin gıdası, yılanların ve yerde yaşayan başka haşerelerin yiyeceği olacaktır.</span></span></p><p><strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">Sen kabirdeki kendi </span></span></strong><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">yüzünü, <strong>vücudunu </strong>hayâle <strong>getir ki, bunlar, pis koku içindedirler, </strong>vücudun dağılmıştır. <strong>Uzuvların </strong>birbirinden <strong>ayrılmış, murdar bir hale gelmiştir.</strong></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">Ve sen ey sâlih kişi, buna benzer şeyleri, her gün kendi özüne kalb dili ile söyle. Tâ ki, bâtının haberdar olsun. Ölüleri görünce dille yâd etmenin etkisi olmaz. Âdemoğlu daima kendisini cenazelere bakarken görür. Sanır ki, daima başkalarının cenazesini görecek, kendisinin cenazesini görmeyecektir. Çünkü o, kendisini hiç bir kere ölü görmüş değildir. Gözle görülmeyen şey de vehme gelmez. Bundan ötürüdür ki, Resûlullah Efendimiz bir hutbede şöyle buyurdu:</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">—Doğru söyleyin! Ölüm bizim üzerimize yazılmış mıdır? Şu alınıp götürülen cenazeler tez geri dönecek konuklar mıdır? Biz onları toprağa koyarız, miras olarak bıraktıklarını yeriz. Biz kendimizden gafil kişileriz.</span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Verdana'">İnsanlara ölümü unutturan şey de çok zaman lûl-i emel (bitmeyen istekler)dir. Bütün fesatların, kötülüklerin, fenalıkların başı da bu tûl-i emel, sonu gelmeyen isteklerdir.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 140894, member: 12884"] [B][COLOR=black][FONT=Verdana]Ey İlâhi sırları öğrenmek isteyen! Sen bil ki, ölüm büyük bir iştir ve ulu bir tehlikedir. Lâkin insanlar bundan gafildirler. Ölümü amalar bile bu anış gönüllerine işlemez.Dünya işlerine öyle dalarlar ki, başka bir şeye gönüllerinde yer kalmaz. Bundan ötürüdür ki, zikrin ve teşbihin de o kadar lezzetini bulamazlar.[/FONT][/COLOR][/B] [COLOR=black][FONT=Verdana]İşte bunun ilâcı şudur: Mürîd olan bir kişi bir tenha yer, bir halvet İster. Gönlünü bir saat için o tenhalıkta ölüm düşüncesine salar. Kendisine şu hitapta bulunur:[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Verdana]-Ey nefis! Ölüm günü yaklaştı. Belki de bugün gelir. Ey sâlih kişi! Sen bil ki, sana:"Bir karanlık eve gir!" deseler. Sen o karanlık evin dehlizinde bir kuyu veya serseri bir köpek mi vardır bilemezsin. Ya da yolun üzerinde bir taş mı vardır, ya da başka bir engel mi vardır, haberin yoktur. Bundan dolayı o karanlık dehlize girmekten ödün kopar, korkudan dizlerinin bağı çözülür. Bil ki, ölümden sonraki hâl de bilinmiş değildir. Kabirde olan tehlike, bu tehlikeden aşağı değildir. Bundan gafil olmak, bunları bilmemek ne acâîp bir cürettir! Buna asıl ilâç, kendi yaşdaşlarına, akranlarına bakmaktır. Onların çoğu ölmüşlerdir. Onların yüzlerini, hayâllerini hele bir aklına getir. Düşün ki, her biri bir makam, bir mevkide, kendi muradında niceydi! Onların dünyadaki sevinci, ne kadar gaflet içinde olduklarım gösteriyormuş. Bir gün ansızın ölüm gelip onları nasıl kaptı? Şimdi sen düşün ki, kabirde onların vücutları, yüzleri nicedir. Uzuvları birbirinden nasıl ayrılmıştır. Onların derilerine, etlerine, gözlerine ve dillerine kurtlar nasıl üşüşmüşlerdir! Onlar bu belâya çalmışken, arkadaki mirasçıları malım paylaşıp yemektedirler. Hattâ karısı başka bir erkeğe de varmıştır. Onu temaşa etmekte eski kocasını unutmaktadır. Sen yine arkadaşlarının durumunu ve günlük yaşamalarını düşün ki, onların âlemi seyredişlerini, gülmelerini ve gafletlerini aklından geçir. Yirmi yılda erişebildikleri İşlerin tedbirleriyle uğraştıklarını fıkreyle. Onlar bu kadar zahmetler çektiler. Oysa kefenleri bezci dükkanında bulunmaktaydı. Bundan habersizdiler. Sen de kendi kendine:[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Verdana]—Sen de onlar gibisin! Senin de gafletin, hırsın, cahilliğin, bilgisizliğin, aptallığın onlarınki gibidir. Sana öyle bir saadet nasip oldu ki, onlar senden önce dünyadan ayrıldılar. Bundan sen ibret almalısın. Nitekim: "o kişiye ne mutludur ki, bir başkasından Öğütlenir!" diye buyurulmuştur! demelisin.[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Verdana]Sonra da kendi ellerini, ayaklarını, parmakların, gözlerini, dilini düşünmelisin. Hepsi de biribirinden uzaklaşacaklardır. Az zaman içinde de akreplerin gıdası, yılanların ve yerde yaşayan başka haşerelerin yiyeceği olacaktır.[/FONT][/COLOR] [B][COLOR=black][FONT=Verdana]Sen kabirdeki kendi [/FONT][/COLOR][/B][COLOR=black][FONT=Verdana]yüzünü, [B]vücudunu [/B]hayâle [B]getir ki, bunlar, pis koku içindedirler, [/B]vücudun dağılmıştır. [B]Uzuvların [/B]birbirinden [B]ayrılmış, murdar bir hale gelmiştir.[/B][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Verdana]Ve sen ey sâlih kişi, buna benzer şeyleri, her gün kendi özüne kalb dili ile söyle. Tâ ki, bâtının haberdar olsun. Ölüleri görünce dille yâd etmenin etkisi olmaz. Âdemoğlu daima kendisini cenazelere bakarken görür. Sanır ki, daima başkalarının cenazesini görecek, kendisinin cenazesini görmeyecektir. Çünkü o, kendisini hiç bir kere ölü görmüş değildir. Gözle görülmeyen şey de vehme gelmez. Bundan ötürüdür ki, Resûlullah Efendimiz bir hutbede şöyle buyurdu:[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Verdana]—Doğru söyleyin! Ölüm bizim üzerimize yazılmış mıdır? Şu alınıp götürülen cenazeler tez geri dönecek konuklar mıdır? Biz onları toprağa koyarız, miras olarak bıraktıklarını yeriz. Biz kendimizden gafil kişileriz.[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Verdana]İnsanlara ölümü unutturan şey de çok zaman lûl-i emel (bitmeyen istekler)dir. Bütün fesatların, kötülüklerin, fenalıkların başı da bu tûl-i emel, sonu gelmeyen isteklerdir.[/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
ölümü anmanin kalbe tesiri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst