Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Ölümü Hatırla!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Livza" data-source="post: 496629" data-attributes="member: 8422"><p><strong>Ölüm Anmanin Fazileti</strong></p><p></p><p>Ölümü anmanın fazileti</p><p></p><p>Hz. Peygamber s.a.v. şöyle buyurmaktadır:</p><p>“Lezzetleri kesip yıkan ölümden çokça bahsedin!”</p><p>Hadisin manası: Onu anmakla hazları bulandırın ki hazza olan meyliniz kesilsin. Dolayısıyla Allah’a yönelmiş olasınız!</p><p>Yine şöyle buyurmuştur:</p><p>“Eğer hayvanlar ölüm hakkında ademoğlunun bildiğini bilseydiler, insanlar onlardan semiz bir et yiyemezlerdi.” (Beyhâkî)</p><p>Yani üzüntü ve korkularından bir deri bir kemik kalırlardı.</p><p>Hz. Âişe r.anha şöyle sordu:</p><p>– Ey Allah’ın Rasulü, şehitlerle beraber haşrolunacak bir kimse var mı?</p><p>Hz. Peygamber s.a.v. cevap olarak şöyle dedi:</p><p>– Evet! Yirmi dört saatte yirmi defa ölümü anan kimse!” (Taberânî)</p><p>Bütün bu faziletlerin sebebi ölümün anılmasıdır. Ölümün anılması da aldanış evinden uzaklaşmayı ve ahiret için hazırlıklı bulunmayı gerektirir. Ölümden gaflet ise insanı dünya şehvetlerine dalmaya davet eder.</p><p>Hz. Peygamber s.a.v. şöyle buyurmuştur: “Müminin hediyesi ölümdür.” (Hakîm)</p><p>Bunu şu hikmete binaen söylemiştir: “Dünya müminin hapishanesidir.” (Müslim)</p><p>Çünkü mümin, dünyada nefsinin şiddetinden, şehvetlerinden uzak durmaktan, şeytana karşı koymaktan dolayı sıkıntıdadır. Bu bakımdan ölüm onun için bu azaptan kurtulmaktır. Kurtuluş ise onun için hediyedir. Zira Hz. Peygamber s.a.v şöyle buyurmuştur:</p><p>“Ölüm her müslüman için kefarettir.” (Ebu Nuaym, Hilye; Beyhakî, Şuab’ül-İman)</p><p>Buradaki müslüman sözünden, hak yönünden müslüman, doğruluk yönünden mümin olan kastedilmiştir. Bu öyle müslümandır ki müslümanlar onun elinden ve dilinden emindirler. Onda müminlerin ahlâkı görünür. O, günahların sadece küçükleriyle kirlenir. Büyük günahlardan korunup farzları yerine getirdikten sonra ölüm onun küçük günahlarını temizler ve kefaret olur.</p><p>Ata el-Horasanî k.s. şöyle diyor: Hz. Peygamber s.a.v. bir grubun yanından geçti. O meclisten bir kahkaha sesi yükseldi. Bunun üzerine şöyle buyurdu:</p><p>– Meclisinizi, lezzetleri bulandıranın anılmasıyla katıştırın!</p><p>– Lezzetleri bulandıran nedir, diye sorulunca buyurdu ki:</p><p>– Ölümdür!</p><p>Enes b. Malik r.a.’ın rivayetine göre Hz. Peygamber s.a.v. şöyle buyurmuştur:</p><p>“Ölümün zikrini çokça yapın! Çünkü ölümü anmak günahları siler. Dünyayı gözünüzde küçülterek kıymetsiz kılar. Ayırt edici olarak ölüm kâfidir. İnsana vaiz olarak ölüm yeter!”</p><p>Hz. Peygamber s.a.v. mescide gitti. Bir grubun konuşup güldüklerini gördü. Bunun üzerine şöyle dedi:</p><p>Ölümü hatırlayın! Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, eğer benim bildiğimi siz bilseydiniz az güler, çok ağlardınız. (Taberânî; Beyhâkî)</p><p>Abdullah ibn Ömer r.anhüma şöyle diyor: Hz. Peygamber s.a.v.’in yanına geldim. O esnada Ensar’dan bir kişi:</p><p>– Ey Allah’ın Rasulü! İnsanların en akıllısı ve en üstünü kimdir, diye sordu. Hz. Peygamber s.a.v. şöyle dedi:</p><p>– Ölümü en fazla ananlar ve ölüm için en fazla hazırlık yapanlardır. İşte onlar akıllıların ta kendisidirler. Onlar dünyanın üstünlüğünü ve ahiretin nimetlerini elde etmişlerdir. (Beyhakî)</p><p>Böyle buyurdular</p><p>Hasan Basrî k.s. ölüm hakkında şöyle demiştir: “Ölüm dünyayı rezil etti! Hiçbir akıllıya dünya ile sevinmeyi bırakmadı!”</p><p>Rebî b. Hayseme rh.a. de şöyle buyurmuştur: “Mümin kişinin beklediği hiçbir hadise, onun için ölümden daha hayırlı değildir.”</p><p>Ebu Bekir Muhammed rh.a., “İbn Sîrin rh.a. hazretlerinin yanında ölümden bahsedildiğinde onun azaları tutulur, sanki dumura uğrardı.” demiştir.</p><p>Ömer b. Abdülaziz rh.a. her gece alimleri bir araya getirir, ölümün, kıyamet ve ahiretin müzakeresini yapar, sonra sanki önlerinde bir cenaze varmış gibi ağlardı.</p><p>İbrahim et-Teymî k.s. şöyle demiştir: “İki şey vardır ki benden dünya lezzetini kestiler: Ölümün bahsi ve Allah Tealâ’nın huzurunda hesap için durmak!”</p><p>Ka’b rh.a. şöyle demiştir: “Kim ölümü tanırsa onun için dünyanın musibet ve üzüntüleri kolaylaşır!”</p><p>Abdullah ibn Mutarrıf rh.a. da şöyle anlatır: Rüyamda birinin Basra Camii’nin ortasında şöyle dediğini gördüm: “Ölümün anılması, Allah’tan korkanların kalplerini parçaladı. Allah’a yemin ederim onları sersemlemiş olarak görüyorum.”</p><p>Ebu Hânî Eş’as k.s. şöyle demiştir: “Hasan Basrî k.s. hazretlerinin sohbetine devam ederdik. Onun sohbeti cehennem, ahiret ve ölümü hatırlatmaktan ibaretti.”</p><p>Safiyye rh.a. şöyle diyor: “Bir kadın Âişe r.a. validemize kalbinin katılığından şikayet etti. Âişe r.a. şöyle dedi:</p><p>– Ölümü çokça hatırla, ölümü çokça hatırla! Kalbin yumuşar, incelir.”</p><p>Hz. İsa a.s.’ın yanında ölümden bahsedildiğinde derisinden sanki kan damlardı.</p><p>Hz. Davud a.s.’ın yanında ölüm ve kıyametten bahsedildiğinde eklemleri birbirinden ayrılacak dereceye gelinceye kadar ağlardı. Allah’ın rahmeti anıldığında ise kendine gelirdi.</p><p>Hasan Basrî k.s. şöyle demiştir: “Ölümden sakınmayan ve ölüm için üzülmeyen akıllı bir kimse görmedim.”</p><p>Ömer b. Abdülaziz rh.a. bir alime “Bana nasihat et!” dediğinde, o zat:</p><p>– Sen ilk ölecek halife değilsin, dedi. Ömer:</p><p>– Daha fazlasını söyle, deyince alim:</p><p>– Babandan Adem a.s.’a varıncaya kadar dedelerinden ölümü tatmayan hiç kimse yok. Senin sıran da geldi, dedi.</p><p>Bunun üzerine Ömer hüngür hüngür ağladı.</p><p>Rebî b. Hayseme rh.a. evinde bir mezar kazmıştı. Her gün o mezara birkaç defa girer yatardı. Bu şekilde ölümü anmaya devam etti. Derdi ki: “Eğer ölümün zikri kalbimden bir saat ayrılırsa, kalbim fesada uğrar.”</p><p>Mutarrıf b. Abdullah rh.a. dedi ki: “Muhakkak bu ölüm, nimet ehline nimeti bulandırmıştır. Bu bakımdan içinde ölüm olmayan bir nimet arayınız!”</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Livza, post: 496629, member: 8422"] [b]Ölüm Anmanin Fazileti[/b] Ölümü anmanın fazileti Hz. Peygamber s.a.v. şöyle buyurmaktadır: “Lezzetleri kesip yıkan ölümden çokça bahsedin!” Hadisin manası: Onu anmakla hazları bulandırın ki hazza olan meyliniz kesilsin. Dolayısıyla Allah’a yönelmiş olasınız! Yine şöyle buyurmuştur: “Eğer hayvanlar ölüm hakkında ademoğlunun bildiğini bilseydiler, insanlar onlardan semiz bir et yiyemezlerdi.” (Beyhâkî) Yani üzüntü ve korkularından bir deri bir kemik kalırlardı. Hz. Âişe r.anha şöyle sordu: – Ey Allah’ın Rasulü, şehitlerle beraber haşrolunacak bir kimse var mı? Hz. Peygamber s.a.v. cevap olarak şöyle dedi: – Evet! Yirmi dört saatte yirmi defa ölümü anan kimse!” (Taberânî) Bütün bu faziletlerin sebebi ölümün anılmasıdır. Ölümün anılması da aldanış evinden uzaklaşmayı ve ahiret için hazırlıklı bulunmayı gerektirir. Ölümden gaflet ise insanı dünya şehvetlerine dalmaya davet eder. Hz. Peygamber s.a.v. şöyle buyurmuştur: “Müminin hediyesi ölümdür.” (Hakîm) Bunu şu hikmete binaen söylemiştir: “Dünya müminin hapishanesidir.” (Müslim) Çünkü mümin, dünyada nefsinin şiddetinden, şehvetlerinden uzak durmaktan, şeytana karşı koymaktan dolayı sıkıntıdadır. Bu bakımdan ölüm onun için bu azaptan kurtulmaktır. Kurtuluş ise onun için hediyedir. Zira Hz. Peygamber s.a.v şöyle buyurmuştur: “Ölüm her müslüman için kefarettir.” (Ebu Nuaym, Hilye; Beyhakî, Şuab’ül-İman) Buradaki müslüman sözünden, hak yönünden müslüman, doğruluk yönünden mümin olan kastedilmiştir. Bu öyle müslümandır ki müslümanlar onun elinden ve dilinden emindirler. Onda müminlerin ahlâkı görünür. O, günahların sadece küçükleriyle kirlenir. Büyük günahlardan korunup farzları yerine getirdikten sonra ölüm onun küçük günahlarını temizler ve kefaret olur. Ata el-Horasanî k.s. şöyle diyor: Hz. Peygamber s.a.v. bir grubun yanından geçti. O meclisten bir kahkaha sesi yükseldi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: – Meclisinizi, lezzetleri bulandıranın anılmasıyla katıştırın! – Lezzetleri bulandıran nedir, diye sorulunca buyurdu ki: – Ölümdür! Enes b. Malik r.a.’ın rivayetine göre Hz. Peygamber s.a.v. şöyle buyurmuştur: “Ölümün zikrini çokça yapın! Çünkü ölümü anmak günahları siler. Dünyayı gözünüzde küçülterek kıymetsiz kılar. Ayırt edici olarak ölüm kâfidir. İnsana vaiz olarak ölüm yeter!” Hz. Peygamber s.a.v. mescide gitti. Bir grubun konuşup güldüklerini gördü. Bunun üzerine şöyle dedi: Ölümü hatırlayın! Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, eğer benim bildiğimi siz bilseydiniz az güler, çok ağlardınız. (Taberânî; Beyhâkî) Abdullah ibn Ömer r.anhüma şöyle diyor: Hz. Peygamber s.a.v.’in yanına geldim. O esnada Ensar’dan bir kişi: – Ey Allah’ın Rasulü! İnsanların en akıllısı ve en üstünü kimdir, diye sordu. Hz. Peygamber s.a.v. şöyle dedi: – Ölümü en fazla ananlar ve ölüm için en fazla hazırlık yapanlardır. İşte onlar akıllıların ta kendisidirler. Onlar dünyanın üstünlüğünü ve ahiretin nimetlerini elde etmişlerdir. (Beyhakî) Böyle buyurdular Hasan Basrî k.s. ölüm hakkında şöyle demiştir: “Ölüm dünyayı rezil etti! Hiçbir akıllıya dünya ile sevinmeyi bırakmadı!” Rebî b. Hayseme rh.a. de şöyle buyurmuştur: “Mümin kişinin beklediği hiçbir hadise, onun için ölümden daha hayırlı değildir.” Ebu Bekir Muhammed rh.a., “İbn Sîrin rh.a. hazretlerinin yanında ölümden bahsedildiğinde onun azaları tutulur, sanki dumura uğrardı.” demiştir. Ömer b. Abdülaziz rh.a. her gece alimleri bir araya getirir, ölümün, kıyamet ve ahiretin müzakeresini yapar, sonra sanki önlerinde bir cenaze varmış gibi ağlardı. İbrahim et-Teymî k.s. şöyle demiştir: “İki şey vardır ki benden dünya lezzetini kestiler: Ölümün bahsi ve Allah Tealâ’nın huzurunda hesap için durmak!” Ka’b rh.a. şöyle demiştir: “Kim ölümü tanırsa onun için dünyanın musibet ve üzüntüleri kolaylaşır!” Abdullah ibn Mutarrıf rh.a. da şöyle anlatır: Rüyamda birinin Basra Camii’nin ortasında şöyle dediğini gördüm: “Ölümün anılması, Allah’tan korkanların kalplerini parçaladı. Allah’a yemin ederim onları sersemlemiş olarak görüyorum.” Ebu Hânî Eş’as k.s. şöyle demiştir: “Hasan Basrî k.s. hazretlerinin sohbetine devam ederdik. Onun sohbeti cehennem, ahiret ve ölümü hatırlatmaktan ibaretti.” Safiyye rh.a. şöyle diyor: “Bir kadın Âişe r.a. validemize kalbinin katılığından şikayet etti. Âişe r.a. şöyle dedi: – Ölümü çokça hatırla, ölümü çokça hatırla! Kalbin yumuşar, incelir.” Hz. İsa a.s.’ın yanında ölümden bahsedildiğinde derisinden sanki kan damlardı. Hz. Davud a.s.’ın yanında ölüm ve kıyametten bahsedildiğinde eklemleri birbirinden ayrılacak dereceye gelinceye kadar ağlardı. Allah’ın rahmeti anıldığında ise kendine gelirdi. Hasan Basrî k.s. şöyle demiştir: “Ölümden sakınmayan ve ölüm için üzülmeyen akıllı bir kimse görmedim.” Ömer b. Abdülaziz rh.a. bir alime “Bana nasihat et!” dediğinde, o zat: – Sen ilk ölecek halife değilsin, dedi. Ömer: – Daha fazlasını söyle, deyince alim: – Babandan Adem a.s.’a varıncaya kadar dedelerinden ölümü tatmayan hiç kimse yok. Senin sıran da geldi, dedi. Bunun üzerine Ömer hüngür hüngür ağladı. Rebî b. Hayseme rh.a. evinde bir mezar kazmıştı. Her gün o mezara birkaç defa girer yatardı. Bu şekilde ölümü anmaya devam etti. Derdi ki: “Eğer ölümün zikri kalbimden bir saat ayrılırsa, kalbim fesada uğrar.” Mutarrıf b. Abdullah rh.a. dedi ki: “Muhakkak bu ölüm, nimet ehline nimeti bulandırmıştır. Bu bakımdan içinde ölüm olmayan bir nimet arayınız!” [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Ölümü Hatırla!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst