Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Ömrümüzün bir günü daha geride kalıyor.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 185276" data-attributes="member: 1003203"><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">Cenabı Hakk'ın emânet olarak verdiği hayat süratle eriyor. Bu emanet, ne zaman geriye istenecek belli değil; davet her an gerçekleşebilir. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">Bir gün buralardan kuş gibi uçup gideceğiz. Bir yanımız Bediüzzaman gibi konuşuyor: "Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi ettik. Şu güzerân-ı hayat bir uykudur, rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür bir rüzgâr gibi uçar gider." </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">İlâhî huzurda 'Eyvah!' dememek; ömür dakikalarını ibadete çevirmeye, cennet ve Cemalullah'a ulaşmaya; nefis ve malını Allah'a satmaya, her türlü imkânı Allah yolunda kullanmaya bağlıdır. Dünyevî ve fanî işlerde boğulmadan, bedenî arzulara yenik düşmeden, ebedler diyarına tâlip olunmalı ve Allah'ın rızası esas alınmalıdır. Sel gibi akıp giden hayat; geçtiği yerleri yeşertmeli, muhtaç gönüllere âb-ı hayat akıtmalıdır. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">Ömrümüzün bir günü daha geride kalıyor. Ömrümüzü ebede dönük işlerle değerlendirerek geçirmemiz gerekirken, maalesef eğlenerek, gülerek geçirebiliyoruz. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">Halbuki insanın, İlâhî huzurda kendini mahçup edecek, yüzünü kızartacak, karanlık ve kirli bir hayat bırakmaması gerekir. Sefâlet ve zillet içinde geçen bir ömür, gözyaşlarıyla yıkanması gerekirken, bedenî arzuları tatmin etmeye matuf israf edilmektedir. Bütün bu davranış ve hareketler, Allah ve Resulüllah'ın nefretine davetiye çıkardığı kadar, şeytanın celbine ve memnuniyetine de, sebep olmaktadır. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">Merhameti sonsuz Allah, ayağı kayıp düşen, günaha bulaşan kullarının günahlarını silinebilecek bir yazıyla yazıyor. İnsan samimi olarak müracaat edip, Allah'tan özür dileyip günahlarına tevbe etse, Allah, bütün günahlarını bağışlayacağını taahhüt ediyor: "De ki: <span style="color: seagreen">"Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü O Gafûr ve Rahîm'dir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır)." (Zümer, 53) </span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000"><span style="color: seagreen"></span>Bu güzel davete icabet edememe kadar büyük talihsizlik olamaz. <span style="color: green">"Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Büyük bir yarın olan (girme mecburiyetinde olduğunuz) kabrinize ne hazırladığınıza bir bakın. Muhakkak Allah; yaptığınız her şeyden haberdârdır." </span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000"><span style="color: green"></span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">Merhameti sonsuz Allah, önümüzdeki mutlak tehlikeleri; ihtiyarlıkta, kabirde, sıratta, mahşerde hattâ huzurunda sorulacak suallere kadar -imtihana girecek bir talebeye, soruların daha evvelden verilmesi gibi- her şeyi haber veriyor. Buna rağmen akıl, irade ve şuurunu suistimal edip, bedenî hazların esiri olarak kabri, ölümü, hesabı, muhasebeyi unutan insan, acınacak bir durumdadır. Ne yazık ki, "Kendi rızasıyla zarara girene, merhamet edilmez." kaidesince, acınma hakkını kaybetmiştir. Eğer bu tür insanlar, hakikati hiç duymamışlarsa, o zaman mesuliyetin büyüğü bize düşmektedir. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">Evet, günahıyla-sevabıyla ömrümüzün bir kısmı geride kaldı. Geçen günleri milyarlar versek geri getiremeyiz. Önemli olan, "Zararın neresinden dönerseniz kârdır." hesabıyla, bütün günahlara bir sünger çekip nedâmet duymak, tevbe edip Cenabı Hakk'tan özür dilemek olmalıdır. O Allah ki: "Size azap gelip çatmadan önce, Rabb'inize dönün ve O'na teslim olun. O'na itaat edin. Yoksa yardım göremezsiniz." (Zümer, 54) buyuruyor. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">İleride pişman olmak, dizini dövmek, eyvah edip çırpınmak bir şey ifade etmeyecektir. Her şey O'nundur ve tasarruf hakkı da O'na aittir. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">Emanetin ne demek olduğunu bilen bir insan, kendine emanet edilen ömrü, gelişigüzel kullanamaz ve kullanmamalıdır. Geçmişine bak! Nice pişman olduğun iş ve nedamet duyduğun an vardır ki, sadece üzüntüsü kalmıştır. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #ff0000">Her şeye rağmen, Rabb'imizin sonsuz merhamet kapısı açıktır. Bunu fırsat bilip ömrümüzün geri kalanını değerlendirmek isabetli bir iş olacaktır.</span></span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 185276, member: 1003203"] [B][FONT=Arial][SIZE=4][COLOR=#ff0000]Cenabı Hakk'ın emânet olarak verdiği hayat süratle eriyor. Bu emanet, ne zaman geriye istenecek belli değil; davet her an gerçekleşebilir. Bir gün buralardan kuş gibi uçup gideceğiz. Bir yanımız Bediüzzaman gibi konuşuyor: "Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi ettik. Şu güzerân-ı hayat bir uykudur, rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür bir rüzgâr gibi uçar gider." İlâhî huzurda 'Eyvah!' dememek; ömür dakikalarını ibadete çevirmeye, cennet ve Cemalullah'a ulaşmaya; nefis ve malını Allah'a satmaya, her türlü imkânı Allah yolunda kullanmaya bağlıdır. Dünyevî ve fanî işlerde boğulmadan, bedenî arzulara yenik düşmeden, ebedler diyarına tâlip olunmalı ve Allah'ın rızası esas alınmalıdır. Sel gibi akıp giden hayat; geçtiği yerleri yeşertmeli, muhtaç gönüllere âb-ı hayat akıtmalıdır. Ömrümüzün bir günü daha geride kalıyor. Ömrümüzü ebede dönük işlerle değerlendirerek geçirmemiz gerekirken, maalesef eğlenerek, gülerek geçirebiliyoruz. Halbuki insanın, İlâhî huzurda kendini mahçup edecek, yüzünü kızartacak, karanlık ve kirli bir hayat bırakmaması gerekir. Sefâlet ve zillet içinde geçen bir ömür, gözyaşlarıyla yıkanması gerekirken, bedenî arzuları tatmin etmeye matuf israf edilmektedir. Bütün bu davranış ve hareketler, Allah ve Resulüllah'ın nefretine davetiye çıkardığı kadar, şeytanın celbine ve memnuniyetine de, sebep olmaktadır. Merhameti sonsuz Allah, ayağı kayıp düşen, günaha bulaşan kullarının günahlarını silinebilecek bir yazıyla yazıyor. İnsan samimi olarak müracaat edip, Allah'tan özür dileyip günahlarına tevbe etse, Allah, bütün günahlarını bağışlayacağını taahhüt ediyor: "De ki: [COLOR=seagreen]"Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü O Gafûr ve Rahîm'dir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır)." (Zümer, 53) [/COLOR]Bu güzel davete icabet edememe kadar büyük talihsizlik olamaz. [COLOR=green]"Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Büyük bir yarın olan (girme mecburiyetinde olduğunuz) kabrinize ne hazırladığınıza bir bakın. Muhakkak Allah; yaptığınız her şeyden haberdârdır." [/COLOR] Merhameti sonsuz Allah, önümüzdeki mutlak tehlikeleri; ihtiyarlıkta, kabirde, sıratta, mahşerde hattâ huzurunda sorulacak suallere kadar -imtihana girecek bir talebeye, soruların daha evvelden verilmesi gibi- her şeyi haber veriyor. Buna rağmen akıl, irade ve şuurunu suistimal edip, bedenî hazların esiri olarak kabri, ölümü, hesabı, muhasebeyi unutan insan, acınacak bir durumdadır. Ne yazık ki, "Kendi rızasıyla zarara girene, merhamet edilmez." kaidesince, acınma hakkını kaybetmiştir. Eğer bu tür insanlar, hakikati hiç duymamışlarsa, o zaman mesuliyetin büyüğü bize düşmektedir. Evet, günahıyla-sevabıyla ömrümüzün bir kısmı geride kaldı. Geçen günleri milyarlar versek geri getiremeyiz. Önemli olan, "Zararın neresinden dönerseniz kârdır." hesabıyla, bütün günahlara bir sünger çekip nedâmet duymak, tevbe edip Cenabı Hakk'tan özür dilemek olmalıdır. O Allah ki: "Size azap gelip çatmadan önce, Rabb'inize dönün ve O'na teslim olun. O'na itaat edin. Yoksa yardım göremezsiniz." (Zümer, 54) buyuruyor. İleride pişman olmak, dizini dövmek, eyvah edip çırpınmak bir şey ifade etmeyecektir. Her şey O'nundur ve tasarruf hakkı da O'na aittir. Emanetin ne demek olduğunu bilen bir insan, kendine emanet edilen ömrü, gelişigüzel kullanamaz ve kullanmamalıdır. Geçmişine bak! Nice pişman olduğun iş ve nedamet duyduğun an vardır ki, sadece üzüntüsü kalmıştır. Her şeye rağmen, Rabb'imizin sonsuz merhamet kapısı açıktır. Bunu fırsat bilip ömrümüzün geri kalanını değerlendirmek isabetli bir iş olacaktır.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Ömrümüzün bir günü daha geride kalıyor.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst