Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
On Dokuzuncu Söz - 7. 8 ve 9. Reşhalar.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 184616" data-attributes="member: 27"><p><span style="color: DarkGreen"><strong>SEKİZİNCİ REŞHA</strong></span></p><p><span style="color: DarkGreen"></span></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">Bilirsin ki, sigara gibi küçük bir âdeti, küçük bir kavimde, büyük bir hâkim, büyük bir himmetle, ancak daimî kaldırabilir. </span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">Halbuki, bak: Bu zat, büyük ve çok âdetleri, hem inatçı, mutaassıp, büyük kavimlerden, zahirî küçük bir kuvvetle, küçük bir himmetle, az bir zamanda ref edip, yerlerine öyle secâyâ-yı âliyeyi ki dem ve damarlarına karışmış derecede sabit olarak vaz ve tesbit eyliyor. Bunun gibi daha pek çok harika icraatı yapıyor.</span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></strong><span style="color: DarkSlateGray"><span style="color: Black">O zamanın (cahiliye döneminin) insanlarının adetleri insan canına kıymaya kadar varıyordu. Ve bu adetleri uygulayan küçük bir kavim değildi. Peygamberimiz A.s.m saltanat sahibi bir sultan veya padişah da değildi. Bahsi geçen adetleri o kısa zaman içerisinde o insanlardan kaldırmak için şiddette kullanmıyordu. </span></span>“O ancak kendisine vahyolunanı söyler” (Necm Sûresi: 4) O'nun A.s.m. söylediği sözlerinin, nasihatlerinin, fiilerinin, tüm ahvalinin kaynağı vahiydi. Bundan dolayıdır ki o insanlar, o adetleri terketmekle beraber, fazilette, takvada, ahlakta, ilimde, kendi zamanlarında ve kendilerinden sonra gelen tüm insanlara rehber olmuşlardır. </p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray"></span></strong></p><p><strong><span style="color: DarkSlateGray">İşte, şu Asr-ı Saadeti görmeyenlere, Ceziretü’l-Arabı gözlerine sokuyoruz. Haydi, yüzer feylesofu alsınlar, oraya gitsinler, yüz sene çalışsınlar! O zâtın o zamana nisbeten bir senede yaptığının yüzden birisini acaba yapabilirler mi?</span></strong></p><p></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="color: Black">İşte Peygamberimiz Hz. Muhammed A.s.m ve O'nun davası olan Kur'an-ı Kerim hakkında batılı fiilozofların sözlerinden bazıları. </span></strong></p> <p style="text-align: left"><strong></strong></p><p></p><p></p><p><span style="color: Purple">Ben, şunu iddiâ ediyorum ki:</span></p><p><span style="color: Purple"></span></p><p><span style="color: Purple"></span><span style="color: Purple">Muhammed (a.s.m.) mümtâz bir kuvvettir. Destgâh-ı Kudretin böyle ikinci bir vücûdu imkân sahasına getirmesi ihtimâlden uzaktır. </span></p><p><span style="color: Purple"></span><span style="color: Purple"></span></p><p><span style="color: Purple"></span></p><p><span style="color: Purple">Sana muâsır bir vücud olamadığımdan dolayı müteessirim ey Muhammed (a.s.m.)! Muallimi ve nâşiri olduğun bu kitap senin değildir. O Lâhûtîdir. Bu kitabın Lâhûtî olduğunu inkâr etmek, mevzû ilimlerin butlânını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için, beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. </span></p><p></p><p><strong>Prens </strong></p><p><strong>BISMARCK</strong></p><p></p><p></p><p></p><p><span style="color: Blue">Kur'ân'ı bir kere dikkatle okursanız, Onun husûsiyetlerini izhâra başladığını görürsünüz. Kur'ân'ın güzelliği, diğer bütün edebî eserlerin güzelliklerinden kâbil-i temyizdir. Kur'ân'ın başlıca hûsûsiyetlerinden biri, onun asliyetidir. Benim fikir ve kanatime göre, Kur'ân, serâpâ samîmiyet ve hakkâniyetle doludur. Hazret-i Muhammed'in (a.s.m.) cihâna tebliğ ettiği dâvet hak ve hakîkattir. </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><strong>CARLYLE </strong></p><p></p><p></p><p></p><p><span style="color: Red">Kur'ân şir midir? Değildir. Fakat, onun şir olup olmadığını tefrik etmek müşküldür. Kur'ân, şiirden daha yüksek birşeydir. Maamâfih, Kur'ân ne tarihtir, ne tercüme-i hâldir, ne de Îsâ'nın (a.s.) dağda îrâd ettiği mev'ıza gibi bir mecmuâ-i eş'ârdır. Hattâ, Kur'ân, ne Buda'nın telkinâtı gibi bir mâbâde't-tabüye yâhut mantık kitabı, ne de Eflâtun'un herkese îrad ettiği nasihatler gibidir. Bu, bir Peygamberin sesidir; öyle bir ses ki, onu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi, saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlar. Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ nâşirlerini bulmuş, sonra teceddütperver ve îmar edici bir kuvvet şeklinde tecellî etmiştir. Bu sâyededir ki, Yunanistan ile Asya'nın birleşen ışığı Avrupa'nın zulümatâbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hıristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vukû bulmuştur. </span></p><p><span style="color: Red"></span></p><p><strong>Dr. JOHNSON </strong></p><p></p><p></p><p></p><p><span style="color: Purple">Allah'ın birliğine îman etmek hakîkat-i kübrâsını îlan ediyorken, Kur'ân, lisân-ı belâgatın en yükseğine ve nezâhetin şâhikasına varır. Kur'ân, Allah'ın irâdesine itaati, Allah'a isyanın neticelerini izah ederken, insanların muhayyilesini elektrikleyen en seyyal lisânı kullanır. Resûl-i Kibriyâya tesellî vermek ve onu teşvik etmek, yâhut halkı sâir Peygamberlerin ahvâliyle, milletlerin âkıbetiyle korkutmak îcap ettiği zaman, Kur'ân'ın lisânı, en katî ciddiyeti almaktadır. </span></p><p><span style="color: Purple"></span><span style="color: Purple"></span></p><p><span style="color: Purple"></span></p><p><span style="color: Purple">Mâdem ki Kur'ân'ın birbirine düşman kabîleleri, yekdiğeriyle mücâdele eden unsurları derli toplu bir millet haline getirdiğini, onları eski fikirlerinden daha ileri bir seviyeye yükselttiğini görüyoruz; o halde belâgat-ı Kur'âniyenin mükemmeliyetine hükmetmeliyiz. Çünkü, Kur'ân'ın bu belâgatı vahşî kabîleleri medenî bir millet haline getirmiş; dünyanın eski tarihine yeni bir kuvvet ilâve etmiştir. Zaman ve mekân îtibârıyla birbirinden çok uzak oldukları gibi, fikrî inkişaf îtibarıyla da birbirinden çok farklı insanlara hârikulâde bir hassasiyet ilham eden ve muhâlefeti hayrete ve istihsâna kalbeden Kur'ân, en şâyân-ı hayret eser tanınmaya lâyıktır. Kur'ân, beşerin mukadderâtıyla meşgul âlimler için tetebbua şâyân en fâideli mevzû sayılır. </span></p><p><span style="color: Purple"></span></p><p><strong>Doktor CITY YOUNGEST </strong></p><p><strong></strong></p><p></p><p></p><p><span style="color: Blue"><strong>...</strong>Resûl-i Ekrem, muâsırlarını aynı heyecanla alevlemiş, bu sıfatlarla teçhiz etmiştir. Hazret-i Muhammed (a.s.m.), başarmak istediği ıslahatı, İlâhî bir vahiy olarak takdim etmiştir. Bu, İlâhî bir vahiydir. Hazret-i Muhammed'in (a.s.m.) dîni ise, akıl kâidelerinin ilhamlarına tamamıyla muvâfıktır. Ehl-i İslâma göre İslâmiyetin esaslarını sükûnetle ve derin bir teemmül ile tekkik ettiğimiz zaman, bunların, Allah'ın birliğine ve Muhammed'in (a.s.m.) risâletine, sonra haşir ve neşre ve îtikâda müntehî olduklarını görürüz. Bizzat dînin esasları müstenid telâkkî olunmakta ve bunlar Kur'ân'ın akîdelerinin hulâsası bulunmaktadır. Kur'ân'ın ifadesindeki sâdelik ve berraklık, Müslümanlığın intişar ve i'tilâsını bilâtevakkuf temâdi ettiren sâik kuvvet olmuştur....</span></p><p></p><p><strong>EDWARD MONTE</strong></p><p></p><p></p><p></p><p><span style="color: Red">Hiç kimse Hz. Muhammed'in prensiplerinden daha ileri bir adım atamaz. Avrupa'ya nasip olan bütün başarılara rağmen, bizim konulmuş olan bütün kanunlarımız, İslâm kültürüne göre eksiktir. </span></p><p><span style="color: Red"></span></p><p><span style="color: Red"></span></p><p><span style="color: Red">Biz Avrupa milletleri medenî imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed'in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki, hiç kimse bu yarışmada O'nu geçemeyecektir.</span></p><p></p><p><strong>Johann Wolfgang VON GOETHE</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 184616, member: 27"] [COLOR=DarkGreen][B]SEKİZİNCİ REŞHA[/B] [/COLOR] [B][COLOR=DarkSlateGray]Bilirsin ki, sigara gibi küçük bir âdeti, küçük bir kavimde, büyük bir hâkim, büyük bir himmetle, ancak daimî kaldırabilir. Halbuki, bak: Bu zat, büyük ve çok âdetleri, hem inatçı, mutaassıp, büyük kavimlerden, zahirî küçük bir kuvvetle, küçük bir himmetle, az bir zamanda ref edip, yerlerine öyle secâyâ-yı âliyeyi ki dem ve damarlarına karışmış derecede sabit olarak vaz ve tesbit eyliyor. Bunun gibi daha pek çok harika icraatı yapıyor. [/COLOR][/B][COLOR=DarkSlateGray][COLOR=Black]O zamanın (cahiliye döneminin) insanlarının adetleri insan canına kıymaya kadar varıyordu. Ve bu adetleri uygulayan küçük bir kavim değildi. Peygamberimiz A.s.m saltanat sahibi bir sultan veya padişah da değildi. Bahsi geçen adetleri o kısa zaman içerisinde o insanlardan kaldırmak için şiddette kullanmıyordu. [/COLOR][/COLOR]“O ancak kendisine vahyolunanı söyler” (Necm Sûresi: 4) O'nun A.s.m. söylediği sözlerinin, nasihatlerinin, fiilerinin, tüm ahvalinin kaynağı vahiydi. Bundan dolayıdır ki o insanlar, o adetleri terketmekle beraber, fazilette, takvada, ahlakta, ilimde, kendi zamanlarında ve kendilerinden sonra gelen tüm insanlara rehber olmuşlardır. [B][COLOR=DarkSlateGray] İşte, şu Asr-ı Saadeti görmeyenlere, Ceziretü’l-Arabı gözlerine sokuyoruz. Haydi, yüzer feylesofu alsınlar, oraya gitsinler, yüz sene çalışsınlar! O zâtın o zamana nisbeten bir senede yaptığının yüzden birisini acaba yapabilirler mi?[/COLOR][/B] [LEFT][B][COLOR=Black]İşte Peygamberimiz Hz. Muhammed A.s.m ve O'nun davası olan Kur'an-ı Kerim hakkında batılı fiilozofların sözlerinden bazıları. [/COLOR] [/B][/LEFT] [COLOR=Purple]Ben, şunu iddiâ ediyorum ki: [/COLOR][COLOR=Purple]Muhammed (a.s.m.) mümtâz bir kuvvettir. Destgâh-ı Kudretin böyle ikinci bir vücûdu imkân sahasına getirmesi ihtimâlden uzaktır. [/COLOR][COLOR=Purple] [/COLOR] [COLOR=Purple]Sana muâsır bir vücud olamadığımdan dolayı müteessirim ey Muhammed (a.s.m.)! Muallimi ve nâşiri olduğun bu kitap senin değildir. O Lâhûtîdir. Bu kitabın Lâhûtî olduğunu inkâr etmek, mevzû ilimlerin butlânını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için, beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. [/COLOR] [B]Prens BISMARCK[/B] [COLOR=Blue]Kur'ân'ı bir kere dikkatle okursanız, Onun husûsiyetlerini izhâra başladığını görürsünüz. Kur'ân'ın güzelliği, diğer bütün edebî eserlerin güzelliklerinden kâbil-i temyizdir. Kur'ân'ın başlıca hûsûsiyetlerinden biri, onun asliyetidir. Benim fikir ve kanatime göre, Kur'ân, serâpâ samîmiyet ve hakkâniyetle doludur. Hazret-i Muhammed'in (a.s.m.) cihâna tebliğ ettiği dâvet hak ve hakîkattir. [/COLOR] [B]CARLYLE [/B] [COLOR=Red]Kur'ân şir midir? Değildir. Fakat, onun şir olup olmadığını tefrik etmek müşküldür. Kur'ân, şiirden daha yüksek birşeydir. Maamâfih, Kur'ân ne tarihtir, ne tercüme-i hâldir, ne de Îsâ'nın (a.s.) dağda îrâd ettiği mev'ıza gibi bir mecmuâ-i eş'ârdır. Hattâ, Kur'ân, ne Buda'nın telkinâtı gibi bir mâbâde't-tabüye yâhut mantık kitabı, ne de Eflâtun'un herkese îrad ettiği nasihatler gibidir. Bu, bir Peygamberin sesidir; öyle bir ses ki, onu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi, saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlar. Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ nâşirlerini bulmuş, sonra teceddütperver ve îmar edici bir kuvvet şeklinde tecellî etmiştir. Bu sâyededir ki, Yunanistan ile Asya'nın birleşen ışığı Avrupa'nın zulümatâbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hıristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vukû bulmuştur. [/COLOR] [B]Dr. JOHNSON [/B] [COLOR=Purple]Allah'ın birliğine îman etmek hakîkat-i kübrâsını îlan ediyorken, Kur'ân, lisân-ı belâgatın en yükseğine ve nezâhetin şâhikasına varır. Kur'ân, Allah'ın irâdesine itaati, Allah'a isyanın neticelerini izah ederken, insanların muhayyilesini elektrikleyen en seyyal lisânı kullanır. Resûl-i Kibriyâya tesellî vermek ve onu teşvik etmek, yâhut halkı sâir Peygamberlerin ahvâliyle, milletlerin âkıbetiyle korkutmak îcap ettiği zaman, Kur'ân'ın lisânı, en katî ciddiyeti almaktadır. [/COLOR][COLOR=Purple] [/COLOR] [COLOR=Purple]Mâdem ki Kur'ân'ın birbirine düşman kabîleleri, yekdiğeriyle mücâdele eden unsurları derli toplu bir millet haline getirdiğini, onları eski fikirlerinden daha ileri bir seviyeye yükselttiğini görüyoruz; o halde belâgat-ı Kur'âniyenin mükemmeliyetine hükmetmeliyiz. Çünkü, Kur'ân'ın bu belâgatı vahşî kabîleleri medenî bir millet haline getirmiş; dünyanın eski tarihine yeni bir kuvvet ilâve etmiştir. Zaman ve mekân îtibârıyla birbirinden çok uzak oldukları gibi, fikrî inkişaf îtibarıyla da birbirinden çok farklı insanlara hârikulâde bir hassasiyet ilham eden ve muhâlefeti hayrete ve istihsâna kalbeden Kur'ân, en şâyân-ı hayret eser tanınmaya lâyıktır. Kur'ân, beşerin mukadderâtıyla meşgul âlimler için tetebbua şâyân en fâideli mevzû sayılır. [/COLOR] [B]Doktor CITY YOUNGEST [/B] [COLOR=Blue][B]...[/B]Resûl-i Ekrem, muâsırlarını aynı heyecanla alevlemiş, bu sıfatlarla teçhiz etmiştir. Hazret-i Muhammed (a.s.m.), başarmak istediği ıslahatı, İlâhî bir vahiy olarak takdim etmiştir. Bu, İlâhî bir vahiydir. Hazret-i Muhammed'in (a.s.m.) dîni ise, akıl kâidelerinin ilhamlarına tamamıyla muvâfıktır. Ehl-i İslâma göre İslâmiyetin esaslarını sükûnetle ve derin bir teemmül ile tekkik ettiğimiz zaman, bunların, Allah'ın birliğine ve Muhammed'in (a.s.m.) risâletine, sonra haşir ve neşre ve îtikâda müntehî olduklarını görürüz. Bizzat dînin esasları müstenid telâkkî olunmakta ve bunlar Kur'ân'ın akîdelerinin hulâsası bulunmaktadır. Kur'ân'ın ifadesindeki sâdelik ve berraklık, Müslümanlığın intişar ve i'tilâsını bilâtevakkuf temâdi ettiren sâik kuvvet olmuştur....[/COLOR] [B]EDWARD MONTE[/B] [COLOR=Red]Hiç kimse Hz. Muhammed'in prensiplerinden daha ileri bir adım atamaz. Avrupa'ya nasip olan bütün başarılara rağmen, bizim konulmuş olan bütün kanunlarımız, İslâm kültürüne göre eksiktir. Biz Avrupa milletleri medenî imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed'in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki, hiç kimse bu yarışmada O'nu geçemeyecektir.[/COLOR] [B]Johann Wolfgang VON GOETHE[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
On Dokuzuncu Söz - 7. 8 ve 9. Reşhalar.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst