ön yargili olmak

Elde kesin bilgi, deneyim ve belge olmaksızın karşımızdaki bir kişiyi yargılamak ve hakkında olumlu veya olumsuz karar vermeye ön yargı denir. Öyle ki Albert Aynştain’in “Önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan zordur.” Şeklindeki ifadesi konumuzun önemini bir daha açığa çıkartmaktadır.
Ön yargının değişik versiyonları ise şüphelenmek, kuşkulanmak, niyet okumak, tahminde bulunmak, kalbden geçenleri bilmek, sanıda bulunmak şekliyle bulunduğumuz toplum içinde kullanılmaktadır. Önyargı, bir ilme dayanmayan, birinden duyulmayan ve kesinlik ifade etmeyen sezilerdir.
Ön yargılı olmak, bir şekilde zanda bulunmaktır. Zannın ağır basan şekline zannı galip, bu belirtilerin beynimizde zayıflamasına da vehim denir. İmâm Azam Ebû Hanîfe’nin “Şu kimselere şaşarım; zanla konuşurlar ve onunla amel ederler.” Sözü bizim yanlışlara meydan vermememiz için dikkat çekicidir.

ÖNYARGI, BİR KALB HASTALIĞIDIR.
Ön yargının ileri aşaması olan zannı galip, haram olduğu gibi diğer haramları da tetiklemektedir. Ön yargının bulunduğu yerde dostluk, arkadaşlık, akrabalık, kardeşlik bağları zedelenir. Öyle ki, toplumu içinden kemiren bu sinsi hastalık, sevgi toplumunun oluşmasına büyük engel teşkil eder.
Ayrıca önyargılı kişiler farkında olmadan Hucurat Suresi’ne de muhalefet etmiş olurlar. Zannetmek Allah korusun insanı müşriklerin, putperestlerin özelliklerine benzetebilir. Bu bağlamda ürperen kalblere, kutsal mesajı aktaralım.
Hucurât:12 - “Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın…”
Yunus:36 - "Onların (müşriklerin) çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (ilimden) bir şeyin yerini tutmaz"
Necm:23 - "Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiç bir delil indirmemiştir. Onlar zanna ve nefislerinin aşağı hevesine uyuyorlar"
İsra:36 - “Hakkında ilmin olmayan bir şeyin peşinden gitme. Çünkü duyma (sem), görme (basar) ve muhakeme (fuat) bunların hepsi ondan sorumludur.”
Hadis’i Şerif: "Zandan sakının. Çünkü, zan sözün en yalan olanıdır. "

ÖNYARGIMIZI GÜZELLEŞTİREBİLİRİZ.
İnsanların davranışlarını önyargı (zan) ile belirlemelerini Allahü Teala yasaklamıştır. Önceki kavimlerin dalalete sapma nedenlerinin biri de önyargılı olmaları nedeniyledir. Önyargı; Her şeye menfi yönden bakmak, insanların işlerini ve davranışlarını kötüye yormaktır. Kesin bir delile dayanmadan birisinin söz ve hareketlerini kötüye yorumlamaktır.
Güzel olan önyargılarımız bir kimse veya bir olaya iyi kanâat sâhibi olmamıza yol açar ki, kesin hüküm bulunmayan bir şeyi iyiye yorumlamamızı sağlar. İşte Bediüzzaman (ks)’un yaklaşımı; “Bizler için şimdi her şeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine bakmak lâzımdır ki mânâsız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-ı dikkatimizi celbedip kalbimizi meşgul etmesin.”

İNSAN NİÇİN ÖNYARGILI OLABİLİR ?
Kişinin karekter (mizac) bozukluğu, hayat düzeninin çarpık oluşu, herkesin sözlerini şüphe ile karşılıyor olması veya her işin altında bir hile, bir oyun araması olabilir. Böyle bir kişi manevi tedaviye muhtaçtır. Kalbinde önyargı marazı bulunanlar herhalde bir gönül doktorunun dizinin dibine oturmalıdır.
Gerçekleşen önyargılı davranış sonucu o kişiye suçunu itiraf etmeli, özür dilemeli ve hemen ardından da helallik almalıdır. Ayrıca, usulüne uygun olarak, Cenab’ı Allah’a tevbe etmeli, ardından gözyaşı dökebilmelidir. Yaptığı bir iş için özür dileyip, bir daha yapmayacağını söyleyen kimsenin, samimi olmasa da özrünü de kabul etmek gerekir.
 
Üst