Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
...ona manevî Cennetlerin kapıları açılır.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ahmet.1" data-source="post: 465977" data-attributes="member: 1040028"><p><em><span style="font-size: 12px">Ey arkadaş! Bütün lezzetler imanda olduğu gibi, bütün elemler de dalalettedir. Bunun izahı ise; bir şahıs, kudret-i ezeliye tarafından, adem zulümatından şu korkunç dünya sahrasına atılırken gözünü açar, bakar. Bir lütuf beklediği zaman, birdenbire düşmanlar gibi hastalıklar, elemler, belalar hücum etmeye başlarlar. Bir meded, bir yardım için müsterhimane tabiata ve anasıra baktığı vakit, kasavet-i kalble, merhametsizlikle karşılaşır. Ecram-ı semaviyeden istimdad etmek üzere başını havaya kaldırır. O ecram, atom bombaları gibi dehşetli ve heybetli halleriyle gözüne görünür. Hemen gözünü yumar, başını eğer, düşünmeye başlar. Bakar ki, hayatî hacetleri bağırıp çağırmaya başlarlar. Bütün bütün tevahhuş ederek hemen kulaklarını tıkar, vicdanına iltica eder; bakar ki: Vicdanı, binler âmâl (emeller) ve emanî ile dolu gürültülerinden cinnet getirecek bir hale gelir. Acaba hiçbir cihetten hiçbir teselli çaresini bulamayan o zavallı şahıs, mebde ile meadi, Sâni' ile haşri itikad etmezse, onun o vaziyetinden Cehennem daha serin olmaz mı?</span></em></p><p>---------------------------</p><p><span style="color: #008000">Elem: Acı, dert, kaygı.</span></p><p><span style="color: #008000">Dalalet: Sapıtma, doğru yoldan ayrılma, iman ve İslam yolundan sapmak.</span></p><p><span style="color: #008000">Kudret-i ezeliye: Allah’ın(cc) başlangıcı olmayan sonsuz gücü.</span></p><p><span style="color: #008000">Adem: Yokluk, hiçlik.</span></p><p><span style="color: #008000">Müsterhimane: Merhamet dilercesine, yalvarırcasına.</span></p><p><span style="color: #008000">Anasır: Unsurlar, elementler.</span></p><p><span style="color: #008000">Kasavet-i kalb: Kalp katılığı.</span></p><p><span style="color: #008000">Ecram-ı semaviye: Gökyüzündeki yıldızlar, gezegenler vs.</span></p><p><span style="color: #008000">İstimdad: Yardım isteme.</span></p><p><span style="color: #008000">Ecram: Ruhsuz ve cansız büyük varlıklar, yıldızlar.</span></p><p><span style="color: #008000">Hayatî: Hayata ait, hayatla ilgili.</span></p><p><span style="color: #008000">Hacet: İhtiyaç.</span></p><p><span style="color: #008000">Tevahhuş: Korkmak, ürkmek, kaçmak.</span></p><p><span style="color: #008000">İltica: Sığınma.</span></p><p><span style="color: #008000">Âmâl: Emeller, istekler, arzular, dilekler.</span></p><p><span style="color: #008000">Emanî: Yardım dileme.</span></p><p><span style="color: #008000">Cihet: Yön, taraf.</span></p><p><span style="color: #008000">Mebde: Başlangıç, baş taraf. *Kök, temel, kaynak.</span></p><p><span style="color: #008000">Sâni': Sanatkar yaratıcı, sanatlı şekilde yaratan.</span></p><p><span style="color: #008000">Haşr: Yeniden diriliş. Dünyadan ölümle ayrılanların ahrette Allah(cc) tarafından tekrar diriltilip toplanması.</span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><em>Evet o bîçare havf ve heybetten, acz ve ra'şetten, vahşet ve gönül darlığından, yetimlikle me'yusiyetten mürekkeb bir vaziyet içinde olup kudretine bakar, kudreti âciz ve nâkıs.. hacetlerine bakar, def'edilecek bir durumda değildir. Çağırıp yardım istese, yardımına gelen yok. Herşeyi düşman, herşeyi garib görür. Dünyaya geldiğine bin defa nedamet eder, lanet okur. Fakat o şahsın sırat-ı müstakime girmekle kalbi ve ruhu nur-u imanla ışıklanırsa, o zulmetli evvelki vaziyeti nuranî bir halete inkılab eder. Şöyle ki:</em></span></p><p>------------------</p><p><span style="color: #008000">Bîçare: Çaresiz.</span></p><p><span style="color: #008000">Havf: Korku.</span></p><p><span style="color: #008000">Acz: Güçsüzlük, kuvvetsizlik.</span></p><p><span style="color: #008000">Ra'şet: Titreme, titreyiş. *Korkma, korku.</span></p><p><span style="color: #008000">Yetimlik: Kimsesizlik.</span></p><p><span style="color: #008000">Me'yusiyet: Ümitsizlik.</span></p><p><span style="color: #008000">Kudret: Güç.</span></p><p><span style="color: #008000">Nâkıs: Noksan, eksik.</span></p><p><span style="color: #008000">Hacet: İhtiyaç.</span></p><p><span style="color: #008000">Nedamet: Pişmanlık.</span></p><p><span style="color: #008000">Sırat-ı müstakim: İstikametli olan yol, doğru olan yol, İslam ve iman yolu, Kur’anın gösterdiği doğru yol.</span></p><p><span style="color: #008000">Zulmet: Karanlık. *Sıkıntı.</span></p><p><span style="color: #008000">Halet: Durum, hal.</span></p><p><span style="color: #008000">İnkılab: Kökten değişiklik, başka hale geçme.</span></p><p></p><p><em><span style="font-size: 12px">O şahıs, hücum eden belaları, musibetleri gördüğü zaman, Cenab-ı Hakk'a istinad eder, müsterih olur. Yine o şahıs, ebede kadar uzanıp giden emellerini, istidadlarını düşündüğü zaman, saadet-i ebediyeyi tasavvur eder. O saadet-i ebediyenin mâ-ül hayatından bir yudum içer, kalbindeki emellerini teskin eder. Yine o şahıs, başını kaldırıp semaya ve etrafa bakar; herşeyle ünsiyet peyda eder. Yine o şahıs, semadaki ecrama bakar; hareketlerinden dehşet değil, ünsiyet ve emniyet peyda eder.. ve onların o hareketlerini, ibret ve hayretle tefekkür eder. Yine o şahıs, ecram-ı ulviye ile öyle bir kesb-i muarefe eder ki, hangi bir cirme bakarsa baksın, o cirmlerden: "Ey arkadaş! Bizden tevahhuş etme! Hareketlerimizden korkma! Hepimiz bir Hâlık'ın memurlarıyız" diye, me'nus ve emniyet verici sesleri kalben işitmeye başlar.</span></em></p><p>-----------------</p><p><span style="color: #008000">İstinad: Dayanma.</span></p><p><span style="color: #008000">Müsterih: Rahat bulan, rahatlayan, istirahat eden.</span></p><p><span style="color: #008000">Ebed: Ebedilik, sonu olmamak, sonsuzluk.</span></p><p><span style="color: #008000">İstidad: Kabiliyet, yetenek.</span></p><p><span style="color: #008000">Saadet-i ebediye: Bitmez ve tükenmez sonsuz mutluluk.</span></p><p><span style="color: #008000">Tasavvur: Tasarlama, tüşünme, akılda canlandırma.</span></p><p><span style="color: #008000">Mâ-ül hayat: Hayat suyu, yaşamak için gerekli su.</span></p><p><span style="color: #008000">Teskin: Sakinleştirme, rahatlatma, yatıştırma.</span></p><p><span style="color: #008000">Ünsiyet: Alışkanlık, dostluk, alışılmışlık, yakınlık.</span></p><p><span style="color: #008000">Peyda: Meydana çıkma, belirme, kazanma.</span></p><p><span style="color: #008000">Ecram: Ruhsuz ve cansız büyük varlıklar, yıldızlar.</span></p><p><span style="color: #008000">Tefekkür: Düşünmek, düşünceyi çalıştırmak.</span></p><p><span style="color: #008000">Ecram-ı ulviye: Yüksek yıldızlar, gök cisimleri.</span></p><p><span style="color: #008000">Kesb-i muarefe: Tanışıklık kazanma.</span></p><p><span style="color: #008000">Cirm: Yıldız. *Beden, cüsse.</span></p><p><span style="color: #008000">Tevahhuş: Korkmak, ürkmek, kaçmak.</span></p><p><span style="color: #008000">Hâlık: Yaratıcı Allah(cc).</span></p><p></p><p><em><span style="font-size: 12px">Hülâsa: O şahıs, evvelki vaziyetinde, vicdanındaki o dehşetli ve vahşetli ve korkunç âlâm-ı şedideden kurtulmak için teselliler ile hissini ibtal ve sarhoşlukla o halleri unutmak ister. İkinci haletinde ise, ruhunda yüksek lezzetleri ve saadetleri hisseder; kalbini ikaz, vicdanını tahrik edip ruhunu ihsas ettikçe, o saadetler ziyadeleşir ve ona manevî Cennetlerin kapıları açılır.</span></em></p><p>---------------</p><p><span style="color: #008000">Hülâsa: Özet.</span></p><p><span style="color: #008000">Âlâm-ı şedide: Şiddetli sıkıntılar.</span></p><p><span style="color: #008000">Halet: Durum, hal.</span></p><p><span style="color: #008000">Ziyadeleşir: Çoğalır.</span></p><p></p><p><em><strong><span style="font-size: 15px">İşarat-ül İ'caz</span></strong></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ahmet.1, post: 465977, member: 1040028"] [I][SIZE=3]Ey arkadaş! Bütün lezzetler imanda olduğu gibi, bütün elemler de dalalettedir. Bunun izahı ise; bir şahıs, kudret-i ezeliye tarafından, adem zulümatından şu korkunç dünya sahrasına atılırken gözünü açar, bakar. Bir lütuf beklediği zaman, birdenbire düşmanlar gibi hastalıklar, elemler, belalar hücum etmeye başlarlar. Bir meded, bir yardım için müsterhimane tabiata ve anasıra baktığı vakit, kasavet-i kalble, merhametsizlikle karşılaşır. Ecram-ı semaviyeden istimdad etmek üzere başını havaya kaldırır. O ecram, atom bombaları gibi dehşetli ve heybetli halleriyle gözüne görünür. Hemen gözünü yumar, başını eğer, düşünmeye başlar. Bakar ki, hayatî hacetleri bağırıp çağırmaya başlarlar. Bütün bütün tevahhuş ederek hemen kulaklarını tıkar, vicdanına iltica eder; bakar ki: Vicdanı, binler âmâl (emeller) ve emanî ile dolu gürültülerinden cinnet getirecek bir hale gelir. Acaba hiçbir cihetten hiçbir teselli çaresini bulamayan o zavallı şahıs, mebde ile meadi, Sâni' ile haşri itikad etmezse, onun o vaziyetinden Cehennem daha serin olmaz mı?[/SIZE][/I] --------------------------- [COLOR="#008000"]Elem: Acı, dert, kaygı. Dalalet: Sapıtma, doğru yoldan ayrılma, iman ve İslam yolundan sapmak. Kudret-i ezeliye: Allah’ın(cc) başlangıcı olmayan sonsuz gücü. Adem: Yokluk, hiçlik. Müsterhimane: Merhamet dilercesine, yalvarırcasına. Anasır: Unsurlar, elementler. Kasavet-i kalb: Kalp katılığı. Ecram-ı semaviye: Gökyüzündeki yıldızlar, gezegenler vs. İstimdad: Yardım isteme. Ecram: Ruhsuz ve cansız büyük varlıklar, yıldızlar. Hayatî: Hayata ait, hayatla ilgili. Hacet: İhtiyaç. Tevahhuş: Korkmak, ürkmek, kaçmak. İltica: Sığınma. Âmâl: Emeller, istekler, arzular, dilekler. Emanî: Yardım dileme. Cihet: Yön, taraf. Mebde: Başlangıç, baş taraf. *Kök, temel, kaynak. Sâni': Sanatkar yaratıcı, sanatlı şekilde yaratan. Haşr: Yeniden diriliş. Dünyadan ölümle ayrılanların ahrette Allah(cc) tarafından tekrar diriltilip toplanması.[/COLOR] [SIZE=3][I]Evet o bîçare havf ve heybetten, acz ve ra'şetten, vahşet ve gönül darlığından, yetimlikle me'yusiyetten mürekkeb bir vaziyet içinde olup kudretine bakar, kudreti âciz ve nâkıs.. hacetlerine bakar, def'edilecek bir durumda değildir. Çağırıp yardım istese, yardımına gelen yok. Herşeyi düşman, herşeyi garib görür. Dünyaya geldiğine bin defa nedamet eder, lanet okur. Fakat o şahsın sırat-ı müstakime girmekle kalbi ve ruhu nur-u imanla ışıklanırsa, o zulmetli evvelki vaziyeti nuranî bir halete inkılab eder. Şöyle ki:[/I][/SIZE] ------------------ [COLOR="#008000"]Bîçare: Çaresiz. Havf: Korku. Acz: Güçsüzlük, kuvvetsizlik. Ra'şet: Titreme, titreyiş. *Korkma, korku. Yetimlik: Kimsesizlik. Me'yusiyet: Ümitsizlik. Kudret: Güç. Nâkıs: Noksan, eksik. Hacet: İhtiyaç. Nedamet: Pişmanlık. Sırat-ı müstakim: İstikametli olan yol, doğru olan yol, İslam ve iman yolu, Kur’anın gösterdiği doğru yol. Zulmet: Karanlık. *Sıkıntı. Halet: Durum, hal. İnkılab: Kökten değişiklik, başka hale geçme.[/COLOR] [I][SIZE=3]O şahıs, hücum eden belaları, musibetleri gördüğü zaman, Cenab-ı Hakk'a istinad eder, müsterih olur. Yine o şahıs, ebede kadar uzanıp giden emellerini, istidadlarını düşündüğü zaman, saadet-i ebediyeyi tasavvur eder. O saadet-i ebediyenin mâ-ül hayatından bir yudum içer, kalbindeki emellerini teskin eder. Yine o şahıs, başını kaldırıp semaya ve etrafa bakar; herşeyle ünsiyet peyda eder. Yine o şahıs, semadaki ecrama bakar; hareketlerinden dehşet değil, ünsiyet ve emniyet peyda eder.. ve onların o hareketlerini, ibret ve hayretle tefekkür eder. Yine o şahıs, ecram-ı ulviye ile öyle bir kesb-i muarefe eder ki, hangi bir cirme bakarsa baksın, o cirmlerden: "Ey arkadaş! Bizden tevahhuş etme! Hareketlerimizden korkma! Hepimiz bir Hâlık'ın memurlarıyız" diye, me'nus ve emniyet verici sesleri kalben işitmeye başlar.[/SIZE][/I] ----------------- [COLOR="#008000"]İstinad: Dayanma. Müsterih: Rahat bulan, rahatlayan, istirahat eden. Ebed: Ebedilik, sonu olmamak, sonsuzluk. İstidad: Kabiliyet, yetenek. Saadet-i ebediye: Bitmez ve tükenmez sonsuz mutluluk. Tasavvur: Tasarlama, tüşünme, akılda canlandırma. Mâ-ül hayat: Hayat suyu, yaşamak için gerekli su. Teskin: Sakinleştirme, rahatlatma, yatıştırma. Ünsiyet: Alışkanlık, dostluk, alışılmışlık, yakınlık. Peyda: Meydana çıkma, belirme, kazanma. Ecram: Ruhsuz ve cansız büyük varlıklar, yıldızlar. Tefekkür: Düşünmek, düşünceyi çalıştırmak. Ecram-ı ulviye: Yüksek yıldızlar, gök cisimleri. Kesb-i muarefe: Tanışıklık kazanma. Cirm: Yıldız. *Beden, cüsse. Tevahhuş: Korkmak, ürkmek, kaçmak. Hâlık: Yaratıcı Allah(cc).[/COLOR] [I][SIZE=3]Hülâsa: O şahıs, evvelki vaziyetinde, vicdanındaki o dehşetli ve vahşetli ve korkunç âlâm-ı şedideden kurtulmak için teselliler ile hissini ibtal ve sarhoşlukla o halleri unutmak ister. İkinci haletinde ise, ruhunda yüksek lezzetleri ve saadetleri hisseder; kalbini ikaz, vicdanını tahrik edip ruhunu ihsas ettikçe, o saadetler ziyadeleşir ve ona manevî Cennetlerin kapıları açılır.[/SIZE][/I] --------------- [COLOR="#008000"]Hülâsa: Özet. Âlâm-ı şedide: Şiddetli sıkıntılar. Halet: Durum, hal. Ziyadeleşir: Çoğalır.[/COLOR] [I][B][SIZE=4]İşarat-ül İ'caz[/SIZE][/B][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
...ona manevî Cennetlerin kapıları açılır.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst