Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Onuncu Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 247471" data-attributes="member: 1"><p><strong>Onuncu Söz - Mukaddime - İkinci Hakikat - Sayfa 103</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">rahmet, kendine lâyık ihsan ister. Halbuki, bu fâni dünyada ve kısa ömürde, denizden bir damla gibi, milyonlar cüzden ancak bir cüz’ü yerleşir ve tecellî eder.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Demek, o kereme lâyık ve o rahmete şayeste bir dar-ı saadet olacaktır. Yoksa, gündüzü ışığıyla dolduran güneşin vücudunu inkâr etmek gibi, bu görünen rahmetin vücudunu inkâr etmek lâzım gelir. Çünkü, bir daha dönmemek üzere zevâl ise, şefkati musibete, muhabbeti hırkate ve nimeti nıkmete ve aklı meş’um bir alete ve lezzeti eleme kalb ettirmekle, hakikat-i rahmetin intifâsı lâzım gelir.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Hem o celâl ve izzete uygun bir dar-ı mücazat olacaktır. Çünkü, ekseriya zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp, buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir Mahkeme-i Kübrâya bırakılıyor, tehir ediliyor. Yoksa bakılmıyor değil. Bazan dünyada dahi ceza verir. Kurûn-u sâlifede cereyan eden âsi ve mütemerrid kavimlere gelen azaplar gösteriyor ki, insan başıboş değil; bir celâl ve gayret sillesine her vakit maruzdur.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Evet, hiç mümkün müdür ki, insan, umum mevcudat içinde ehemmiyetli bir vazifesi, ehemmiyetli bir istidadı olsun da, insanın Rabbi de insana bu kadar muntazam masnuatıyla kendini tanıttırsa, mukabilinde insan iman ile Onu tanımazsa; hem bu kadar rahmetin süslü meyveleriyle kendini sevdirse, mukabilinde insan ibadetle kendini Ona sevdirmese; hem bu kadar bu türlü nimetleriyle muhabbet ve rahmetini ona gösterse, mukabilinde insan şükür ve hamdle Ona hürmet etmese, cezasız kalsın, başıboş bırakılsın, o izzet, gayret sahibi Zât-ı Zülcelâl bir dar-ı mücazat hazırlamasın?</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Hem hiç mümkün müdür ki, o Rahmân-ı Rahîmin kendini tanıttırmasına mukabil, iman ile tanımakla; ve sevdirmesine mukabil, ibadetle sevmek ve sevdirmekle; ve rahmetine mukabil, şükür ile hürmet etmekle mukabele eden mü’minlere bir dar-ı mükâfatı, bir saadet-i ebediyeyi vermesin?</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Mahkeme-i Kübrâ</strong>: öldükten sonra âhirette Allah’ın huzurunda kurulacak olan büyük mahkeme (bk. ḥ-k-m; k-b-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Rab</strong>: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyi veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk. r-b-b)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Rahmân-ı Rahîm</strong>: kullarına karşı sınırsız rahmet sahibi olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Allah (bk. r-ḥ-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Zât-ı Zülcelâl</strong>: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Zât, Allah (bk. ẕü; c-l-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>azap</strong>: acı, sıkıntı, ceza</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>celâl</strong>: haşmet, görkem, yücelik (bk. c-l-l) </span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>cereyan eden</strong>: meydana gelen</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>cüz</strong>: kısım, parça (bk. c-z-e)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>dar-ı mücazat</strong>: ceza yeri</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>dar-ı mükâfat</strong>: mükâfat, ödül yeri</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>dar-ı saadet</strong>: mutluluk yeri</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ekseriya</strong>: çoğunlukla (bk. k-s̱-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>elem</strong>: acı, sıkıntı</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>fâni</strong>: geçici, ölümlü (bk. f-n-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>gayret</strong>: şeref, haysiyet, izzet (bk. ğ-y-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hakikat-i rahmet</strong>: rahmetin aslı, esası, gerçek mahiyeti (bk. ḥ-ḳ-ḳ; r-ḥ-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hamd</strong>: övgü ve şükür (bk. ḥ-m-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hürmet etmek</strong>: saygı göstermek (bk. ḥ-r-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hırkat</strong>: ayrılık ateşi</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ihsan</strong>: bağış, iyilik (bk. ḥ-s-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>inkâr etmek</strong>: inanmamak, kabul etmemek, yok saymak (bk. n-k-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>intifâ</strong>: sönme</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>istidad</strong>: kabiliyet, yetenek (bk. a-d-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>izzet</strong>: değer, kıymet, şeref, yücelik (bk. a-z-z)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kalb ettirmek</strong>: dönüştürmek</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kerem</strong>: cömertlik, ikram, lütuf, bağış (bk. k-r-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kurûn-u sâlife</strong>: geçmiş çağlar</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>maruz</strong>: tesirinde ve karşısında olma</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>masnuat</strong>: sanat eseri varlıklar (bk. ṣ-n-a)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mazlum</strong>: zulme, haksızlığa uğrayan (bk. ẓ-l-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mevcudat</strong>: varlıklar (bk. v-c-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>meş’um</strong>: uğursuz</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>muhabbet</strong>: sevgi (bk. ḥ-b-b)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mukabil</strong>: karşılık </span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>muntazam</strong>: düzenli (bk. n-ẓ-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mütemerrid</strong>: inatçı, inanmamakta direnen</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mü’min</strong>: iman etmiş, inanmış (bk. e-m-n)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nıkmet</strong>: sıkıntı, azap</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>rahmet</strong>: şefkat, merhamet, ihsan, esirgeme (bk. r-ḥ-m) </span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>saadet-i ebediye</strong>: sonu olmayan, sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sille</strong>: tokat, şamar</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tecelli</strong>: yansıma (bk. c-l-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tehir edilmek</strong>: ertelenmek</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>vücud</strong>: varlık (bk. v-c-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zevâl</strong>: geçip gitme, kaybolma (bk. z-v-l)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zillet</strong>: hor, hakir, aşağılanma</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âsi</strong>: isyankâr, isyan eden</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>şayeste</strong>: layık, uygun</span></td></tr></tbody></table></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 247471, member: 1"] [b]Onuncu Söz - Mukaddime - İkinci Hakikat - Sayfa 103[/b] [FONT=Tahoma]rahmet, kendine lâyık ihsan ister. Halbuki, bu fâni dünyada ve kısa ömürde, denizden bir damla gibi, milyonlar cüzden ancak bir cüz’ü yerleşir ve tecellî eder. [/FONT] [FONT=Tahoma]Demek, o kereme lâyık ve o rahmete şayeste bir dar-ı saadet olacaktır. Yoksa, gündüzü ışığıyla dolduran güneşin vücudunu inkâr etmek gibi, bu görünen rahmetin vücudunu inkâr etmek lâzım gelir. Çünkü, bir daha dönmemek üzere zevâl ise, şefkati musibete, muhabbeti hırkate ve nimeti nıkmete ve aklı meş’um bir alete ve lezzeti eleme kalb ettirmekle, hakikat-i rahmetin intifâsı lâzım gelir. [/FONT] [FONT=Tahoma]Hem o celâl ve izzete uygun bir dar-ı mücazat olacaktır. Çünkü, ekseriya zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp, buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir Mahkeme-i Kübrâya bırakılıyor, tehir ediliyor. Yoksa bakılmıyor değil. Bazan dünyada dahi ceza verir. Kurûn-u sâlifede cereyan eden âsi ve mütemerrid kavimlere gelen azaplar gösteriyor ki, insan başıboş değil; bir celâl ve gayret sillesine her vakit maruzdur. [/FONT] [FONT=Tahoma]Evet, hiç mümkün müdür ki, insan, umum mevcudat içinde ehemmiyetli bir vazifesi, ehemmiyetli bir istidadı olsun da, insanın Rabbi de insana bu kadar muntazam masnuatıyla kendini tanıttırsa, mukabilinde insan iman ile Onu tanımazsa; hem bu kadar rahmetin süslü meyveleriyle kendini sevdirse, mukabilinde insan ibadetle kendini Ona sevdirmese; hem bu kadar bu türlü nimetleriyle muhabbet ve rahmetini ona gösterse, mukabilinde insan şükür ve hamdle Ona hürmet etmese, cezasız kalsın, başıboş bırakılsın, o izzet, gayret sahibi Zât-ı Zülcelâl bir dar-ı mücazat hazırlamasın? [/FONT] [FONT=Tahoma]Hem hiç mümkün müdür ki, o Rahmân-ı Rahîmin kendini tanıttırmasına mukabil, iman ile tanımakla; ve sevdirmesine mukabil, ibadetle sevmek ve sevdirmekle; ve rahmetine mukabil, şükür ile hürmet etmekle mukabele eden mü’minlere bir dar-ı mükâfatı, bir saadet-i ebediyeyi vermesin? [/FONT] [FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT] <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Mahkeme-i Kübrâ[/B]: öldükten sonra âhirette Allah’ın huzurunda kurulacak olan büyük mahkeme (bk. ḥ-k-m; k-b-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Rab[/B]: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyi veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk. r-b-b)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Rahmân-ı Rahîm[/B]: kullarına karşı sınırsız rahmet sahibi olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Allah (bk. r-ḥ-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Zât-ı Zülcelâl[/B]: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Zât, Allah (bk. ẕü; c-l-l)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]azap[/B]: acı, sıkıntı, ceza[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]celâl[/B]: haşmet, görkem, yücelik (bk. c-l-l) [/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]cereyan eden[/B]: meydana gelen[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]cüz[/B]: kısım, parça (bk. c-z-e)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]dar-ı mücazat[/B]: ceza yeri[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]dar-ı mükâfat[/B]: mükâfat, ödül yeri[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]dar-ı saadet[/B]: mutluluk yeri[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ekseriya[/B]: çoğunlukla (bk. k-s̱-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]elem[/B]: acı, sıkıntı[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]fâni[/B]: geçici, ölümlü (bk. f-n-y)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]gayret[/B]: şeref, haysiyet, izzet (bk. ğ-y-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hakikat-i rahmet[/B]: rahmetin aslı, esası, gerçek mahiyeti (bk. ḥ-ḳ-ḳ; r-ḥ-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hamd[/B]: övgü ve şükür (bk. ḥ-m-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hürmet etmek[/B]: saygı göstermek (bk. ḥ-r-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hırkat[/B]: ayrılık ateşi[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ihsan[/B]: bağış, iyilik (bk. ḥ-s-n)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]inkâr etmek[/B]: inanmamak, kabul etmemek, yok saymak (bk. n-k-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]intifâ[/B]: sönme[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]istidad[/B]: kabiliyet, yetenek (bk. a-d-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]izzet[/B]: değer, kıymet, şeref, yücelik (bk. a-z-z)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kalb ettirmek[/B]: dönüştürmek[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]kerem[/B]: cömertlik, ikram, lütuf, bağış (bk. k-r-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kurûn-u sâlife[/B]: geçmiş çağlar[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]maruz[/B]: tesirinde ve karşısında olma[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]masnuat[/B]: sanat eseri varlıklar (bk. ṣ-n-a)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mazlum[/B]: zulme, haksızlığa uğrayan (bk. ẓ-l-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]mevcudat[/B]: varlıklar (bk. v-c-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]meş’um[/B]: uğursuz[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]muhabbet[/B]: sevgi (bk. ḥ-b-b)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mukabil[/B]: karşılık [/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]muntazam[/B]: düzenli (bk. n-ẓ-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mütemerrid[/B]: inatçı, inanmamakta direnen[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]mü’min[/B]: iman etmiş, inanmış (bk. e-m-n)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]nıkmet[/B]: sıkıntı, azap[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]rahmet[/B]: şefkat, merhamet, ihsan, esirgeme (bk. r-ḥ-m) [/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]saadet-i ebediye[/B]: sonu olmayan, sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]sille[/B]: tokat, şamar[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]tecelli[/B]: yansıma (bk. c-l-y)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]tehir edilmek[/B]: ertelenmek[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]vücud[/B]: varlık (bk. v-c-d)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]zevâl[/B]: geçip gitme, kaybolma (bk. z-v-l)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]zillet[/B]: hor, hakir, aşağılanma[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]âsi[/B]: isyankâr, isyan eden[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]şayeste[/B]: layık, uygun[/FONT]</td></tr></tbody></table> [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Onuncu Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst