Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Onuncu Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 247482" data-attributes="member: 1"><p><strong>Onuncu Söz - Mukaddime - Beşinci Hakikat - Sayfa 111</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">güya benî Âdemin Hazret-i Âdem’den asrımıza, belki kıyamete kadar bütün nuranî ve kâmil insanlar ona tebaiyetle iktida edip duasına âmin derler.<strong><u><strong><u>HAŞİYE-1</u></strong></u></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong><u><strong><u></u></strong></u></strong> </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Bak: Hem öyle bekà gibi bir hacet-i amme için dua ediyor ki, değil ehl-i arz, belki ehl-i semâvât, belki bütün mevcudat niyazına iştirak edip lisan-ı hâl ile “Oh, evet, yâ Rabbenâ! Ver, duasını kabul et, biz de istiyoruz” diyorlar. Hem bak, öyle hazinâne, öyle mahbubâne, öyle müştakane, öyle tazarrukârâne saadet-i bakiye istiyor ki,<strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</u></strong> bütün kâinatı ağlattırıp duasına iştirak ettiriyor.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Bak: Hem öyle bir maksat, öyle bir gaye için saadet isteyip dua ediyor ki, insanı ve bütün mahlûkatı esfel-i sâfilîn olan fena-yı mutlaka sukuttan, kıymetsizlikten, faidesizlikten, abesiyetten, âlâ-yı illiyyîn olan kıymete, bekàya, ulvî vazifeye, mektubât-ı Samedâniye olması derecesine çıkarıyor.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Bak: Hem öyle yüksek bir fizâr-ı istimdatkârâne ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârâne ile yalvarıyor ki, güya bütün mevcudata, semâvâta, Arşa işittirip, vecde getirip, duasına “Âmin, Allahümme âmin” dedirtiyor.<strong><u><strong><u>HAŞİYE-2</u></strong></u></strong> </span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span>[NOT]<span style="font-family: 'Tahoma'">Haşiye-1</span> <span style="font-family: 'Tahoma'"> Evet, münacat-ı Ahmediye (a.s.m.) zamanından şimdiye kadar bütün ümmetin bütün salâtları ve salâvatları onun duasına bir âmin-i daimî ve bir iştirak-i umumîdir. Hattâ ona getirilen herbir salâvat dahi, onun duasına birer âmindir. Ve ümmetinin herbir ferdi, herbir namazın içinde ona salât ve selâm getirmek ve kametten sonra Şafiîlerin ona dua etmesi, onun saadet-i ebediye hususundaki duasına gayet kuvvetli ve umumî bir âmindir. İşte, bütün beşerin fıtrat-ı insaniyet lisan-ı hâliyle, bütün kuvvetiyle istediği bekà ve saadet-i ebediyeyi, o nev-i beşer namına zât-ı Ahmediye (a.s.m.) istiyor ve beşerin nuranî kısmı, onun arkasında âmin diyorlar. Acaba hiç mümkün müdür ki, şu dua kabule karîn olmasın?</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Dipnot-1</span> <span style="font-family: 'Tahoma'"> bk.<em> Tirmizî</em>, Deavât 30.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Haşiye-2</span> <span style="font-family: 'Tahoma'"> Evet, şu âlemin Mutasarrıfı, bütün tasarrufatı bilmüşahede şuurâne, alîmâne, hakîmâne olduğu halde, hiçbir cihetle mümkün değildir ki, o Mutasarrıf, kendi masnuatı içinde en mümtaz bir ferdin harekâtına şuuru ve ıttılaı bulunmasın. Hem hiçbir cihetle mümkün değildir ki, o Mutasarrıf-ı Alîm, o ferd-i mümtazın harekâtına ve daavâtına (dualarına) ıttılaı bulunduğu halde, ona karşı lâkayt kalsın, ehemmiyet vermesin. Hem hiçbir cihetle mümkün değildir ki, o Mutasarrıf-ı Kadîr-i Rahîm, onun dualarına lâkayt kalmadığı halde, o duaları kabul etmesin. Evet, zât-ı Ahmediyenin (a.s.m.) nuruyla âlemin şekli değişti. İnsan ve bütün kâinatın mahiyet-i hakikiyeleri o nur, o ziya ile inkişaf etti. Ve göründü ki, şu kâinatın mevcudatı, esmâ-i İlâhiyeyi okutan birer mektubât-ı Samedâniye, birer muvazzaf memur ve bekàya mazhar kıymettar ve mânidar birer mevcutturlar. Eğer o nur olmasaydı, mevcudat fena-yı mutlaka mahkûm ve kıymetsiz, mânâsız, faydasız, abes, karma karışık, tesadüf oyuncağı bir zulmet-i evham içinde kalırdı. İşte, şu sırdandır ki, insanlar zât-ı Ahmediyenin (a.s.m.) duasına âmin dedikleri gibi, Arş ve ferş ve serâdan Süreyyaya kadar bütün mevcudat, onun nuruyla iftihar edip alâkadarlık gösteriyorlar. Zaten ubûdiyet-i Ahmediyenin (a.s.m.) ruhu, duadır. Belki kâinatın harekâtı ve hidemâtı, bir nevi duadır. Meselâ, bir çekirdeğin hareketi, Hâlıkından, bir ağaç olmasına bir nevi duadır.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span>[/NOT]<span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Allahümme âmin</strong>: ey Allahım kabul eyle (bk. e-m-n)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Arş</strong>: Allah’ın büyüklüğünün ve yüceliğinin tecelli ettiği yer (bk. a-r-ş)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Hz. Âdem</strong>: (bk. bilgiler)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Mutasarrıf</strong>: sonsuz tasarruf hakkı olan, her işi kendi istek ve kurallarına göre idare eden Allah (bk. ṣ-r-f)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>abesiyet</strong>: faydasızlık, gayesizlik</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>alîmâne</strong>: herşeyi çok iyi bilerek (bk. a-l-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>bekà</strong>: devamlılık ve kalıcılık, sonsuzluk (bk. b-ḳ-y)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>benî Âdem</strong>: Âdemoğulları, insanlar</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>beşer</strong>: insanlar</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>bilmüşahede</strong>: görüldüğü gibi (bk. ş-h-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>cihet</strong>: yön</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ehl-i arz</strong>: yeryüzündekiler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ehl-i semavat</strong>: semâdaki varlıklar; melekler, ruhanîler vb. (bk. s-m-v)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>esfel-i sâfilin</strong>: aşağıların en aşağısı</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>fena-yı mutlak</strong>: sonsuz yok oluş (bk. f-n-y; ṭ-l-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>fizâr-ı istimdatkârâne</strong>: yardım dileyerek inleyip ağlamak</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>fıtrat-ı insaniyet</strong>: insanlığın yaratılışı, tabiatı (bk. f-ṭ-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hakîmâne</strong>: hikmetle bir şekilde (bk. ḥ-k-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hazinâne</strong>: hüzünlü bir şekilde</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>haşiye</strong>: dipnot, açıklayıcı not</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hâcet-i amme</strong>: genel ihtiyaç (bk. ḥ-v-c)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>iktida</strong>: uyma</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>iştirak etmek</strong>: katılmak</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>iştirak-ı umumî</strong>: genel katılım</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kamet</strong>: farz namaza durmadan önce okunan ezan</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>karîn</strong>: yakın</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kâinat</strong>: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kâmil</strong>: olgunluk ve kemâl sahibi (bk. k-m-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kıyamet</strong>: dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması (bk. ḳ-v-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>lisan-ı hâl</strong>: hal ve beden dili</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mahbubâne</strong>: sevimli bir şekilde (bk. ḥ-b-b)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mahlûkat</strong>: yaratıklar (bk. ḫ-l-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>masnuat</strong>: sanat eseri varlıklar (bk. ṣ-n-a)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mektubat-ı Samedâniye</strong>: Allah tarafından gönderilmiş birer mektup gibi, şuur sahiplerine İlâhî san’atı anlatan eserler (bk. k-t-b; ṣ-m-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mevcudat</strong>: varlıklar (bk. v-c-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mümtaz</strong>: üstün, seçkin</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>münacat-ı Ahmediye</strong>: Peygamberimizin duası (bk. n-c-v; ḥ-m-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>müştakane</strong>: çok isteyerek, iştiyakla</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nev-i beşer</strong>: insanlık</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>niyaz</strong>: istek, dua</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>niyaz-ı istirhamkârâne</strong>: rahmet dileyerek dua etmek (bk. r-ḥ-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nuranî</strong>: nurlu, parlak (bk. n-v-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>saadet</strong>: mutluluk</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>saadet-i bakiye</strong>: devamlı, sonsuz bir mutluluk (bk. b-ḳ-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>saadet-i ebediye</strong>: sonu olmayan, sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>salât</strong>: Peygamberimiz için yapılan dua (bk. ṣ-l-v)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>salâvat</strong>: Peygamberimize rahmet ve esenlik dileme (bk. ṣ-l-v)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>semavat</strong>: gökler (bk. s-m-v)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sukut</strong>: düşüş </span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tasarrufat</strong>: herşeyi dilediği gibi kullanma ve yönetme (bk. ṣ-r-f)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tazarrukârâne</strong>: yalvarıp yakararak</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tebaiyet</strong>: tabi olma, uyma</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ulvî</strong>: yüce</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>umumî</strong>: genel</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>vecd</strong>: kendini kaybedercesine İlâhî aşka dalma</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>yâ Rabbenâ</strong>: ey Rabbimiz (bk. r-b-b)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zat-ı Ahmediye</strong>: Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.) (bk. ḥ-m-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âlem</strong>: dünya, kâinat (bk. a-l-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âlâ-yı illiyyîn</strong>: yücelerin en yücesi</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âmin</strong>: Allahım kabul eyle (bk. e-m-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âmin-i daimî</strong>: sürekli tekrarlanan “Allahım kabul eyle!” duası (bk. e-m-n)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ümmet</strong>: Peygambere inanıp onun yolundan gidenler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Şafiî</strong>: İmam-ı Şafiî’nin kurduğu mezhepten olanlar (bk. bilgiler)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>şuurâne</strong>: şuurlu bir şekilde (bk. ş-a-r)</span></td></tr></tbody></table></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 247482, member: 1"] [b]Onuncu Söz - Mukaddime - Beşinci Hakikat - Sayfa 111[/b] [FONT=Tahoma]güya benî Âdemin Hazret-i Âdem’den asrımıza, belki kıyamete kadar bütün nuranî ve kâmil insanlar ona tebaiyetle iktida edip duasına âmin derler.[B][U][B][U]HAŞİYE-1 [/U][/B][/U][/B] [/FONT] [FONT=Tahoma]Bak: Hem öyle bekà gibi bir hacet-i amme için dua ediyor ki, değil ehl-i arz, belki ehl-i semâvât, belki bütün mevcudat niyazına iştirak edip lisan-ı hâl ile “Oh, evet, yâ Rabbenâ! Ver, duasını kabul et, biz de istiyoruz” diyorlar. Hem bak, öyle hazinâne, öyle mahbubâne, öyle müştakane, öyle tazarrukârâne saadet-i bakiye istiyor ki,[B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1[/U][/B] bütün kâinatı ağlattırıp duasına iştirak ettiriyor. [/FONT] [FONT=Tahoma]Bak: Hem öyle bir maksat, öyle bir gaye için saadet isteyip dua ediyor ki, insanı ve bütün mahlûkatı esfel-i sâfilîn olan fena-yı mutlaka sukuttan, kıymetsizlikten, faidesizlikten, abesiyetten, âlâ-yı illiyyîn olan kıymete, bekàya, ulvî vazifeye, mektubât-ı Samedâniye olması derecesine çıkarıyor. [/FONT] [FONT=Tahoma]Bak: Hem öyle yüksek bir fizâr-ı istimdatkârâne ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârâne ile yalvarıyor ki, güya bütün mevcudata, semâvâta, Arşa işittirip, vecde getirip, duasına “Âmin, Allahümme âmin” dedirtiyor.[B][U][B][U]HAŞİYE-2[/U][/B][/U][/B] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][NOT][FONT=Tahoma]Haşiye-1[/FONT] [FONT=Tahoma] Evet, münacat-ı Ahmediye (a.s.m.) zamanından şimdiye kadar bütün ümmetin bütün salâtları ve salâvatları onun duasına bir âmin-i daimî ve bir iştirak-i umumîdir. Hattâ ona getirilen herbir salâvat dahi, onun duasına birer âmindir. Ve ümmetinin herbir ferdi, herbir namazın içinde ona salât ve selâm getirmek ve kametten sonra Şafiîlerin ona dua etmesi, onun saadet-i ebediye hususundaki duasına gayet kuvvetli ve umumî bir âmindir. İşte, bütün beşerin fıtrat-ı insaniyet lisan-ı hâliyle, bütün kuvvetiyle istediği bekà ve saadet-i ebediyeyi, o nev-i beşer namına zât-ı Ahmediye (a.s.m.) istiyor ve beşerin nuranî kısmı, onun arkasında âmin diyorlar. Acaba hiç mümkün müdür ki, şu dua kabule karîn olmasın? Dipnot-1[/FONT] [FONT=Tahoma] bk.[I] Tirmizî[/I], Deavât 30. Haşiye-2[/FONT] [FONT=Tahoma] Evet, şu âlemin Mutasarrıfı, bütün tasarrufatı bilmüşahede şuurâne, alîmâne, hakîmâne olduğu halde, hiçbir cihetle mümkün değildir ki, o Mutasarrıf, kendi masnuatı içinde en mümtaz bir ferdin harekâtına şuuru ve ıttılaı bulunmasın. Hem hiçbir cihetle mümkün değildir ki, o Mutasarrıf-ı Alîm, o ferd-i mümtazın harekâtına ve daavâtına (dualarına) ıttılaı bulunduğu halde, ona karşı lâkayt kalsın, ehemmiyet vermesin. Hem hiçbir cihetle mümkün değildir ki, o Mutasarrıf-ı Kadîr-i Rahîm, onun dualarına lâkayt kalmadığı halde, o duaları kabul etmesin. Evet, zât-ı Ahmediyenin (a.s.m.) nuruyla âlemin şekli değişti. İnsan ve bütün kâinatın mahiyet-i hakikiyeleri o nur, o ziya ile inkişaf etti. Ve göründü ki, şu kâinatın mevcudatı, esmâ-i İlâhiyeyi okutan birer mektubât-ı Samedâniye, birer muvazzaf memur ve bekàya mazhar kıymettar ve mânidar birer mevcutturlar. Eğer o nur olmasaydı, mevcudat fena-yı mutlaka mahkûm ve kıymetsiz, mânâsız, faydasız, abes, karma karışık, tesadüf oyuncağı bir zulmet-i evham içinde kalırdı. İşte, şu sırdandır ki, insanlar zât-ı Ahmediyenin (a.s.m.) duasına âmin dedikleri gibi, Arş ve ferş ve serâdan Süreyyaya kadar bütün mevcudat, onun nuruyla iftihar edip alâkadarlık gösteriyorlar. Zaten ubûdiyet-i Ahmediyenin (a.s.m.) ruhu, duadır. Belki kâinatın harekâtı ve hidemâtı, bir nevi duadır. Meselâ, bir çekirdeğin hareketi, Hâlıkından, bir ağaç olmasına bir nevi duadır. [/FONT][/NOT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT] <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Allahümme âmin[/B]: ey Allahım kabul eyle (bk. e-m-n)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Arş[/B]: Allah’ın büyüklüğünün ve yüceliğinin tecelli ettiği yer (bk. a-r-ş)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Hz. Âdem[/B]: (bk. bilgiler)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Mutasarrıf[/B]: sonsuz tasarruf hakkı olan, her işi kendi istek ve kurallarına göre idare eden Allah (bk. ṣ-r-f)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]abesiyet[/B]: faydasızlık, gayesizlik[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]alîmâne[/B]: herşeyi çok iyi bilerek (bk. a-l-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]bekà[/B]: devamlılık ve kalıcılık, sonsuzluk (bk. b-ḳ-y)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]benî Âdem[/B]: Âdemoğulları, insanlar[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]beşer[/B]: insanlar[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]bilmüşahede[/B]: görüldüğü gibi (bk. ş-h-d)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]cihet[/B]: yön[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ehl-i arz[/B]: yeryüzündekiler[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ehl-i semavat[/B]: semâdaki varlıklar; melekler, ruhanîler vb. (bk. s-m-v)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]esfel-i sâfilin[/B]: aşağıların en aşağısı[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]fena-yı mutlak[/B]: sonsuz yok oluş (bk. f-n-y; ṭ-l-ḳ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]fizâr-ı istimdatkârâne[/B]: yardım dileyerek inleyip ağlamak[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]fıtrat-ı insaniyet[/B]: insanlığın yaratılışı, tabiatı (bk. f-ṭ-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hakîmâne[/B]: hikmetle bir şekilde (bk. ḥ-k-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hazinâne[/B]: hüzünlü bir şekilde[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]haşiye[/B]: dipnot, açıklayıcı not[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hâcet-i amme[/B]: genel ihtiyaç (bk. ḥ-v-c)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]iktida[/B]: uyma[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]iştirak etmek[/B]: katılmak[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]iştirak-ı umumî[/B]: genel katılım[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kamet[/B]: farz namaza durmadan önce okunan ezan[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]karîn[/B]: yakın[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kâinat[/B]: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]kâmil[/B]: olgunluk ve kemâl sahibi (bk. k-m-l)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kıyamet[/B]: dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması (bk. ḳ-v-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]lisan-ı hâl[/B]: hal ve beden dili[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]mahbubâne[/B]: sevimli bir şekilde (bk. ḥ-b-b)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mahlûkat[/B]: yaratıklar (bk. ḫ-l-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]masnuat[/B]: sanat eseri varlıklar (bk. ṣ-n-a)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mektubat-ı Samedâniye[/B]: Allah tarafından gönderilmiş birer mektup gibi, şuur sahiplerine İlâhî san’atı anlatan eserler (bk. k-t-b; ṣ-m-d)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]mevcudat[/B]: varlıklar (bk. v-c-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mümtaz[/B]: üstün, seçkin[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]münacat-ı Ahmediye[/B]: Peygamberimizin duası (bk. n-c-v; ḥ-m-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]müştakane[/B]: çok isteyerek, iştiyakla[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]nev-i beşer[/B]: insanlık[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]niyaz[/B]: istek, dua[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]niyaz-ı istirhamkârâne[/B]: rahmet dileyerek dua etmek (bk. r-ḥ-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]nuranî[/B]: nurlu, parlak (bk. n-v-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]saadet[/B]: mutluluk[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]saadet-i bakiye[/B]: devamlı, sonsuz bir mutluluk (bk. b-ḳ-y)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]saadet-i ebediye[/B]: sonu olmayan, sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]salât[/B]: Peygamberimiz için yapılan dua (bk. ṣ-l-v)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]salâvat[/B]: Peygamberimize rahmet ve esenlik dileme (bk. ṣ-l-v)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]semavat[/B]: gökler (bk. s-m-v)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]sukut[/B]: düşüş [/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]tasarrufat[/B]: herşeyi dilediği gibi kullanma ve yönetme (bk. ṣ-r-f)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]tazarrukârâne[/B]: yalvarıp yakararak[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]tebaiyet[/B]: tabi olma, uyma[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ulvî[/B]: yüce[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]umumî[/B]: genel[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]vecd[/B]: kendini kaybedercesine İlâhî aşka dalma[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]yâ Rabbenâ[/B]: ey Rabbimiz (bk. r-b-b)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]zat-ı Ahmediye[/B]: Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.) (bk. ḥ-m-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]âlem[/B]: dünya, kâinat (bk. a-l-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]âlâ-yı illiyyîn[/B]: yücelerin en yücesi[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]âmin[/B]: Allahım kabul eyle (bk. e-m-n)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]âmin-i daimî[/B]: sürekli tekrarlanan “Allahım kabul eyle!” duası (bk. e-m-n)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ümmet[/B]: Peygambere inanıp onun yolundan gidenler[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Şafiî[/B]: İmam-ı Şafiî’nin kurduğu mezhepten olanlar (bk. bilgiler)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]şuurâne[/B]: şuurlu bir şekilde (bk. ş-a-r)[/FONT]</td></tr></tbody></table> [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Onuncu Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst