Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Onuncu Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 247596" data-attributes="member: 1"><p><strong>Onuncu Söz - Mukaddime - Onuncu Hakikat - Sayfa 130</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">edip göstersin; sonra bütün hikmetlerin en büyüğü ve bütün maslahatların en mühimmi ve bütün neticelerin en elzemi ve hikmeti hikmet, nimeti nimet, rahmeti rahmet eden ve bütün hikmetlerin, nimetlerin, rahmetlerin, maslahatların menbaı ve gayesi olan bekà ve likayı ve saadet-i ebediyeyi vermeyip terk ederek bütün işlerini abesiyet-i mutlaka derekesine düşürsün; ve kendini o zâta benzetsin ki, öyle bir saray yapar, herbir taşında binlerce nakışlar, herbir tarafında binler ziynetler ve herbir menzilinde binler kıymettar âlât ve levâzımât-ı beytiye bulundursun da, sonra ona dam yapmasın, herşey çürüsün, beyhude bozulsun? Hâşâ ve kellâ!</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Hayr-ı mutlaktan hayır gelir. Cemîl-i Mutlaktan güzellik gelir. Hakîm-i Mutlaktan abes birşey gelmez. Evet, her kim fikren tarihe binip mazi cihetine gitse, şu zaman-ı hazırda gördüğümüz menzil-i dünya, meydan-ı iptilâ, meşher-i eşya gibi, seneler adedince vefat etmiş menziller, meydanlar, meşherler, âlemler görecek. Suretçe, keyfiyetçe birbirinden ayrı oldukları halde intizamca, acaipçe, Sâniin kudret ve hikmetini göstermekçe birbirine benzer.Hem görecek ki, o sebatsız menzillerde, o devamsız meydanlarda, o bekàsız meşherlerde o kadar bâhir bir hikmetin intizâmâtı, o derece zahir bir inâyetin işârâtı, o mertebe kahir bir adaletin emârâtı, o derece vâsi bir merhametin semerâtını görecek. Basiretsiz olmamak şartıyla yakinen bilecek ki, o hikmetten daha ekmel bir hikmet olamaz; ve o âsârı görünen inâyetten daha ecmel bir inâyet kabil değil; ve o emârâtı görünen adaletten daha ecell bir adalet yoktur; ve o semerâtı görünen merhametten daha eşmel bir merhamet tasavvur edilmez.Eğer, farz-ı muhal olarak, şu işleri çeviren, şu misafirleri ve misafirhaneleri değiştiren Sultan-ı Sermedînin daire-i memleketinde daimî menziller, âli mekânlar,</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Cemîl-i Mutlak</strong>: sınırsız güzellik sahibi olan Allah (bk. c-m-l; ṭ-l-ḳ) </span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Hakîm-i Mutlak</strong>: sınırsız hikmet sahibi, herşeyi belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan Allah (bk. ḥ-k-m; ṭ-l-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Sultan-ı Sermedî</strong>: hükümdarlığının sonu olmayan, daimî ve sürekli olan Sultan, Allah (bk. s-l-ṭ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Sâni</strong>: herşeyi sanatla yaratan Allah (bk. ṣ-n-a)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>abes</strong>: anlamsız, faydasız</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>abesiyet-i mutlaka</strong>: akla ve gerçeğe tamamen aykırılık (bk. ṭ-l-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>acaip</strong>: şaşırtıcı, hayret verici</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>basiretsiz</strong>: ferasetsiz, görüşü ve sezişi yetersiz (bk. b-ṣ-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>bekà</strong>: süreklilik, devamlılık (bk. b-ḳ-y)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>bekàsız</strong>: devamsız, sürekli olmayan (bk. b-ḳ-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>beyhude</strong>: boşuna, gayesiz</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>bâhir</strong>: açık, görünen</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>cihet</strong>: yön, taraf</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>daimî</strong>: sürekli, devamlı</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>daire-i memleket</strong>: memleket dairesi (bk. m-l-k)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>dam</strong>: tavan</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>dereke</strong>: aşağı seviye</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ecell</strong>: daha büyük (bk. c-l-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ecmel</strong>: daha güzel (bk. c-m-l)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ekmel</strong>: daha mükemmel (bk. k-m-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>elzem</strong>: çok lüzumlu</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>emârât</strong>: izler, belirtiler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>eşmel</strong>: daha kapsamlı, daha geniş</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>farz-ı muhal</strong>: olmayacak birşeyi olacakmış gibi düşünme, varsayım</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>fikren</strong>: düşünce olarak (bk. f-k-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hayr-ı mutlak</strong>: her yönüyle hayırlı olan (bk. ḫ-y-r; ṭ-l-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hikmet</strong>: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hâşâ ve kellâ</strong>: asla ve asla, kesinlikle öyle değil</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>inayet</strong>: yardım, ikram; bütün yararların, hikmetlerin ve faydaların kaynağı olan düzenlilik (bk. a-n-y)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>intizam</strong>: düzen, tertip (bk. n-ẓ-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>intizâmât</strong>: düzenlilikler (bk. n-ẓ-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>işârât</strong>: işaretler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kabil</strong>: mümkün, olabilir</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kahir</strong>: üstün</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>keyfiyet</strong>: özellik, esas, nitelik</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kudret</strong>: güç, iktidar (bk. ḳ-d-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kıymettar</strong>: kıymetli, değerli</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>levâzımat-ı beytiye</strong>: ev için gerekli olan şeyler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>lika</strong>: kavuşma, buluşma</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>maslahat</strong>: fayda, yarar (bk. ṣ-l-ḥ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mazi</strong>: geçmiş zaman</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>menba</strong>: kaynak</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>menzil</strong>: mekan, yer (bk. n-z-l)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>menzil-i dünya</strong>: dünya durağı (bk. n-z-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>meydan-ı iptilâ</strong>: imtihan meydanı</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>meşher</strong>: sergi yeri</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>meşher-i eşya</strong>: varlıkların sergilendiği yer</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>rahmet</strong>: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>saadet-i ebediye</strong>: sonu olmayan, sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sebatsız</strong>: kalıcı olmayan, geçici</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>semerât</strong>: meyveler, neticeler</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>suret</strong>: şekil, görünüş (bk. ṣ-v-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tasavvur etmek</strong>: düşünmek, hayal etmek (bk. ṣ-v-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>vâsi</strong>: geniş</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>yakinen</strong>: kesin olarak (bk. y-ḳ-n)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zahir</strong>: açık, âşikar (bk. ẓ-h-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zaman-ı hazır</strong>: şimdiki zaman</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ziynet</strong>: süs (bk. z-y-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âlem</strong>: dünya (bk. a-l-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âli</strong>: yüksek, yüce</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âlât</strong>: aletler</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âsâr</strong>: eserler</span></td></tr></tbody></table></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 247596, member: 1"] [b]Onuncu Söz - Mukaddime - Onuncu Hakikat - Sayfa 130[/b] [FONT=Tahoma]edip göstersin; sonra bütün hikmetlerin en büyüğü ve bütün maslahatların en mühimmi ve bütün neticelerin en elzemi ve hikmeti hikmet, nimeti nimet, rahmeti rahmet eden ve bütün hikmetlerin, nimetlerin, rahmetlerin, maslahatların menbaı ve gayesi olan bekà ve likayı ve saadet-i ebediyeyi vermeyip terk ederek bütün işlerini abesiyet-i mutlaka derekesine düşürsün; ve kendini o zâta benzetsin ki, öyle bir saray yapar, herbir taşında binlerce nakışlar, herbir tarafında binler ziynetler ve herbir menzilinde binler kıymettar âlât ve levâzımât-ı beytiye bulundursun da, sonra ona dam yapmasın, herşey çürüsün, beyhude bozulsun? Hâşâ ve kellâ! [/FONT] [FONT=Tahoma]Hayr-ı mutlaktan hayır gelir. Cemîl-i Mutlaktan güzellik gelir. Hakîm-i Mutlaktan abes birşey gelmez. Evet, her kim fikren tarihe binip mazi cihetine gitse, şu zaman-ı hazırda gördüğümüz menzil-i dünya, meydan-ı iptilâ, meşher-i eşya gibi, seneler adedince vefat etmiş menziller, meydanlar, meşherler, âlemler görecek. Suretçe, keyfiyetçe birbirinden ayrı oldukları halde intizamca, acaipçe, Sâniin kudret ve hikmetini göstermekçe birbirine benzer.Hem görecek ki, o sebatsız menzillerde, o devamsız meydanlarda, o bekàsız meşherlerde o kadar bâhir bir hikmetin intizâmâtı, o derece zahir bir inâyetin işârâtı, o mertebe kahir bir adaletin emârâtı, o derece vâsi bir merhametin semerâtını görecek. Basiretsiz olmamak şartıyla yakinen bilecek ki, o hikmetten daha ekmel bir hikmet olamaz; ve o âsârı görünen inâyetten daha ecmel bir inâyet kabil değil; ve o emârâtı görünen adaletten daha ecell bir adalet yoktur; ve o semerâtı görünen merhametten daha eşmel bir merhamet tasavvur edilmez.Eğer, farz-ı muhal olarak, şu işleri çeviren, şu misafirleri ve misafirhaneleri değiştiren Sultan-ı Sermedînin daire-i memleketinde daimî menziller, âli mekânlar, [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT] <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Cemîl-i Mutlak[/B]: sınırsız güzellik sahibi olan Allah (bk. c-m-l; ṭ-l-ḳ) [/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Hakîm-i Mutlak[/B]: sınırsız hikmet sahibi, herşeyi belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan Allah (bk. ḥ-k-m; ṭ-l-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Sultan-ı Sermedî[/B]: hükümdarlığının sonu olmayan, daimî ve sürekli olan Sultan, Allah (bk. s-l-ṭ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]Sâni[/B]: herşeyi sanatla yaratan Allah (bk. ṣ-n-a)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]abes[/B]: anlamsız, faydasız[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]abesiyet-i mutlaka[/B]: akla ve gerçeğe tamamen aykırılık (bk. ṭ-l-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]acaip[/B]: şaşırtıcı, hayret verici[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]basiretsiz[/B]: ferasetsiz, görüşü ve sezişi yetersiz (bk. b-ṣ-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]bekà[/B]: süreklilik, devamlılık (bk. b-ḳ-y)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]bekàsız[/B]: devamsız, sürekli olmayan (bk. b-ḳ-y)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]beyhude[/B]: boşuna, gayesiz[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]bâhir[/B]: açık, görünen[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]cihet[/B]: yön, taraf[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]daimî[/B]: sürekli, devamlı[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]daire-i memleket[/B]: memleket dairesi (bk. m-l-k)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]dam[/B]: tavan[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]dereke[/B]: aşağı seviye[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ecell[/B]: daha büyük (bk. c-l-l)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ecmel[/B]: daha güzel (bk. c-m-l)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ekmel[/B]: daha mükemmel (bk. k-m-l)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]elzem[/B]: çok lüzumlu[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]emârât[/B]: izler, belirtiler[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]eşmel[/B]: daha kapsamlı, daha geniş[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]farz-ı muhal[/B]: olmayacak birşeyi olacakmış gibi düşünme, varsayım[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]fikren[/B]: düşünce olarak (bk. f-k-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hayr-ı mutlak[/B]: her yönüyle hayırlı olan (bk. ḫ-y-r; ṭ-l-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hikmet[/B]: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hâşâ ve kellâ[/B]: asla ve asla, kesinlikle öyle değil[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]inayet[/B]: yardım, ikram; bütün yararların, hikmetlerin ve faydaların kaynağı olan düzenlilik (bk. a-n-y)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]intizam[/B]: düzen, tertip (bk. n-ẓ-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]intizâmât[/B]: düzenlilikler (bk. n-ẓ-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]işârât[/B]: işaretler[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kabil[/B]: mümkün, olabilir[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]kahir[/B]: üstün[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]keyfiyet[/B]: özellik, esas, nitelik[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]kudret[/B]: güç, iktidar (bk. ḳ-d-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kıymettar[/B]: kıymetli, değerli[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]levâzımat-ı beytiye[/B]: ev için gerekli olan şeyler[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]lika[/B]: kavuşma, buluşma[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]maslahat[/B]: fayda, yarar (bk. ṣ-l-ḥ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]mazi[/B]: geçmiş zaman[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]menba[/B]: kaynak[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]menzil[/B]: mekan, yer (bk. n-z-l)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]menzil-i dünya[/B]: dünya durağı (bk. n-z-l)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]meydan-ı iptilâ[/B]: imtihan meydanı[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]meşher[/B]: sergi yeri[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]meşher-i eşya[/B]: varlıkların sergilendiği yer[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]rahmet[/B]: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]saadet-i ebediye[/B]: sonu olmayan, sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]sebatsız[/B]: kalıcı olmayan, geçici[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]semerât[/B]: meyveler, neticeler[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]suret[/B]: şekil, görünüş (bk. ṣ-v-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]tasavvur etmek[/B]: düşünmek, hayal etmek (bk. ṣ-v-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]vâsi[/B]: geniş[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]yakinen[/B]: kesin olarak (bk. y-ḳ-n)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]zahir[/B]: açık, âşikar (bk. ẓ-h-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]zaman-ı hazır[/B]: şimdiki zaman[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ziynet[/B]: süs (bk. z-y-n)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]âlem[/B]: dünya (bk. a-l-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]âli[/B]: yüksek, yüce[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]âlât[/B]: aletler[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]âsâr[/B]: eserler[/FONT]</td></tr></tbody></table> [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Onuncu Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst