Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Onuncu Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 247602" data-attributes="member: 1"><p><strong>Onuncu Söz - Mukaddime - Onbirinci Hakikat - Sayfa 135</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">meleklerine tercih edip hilâfet rütbesini verdiği halde; ona, bütün bu vazifelerinin gayesi ve neticesi ve semeresi olan saadet-i ebediyeyi vermesin? Onu bütün mahlûkatının en bedbaht, en biçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp, en mübarek, nuranî ve âlet-i tes’id bir hediye-i hikmeti olan aklı, o biçareye en meş’um ve zulmânî bir alet-i tâzip yapıp, hikmet-i mutlakasına büs bütün zıt ve merhamet-i mutlakasına külliyen münafi bir merhametsizlik etsin? Hâşâ ve kellâ!</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Elhasıl: </strong>Nasıl hikâye-i temsiliyede bir zabitin cüzdanına ve defterine bakıp görmüştük ki: Hem rütbesi, hem vazifesi, hem maaşı, hem düstur-u hareketi, hem cihazatı bize gösterdi ki, o zabit, o muvakkat meydan için değil; belki müstekar bir memlekete gidecek de ona göre çalışıyor. Aynen onun gibi, insanın kalb cüzdanındaki letâif ve akıl defterindeki havas ve istidadındaki cihazat, tamamen ve müttefikan saadet-i ebediyeye müteveccih ve ona göre verilmiş ve ona göre teçhiz edilmiş olduğuna ehl-i tahkik ve keşif müttefiktirler. Ezcümle:</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">Meselâ, aklın bir hizmetkârı ve tasvircisi olan kuvve-i hayaliyeye denilse ki, “Sana bir milyon sene ömürle saltanat-ı dünya verilecek; fakat âhirde mutlaka hiç olacaksın.” Tevehhüm aldatmamak, nefis karışmamak şartıyla, “Oh” yerine “Ah” diyecek ve teessüf edecek. Demek, en büyük fâni, en küçük bir alet ve cihazat-ı insaniyeyi doyuramıyor.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'">İşte bu istidattandır ki, insanın ebede uzanmış emelleri ve kâinatı ihata etmiş efkârları ve ebedî saadetlerinin envâına yayılmış arzuları gösterir ki, bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir. Bu dünya ona bir misafirhanedir ve âhiretine bir intizar salonudur.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>alet-i tâzip</strong>: azap verme aleti</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>bedbaht</strong>: talihsiz</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>biçare</strong>: çaresiz</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>cihazat</strong>: donanım</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>cihazat-ı insaniye</strong>: insana ait cihazlar, duygular</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>cüzdan</strong>: kimlik</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>dereke</strong>: aşağı seviye</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>dertmend</strong>: dertli</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>düstur-u hareket</strong>: hareket prensibi, tarzı</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ebed</strong>: sonsuzluk (bk. e-b-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ebedî</strong>: sonsuz (bk. e-b-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>efkâr</strong>: fikirler, düşünceler (bk. f-k-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ehl-i tahkik ve keşif</strong>: maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözleme yeteneğine sahip insanlar (bk. ḥ-ḳ-ḳ; k-ş-f) </span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>elhasıl</strong>: özetle, sonuç olarak</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>emel</strong>: arzu, istek</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>envâ</strong>: çeşitler, türler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ezcümle</strong>: özetle</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>fâni</strong>: geçici, ölümlü (bk. f-n-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>halk edilmek</strong>: yaratılmak (bk. ḫ-l-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>havas</strong>: duyular</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hediye-i hikmet</strong>: hikmet hediyesi (bk. ḥ-k-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hikmet-i mutlaka</strong>: sınırsız hikmet; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m; ṭ-l-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hikâye-i temsiliye</strong>: kıyaslamalı benzetme şeklinde, analojik hikâye (bk. m-s̱-l)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hilafet</strong>: yeryüzünde Allah’ın izni dairesinde ve Onun adına icraatta bulunma şeklinde insana verilen görev (bk. ḫ-l-f)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hizmetkâr</strong>: hizmetçi</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hâşâ ve kellâ</strong>: asla ve asla, kesinlikle öyle değil</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ihata</strong>: kuşatma, içine alma</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>intizar</strong>: bekleme</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>istidat</strong>: beceriler, ruhsal özellikler, konuşma ve sevme gibi (bk. a-d-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kuvve-i hayaliye</strong>: hayal duygusu (bk. ḫ-y-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kâinat</strong>: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>külliyen</strong>: bütünüyle (bk. k-l-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>letâif</strong>: lâtifeler, duygular (bk. l-ṭ-f)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mahlûkat</strong>: yaratıklar (bk. ḫ-l-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>merhamet-i mutlaka</strong>: sınırsız merhamet (bk. r-ḥ-m; ṭ-l-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>meş’um</strong>: kötü, uğursuz</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>musibetzede</strong>: musibete uğrayan</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>muvakkat</strong>: geçici</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mübarek</strong>: bereketli, uğurlu (bk. b-r-k)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>münafi</strong>: zıt, aykırı</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>müstekar</strong>: yerleşmiş</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>müteveccih</strong>: yönelmiş</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>müttefik</strong>: birleşmiş</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>müttefikan</strong>: birleşerek, fikir birliğiyle</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nefis</strong>: insanı maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet (bk. n-f-s)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>nuranî</strong>: nurlu (bk. n-v-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>saadet</strong>: mutluluk</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>saadet-i ebediye</strong>: sonu olmayan, sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>saltanat-ı dünya</strong>: dünya saltanatı (bk. s-l-ṭ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>semere</strong>: meyve, netice</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tasvirci</strong>: resimleyici, suret verici (bk. ṣ-v-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>teessüf etmek</strong>: üzülmek</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tevehhüm</strong>: vehimlenme, kuruntuya kapılma</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>teçhiz edilmek</strong>: cihazlanmak, donatılmak</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zabit</strong>: subay</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zelil</strong>: aşağı, alçak</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zulmânî</strong>: karanlıklı (bk. ẓ-l-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âhirde</strong>: sonunda (bk. e-ḫ-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âhiret</strong>: öteki dünya (bk. e-ḫ-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âlet-i tes’id</strong>: mutluluğa ulaştırma aleti</span></td></tr></tbody></table></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 247602, member: 1"] [b]Onuncu Söz - Mukaddime - Onbirinci Hakikat - Sayfa 135[/b] [FONT=Tahoma]meleklerine tercih edip hilâfet rütbesini verdiği halde; ona, bütün bu vazifelerinin gayesi ve neticesi ve semeresi olan saadet-i ebediyeyi vermesin? Onu bütün mahlûkatının en bedbaht, en biçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp, en mübarek, nuranî ve âlet-i tes’id bir hediye-i hikmeti olan aklı, o biçareye en meş’um ve zulmânî bir alet-i tâzip yapıp, hikmet-i mutlakasına büs bütün zıt ve merhamet-i mutlakasına külliyen münafi bir merhametsizlik etsin? Hâşâ ve kellâ! [/FONT] [FONT=Tahoma][B]Elhasıl: [/B]Nasıl hikâye-i temsiliyede bir zabitin cüzdanına ve defterine bakıp görmüştük ki: Hem rütbesi, hem vazifesi, hem maaşı, hem düstur-u hareketi, hem cihazatı bize gösterdi ki, o zabit, o muvakkat meydan için değil; belki müstekar bir memlekete gidecek de ona göre çalışıyor. Aynen onun gibi, insanın kalb cüzdanındaki letâif ve akıl defterindeki havas ve istidadındaki cihazat, tamamen ve müttefikan saadet-i ebediyeye müteveccih ve ona göre verilmiş ve ona göre teçhiz edilmiş olduğuna ehl-i tahkik ve keşif müttefiktirler. Ezcümle: [/FONT] [FONT=Tahoma]Meselâ, aklın bir hizmetkârı ve tasvircisi olan kuvve-i hayaliyeye denilse ki, “Sana bir milyon sene ömürle saltanat-ı dünya verilecek; fakat âhirde mutlaka hiç olacaksın.” Tevehhüm aldatmamak, nefis karışmamak şartıyla, “Oh” yerine “Ah” diyecek ve teessüf edecek. Demek, en büyük fâni, en küçük bir alet ve cihazat-ı insaniyeyi doyuramıyor. [/FONT] [FONT=Tahoma]İşte bu istidattandır ki, insanın ebede uzanmış emelleri ve kâinatı ihata etmiş efkârları ve ebedî saadetlerinin envâına yayılmış arzuları gösterir ki, bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir. Bu dünya ona bir misafirhanedir ve âhiretine bir intizar salonudur. [/FONT] [FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT] <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>[FONT=Tahoma][B]alet-i tâzip[/B]: azap verme aleti[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]bedbaht[/B]: talihsiz[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]biçare[/B]: çaresiz[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]cihazat[/B]: donanım[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]cihazat-ı insaniye[/B]: insana ait cihazlar, duygular[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]cüzdan[/B]: kimlik[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]dereke[/B]: aşağı seviye[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]dertmend[/B]: dertli[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]düstur-u hareket[/B]: hareket prensibi, tarzı[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ebed[/B]: sonsuzluk (bk. e-b-d)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ebedî[/B]: sonsuz (bk. e-b-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]efkâr[/B]: fikirler, düşünceler (bk. f-k-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ehl-i tahkik ve keşif[/B]: maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözleme yeteneğine sahip insanlar (bk. ḥ-ḳ-ḳ; k-ş-f) [/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]elhasıl[/B]: özetle, sonuç olarak[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]emel[/B]: arzu, istek[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]envâ[/B]: çeşitler, türler[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ezcümle[/B]: özetle[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]fâni[/B]: geçici, ölümlü (bk. f-n-y)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]halk edilmek[/B]: yaratılmak (bk. ḫ-l-ḳ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]havas[/B]: duyular[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hediye-i hikmet[/B]: hikmet hediyesi (bk. ḥ-k-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hikmet-i mutlaka[/B]: sınırsız hikmet; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m; ṭ-l-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hikâye-i temsiliye[/B]: kıyaslamalı benzetme şeklinde, analojik hikâye (bk. m-s̱-l)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hilafet[/B]: yeryüzünde Allah’ın izni dairesinde ve Onun adına icraatta bulunma şeklinde insana verilen görev (bk. ḫ-l-f)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hizmetkâr[/B]: hizmetçi[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hâşâ ve kellâ[/B]: asla ve asla, kesinlikle öyle değil[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ihata[/B]: kuşatma, içine alma[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]intizar[/B]: bekleme[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]istidat[/B]: beceriler, ruhsal özellikler, konuşma ve sevme gibi (bk. a-d-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]kuvve-i hayaliye[/B]: hayal duygusu (bk. ḫ-y-l)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kâinat[/B]: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]külliyen[/B]: bütünüyle (bk. k-l-l)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]letâif[/B]: lâtifeler, duygular (bk. l-ṭ-f)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]mahlûkat[/B]: yaratıklar (bk. ḫ-l-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]merhamet-i mutlaka[/B]: sınırsız merhamet (bk. r-ḥ-m; ṭ-l-ḳ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]meş’um[/B]: kötü, uğursuz[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]musibetzede[/B]: musibete uğrayan[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]muvakkat[/B]: geçici[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]mübarek[/B]: bereketli, uğurlu (bk. b-r-k)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]münafi[/B]: zıt, aykırı[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]müstekar[/B]: yerleşmiş[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]müteveccih[/B]: yönelmiş[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]müttefik[/B]: birleşmiş[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]müttefikan[/B]: birleşerek, fikir birliğiyle[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]nefis[/B]: insanı maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet (bk. n-f-s)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]nuranî[/B]: nurlu (bk. n-v-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]saadet[/B]: mutluluk[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]saadet-i ebediye[/B]: sonu olmayan, sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]saltanat-ı dünya[/B]: dünya saltanatı (bk. s-l-ṭ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]semere[/B]: meyve, netice[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]tasvirci[/B]: resimleyici, suret verici (bk. ṣ-v-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]teessüf etmek[/B]: üzülmek[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]tevehhüm[/B]: vehimlenme, kuruntuya kapılma[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]teçhiz edilmek[/B]: cihazlanmak, donatılmak[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]zabit[/B]: subay[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]zelil[/B]: aşağı, alçak[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]zulmânî[/B]: karanlıklı (bk. ẓ-l-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]âhirde[/B]: sonunda (bk. e-ḫ-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]âhiret[/B]: öteki dünya (bk. e-ḫ-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]âlet-i tes’id[/B]: mutluluğa ulaştırma aleti[/FONT]</td></tr></tbody></table> [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Onuncu Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst