Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Onuncu Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 247692" data-attributes="member: 1"><p><strong>Onuncu Söz - İkinci Nokta - Sayfa 151</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Bu kadar sâdık dostlarını, bu kadar vaadlerini ve bu kadar sıfât ve şuûnâtını yalancı çıkarmak, tekzib etmek ve saltanat-ı rubûbiyetinin kat’î muktaziyatını tekzib edip yapmamak ve senin sevdiğin ve onlar dahi Seni tasdik ve itaat etmekle kendilerini sana sevdiren hadsiz makbul ibâdının âhirete bakan hadsiz dualarını ve dâvâlarını reddetmek, dinlememek ve küfür ve isyan ile ve Seni vaadinde tekzib etmekle, Senin azamet-i kibriyâna dokunan ve izzet-i celâline dokunduran ve ulûhiyetinin haysiyetine ilişen ve şefkat-i rubûbiyetini müteessir eden ehl-i dalâleti ve ehl-i küfrü haşrin inkârında, onları tasdik etmekten yüzbinler derece mukaddessin ve hadsiz derece münezzeh ve âlisin. Böyle nihayetsiz bir zulümden ve nihayetsiz bir çirkinlikten senin o nihayetsiz adâletini ve nihayetsiz cemâlini ve hadsiz rahmetini hadsiz derece takdis ediyoruz. Ve bütün kuvvetimizle iman ederiz ki; o yüzbinler sâdık elçilerin<strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</u></strong> ve o hadsiz doğru dellâl-ı saltanatın olan enbiya, asfiya evliyalar hakkalyakîn, aynelyakîn, ilmelyakîn sûretinde senin uhrevî rahmet hazinelerine, âlem-i bekàdaki ihsanatının definelerine ve dar-ı saadette tamamiyle zuhur eden güzel isimlerinin hârika güzel cilvelerine şehadetleri hak ve hakikattır. Ve işaretleri doğru ve mutabıktır. Ve beşaretleri sâdık ve vâkidir. Ve onlar bütün hakikatlerin mercii ve güneşi ve hâmîsi olan Hak isminin en büyük bir şuâı; bu hakikat-ı ekber-i haşriye olduğunu iman ederek senin emrin ile senin ibâdına hak dairesinde ders veriyorlar. Ve ayn-ı hakikat olarak tâlim ediyorlar.</span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span>[NOT]<span style="font-family: 'Tahoma'">Dipnot-1</span> <span style="font-family: 'Tahoma'"> Yüz yirmi dört bin nebî, üç yüz on beş (veya üç yüz on üç) resûl olduğuna dair bk. <em>Müsned</em> 5:265; İbn Hibbân, <em>es-Sahîh</em> 2:77; et-Taberânî, <em>el-Mu’cemü’l-Kebîr</em> 8:217; el-Hâkim, <em>el-Müstedrek</em> 2:652; İbni Sa’d, <em>et-Tabakâtü’l-Kübrâ</em>, 1:32, 54.</span>[/NOT]<span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span><span style="font-family: 'Tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"></span> <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>Hak</strong>: varlığı doğru ve gerçek olan, herşeyi hakkıyla yaratan ve her hakkın sahibi olan Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>asfiya</strong>: Hz. Peygamberin çizgisinde yaşayan ilim ve takvâ sahibi büyük zatlar (bk. ṣ-f-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ayn-ı hakikat</strong>: gerçeğin ta kendisi (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>aynelyakin</strong>: gözle görerek kesin bilgi edinme (bk. y-ḳ-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>azamet</strong>: büyüklük (bk. a-ẓ-m)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>beşaret</strong>: müjdeleme</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>cemâl</strong>: güzellik (bk. c-m-l)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>cilve</strong>: yansıma, görüntü (bk. c-l-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>dar-ı saadet</strong>: mutluluk yurdu</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>dellâl-ı saltanat</strong>: saltanatın ilancısı (bk. s-l-ṭ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>dua</strong>: yalvarma, yakarma (bk. d-a-v)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ehl-i dalâlet</strong>: doğru ve hak yoldan sapmış, inançsız kimseler (bk. ḍ-l-l) </span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ehl-i küfür</strong>: inkârcılar, inanmayanlar (bk. k-f-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>enbiya</strong>: peygamberler (bk. n-b-e)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>evliya</strong>: veliler, Allah dostları (bk. v-l-y)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hadsiz</strong>: sayısız, sınırsız</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hak</strong>: doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hakikat</strong>: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hakikat-ı ekber-i haşriye</strong>: haşrin en büyük gerçeği (bk. ḥ-ḳ-ḳ; k-b-r; ḥ-ş-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hakkalyakin</strong>: bizzat yaşayarak kesin bilgi edinme (bk. ḥ-ḳ-ḳ; y-ḳ-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>haysiyet</strong>: itibar, şeref, değer</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>haşir</strong>: öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma (bk. ḥ-ş-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>hâmî</strong>: koruyucu</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ibâd</strong>: kullar (bk. a-b-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ihsanat</strong>: iyilikler, bağışlar (bk. ḥ-s-n)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ilmelyakin</strong>: kesin bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme (bk. a-l-m; y-ḳ-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>inkâr</strong>: inanmama (bk. n-k-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>itaat</strong>: emre uyma</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>izzet-i celâl</strong>: haşmet ve yüceliğin izzeti (bk. a-z-z; c-l-l) </span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kat’î</strong>: kesin</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>kibriyâ</strong>: azamet, büyüklük (bk. k-b-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>küfür</strong>: inkâr, inançsızlık (bk. k-f-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>makbul</strong>: kabul gören</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>merci</strong>: kaynak</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mukaddes</strong>: her türlü kusur ve eksiklikten yüce (bk. ḳ-d-s)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>muktaziyat</strong>: gerektirici sebepler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>mutabık</strong>: uygun</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>münezzeh</strong>: her türlü çirkinlik ve noksanlıktan arınmış (bk. n-z-h)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>müteessir etme</strong>: üzüntüye sevketme</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>rahmet</strong>: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>saltanat-ı Rububiyet</strong>: Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması (bk. s-l-ṭ; r-b-b)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sâdık</strong>: doğru sözlü (bk. ṣ-d-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sûret</strong>: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>sıfât</strong>: vasıflar, nitelikler, özellikler (bk. v-ṣ-f)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>takdis etmek</strong>: kutsamak, her türlü eksiklik ve çirkinlikten pâk ve yüce olduğunu dile getirmek (bk. ḳ-d-s)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tasdik</strong>: doğrulama, onaylama (bk. ṣ-d-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tekzib</strong>: yalanlama</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>tâlim</strong>: öğretme (bk. a-l-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>uhrevî</strong>: âhirete ait (bk. e-ḫ-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>ulûhiyet</strong>: ilâhlık (bk. e-l-h)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>vaad</strong>: söz verme (bk. v-a-d)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>vâki</strong>: olmuş, meydana gelmiş</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>zuhur</strong>: ortaya çıkma, görünme (bk. ẓ-h-r)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âhiret</strong>: öteki dünya, öldükten sonraki hayat (bk. e-ḫ-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âlem-i bekà</strong>: devamlı ve kalıcı olan âlem, âhiret (bk. a-l-m; b-ḳ-y) </span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>âli</strong>: yüce</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>şefkat-i rubûbiyet</strong>: herşeyi terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah’ın şefkati (bk. ş-f-ḳ; r-b-b)</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>şehadet</strong>: şahitlik, tanıklık (bk. ş-h-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>şuâ</strong>: ışık, parıltı</span></td><td><span style="font-family: 'Tahoma'"><strong>şuûnat</strong>: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler (bk. ş-e-n)</span></td></tr></tbody></table></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 247692, member: 1"] [b]Onuncu Söz - İkinci Nokta - Sayfa 151[/b] [FONT=Tahoma]Bu kadar sâdık dostlarını, bu kadar vaadlerini ve bu kadar sıfât ve şuûnâtını yalancı çıkarmak, tekzib etmek ve saltanat-ı rubûbiyetinin kat’î muktaziyatını tekzib edip yapmamak ve senin sevdiğin ve onlar dahi Seni tasdik ve itaat etmekle kendilerini sana sevdiren hadsiz makbul ibâdının âhirete bakan hadsiz dualarını ve dâvâlarını reddetmek, dinlememek ve küfür ve isyan ile ve Seni vaadinde tekzib etmekle, Senin azamet-i kibriyâna dokunan ve izzet-i celâline dokunduran ve ulûhiyetinin haysiyetine ilişen ve şefkat-i rubûbiyetini müteessir eden ehl-i dalâleti ve ehl-i küfrü haşrin inkârında, onları tasdik etmekten yüzbinler derece mukaddessin ve hadsiz derece münezzeh ve âlisin. Böyle nihayetsiz bir zulümden ve nihayetsiz bir çirkinlikten senin o nihayetsiz adâletini ve nihayetsiz cemâlini ve hadsiz rahmetini hadsiz derece takdis ediyoruz. Ve bütün kuvvetimizle iman ederiz ki; o yüzbinler sâdık elçilerin[B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1[/U][/B] ve o hadsiz doğru dellâl-ı saltanatın olan enbiya, asfiya evliyalar hakkalyakîn, aynelyakîn, ilmelyakîn sûretinde senin uhrevî rahmet hazinelerine, âlem-i bekàdaki ihsanatının definelerine ve dar-ı saadette tamamiyle zuhur eden güzel isimlerinin hârika güzel cilvelerine şehadetleri hak ve hakikattır. Ve işaretleri doğru ve mutabıktır. Ve beşaretleri sâdık ve vâkidir. Ve onlar bütün hakikatlerin mercii ve güneşi ve hâmîsi olan Hak isminin en büyük bir şuâı; bu hakikat-ı ekber-i haşriye olduğunu iman ederek senin emrin ile senin ibâdına hak dairesinde ders veriyorlar. Ve ayn-ı hakikat olarak tâlim ediyorlar. [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][NOT][FONT=Tahoma]Dipnot-1[/FONT] [FONT=Tahoma] Yüz yirmi dört bin nebî, üç yüz on beş (veya üç yüz on üç) resûl olduğuna dair bk. [I]Müsned[/I] 5:265; İbn Hibbân, [I]es-Sahîh[/I] 2:77; et-Taberânî, [I]el-Mu’cemü’l-Kebîr[/I] 8:217; el-Hâkim, [I]el-Müstedrek[/I] 2:652; İbni Sa’d, [I]et-Tabakâtü’l-Kübrâ[/I], 1:32, 54.[/FONT][/NOT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT][FONT=Tahoma] [/FONT] <table border="0" cellpadding="0" cellspacing="2"><tbody><tr><td>[FONT=Tahoma][B]Hak[/B]: varlığı doğru ve gerçek olan, herşeyi hakkıyla yaratan ve her hakkın sahibi olan Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]asfiya[/B]: Hz. Peygamberin çizgisinde yaşayan ilim ve takvâ sahibi büyük zatlar (bk. ṣ-f-y)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ayn-ı hakikat[/B]: gerçeğin ta kendisi (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]aynelyakin[/B]: gözle görerek kesin bilgi edinme (bk. y-ḳ-n)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]azamet[/B]: büyüklük (bk. a-ẓ-m)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]beşaret[/B]: müjdeleme[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]cemâl[/B]: güzellik (bk. c-m-l)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]cilve[/B]: yansıma, görüntü (bk. c-l-y)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]dar-ı saadet[/B]: mutluluk yurdu[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]dellâl-ı saltanat[/B]: saltanatın ilancısı (bk. s-l-ṭ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]dua[/B]: yalvarma, yakarma (bk. d-a-v)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ehl-i dalâlet[/B]: doğru ve hak yoldan sapmış, inançsız kimseler (bk. ḍ-l-l) [/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ehl-i küfür[/B]: inkârcılar, inanmayanlar (bk. k-f-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]enbiya[/B]: peygamberler (bk. n-b-e)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]evliya[/B]: veliler, Allah dostları (bk. v-l-y)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hadsiz[/B]: sayısız, sınırsız[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hak[/B]: doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hakikat[/B]: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hakikat-ı ekber-i haşriye[/B]: haşrin en büyük gerçeği (bk. ḥ-ḳ-ḳ; k-b-r; ḥ-ş-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]hakkalyakin[/B]: bizzat yaşayarak kesin bilgi edinme (bk. ḥ-ḳ-ḳ; y-ḳ-n)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]haysiyet[/B]: itibar, şeref, değer[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]haşir[/B]: öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma (bk. ḥ-ş-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]hâmî[/B]: koruyucu[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ibâd[/B]: kullar (bk. a-b-d)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]ihsanat[/B]: iyilikler, bağışlar (bk. ḥ-s-n)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ilmelyakin[/B]: kesin bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme (bk. a-l-m; y-ḳ-n)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]inkâr[/B]: inanmama (bk. n-k-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]itaat[/B]: emre uyma[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]izzet-i celâl[/B]: haşmet ve yüceliğin izzeti (bk. a-z-z; c-l-l) [/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]kat’î[/B]: kesin[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]kibriyâ[/B]: azamet, büyüklük (bk. k-b-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]küfür[/B]: inkâr, inançsızlık (bk. k-f-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]makbul[/B]: kabul gören[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]merci[/B]: kaynak[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]mukaddes[/B]: her türlü kusur ve eksiklikten yüce (bk. ḳ-d-s)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]muktaziyat[/B]: gerektirici sebepler[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]mutabık[/B]: uygun[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]münezzeh[/B]: her türlü çirkinlik ve noksanlıktan arınmış (bk. n-z-h)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]müteessir etme[/B]: üzüntüye sevketme[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]rahmet[/B]: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]saltanat-ı Rububiyet[/B]: Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması (bk. s-l-ṭ; r-b-b)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]sâdık[/B]: doğru sözlü (bk. ṣ-d-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]sûret[/B]: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]sıfât[/B]: vasıflar, nitelikler, özellikler (bk. v-ṣ-f)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]takdis etmek[/B]: kutsamak, her türlü eksiklik ve çirkinlikten pâk ve yüce olduğunu dile getirmek (bk. ḳ-d-s)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]tasdik[/B]: doğrulama, onaylama (bk. ṣ-d-ḳ)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]tekzib[/B]: yalanlama[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]tâlim[/B]: öğretme (bk. a-l-m)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]uhrevî[/B]: âhirete ait (bk. e-ḫ-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]ulûhiyet[/B]: ilâhlık (bk. e-l-h)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]vaad[/B]: söz verme (bk. v-a-d)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]vâki[/B]: olmuş, meydana gelmiş[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]zuhur[/B]: ortaya çıkma, görünme (bk. ẓ-h-r)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]âhiret[/B]: öteki dünya, öldükten sonraki hayat (bk. e-ḫ-r)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]âlem-i bekà[/B]: devamlı ve kalıcı olan âlem, âhiret (bk. a-l-m; b-ḳ-y) [/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]âli[/B]: yüce[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]şefkat-i rubûbiyet[/B]: herşeyi terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah’ın şefkati (bk. ş-f-ḳ; r-b-b)[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]şehadet[/B]: şahitlik, tanıklık (bk. ş-h-d)[/FONT]</td></tr><tr><td>[FONT=Tahoma][B]şuâ[/B]: ışık, parıltı[/FONT]</td><td>[FONT=Tahoma][B]şuûnat[/B]: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler (bk. ş-e-n)[/FONT]</td></tr></tbody></table> [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Onuncu Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst