Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Ordu ve Din
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Hamiyetkar" data-source="post: 17937" data-attributes="member: 597"><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: darkgreen">ORDU ve DİN</span></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">1952’de Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okumak için Ankara’ya gittim. 1956’da yüksek tahsilimi bitirdim, bir sene Erzurum’da Yedek Subaylık yaptım, iki sene kadar Diyanet İşleri Başkanlığı’nda mütercim kadrosuyla çalıştım. 1960’ta gazetecilik yapmak maksadıyla İstanbul’a gittim. O yılları çok iyi hatırlıyorum.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">50’li yıllarda sokaklarda çok sayıda üniformalı subay görülüyordu. Asker sivil iç içeydi. Hacı Bayram Camii’nde vakit namazlarında cemaat içinde üniformalı subaylar bulunurdu. Başlarına namaz takkelerini geçirirler, saf içinde sivillerle birlikte ibadet ederlerdi. Hatta 50’li yılların sonunda adı geçen camide, rütbesini şu anda tam hatırlamıyorum, ya yarbay ya albay, uzun boylu bir subay zaman zaman Yunus Emre’den ilahiler okurdu.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Öğrencilik yıllarımda Yüzbaşı Dr. Dursun Bey ile tanışmıştım. Mevki Hastahanesi’nde intaniye ihtisası yapıyordu. Tarikat mensubu, son derece dindar, takvalı, faziletli bir Müslümandı. Ankara’nın korkunç sıcaklarında haftada iki gün nafile oruç tutar, akşam Namık Kemal Mahallesi’ndeki evine dönerken yolda bir misafir bulur, birlikte iftar açardı.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">O tarihlerde Ankara İlahiyat Fakültesi’nde üniformalı öğrenciler okuyorlardı. Mezun olduktan sonra moral subayı olarak birliklerde vazife görüyorlar, namaz kıldırıyorlar, vaaz ediyorlardı.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Askerî birliklerde camiler, mescitler vardı, namaz kılınırdı.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Diyanet İşleri Başkanlığı o tarihlerde Ulus’a yakın bir yerdeydi. Saman Pazarı’na çıkan yolun karşı tarafında Hava Kuvvetleri Genel Kumandanlığı bulunuyordu. Cuma günleri garnizonun kapıları herkese açık olur, isteyenler içeride kılınan Cuma namazına iştirak ederlerdi. (Cuma namazının şartlarından biri de, kılındığı yerin kapısının herkese açık olmasıdır...)</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bu memlekette halkın yüzde 15’i beş vakit namaz kılıyorsa, subay ve astsubayların içindeki namaz kılanların da bu oranda olması tabiî değil midir?</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Aradan uzun yıllar geçti, sokaklarda, camilerde üniformalı subay görünmez oldu.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Eskiden dindar subayların hanımları örtülü idi, kimse buna karışmazdı. Duyduğuma göre şimdi böyle bir şey mümkün değilmiş.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">50 sene önce tarikat mensubu subaylar vardı; onların dindarlıkları, sufîlikleri, kimseye göstermeden tenhada çektikleri zikirler, yaptıkları tesbihat kimseyi rahatsız etmezdi.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Kurum olarak Ordumuzu tenzih ederek ve çok dikkatli şekilde yazıyorum. Maalesef birileri, bir zihniyet en tabii, en normal, en haklı dinî hizmetleri ve faaliyetleri bir tehdit ve tehlike olarak algıladılar. Dindarlara karşı, demokrasiye ve insan haklarına aykırı baskılar, korkutmalar, sindirmeler yaptılar.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Dine ve dindarlara karşı yapılan bu olumsuz işlerde maalesef bazı dinî cemaatlerin ve hiziplerin yanlış tutumları büyük rol oynamıştır.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Dinî bir cemaat, orduya sızmaya ve onu ele geçirmeye çalışıyor... Bu yanlış bir metod, siyaset ve stratejidir.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Ordu ülkenin ordusudur, halkın ordusudur, devletin ordusudur. Ülke ve halk ne kadar Müslüman ise, o kadar Müslüman olacaktır. Dinî bir cemaatin orduyu ele geçirmek teşebbüsü dengeleri bozar ve neticede bugünkü duruma yol açar.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">30-40 yıl önce Ankara Hava Harp Okulu’nda, isteyen öğrencilerin ve personelin gittiği, serbestçe namaz kıldığı bir mescit varmış. Okulu birtakım cemaatler, hizipler, şucular, bucular ele geçirmeye çalışıyormuş. Bunların mensubu öğrenciler okul mescidinde birbirleriyle kaynaşmıyormuş, ayrı ayrı oturuyorlarmış... Hizip ve cemaat asabiyeti... Çok yanlış, çok yanlış...</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Medenî ülkelerin ordularında dindarlık da, dinsizlik de serbesttir. Fransız istihbaratının bir raporunda okudum, en fazla mühtedi Müslüman olmuş Fransız ordu mensupları içindeymiş.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir Hıristiyan ülkenin ordusundaki Müslüman erlere, subaylara domuz eti yedirilmez.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Talihsiz Türkiye’mizde din ile devlet, din ile resmî ideoloji, din ile rejim arasında maalesef müzmin, bitmez tükenmez, had safhada bir çekişme mevcuttur. Bunun giderilmesi lazımdır. Fransa gibi laik bir ülkede din ile devlet barışıktır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Din ile ordu da barışı</span><span style="font-family: 'Verdana'">k olmalıdır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir subay, öyle arzu ediyorsa, kimseden korkmadan, çekinmeden namaz kılabilmelidir.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Dindar bir subay, hanımının başını örtebilmelidir.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Siyasete karışmamak, din sömürüsü yapmamak şartıyla tasavvufî bir gruba dâhil olabilmelidir.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Türk toplumu ne kadar dindarsa, ordu içindeki dindarlık da o nispette olmalıdır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir Müslüman olarak, herhangi dinî bir cemaatin orduyu ele geçirme, orduya sızma teşebbüs ve faaliyetlerine karşı çıkarım. Çünkü böyle bir şeyin zararı büyük olur. Nitekim görülüyor.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Yine bir Müslüman olarak, ordunun dindar bir ordu olmasını temenni ederim. Bendenizde Osmanlılar zamanında basılmış tarikat, tasavvuf, dinî ahlâk kitapları var. Bunların büyük kısmı Bahriye Matbaasında (Deniz Kuvvetleri Basımevi’nde) basılmış. Demek ki, Osmanlılar zamanında Deniz Kuvvetleri çok dindar, çok sofu, tasavvufla iç içe olan bir askerî kurummuş. Böyle bir şeyden dolayı iftihar ederim.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Kutsal dinin istismar ve istihdam edilmesine, yani sömürülmesine karşıyım. Böyle sömürüler yapanları lanetliyorum, onları Müslüman bile görmüyorum. Alçak ve rezil insanlardır...</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Ulvî olan dinin, süflî (alçak) politika entrikalarına, şahsî nüfuz ve menfaat hesaplarına alet edilmesini asla kabul etmem.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Takiyye yapmıyorum, yalan söylemiyorum. Kurum olarak orduyu çok severim. 1959’da Erzurum’daki yedek subaylığımın son gününde herkesle vedalaşmış, helâllik almış ve odama dönerek hüngür hüngür ağlamıştım. Askerlik bitti diye sevincimden ağlamamıştım, askerlikten ayrıldığım için, üzüntümden ağlamıştım..</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red">Mehmet Şevket EYGİ</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Hamiyetkar, post: 17937, member: 597"] [FONT=Verdana][B][COLOR=darkgreen]ORDU ve DİN[/COLOR][/B][/FONT] [FONT=Verdana]1952’de Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okumak için Ankara’ya gittim. 1956’da yüksek tahsilimi bitirdim, bir sene Erzurum’da Yedek Subaylık yaptım, iki sene kadar Diyanet İşleri Başkanlığı’nda mütercim kadrosuyla çalıştım. 1960’ta gazetecilik yapmak maksadıyla İstanbul’a gittim. O yılları çok iyi hatırlıyorum.[/FONT] [FONT=Verdana]50’li yıllarda sokaklarda çok sayıda üniformalı subay görülüyordu. Asker sivil iç içeydi. Hacı Bayram Camii’nde vakit namazlarında cemaat içinde üniformalı subaylar bulunurdu. Başlarına namaz takkelerini geçirirler, saf içinde sivillerle birlikte ibadet ederlerdi. Hatta 50’li yılların sonunda adı geçen camide, rütbesini şu anda tam hatırlamıyorum, ya yarbay ya albay, uzun boylu bir subay zaman zaman Yunus Emre’den ilahiler okurdu.[/FONT] [FONT=Verdana]Öğrencilik yıllarımda Yüzbaşı Dr. Dursun Bey ile tanışmıştım. Mevki Hastahanesi’nde intaniye ihtisası yapıyordu. Tarikat mensubu, son derece dindar, takvalı, faziletli bir Müslümandı. Ankara’nın korkunç sıcaklarında haftada iki gün nafile oruç tutar, akşam Namık Kemal Mahallesi’ndeki evine dönerken yolda bir misafir bulur, birlikte iftar açardı.[/FONT] [FONT=Verdana]O tarihlerde Ankara İlahiyat Fakültesi’nde üniformalı öğrenciler okuyorlardı. Mezun olduktan sonra moral subayı olarak birliklerde vazife görüyorlar, namaz kıldırıyorlar, vaaz ediyorlardı.[/FONT] [FONT=Verdana]Askerî birliklerde camiler, mescitler vardı, namaz kılınırdı.[/FONT] [FONT=Verdana]Diyanet İşleri Başkanlığı o tarihlerde Ulus’a yakın bir yerdeydi. Saman Pazarı’na çıkan yolun karşı tarafında Hava Kuvvetleri Genel Kumandanlığı bulunuyordu. Cuma günleri garnizonun kapıları herkese açık olur, isteyenler içeride kılınan Cuma namazına iştirak ederlerdi. (Cuma namazının şartlarından biri de, kılındığı yerin kapısının herkese açık olmasıdır...)[/FONT] [FONT=Verdana]Bu memlekette halkın yüzde 15’i beş vakit namaz kılıyorsa, subay ve astsubayların içindeki namaz kılanların da bu oranda olması tabiî değil midir?[/FONT] [FONT=Verdana]Aradan uzun yıllar geçti, sokaklarda, camilerde üniformalı subay görünmez oldu.[/FONT] [FONT=Verdana]Eskiden dindar subayların hanımları örtülü idi, kimse buna karışmazdı. Duyduğuma göre şimdi böyle bir şey mümkün değilmiş.[/FONT] [FONT=Verdana]50 sene önce tarikat mensubu subaylar vardı; onların dindarlıkları, sufîlikleri, kimseye göstermeden tenhada çektikleri zikirler, yaptıkları tesbihat kimseyi rahatsız etmezdi.[/FONT] [FONT=Verdana]Kurum olarak Ordumuzu tenzih ederek ve çok dikkatli şekilde yazıyorum. Maalesef birileri, bir zihniyet en tabii, en normal, en haklı dinî hizmetleri ve faaliyetleri bir tehdit ve tehlike olarak algıladılar. Dindarlara karşı, demokrasiye ve insan haklarına aykırı baskılar, korkutmalar, sindirmeler yaptılar.[/FONT] [FONT=Verdana]Dine ve dindarlara karşı yapılan bu olumsuz işlerde maalesef bazı dinî cemaatlerin ve hiziplerin yanlış tutumları büyük rol oynamıştır.[/FONT] [FONT=Verdana]Dinî bir cemaat, orduya sızmaya ve onu ele geçirmeye çalışıyor... Bu yanlış bir metod, siyaset ve stratejidir.[/FONT] [FONT=Verdana]Ordu ülkenin ordusudur, halkın ordusudur, devletin ordusudur. Ülke ve halk ne kadar Müslüman ise, o kadar Müslüman olacaktır. Dinî bir cemaatin orduyu ele geçirmek teşebbüsü dengeleri bozar ve neticede bugünkü duruma yol açar.[/FONT] [FONT=Verdana]30-40 yıl önce Ankara Hava Harp Okulu’nda, isteyen öğrencilerin ve personelin gittiği, serbestçe namaz kıldığı bir mescit varmış. Okulu birtakım cemaatler, hizipler, şucular, bucular ele geçirmeye çalışıyormuş. Bunların mensubu öğrenciler okul mescidinde birbirleriyle kaynaşmıyormuş, ayrı ayrı oturuyorlarmış... Hizip ve cemaat asabiyeti... Çok yanlış, çok yanlış...[/FONT] [FONT=Verdana]Medenî ülkelerin ordularında dindarlık da, dinsizlik de serbesttir. Fransız istihbaratının bir raporunda okudum, en fazla mühtedi Müslüman olmuş Fransız ordu mensupları içindeymiş.[/FONT] [FONT=Verdana]Bir Hıristiyan ülkenin ordusundaki Müslüman erlere, subaylara domuz eti yedirilmez.[/FONT] [FONT=Verdana]Talihsiz Türkiye’mizde din ile devlet, din ile resmî ideoloji, din ile rejim arasında maalesef müzmin, bitmez tükenmez, had safhada bir çekişme mevcuttur. Bunun giderilmesi lazımdır. Fransa gibi laik bir ülkede din ile devlet barışıktır.[/FONT] [FONT=Verdana]Din ile ordu da barışı[/FONT][FONT=Verdana]k olmalıdır.[/FONT] [FONT=Verdana]Bir subay, öyle arzu ediyorsa, kimseden korkmadan, çekinmeden namaz kılabilmelidir.[/FONT] [FONT=Verdana]Dindar bir subay, hanımının başını örtebilmelidir.[/FONT] [FONT=Verdana]Siyasete karışmamak, din sömürüsü yapmamak şartıyla tasavvufî bir gruba dâhil olabilmelidir.[/FONT] [FONT=Verdana]Türk toplumu ne kadar dindarsa, ordu içindeki dindarlık da o nispette olmalıdır.[/FONT] [FONT=Verdana]Bir Müslüman olarak, herhangi dinî bir cemaatin orduyu ele geçirme, orduya sızma teşebbüs ve faaliyetlerine karşı çıkarım. Çünkü böyle bir şeyin zararı büyük olur. Nitekim görülüyor.[/FONT] [FONT=Verdana]Yine bir Müslüman olarak, ordunun dindar bir ordu olmasını temenni ederim. Bendenizde Osmanlılar zamanında basılmış tarikat, tasavvuf, dinî ahlâk kitapları var. Bunların büyük kısmı Bahriye Matbaasında (Deniz Kuvvetleri Basımevi’nde) basılmış. Demek ki, Osmanlılar zamanında Deniz Kuvvetleri çok dindar, çok sofu, tasavvufla iç içe olan bir askerî kurummuş. Böyle bir şeyden dolayı iftihar ederim.[/FONT] [FONT=Verdana]Kutsal dinin istismar ve istihdam edilmesine, yani sömürülmesine karşıyım. Böyle sömürüler yapanları lanetliyorum, onları Müslüman bile görmüyorum. Alçak ve rezil insanlardır...[/FONT] [FONT=Verdana]Ulvî olan dinin, süflî (alçak) politika entrikalarına, şahsî nüfuz ve menfaat hesaplarına alet edilmesini asla kabul etmem.[/FONT] [FONT=Verdana]Takiyye yapmıyorum, yalan söylemiyorum. Kurum olarak orduyu çok severim. 1959’da Erzurum’daki yedek subaylığımın son gününde herkesle vedalaşmış, helâllik almış ve odama dönerek hüngür hüngür ağlamıştım. Askerlik bitti diye sevincimden ağlamamıştım, askerlikten ayrıldığım için, üzüntümden ağlamıştım..[/FONT] [FONT=Verdana][COLOR=red]Mehmet Şevket EYGİ[/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Ordu ve Din
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst