Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Oruç ve Sabır
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 356231" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Oruç ve Sabır</span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Allah Tealâ ümmet-i Muhammed’i en son ümmet olarak göndermiş. En kısa ömrü de bu ümmete vermiş. Buna karşılık hiçbir ümmete vermediği türlü nimetlerle ömrümüzü bezemiştir.</span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">İskender Ataullah Hazretleri k.s. şöyle buyuruyor: “Ömrün uzun olması makbul değil. Ömrün makbulü Allah’a itaatle dolu olan ömürdür.” Keşke benim ömrüm uzun olsaydı yerine, kısa da olsa Allahu Azimüşşan’a itaatle dolu olan bir ömür, gafletle binlerce sene yaşanmış uzun ömürden daha faziletlidir, Allah’a daha yakındır.</span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000">Bu ümmete mübarek gün ve geceler, aylar ihsan edilmiş. Muharrem, Şaban, Recep ayları gibi. İçinde bulunduğumuz nuranî, latif </span><span style="color: #800000">Ramazan</span><span style="color: #800000"> gibi. Bu ümmete İki Cihan Serveri s.a.v. ve sahabileri gibi, evliya-yı izam, ulema-yı kiram gibi büyükler nasip edilmiş. Yine bu ümmete </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000">Allahu Azimüşşan faziletli, sevap yüklü ve Allah’a yaklaştıran çok nuranî zikirler lutfeylemiştir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Mesela, İhlâs Suresi’ni okumak Kur’an’ı hatmetmek sevabında faziletli bir ameldir. Bir salavat-ı şerife getirmek on derece faziletimizin artmasına, on sevap yazılmasına, on günahımızın silinmesine vesile olur. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı da kısa ömürlerimizi hakikatte uzatan, cehennem azabından mağfiret ettiren, cennete girmeye vesile olan ikramlardan, nimetlerindendir.</span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Fakat malum olduğu üzere her bir ibadetin bir ahkâmı, kabul ve faziletinin şartları vardır. İbadet ne kadar mükerrem, ne kadar faziletli, Allah katında ne kadar makbul olursa olsun, bu nimetten istifademiz o ibadet ve taattaki görevleri yerine getirmemize bağlıdır. Bunun için verilen bu nimetin kabulünün şartlarını bilmemiz lazım gelir ki, Ramazan orucu bize yalnızca açlıktan, susuzluktan ibaret kalmasın, Rabbimizin lutfetmiş olduğu nimetlerle gönlümüzü ve kalbimizi bezemiş olalım.</span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000">Allah Tealâ: “Ey iman edenler! </span><a href="http://semerkanddergisi.com/tag/oruc/" target="_blank"><span style="color: #800000">Oruç</span></a><span style="color: #800000">, sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.” (Bakara, 183) buyuruyor. Evliyaullah, “‘Ey iman edenler!’ hitabı müminler için sevindirici bir haberin geleceğini müjdeler.” diyorlar. Bunun ardından muhakkak Allahu Azimüşşan’ın bir ikramı var. Ya bir haramdan, bir günahtan nehyetmek suretiyle yahut yapmamızı emrettiği bir faziletle kemâlatımızı artıracak, dünyamızı, ahiretimizi güzel kılacak, lutfuyla donatacaktır. İşte bunun gibi Allahu Azimüşşan “Ey iman edenler” diye hitap edip orucu emrediyor ki, orucun bildiğimiz bilmediğimiz, farkına vardığımız varmadığımız faydalarına ulaşalım.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000">İki Cihan Serveri s.a.v.: “Oruç, sabrın yarısıdır.” buyuruyorlar. Biz oruç ile yeme-içme meselesi içinde değiliz. Biz bir lâtif nuranî vazife içerisindeyiz. </span><span style="color: #800000">Sabır</span><span style="color: #800000"> ve metanet içerisindeyiz. Eğer biz bu </span><a href="http://semerkanddergisi.com/tag/sabir/" target="_blank"><span style="color: #800000">sabır</span></a><span style="color: #800000"> ve metaneti gösteremiyorsak, eğer biz oruçtan beklenen ve ulu nimet olan sabrı kazanamıyorsak istenen fayda bize ulaşmamış olur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Habib-i Hüda s.a.v. Efendimiz buyuruyor: “Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanların (azgınlarına) kelepçe vurulur. Bir seslenici, ‘Ey hayır sahipleri, ey hayır talep edenler gelin, ey fenalık peşinde koşanlar vazgeçin’ diye müminlere seslenir.” (Tirmizî)</span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Şeytanların azgınları Allah’ın fermanı olarak Ramazan’da bağlanmıştır. Senin benim şeytanım kement ile, zincir ile bağlı. Şimdi Allah aşkına şehvetlerimize, arzularımıza bir bakalım. Ramazan ayından evvelki aydan bir değişiklik var mı yok mu? Eğer yoksa, nefsimiz şeytanı aratmayacak kadar azılı ve kuvvetli demektir. Islah olması lazım gelen biz oluyoruz.</span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Ayet-i Kerime’de buyuruluyor: “Tezkiye edenler felâh buldu.” (A’lâ, 14) Nefsini tezkiye edenler felah buldu, umduğuna nail oldu, korktuğundan emin oldu. Şeytanlarımız zincirli olduğu halde nefsimiz bize hâlâ bildiğini yaptırıyorsa biz ıslaha muhtacız, hastayız demektir.</span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Yoksa ne Ramazanlar geldi geçti, nefs zincirsiz bir deli gibi başımızda, her an ne yapacak, başımıza ne dertler açacak belli değil. Bir koyunu da bir yere bağlasak bir hafta oruç tuttururuz. </span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Sonra ipini çözsek yine otlamaktan başka bir şey bilmez. Biz koyun değiliz ki ipimiz bağlı olunca duralım, çözülünce şuursuz bir şekilde şehvetlerin, arzuların peşinde koşalım.</span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Ramazan geldi diye şükredelim, sevine sevine orucumuzu tutalım. Fakat Ramazan’ı, sadece sahurdan iftara açlık, susuzluk olarak görmeyelim. En başta kendi nefsimize sabretmeyi öğrenelim ki, bir köle gibi yaşamaktan kurtulalım.</span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="color: #800000"><span style="font-size: 12px">Mehmet Ildırar</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 356231, member: 1004566"] [COLOR=#800000][SIZE=3]Oruç ve Sabır [/SIZE][/COLOR][COLOR=#800000][SIZE=3]Allah Tealâ ümmet-i Muhammed’i en son ümmet olarak göndermiş. En kısa ömrü de bu ümmete vermiş. Buna karşılık hiçbir ümmete vermediği türlü nimetlerle ömrümüzü bezemiştir. [/SIZE][/COLOR] [COLOR=#800000][SIZE=3]İskender Ataullah Hazretleri k.s. şöyle buyuruyor: “Ömrün uzun olması makbul değil. Ömrün makbulü Allah’a itaatle dolu olan ömürdür.” Keşke benim ömrüm uzun olsaydı yerine, kısa da olsa Allahu Azimüşşan’a itaatle dolu olan bir ömür, gafletle binlerce sene yaşanmış uzun ömürden daha faziletlidir, Allah’a daha yakındır. [/SIZE][/COLOR] [SIZE=3][COLOR=#800000]Bu ümmete mübarek gün ve geceler, aylar ihsan edilmiş. Muharrem, Şaban, Recep ayları gibi. İçinde bulunduğumuz nuranî, latif [/COLOR][COLOR=#800000]Ramazan[/COLOR][COLOR=#800000] gibi. Bu ümmete İki Cihan Serveri s.a.v. ve sahabileri gibi, evliya-yı izam, ulema-yı kiram gibi büyükler nasip edilmiş. Yine bu ümmete Allahu Azimüşşan faziletli, sevap yüklü ve Allah’a yaklaştıran çok nuranî zikirler lutfeylemiştir. [/COLOR][/SIZE] [COLOR=#800000][SIZE=3]Mesela, İhlâs Suresi’ni okumak Kur’an’ı hatmetmek sevabında faziletli bir ameldir. Bir salavat-ı şerife getirmek on derece faziletimizin artmasına, on sevap yazılmasına, on günahımızın silinmesine vesile olur. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı da kısa ömürlerimizi hakikatte uzatan, cehennem azabından mağfiret ettiren, cennete girmeye vesile olan ikramlardan, nimetlerindendir. [/SIZE][/COLOR] [COLOR=#800000][SIZE=3]Fakat malum olduğu üzere her bir ibadetin bir ahkâmı, kabul ve faziletinin şartları vardır. İbadet ne kadar mükerrem, ne kadar faziletli, Allah katında ne kadar makbul olursa olsun, bu nimetten istifademiz o ibadet ve taattaki görevleri yerine getirmemize bağlıdır. Bunun için verilen bu nimetin kabulünün şartlarını bilmemiz lazım gelir ki, Ramazan orucu bize yalnızca açlıktan, susuzluktan ibaret kalmasın, Rabbimizin lutfetmiş olduğu nimetlerle gönlümüzü ve kalbimizi bezemiş olalım. [/SIZE][/COLOR] [SIZE=3][COLOR=#800000]Allah Tealâ: “Ey iman edenler! [/COLOR][URL="http://semerkanddergisi.com/tag/oruc/"][COLOR=#800000]Oruç[/COLOR][/URL][COLOR=#800000], sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.” (Bakara, 183) buyuruyor. Evliyaullah, “‘Ey iman edenler!’ hitabı müminler için sevindirici bir haberin geleceğini müjdeler.” diyorlar. Bunun ardından muhakkak Allahu Azimüşşan’ın bir ikramı var. Ya bir haramdan, bir günahtan nehyetmek suretiyle yahut yapmamızı emrettiği bir faziletle kemâlatımızı artıracak, dünyamızı, ahiretimizi güzel kılacak, lutfuyla donatacaktır. İşte bunun gibi Allahu Azimüşşan “Ey iman edenler” diye hitap edip orucu emrediyor ki, orucun bildiğimiz bilmediğimiz, farkına vardığımız varmadığımız faydalarına ulaşalım. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=#800000]İki Cihan Serveri s.a.v.: “Oruç, sabrın yarısıdır.” buyuruyorlar. Biz oruç ile yeme-içme meselesi içinde değiliz. Biz bir lâtif nuranî vazife içerisindeyiz. [/COLOR][COLOR=#800000]Sabır[/COLOR][COLOR=#800000] ve metanet içerisindeyiz. Eğer biz bu [/COLOR][URL="http://semerkanddergisi.com/tag/sabir/"][COLOR=#800000]sabır[/COLOR][/URL][COLOR=#800000] ve metaneti gösteremiyorsak, eğer biz oruçtan beklenen ve ulu nimet olan sabrı kazanamıyorsak istenen fayda bize ulaşmamış olur. [/COLOR][/SIZE] [COLOR=#800000][SIZE=3]Habib-i Hüda s.a.v. Efendimiz buyuruyor: “Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanların (azgınlarına) kelepçe vurulur. Bir seslenici, ‘Ey hayır sahipleri, ey hayır talep edenler gelin, ey fenalık peşinde koşanlar vazgeçin’ diye müminlere seslenir.” (Tirmizî) [/SIZE][/COLOR] [COLOR=#800000][SIZE=3]Şeytanların azgınları Allah’ın fermanı olarak Ramazan’da bağlanmıştır. Senin benim şeytanım kement ile, zincir ile bağlı. Şimdi Allah aşkına şehvetlerimize, arzularımıza bir bakalım. Ramazan ayından evvelki aydan bir değişiklik var mı yok mu? Eğer yoksa, nefsimiz şeytanı aratmayacak kadar azılı ve kuvvetli demektir. Islah olması lazım gelen biz oluyoruz. [/SIZE][/COLOR] [COLOR=#800000][SIZE=3]Ayet-i Kerime’de buyuruluyor: “Tezkiye edenler felâh buldu.” (A’lâ, 14) Nefsini tezkiye edenler felah buldu, umduğuna nail oldu, korktuğundan emin oldu. Şeytanlarımız zincirli olduğu halde nefsimiz bize hâlâ bildiğini yaptırıyorsa biz ıslaha muhtacız, hastayız demektir. [/SIZE][/COLOR] [COLOR=#800000][SIZE=3]Yoksa ne Ramazanlar geldi geçti, nefs zincirsiz bir deli gibi başımızda, her an ne yapacak, başımıza ne dertler açacak belli değil. Bir koyunu da bir yere bağlasak bir hafta oruç tuttururuz. Sonra ipini çözsek yine otlamaktan başka bir şey bilmez. Biz koyun değiliz ki ipimiz bağlı olunca duralım, çözülünce şuursuz bir şekilde şehvetlerin, arzuların peşinde koşalım. [/SIZE][/COLOR] [COLOR=#800000][SIZE=3]Ramazan geldi diye şükredelim, sevine sevine orucumuzu tutalım. Fakat Ramazan’ı, sadece sahurdan iftara açlık, susuzluk olarak görmeyelim. En başta kendi nefsimize sabretmeyi öğrenelim ki, bir köle gibi yaşamaktan kurtulalım. Mehmet Ildırar[/SIZE][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Oruç ve Sabır
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst