Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Osmanlı’da ilk matbaa neden geç kuruldu?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 176220" data-attributes="member: 8679"><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">İstanbul'da 80-90 bin Hattat Vardı. </span></span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"></span></span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"></span>Aslında İbrahim Müteferrika halkın tepkisinden çekinmiş ve fetva alarak bu tepkiye karşı bir kalkan yapmak istemiştir. Bunun da sebebi teknolojiye karşı oluşları değil yazma eser sanatı ve estetiğinin bozulacağı endişesi idi. Bir de bunun yanında matbaada bile günlerce basılmasına uğraşılan kitaplar elle binlerce hattatın kaleminden çok kısa bir zamanda yazılabiliyordu. Dolayısıyla ne şeyhülislam ve din adamları, ne de padişah yasaklayıcı bir mevkide yer almamıştır. </span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px">Müteferrika'nın fetva istediği "Biz tefsir, kelam ve fıkıh kitapları dışındaki kitapları basmak istiyoruz" şeklindeki dilekçeye gelince; fetva ve ferman da ona göre çıkmıştı. Yoksa her hangi bir yasaklama söz konusu bile değildi. Zîra matbaada ehil olmayan kişilerin dini kitapları tahrif etme endişesi de vardı. Çünkü nasıl yapılacağı ve ne şekilde kitabın basılacağı henüz meçhul bir şeydi. Bu sebeple kontrol mekanizmasını oturtmadan bu işe teşebbüs etmek çok tehlikeli olabilirdi. Nitekim matbaada basılacak kitaplarla alakalı son derece sıkı takibat yapılmasına rağmen, bazı bozuk itikatlı kimseler kitapları tahrif ederek basmışlardı. Bu hususta Sultan İkinci Abdülhamid Han devrinde yasaklanan kitaplar içinde bu gibi kitaplardan onlarca isim vardır.</span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px">Bir çok araştırmacıya göre matbaanın geç gelmesinde osmanlı’daki esnaf teşkilatı loncalarının ve bunlara bağlı hattatların hem sanatın yok olması hem de işsiz kalmalarının menfi manada rolü olmuştu. Kont Marsigli, 1727’de Türkçe ve Arapça basım yapan ilk Osmanlı Matbaası kurulduğunda İstanbul’da 80-90 bin hattatın bulunduğunu söylemektedir ki yarısı bile olsa, yine çok büyük bir rakamdır. Bunlara bağlı olarak sahaflar, kalemciler, ciltçiler, divitçiler ve benzeri esnafın durumu da, resmî matbaanın gecikmesinde mühim rol oynamıştır. Marsigli’nin şu cümleleri bunu doğrulamaktadır: “Gerçekten Türkler, kendi kitaplarını bastırmazlar. Zannedildiği gibi matbaanın onlar için yasak bir iş olduğundan ileri geldiği kesinlikle doğru değildir.</span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px">Ayrıca dini kitapların baskı sırasında gerekli saygıyı görmemesi endişesi ile yazma kitapların sanat değeri ve estetik güzelliği yanında, basılı eserlerin rağbet bulmama endişesini buna ilave eden araştırmacılar da vardır.</span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px">İbrahim Müteferrika’nın matbaayı kurmasından önceki yıllarda matbaa kurmak için herhangi bir teşebbüs ve matbaa aleyhinde herhangi bir faaliyet de olmamıştır. Matbaaya, dinen bir engel olduğunu iddia etmek tamamen ideolojik bir iftiradır.</span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px">Osmanlı’ya matbaanın geç gelişi hep tartışıldı da, matbaanın gelişinden sonra ne olduğu üzerinde fazla durulmadı. Matbaanın kurulmasından İbrahim Müteferrika’nın ölümüne kadar geçen 20 senelik zamanda, Müteferrika’nın gayretiyle 17 kitap basılabilmişti. Müteferrikanın ölümünden sonra ise yalnızca bir kitap basıldı ve matbaa 27 yıl faaliyetine ara verdi. Halbuki bu 27 senelik devrede binlerce eser hattatların elinden çıktı. Çeşitleri ise binleri aşmıştı. Bunun isbatı yazma eser kütüphaneleri ve kataloglarıdır.</span></em></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 176220, member: 8679"] [FONT=Palatino Linotype][I][SIZE=3][COLOR=red]İstanbul'da 80-90 bin Hattat Vardı. [/COLOR]Aslında İbrahim Müteferrika halkın tepkisinden çekinmiş ve fetva alarak bu tepkiye karşı bir kalkan yapmak istemiştir. Bunun da sebebi teknolojiye karşı oluşları değil yazma eser sanatı ve estetiğinin bozulacağı endişesi idi. Bir de bunun yanında matbaada bile günlerce basılmasına uğraşılan kitaplar elle binlerce hattatın kaleminden çok kısa bir zamanda yazılabiliyordu. Dolayısıyla ne şeyhülislam ve din adamları, ne de padişah yasaklayıcı bir mevkide yer almamıştır. Müteferrika'nın fetva istediği "Biz tefsir, kelam ve fıkıh kitapları dışındaki kitapları basmak istiyoruz" şeklindeki dilekçeye gelince; fetva ve ferman da ona göre çıkmıştı. Yoksa her hangi bir yasaklama söz konusu bile değildi. Zîra matbaada ehil olmayan kişilerin dini kitapları tahrif etme endişesi de vardı. Çünkü nasıl yapılacağı ve ne şekilde kitabın basılacağı henüz meçhul bir şeydi. Bu sebeple kontrol mekanizmasını oturtmadan bu işe teşebbüs etmek çok tehlikeli olabilirdi. Nitekim matbaada basılacak kitaplarla alakalı son derece sıkı takibat yapılmasına rağmen, bazı bozuk itikatlı kimseler kitapları tahrif ederek basmışlardı. Bu hususta Sultan İkinci Abdülhamid Han devrinde yasaklanan kitaplar içinde bu gibi kitaplardan onlarca isim vardır. Bir çok araştırmacıya göre matbaanın geç gelmesinde osmanlı’daki esnaf teşkilatı loncalarının ve bunlara bağlı hattatların hem sanatın yok olması hem de işsiz kalmalarının menfi manada rolü olmuştu. Kont Marsigli, 1727’de Türkçe ve Arapça basım yapan ilk Osmanlı Matbaası kurulduğunda İstanbul’da 80-90 bin hattatın bulunduğunu söylemektedir ki yarısı bile olsa, yine çok büyük bir rakamdır. Bunlara bağlı olarak sahaflar, kalemciler, ciltçiler, divitçiler ve benzeri esnafın durumu da, resmî matbaanın gecikmesinde mühim rol oynamıştır. Marsigli’nin şu cümleleri bunu doğrulamaktadır: “Gerçekten Türkler, kendi kitaplarını bastırmazlar. Zannedildiği gibi matbaanın onlar için yasak bir iş olduğundan ileri geldiği kesinlikle doğru değildir. Ayrıca dini kitapların baskı sırasında gerekli saygıyı görmemesi endişesi ile yazma kitapların sanat değeri ve estetik güzelliği yanında, basılı eserlerin rağbet bulmama endişesini buna ilave eden araştırmacılar da vardır. İbrahim Müteferrika’nın matbaayı kurmasından önceki yıllarda matbaa kurmak için herhangi bir teşebbüs ve matbaa aleyhinde herhangi bir faaliyet de olmamıştır. Matbaaya, dinen bir engel olduğunu iddia etmek tamamen ideolojik bir iftiradır. Osmanlı’ya matbaanın geç gelişi hep tartışıldı da, matbaanın gelişinden sonra ne olduğu üzerinde fazla durulmadı. Matbaanın kurulmasından İbrahim Müteferrika’nın ölümüne kadar geçen 20 senelik zamanda, Müteferrika’nın gayretiyle 17 kitap basılabilmişti. Müteferrikanın ölümünden sonra ise yalnızca bir kitap basıldı ve matbaa 27 yıl faaliyetine ara verdi. Halbuki bu 27 senelik devrede binlerce eser hattatların elinden çıktı. Çeşitleri ise binleri aşmıştı. Bunun isbatı yazma eser kütüphaneleri ve kataloglarıdır. [/SIZE][/I][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Osmanlı’da ilk matbaa neden geç kuruldu?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst