Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Osmanlı’da İşçi Hakları
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bardak" data-source="post: 141712" data-attributes="member: 1298"><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="color: black"><u><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Osmanlı’da İşçi Hakları</span></span></u></span></span></strong></em></p><p><span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Isparta’dan Mürsel Saltur soruyor: “Osmanlı döneminde işçi hakları kavramı var mıydı? Grev hakkından söz edilebilir mi?”</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Hemen şunu söyleyeyim: Osmanlı insanı, “İşçinin alın teri kurumadan ücretini ödeyiniz” fermanını “kul hakkı” ile bütünlemiş bir anlayışta idi.</span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Bu yüzden işçilerin hakkı yenmez, hakları ketmedilmezdi.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Bu anlayışın hayata bir yansıması olarak dünyada ilk “toplusözleşme” Kütahya’da imzalandı. Bu sözleşme ile çini işçilerinin hakları teminat altına alındı.</span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Kesin olarak şunu söyleyebilirim ki, toplusözleşme ve grev hakkı, sanıldığı gibi bize Avrupa’dan geçmiş değildir.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Birçok padişahın fermanlarından anlaşıldığına göre, işçiler tarih boyunca zaman zaman ücretlerinin artırılması isteğiyle “grev” yapmışlar ve hedefledikleri hakları almışlardır.</span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">21 Haziran 1587 (15 Recep 995)’de Sultan Üçüncü Murad’ın, Mimar Sinan’a hitaben yazdığı fermanda, işçi gündeliklerinin on iki akçeden on altı akçeye çıkarılmış olduğu halde, işçinin memnun olmadığı şöyle anlatılıyor:</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">“...Mehmed Paşa, bina eylediği camide, işleyenlere (işçiler ve ustalar) ferman-ı şerifim üzerine yövmiye (gündelik) on altışar akçe ücretlerin verirken, ziyade talep idüp (daha fazlasını isteyip) ‘virmezsenüz işlemezüz’ (ücretimiz artırılmazsa işi bırakırız anlamında) deyu taallül ve niza (gürültü) iderler imiş. (Böyle bir bahane ile gürültü çıkarırlarmış) Gereği gibi tembih eyleyesün kim, ferman-ı şerifim üzre on altışar akçe ücretlerin aldıktan sonra taâllül ve niza etmeyeler...” (O devrin on altı gümüş akçesi, bugünün yüz milyon lirasına eşittir: Demek ki, o devirde bir işçinin maaşı üç milyar lira civarındaydı ve bu parayı beğenmeyip greve gidiyorlardı)</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Şimdi Sultan Birinci Ahmed devrine bakalım…</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Edirne’de inşa edilen handa çalışan işçilerin gündelikleri artırılmış, (ustalar için 24 akçe, amelelere 20 akçe ve çıraklara 18 akçe yevmiye) fakat çalışanlar yeni ücretleri de beğenmeyerek işi bırakmışlar, herhangi bir şekilde zorlanmaktan çekinmeleri sebebiyle de Edirne civarında bulunan Enez Kasabası’na gitmişler.</span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Bunun üzerine Padişah, Edirne Kadısı’na 06 Haziran 1609 (03 Rebiülevvel 1018) tarihli bir ferman göndermiş.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">“Han-ı mebzur bina olunmayub muattal kalmışdur=Han inşaatı yarım kalmıştır” diye yakınan Padişah, ustalarla işçilerin derhal getirtilmesini, ücretlerin yeterli olduğunun anlatılmasını, şayet “bina emini” ve “bina kâtibi” tarafından ücretlerde keyfi kısıntılar yapılmışsa, bunun mutlak surette engellenmesini emrediyor.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Sonuç: Pek çok insanî ve vicdanî hak gibi, işçi haklarının da başlangıç noktası bu topraklardır.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Öyle olmak zorunda: Çünkü Osmanlı’nın hayat nizamı “insan merkezli”ydi. Kur’anî bir bakışla hayata bakar, Kur’anî baktığı için de her insanda (inancı, kıyafeti, düşüncesi, milliyeti ve toplumsal konumu ne olursa olsun) “eşref-i mahlükat”ı (yaratılmışların en yücesini) görürdü.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">İşte bu yüzden hem insandan insana, hem de devletten insana değer verir, insanın huzurla yaşamasını hedef alırdı. Osmanlı Devleti bu yüzden “önder”di, bu yüzden “örnek”ti, bu yüzden “büyük” ve “başarılı”ydı...</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Şimdinin sözde “modern” yöneticileri ise insanı incitmek için, (okuyabilme ve çalışabilme şartını baş açmaya bağlamak gibi) her şeyi yapıyor.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Geçmişimiz “insan merkezli” olduğu halde, ideolojik saplantılarımız yüzünden, aynı “insan merkezli” yapıda geleceğimizi bir oluşturamıyoruz. Sonuçta “önder” olamıyoruz, “örnek” olamıyoruz, “büyük” ve “başarılı” olamıyoruz.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Biliyorsunuz, günümüzde haklı olan değil de güçlü olan davayı kazanıyor, maalesef. Adliye hikâyeleri bunun örnekleriyle dopdolu…</span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Haklı olan güçlü olacağına güçlü olan haklı sayılıyor…</span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Tabii düzenin çivisi git gide çıkıyor.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Oysa bu topraklarda, bize “diktatör” olarak tanıtılan padişahlar döneminde, haklı olan güçlüydü. Mahkeme karşısında padişahla sıradan “vatandaş”ın hiçbir farkı yoktu.</span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 12px">Fatih’le Rum Mimar İpsilanti Efendi’nin duruşması buna şahittir.</span></span></strong></em></p><p></span><p style="text-align: center"></p><p></p><p><span style="font-size: 12px">y.bahadıroğlu</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bardak, post: 141712, member: 1298"] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][COLOR=black][U][SIZE=3][COLOR=red]Osmanlı’da İşçi Hakları[/COLOR][/SIZE][/U][/COLOR][/FONT][/B][/I][COLOR=black][/COLOR][/CENTER][COLOR=black] [SIZE=3] [/SIZE] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Isparta’dan Mürsel Saltur soruyor: “Osmanlı döneminde işçi hakları kavramı var mıydı? Grev hakkından söz edilebilir mi?”[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Hemen şunu söyleyeyim: Osmanlı insanı, “İşçinin alın teri kurumadan ücretini ödeyiniz” fermanını “kul hakkı” ile bütünlemiş bir anlayışta idi.[/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Bu yüzden işçilerin hakkı yenmez, hakları ketmedilmezdi.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Bu anlayışın hayata bir yansıması olarak dünyada ilk “toplusözleşme” Kütahya’da imzalandı. Bu sözleşme ile çini işçilerinin hakları teminat altına alındı.[/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Kesin olarak şunu söyleyebilirim ki, toplusözleşme ve grev hakkı, sanıldığı gibi bize Avrupa’dan geçmiş değildir.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Birçok padişahın fermanlarından anlaşıldığına göre, işçiler tarih boyunca zaman zaman ücretlerinin artırılması isteğiyle “grev” yapmışlar ve hedefledikleri hakları almışlardır.[/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]21 Haziran 1587 (15 Recep 995)’de Sultan Üçüncü Murad’ın, Mimar Sinan’a hitaben yazdığı fermanda, işçi gündeliklerinin on iki akçeden on altı akçeye çıkarılmış olduğu halde, işçinin memnun olmadığı şöyle anlatılıyor:[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]“...Mehmed Paşa, bina eylediği camide, işleyenlere (işçiler ve ustalar) ferman-ı şerifim üzerine yövmiye (gündelik) on altışar akçe ücretlerin verirken, ziyade talep idüp (daha fazlasını isteyip) ‘virmezsenüz işlemezüz’ (ücretimiz artırılmazsa işi bırakırız anlamında) deyu taallül ve niza (gürültü) iderler imiş. (Böyle bir bahane ile gürültü çıkarırlarmış) Gereği gibi tembih eyleyesün kim, ferman-ı şerifim üzre on altışar akçe ücretlerin aldıktan sonra taâllül ve niza etmeyeler...” (O devrin on altı gümüş akçesi, bugünün yüz milyon lirasına eşittir: Demek ki, o devirde bir işçinin maaşı üç milyar lira civarındaydı ve bu parayı beğenmeyip greve gidiyorlardı)[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Şimdi Sultan Birinci Ahmed devrine bakalım…[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Edirne’de inşa edilen handa çalışan işçilerin gündelikleri artırılmış, (ustalar için 24 akçe, amelelere 20 akçe ve çıraklara 18 akçe yevmiye) fakat çalışanlar yeni ücretleri de beğenmeyerek işi bırakmışlar, herhangi bir şekilde zorlanmaktan çekinmeleri sebebiyle de Edirne civarında bulunan Enez Kasabası’na gitmişler.[/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Bunun üzerine Padişah, Edirne Kadısı’na 06 Haziran 1609 (03 Rebiülevvel 1018) tarihli bir ferman göndermiş.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]“Han-ı mebzur bina olunmayub muattal kalmışdur=Han inşaatı yarım kalmıştır” diye yakınan Padişah, ustalarla işçilerin derhal getirtilmesini, ücretlerin yeterli olduğunun anlatılmasını, şayet “bina emini” ve “bina kâtibi” tarafından ücretlerde keyfi kısıntılar yapılmışsa, bunun mutlak surette engellenmesini emrediyor.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Sonuç: Pek çok insanî ve vicdanî hak gibi, işçi haklarının da başlangıç noktası bu topraklardır.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Öyle olmak zorunda: Çünkü Osmanlı’nın hayat nizamı “insan merkezli”ydi. Kur’anî bir bakışla hayata bakar, Kur’anî baktığı için de her insanda (inancı, kıyafeti, düşüncesi, milliyeti ve toplumsal konumu ne olursa olsun) “eşref-i mahlükat”ı (yaratılmışların en yücesini) görürdü.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]İşte bu yüzden hem insandan insana, hem de devletten insana değer verir, insanın huzurla yaşamasını hedef alırdı. Osmanlı Devleti bu yüzden “önder”di, bu yüzden “örnek”ti, bu yüzden “büyük” ve “başarılı”ydı...[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Şimdinin sözde “modern” yöneticileri ise insanı incitmek için, (okuyabilme ve çalışabilme şartını baş açmaya bağlamak gibi) her şeyi yapıyor.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Geçmişimiz “insan merkezli” olduğu halde, ideolojik saplantılarımız yüzünden, aynı “insan merkezli” yapıda geleceğimizi bir oluşturamıyoruz. Sonuçta “önder” olamıyoruz, “örnek” olamıyoruz, “büyük” ve “başarılı” olamıyoruz.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Biliyorsunuz, günümüzde haklı olan değil de güçlü olan davayı kazanıyor, maalesef. Adliye hikâyeleri bunun örnekleriyle dopdolu…[/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Haklı olan güçlü olacağına güçlü olan haklı sayılıyor…[/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Tabii düzenin çivisi git gide çıkıyor.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [CENTER][I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Oysa bu topraklarda, bize “diktatör” olarak tanıtılan padişahlar döneminde, haklı olan güçlüydü. Mahkeme karşısında padişahla sıradan “vatandaş”ın hiçbir farkı yoktu.[/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=comic sans ms][SIZE=3]Fatih’le Rum Mimar İpsilanti Efendi’nin duruşması buna şahittir.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER][/COLOR][CENTER][/CENTER] [SIZE=3] [/SIZE] [SIZE=3]y.bahadıroğlu[/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Osmanlı’da İşçi Hakları
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst