Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz Birinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 269544" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz Birinci Söz - Sayfa 780</strong></p><p></p><p>sergiler dizsin, tâ nâsın enzârına saltanatının haşmetini, hem servetinin şâşaasını, hem kendi san’atının hârikalarını, hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip göstersin—tâ, cemâl ve kemâl-i mânevîsini iki vech ile müşahede etsin: Bir vechi, bizzat nazar-ı dekaik-âşinâsıyla görsün. Diğeri, gayrın nazarıyla baksın.</p><p></p><p>Ve şu hikmete binaen, elbette cesîm, muhteşem, geniş bir saray yapmaya başlar. Şahane bir surette dairelere, menzillere taksim eder. Hazinelerinin türlü türlü murassaâtıyla süslendirip, kendi dest-i san’atının en güzel, en lâtif san’atlarıyla ziynetlendirir. Fünun ve hikmetinin en incelikleriyle tanzim eder. Ve ulûmunun âsâr-ı mu’cizekârâneleriyle donatır, tekmil eder. Sonra nimetlerinin çeşitleriyle, taamlarının lezizleriyle, her taifeye lâyık sofraları serer, bir ziyafet-i âmme ihzar eder. Sonra, raiyetine kendi kemâlâtını göstermek için, onları seyre ve ziyafete davet eder. Sonra birisini yaver-i ekrem yapar, aşağıdaki tabakat ve menzillerden yukarıya davet eder, daireden daireye, üst üstteki tabakalarda gezdirir. O acip san’atının makinelerini ve destgâhlarını ve aşağıdan gelen mahsulâtın mahzenlerini göstere göstere, tâ daire-i hususiyesine kadar getirir. Bütün o kemâlâtının madeni olan mübarek zâtını ona göstermekle ve huzuruyla onu müşerref eder. Kasrın hakaikini ve kendi kemâlâtını ona bildirir, seyircilere rehber tayin eder, gönderir. Tâ o sarayın sâniini, o sarayın müştemilâtıyla, nukuşuyla, acaibiyle, ahaliye tarif etsin. Ve sarayın nakışlarındaki rumuzunu bildirip ve içindeki san’atlarının işaretlerini öğretip, derunundaki manzum murassâlar ve mevzun nukuş nedir ve saray sahibinin kemâlâtını ve hünerlerini nasıl gösterirler, o saraya girenlere tarif etsin ve girmenin âdâbını ve seyrin merasimini bildirip ve görünmeyen sultan-ı zîfünun ve zîşuûna karşı marziyâtı ve arzuları dairesinde teşrifat merasimini tarif etsin.</p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong>acaib</strong>: şaşırtıcı ve garip şeyler</td><td><strong>acip</strong>: hayret verici, şaşırtıcı</td></tr><tr><td><strong>ahali</strong>: halk</td><td><strong>binaen</strong>: –dayanarak</td></tr><tr><td><strong>cemâl ve kemâl-i mânevî</strong>: manevî güzellik ve mükemmellik (bk. c-m-l; k-m-l; a-n-y)</td><td><strong>cesîm</strong>: çok büyük</td></tr><tr><td><strong>daire-i hususiyet</strong>: özel daire</td><td><strong>derun</strong>: içyüz</td></tr><tr><td><strong>dest-i san’at</strong>: san’at eli (bk. ṣ-n-a)</td><td><strong>destgâh</strong>: iş yeri</td></tr><tr><td><strong>enzâr</strong>: bakışlar, dikkatler (bk. n-ẓ-r)</td><td><strong>fünun</strong>: fenler, ilimler</td></tr><tr><td><strong>garibe</strong>: hayret verici ve şaşırtıcı şey</td><td><strong>gayrın nazarı</strong>: başkasının bakışı (bk. n-ẓ-r)</td></tr><tr><td><strong>hakaik</strong>: gerçek mahiyetler, esaslar, içyüzler (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td><td><strong>haşmet</strong>: göz kamaştırıcı büyüklük, görkem</td></tr><tr><td><strong>hikmet</strong>: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)</td><td><strong>hüner</strong>: beceri, ustalık</td></tr><tr><td><strong>izhar etmek</strong>: göstermek (bk. ẓ-h-r)</td><td><strong>kasr</strong>: saray</td></tr><tr><td><strong>kemâlât</strong>: mükemmellikler, kusursuzluklar (bk. k-m-l)</td><td><strong>leziz</strong>: lezzetli</td></tr><tr><td><strong>lâtif</strong>: güzel, hoş (bk. l-ṭ-f)</td><td><strong>maden</strong>: kaynak</td></tr><tr><td><strong>mahsûlat</strong>: ürünler</td><td><strong>mahzen</strong>: depo</td></tr><tr><td><strong>manzum</strong>: düzenli (bk. n-ẓ-m)</td><td><strong>marifet</strong>: geniş bilgi ve beceri (bk. a-r-f)</td></tr><tr><td><strong>marziyât</strong>: hoşa giden, razı olunan şeyler</td><td><strong>menzil</strong>: oda, ev, yer (bk. n-z-l)</td></tr><tr><td><strong>merasim</strong>: tören</td><td><strong>mevzun</strong>: ölçülü (bk. v-z-n)</td></tr><tr><td><strong>muhteşem</strong>: ihtişamlı, görkemli</td><td><strong>murassaât</strong>: değerli mücevherlerle süslenmiş şeyler</td></tr><tr><td><strong>murassâ</strong>: değerli taşlarla ve mücevherlerle süslenmiş şeyler</td><td><strong>müşahede etmek</strong>: gözlemlemek (bk. ş-h-d)</td></tr><tr><td><strong>müşerref etmek</strong>: şereflendirmek</td><td><strong>müştemilât</strong>: içindekiler</td></tr><tr><td><strong>nazar-ı dekaik-âşinâ</strong>: inceliklere nüfuz eden bakış (bk. n-ẓ-r)</td><td><strong>nukuş</strong>: nakışlar, işlemeler (bk. n-ḳ-ş)</td></tr><tr><td><strong>nâs</strong>: insanlar</td><td><strong>raiyet</strong>: halk</td></tr><tr><td><strong>rumuz</strong>: işaretler</td><td><strong>sultan-ı zîfünun</strong>: ilim sahibi sultan (bk. s-l-ṭ; ẕî)</td></tr><tr><td><strong>suret</strong>: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</td><td><strong>sâni</strong>: sanatkâr (bk. ṣ-n-a)</td></tr><tr><td><strong>taam</strong>: yiyecek</td><td><strong>tabakat</strong>: tabakalar, dereceler</td></tr><tr><td><strong>taife</strong>: topluluk, grup</td><td><strong>taksim</strong>: kısımlara ayırma, bölüştürme</td></tr><tr><td><strong>tanzim</strong>: düzenleme (bk. n-ẓ-m)</td><td><strong>tarif etmek</strong>: anlatmak, tanıtmak (bk. a-r-f)</td></tr><tr><td><strong>tayin</strong>: görevlendirme</td><td><strong>tekmil</strong>: tamamlama (bk. k-m-l)</td></tr><tr><td><strong>teşrifat</strong>: kabul töreni, protokol</td><td><strong>ulûm</strong>: ilimler (bk. a-l-m)</td></tr><tr><td><strong>vecih</strong>: yön, şekil</td><td><strong>yâver-i ekrem</strong>: çok değerli, yüksek rütbeli memur (bk. k-r-m)</td></tr><tr><td><strong>ziyafet-i âmme</strong>: genel ziyafet</td><td><strong>ziynetlendirmek</strong>: süslendirmek (bk. z-y-n)</td></tr><tr><td><strong>zîşuûn</strong>: icraat sahibi (bk. ẕî; ş-e-n)</td><td><strong>âdâb</strong>: görgü kuralları</td></tr><tr><td><strong>âsâr-ı mu’cizekârâne</strong>: olağanüstü eserler (bk. a-c-z)</td><td><strong>şâşaa</strong>: gösteriş, göz alıcılık</td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 269544, member: 1"] [b]Otuz Birinci Söz - Sayfa 780[/b] sergiler dizsin, tâ nâsın enzârına saltanatının haşmetini, hem servetinin şâşaasını, hem kendi san’atının hârikalarını, hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip göstersin—tâ, cemâl ve kemâl-i mânevîsini iki vech ile müşahede etsin: Bir vechi, bizzat nazar-ı dekaik-âşinâsıyla görsün. Diğeri, gayrın nazarıyla baksın. Ve şu hikmete binaen, elbette cesîm, muhteşem, geniş bir saray yapmaya başlar. Şahane bir surette dairelere, menzillere taksim eder. Hazinelerinin türlü türlü murassaâtıyla süslendirip, kendi dest-i san’atının en güzel, en lâtif san’atlarıyla ziynetlendirir. Fünun ve hikmetinin en incelikleriyle tanzim eder. Ve ulûmunun âsâr-ı mu’cizekârâneleriyle donatır, tekmil eder. Sonra nimetlerinin çeşitleriyle, taamlarının lezizleriyle, her taifeye lâyık sofraları serer, bir ziyafet-i âmme ihzar eder. Sonra, raiyetine kendi kemâlâtını göstermek için, onları seyre ve ziyafete davet eder. Sonra birisini yaver-i ekrem yapar, aşağıdaki tabakat ve menzillerden yukarıya davet eder, daireden daireye, üst üstteki tabakalarda gezdirir. O acip san’atının makinelerini ve destgâhlarını ve aşağıdan gelen mahsulâtın mahzenlerini göstere göstere, tâ daire-i hususiyesine kadar getirir. Bütün o kemâlâtının madeni olan mübarek zâtını ona göstermekle ve huzuruyla onu müşerref eder. Kasrın hakaikini ve kendi kemâlâtını ona bildirir, seyircilere rehber tayin eder, gönderir. Tâ o sarayın sâniini, o sarayın müştemilâtıyla, nukuşuyla, acaibiyle, ahaliye tarif etsin. Ve sarayın nakışlarındaki rumuzunu bildirip ve içindeki san’atlarının işaretlerini öğretip, derunundaki manzum murassâlar ve mevzun nukuş nedir ve saray sahibinin kemâlâtını ve hünerlerini nasıl gösterirler, o saraya girenlere tarif etsin ve girmenin âdâbını ve seyrin merasimini bildirip ve görünmeyen sultan-ı zîfünun ve zîşuûna karşı marziyâtı ve arzuları dairesinde teşrifat merasimini tarif etsin. [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B]acaib[/B]: şaşırtıcı ve garip şeyler[/TD] [TD][B]acip[/B]: hayret verici, şaşırtıcı[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ahali[/B]: halk[/TD] [TD][B]binaen[/B]: –dayanarak[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]cemâl ve kemâl-i mânevî[/B]: manevî güzellik ve mükemmellik (bk. c-m-l; k-m-l; a-n-y)[/TD] [TD][B]cesîm[/B]: çok büyük[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]daire-i hususiyet[/B]: özel daire[/TD] [TD][B]derun[/B]: içyüz[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]dest-i san’at[/B]: san’at eli (bk. ṣ-n-a)[/TD] [TD][B]destgâh[/B]: iş yeri[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]enzâr[/B]: bakışlar, dikkatler (bk. n-ẓ-r)[/TD] [TD][B]fünun[/B]: fenler, ilimler[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]garibe[/B]: hayret verici ve şaşırtıcı şey[/TD] [TD][B]gayrın nazarı[/B]: başkasının bakışı (bk. n-ẓ-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hakaik[/B]: gerçek mahiyetler, esaslar, içyüzler (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [TD][B]haşmet[/B]: göz kamaştırıcı büyüklük, görkem[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hikmet[/B]: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)[/TD] [TD][B]hüner[/B]: beceri, ustalık[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]izhar etmek[/B]: göstermek (bk. ẓ-h-r)[/TD] [TD][B]kasr[/B]: saray[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kemâlât[/B]: mükemmellikler, kusursuzluklar (bk. k-m-l)[/TD] [TD][B]leziz[/B]: lezzetli[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]lâtif[/B]: güzel, hoş (bk. l-ṭ-f)[/TD] [TD][B]maden[/B]: kaynak[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mahsûlat[/B]: ürünler[/TD] [TD][B]mahzen[/B]: depo[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]manzum[/B]: düzenli (bk. n-ẓ-m)[/TD] [TD][B]marifet[/B]: geniş bilgi ve beceri (bk. a-r-f)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]marziyât[/B]: hoşa giden, razı olunan şeyler[/TD] [TD][B]menzil[/B]: oda, ev, yer (bk. n-z-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]merasim[/B]: tören[/TD] [TD][B]mevzun[/B]: ölçülü (bk. v-z-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]muhteşem[/B]: ihtişamlı, görkemli[/TD] [TD][B]murassaât[/B]: değerli mücevherlerle süslenmiş şeyler[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]murassâ[/B]: değerli taşlarla ve mücevherlerle süslenmiş şeyler[/TD] [TD][B]müşahede etmek[/B]: gözlemlemek (bk. ş-h-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]müşerref etmek[/B]: şereflendirmek[/TD] [TD][B]müştemilât[/B]: içindekiler[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nazar-ı dekaik-âşinâ[/B]: inceliklere nüfuz eden bakış (bk. n-ẓ-r)[/TD] [TD][B]nukuş[/B]: nakışlar, işlemeler (bk. n-ḳ-ş)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nâs[/B]: insanlar[/TD] [TD][B]raiyet[/B]: halk[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]rumuz[/B]: işaretler[/TD] [TD][B]sultan-ı zîfünun[/B]: ilim sahibi sultan (bk. s-l-ṭ; ẕî)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]suret[/B]: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)[/TD] [TD][B]sâni[/B]: sanatkâr (bk. ṣ-n-a)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]taam[/B]: yiyecek[/TD] [TD][B]tabakat[/B]: tabakalar, dereceler[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]taife[/B]: topluluk, grup[/TD] [TD][B]taksim[/B]: kısımlara ayırma, bölüştürme[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tanzim[/B]: düzenleme (bk. n-ẓ-m)[/TD] [TD][B]tarif etmek[/B]: anlatmak, tanıtmak (bk. a-r-f)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tayin[/B]: görevlendirme[/TD] [TD][B]tekmil[/B]: tamamlama (bk. k-m-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]teşrifat[/B]: kabul töreni, protokol[/TD] [TD][B]ulûm[/B]: ilimler (bk. a-l-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]vecih[/B]: yön, şekil[/TD] [TD][B]yâver-i ekrem[/B]: çok değerli, yüksek rütbeli memur (bk. k-r-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ziyafet-i âmme[/B]: genel ziyafet[/TD] [TD][B]ziynetlendirmek[/B]: süslendirmek (bk. z-y-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]zîşuûn[/B]: icraat sahibi (bk. ẕî; ş-e-n)[/TD] [TD][B]âdâb[/B]: görgü kuralları[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]âsâr-ı mu’cizekârâne[/B]: olağanüstü eserler (bk. a-c-z)[/TD] [TD][B]şâşaa[/B]: gösteriş, göz alıcılık[/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz Birinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst