Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz Birinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 269554" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz Birinci Söz - Sayfa 785</strong></p><p></p><p>Hem Sâni-i Âlemin nihayet cemâlde olan kemâl-i san’atı üzerine enzâr-ı dikkati celb etmek, teşhir etmek istemesine mukabil, en yüksek bir sadâ ile dellâllık eden, yine bilmüşahede o zâttır.</p><p></p><p>Hem bütün âlemlerin Rabbi, kesret tabakatında vahdâniyetini ilân etmek istemesine mukabil, tevhidin en âzamî bir derecede, bütün merâtib-i tevhidi ilân eden, yine bizzarure o zâttır.</p><p></p><p>Hem Sahib-i Âlemin nihayet derecede âsârındaki cemâlin işaretiyle, nihayetsiz hüsn-ü zâtîsini ve cemâlinin mehâsinini ve hüsnünün letâifini âyinelerde mukteza-yı hakikat ve hikmet olarak görmek ve göstermek istemesine mukabil, en şâşaalı bir surette âyinedarlık eden ve gösteren ve sevip ve başkasına sevdiren, yine bilbedâhe o zâttır.</p><p></p><p>Hem şu saray-ı âlemin Sânii, gayet hârika mu’cizeleriyle ve gayet kıymettar cevahirlerle dolu hazine-i gaybiyelerini izhar ve teşhir istemesi ve onlarla kemâlâtını tarif etmek ve bildirmek istemesine mukabil, en âzamî bir surette teşhir edici ve tavsif edici ve tarif edici, yine bilbedâhe o zâttır.</p><p></p><p>Hem şu kâinatın Sânii, şu kâinatı envâ-ı acaip ve ziynetlerle süslendirmek suretinde yapması ve zîşuur mahlûkatını seyir ve tenezzüh ve ibret ve tefekkür için ona idhal etmesi ve mukteza-yı hikmet olarak onlara o âsar ve sanayiinin mânâlarını, kıymetlerini ehl-i temâşâ ve tefekküre bildirmek istemesine mukabil, en âzamî bir surette cin ve inse, belki ruhanîlere ve melâikelere de Kur’ân-ı Hakîm vasıtasıyla rehberlik eden, yine bilbedâhe o zâttır.</p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong>Kur’ân-ı Hakîm</strong>: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân (bk. ḥ-k-m)</td><td><strong>Rab</strong>: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk.i)</td></tr><tr><td><strong>Sahib-i Âlem</strong>: bütün âlemin, yaratılmış herşeyin sahibi Allah (bk. a-l-m)</td><td><strong>Sâni</strong>: herşeyi san’atla yaratan Allah (bk. ṣ-n-a)</td></tr><tr><td><strong>Sâni-i Âlem</strong>: bütün varlık âlemini sanatlı bir şekilde yaratan Allah (bk. ṣ-n-a; a-l-m)</td><td><strong>bilbedâhe</strong>: ap açık bir şekilde</td></tr><tr><td><strong>bilmüşahede</strong>: gözle görüldüğü gibi (bk. ş-h-d)</td><td><strong>bizzarure</strong>: kaçınılmaz şekilde, zorunlu olarak</td></tr><tr><td><strong>celb etmek</strong>: çekmek</td><td><strong>cemâl</strong>: güzellik (bk. c-m-l)</td></tr><tr><td><strong>cemâlin mehâsini</strong>: sıfat ve fiillerin güzelliği</td><td><strong>cevahir</strong>: cevherler, kıymetli taşlar</td></tr><tr><td><strong>dellâllık</strong>: ilan edicilik, rehberlik</td><td><strong>ehl-i temâşâ ve tefekkür</strong>: Allah’ın san’at eserlerine ibretle bakan ve düşünen kimseler (bk. f-k-r)</td></tr><tr><td><strong>envâ-ı acaip</strong>: hayret verici şeylerin çeşitleri</td><td><strong>enzâr-ı dikkat</strong>: dikkatli bakışlar (bk. n-ẓ-r)</td></tr><tr><td><strong>hazine-i gaybiye</strong>: görünmeyen hazine (bk. ğ-y-b)</td><td><strong>hüsn</strong>: güzellik (bk. ḥ-s-n)</td></tr><tr><td><strong>hüsn-ü zâtî</strong>: bizzat kendine, zâta ait güzellik (bk. ḥ-s-n)</td><td><strong>hüsnünün letâifi</strong>: fiillerdeki güzelliğin hoşluğu, şirinliği</td></tr><tr><td><strong>ibret</strong>: ders çıkarma, düşündürme</td><td><strong>idhal</strong>: dahil etme, içine alma</td></tr><tr><td><strong>ins</strong>: insanlar</td><td><strong>izhar</strong>: gösterme (bk. ẓ-h-r)</td></tr><tr><td><strong>kemâl-i san’at</strong>: san’at mükemmelliği (bk. k-m-l; s-n-a)</td><td><strong>kemâlât</strong>: mükemmellikler, üstün özellikler (bk. k-m-l)</td></tr><tr><td><strong>kesret tabakatı</strong>: çokluk tabakaları; sayısız varlıklardan oluşan tabakalar (bk. k-s̱-r)</td><td><strong>kâinat</strong>: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</td></tr><tr><td><strong>kıymettar</strong>: kıymetli, değerli</td><td><strong>letâif</strong>: güzellikler, incelikler (bk. l-ṭ-f)</td></tr><tr><td><strong>mahlûkat</strong>: yaratıklar (bk. ḫ-l-ḳ)</td><td><strong>mehâsin</strong>: güzellikler (bk. ḥ-s-n)</td></tr><tr><td><strong>melâike</strong>: melekler (bk. m-l-k)</td><td><strong>merâtib-i tevhid</strong>: Allah’ın bir olduğuna inanmanın mertebeleri, dereceleri (bk. v-ḥ-d)</td></tr><tr><td><strong>mukabil</strong>: karşılık</td><td><strong>mukteza-yı hakikat ve hikmet</strong>: İlâhî gaye ve hakikatın gereği (bk. ḥ-ḳ-ḳ; ḥ-k-m)</td></tr><tr><td><strong>mukteza-yı hikmet</strong>: İlâhî hikmetin gereği (bk. ḥ-k-m)</td><td><strong>mu’cize</strong>: bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey (bk. a-c-z)</td></tr><tr><td><strong>nihayet</strong>: son derece</td><td><strong>ruhanî</strong>: maddî yapısı olmayan ve gözle görülemeyen ruh âlemine ait varlık (bk. r-v-ḥ)</td></tr><tr><td><strong>sadâ</strong>: ses</td><td><strong>sanayi</strong>: san’atlar (bk. ṣ-n-a)</td></tr><tr><td><strong>saray-ı âlem</strong>: âlem sarayı (bk. a-l-m)</td><td><strong>seyir</strong>: gezme</td></tr><tr><td><strong>suret</strong>: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</td><td><strong>tarif</strong>: açıklama, tanıtma (bk. a-r-f)</td></tr><tr><td><strong>tavsif</strong>: vasıflandırma, niteleme (bk. v-ṣ-f)</td><td><strong>tefekkür</strong>: Allah’ı tanımayı sonuç verecek şekilde düşünme (bk. f-k-r)</td></tr><tr><td><strong>tenezzüh</strong>: gezinti (bk. n-z-h)</td><td><strong>tevhid</strong>: birleme; herşeyin bir olan Allah’a ait olduğunu bilme ve inanma (bk. v-ḥ-d)</td></tr><tr><td><strong>teşhir</strong>: sergileme</td><td><strong>vahdâniyet</strong>: birlik, Allah’ın birliği ve ortağının olmayışı (bk. v-ḥ-d)</td></tr><tr><td><strong>ziynet</strong>: süs (bk. z-y-n)</td><td><strong>zîşuur</strong>: şuurlu, bilinçli (bk. ẕî; ş-a-r)</td></tr><tr><td><strong>âlem</strong>: evren, yaratılmışların hepsi (bk. a-l-m)</td><td><strong>âsâr</strong>: eserler</td></tr><tr><td><strong>âyine</strong>: ayna</td><td><strong>âyinedarlık</strong>: aynalık</td></tr><tr><td><strong>âzamî</strong>: en büyük, en çok (bk. a-ẓ-m)</td><td><strong>şâşaalı</strong>: gösterişli, göz alıcı bir şekilde</td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 269554, member: 1"] [b]Otuz Birinci Söz - Sayfa 785[/b] Hem Sâni-i Âlemin nihayet cemâlde olan kemâl-i san’atı üzerine enzâr-ı dikkati celb etmek, teşhir etmek istemesine mukabil, en yüksek bir sadâ ile dellâllık eden, yine bilmüşahede o zâttır. Hem bütün âlemlerin Rabbi, kesret tabakatında vahdâniyetini ilân etmek istemesine mukabil, tevhidin en âzamî bir derecede, bütün merâtib-i tevhidi ilân eden, yine bizzarure o zâttır. Hem Sahib-i Âlemin nihayet derecede âsârındaki cemâlin işaretiyle, nihayetsiz hüsn-ü zâtîsini ve cemâlinin mehâsinini ve hüsnünün letâifini âyinelerde mukteza-yı hakikat ve hikmet olarak görmek ve göstermek istemesine mukabil, en şâşaalı bir surette âyinedarlık eden ve gösteren ve sevip ve başkasına sevdiren, yine bilbedâhe o zâttır. Hem şu saray-ı âlemin Sânii, gayet hârika mu’cizeleriyle ve gayet kıymettar cevahirlerle dolu hazine-i gaybiyelerini izhar ve teşhir istemesi ve onlarla kemâlâtını tarif etmek ve bildirmek istemesine mukabil, en âzamî bir surette teşhir edici ve tavsif edici ve tarif edici, yine bilbedâhe o zâttır. Hem şu kâinatın Sânii, şu kâinatı envâ-ı acaip ve ziynetlerle süslendirmek suretinde yapması ve zîşuur mahlûkatını seyir ve tenezzüh ve ibret ve tefekkür için ona idhal etmesi ve mukteza-yı hikmet olarak onlara o âsar ve sanayiinin mânâlarını, kıymetlerini ehl-i temâşâ ve tefekküre bildirmek istemesine mukabil, en âzamî bir surette cin ve inse, belki ruhanîlere ve melâikelere de Kur’ân-ı Hakîm vasıtasıyla rehberlik eden, yine bilbedâhe o zâttır. [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B]Kur’ân-ı Hakîm[/B]: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân (bk. ḥ-k-m)[/TD] [TD][B]Rab[/B]: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk.i)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Sahib-i Âlem[/B]: bütün âlemin, yaratılmış herşeyin sahibi Allah (bk. a-l-m)[/TD] [TD][B]Sâni[/B]: herşeyi san’atla yaratan Allah (bk. ṣ-n-a)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Sâni-i Âlem[/B]: bütün varlık âlemini sanatlı bir şekilde yaratan Allah (bk. ṣ-n-a; a-l-m)[/TD] [TD][B]bilbedâhe[/B]: ap açık bir şekilde[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]bilmüşahede[/B]: gözle görüldüğü gibi (bk. ş-h-d)[/TD] [TD][B]bizzarure[/B]: kaçınılmaz şekilde, zorunlu olarak[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]celb etmek[/B]: çekmek[/TD] [TD][B]cemâl[/B]: güzellik (bk. c-m-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]cemâlin mehâsini[/B]: sıfat ve fiillerin güzelliği[/TD] [TD][B]cevahir[/B]: cevherler, kıymetli taşlar[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]dellâllık[/B]: ilan edicilik, rehberlik[/TD] [TD][B]ehl-i temâşâ ve tefekkür[/B]: Allah’ın san’at eserlerine ibretle bakan ve düşünen kimseler (bk. f-k-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]envâ-ı acaip[/B]: hayret verici şeylerin çeşitleri[/TD] [TD][B]enzâr-ı dikkat[/B]: dikkatli bakışlar (bk. n-ẓ-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hazine-i gaybiye[/B]: görünmeyen hazine (bk. ğ-y-b)[/TD] [TD][B]hüsn[/B]: güzellik (bk. ḥ-s-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hüsn-ü zâtî[/B]: bizzat kendine, zâta ait güzellik (bk. ḥ-s-n)[/TD] [TD][B]hüsnünün letâifi[/B]: fiillerdeki güzelliğin hoşluğu, şirinliği[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ibret[/B]: ders çıkarma, düşündürme[/TD] [TD][B]idhal[/B]: dahil etme, içine alma[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ins[/B]: insanlar[/TD] [TD][B]izhar[/B]: gösterme (bk. ẓ-h-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kemâl-i san’at[/B]: san’at mükemmelliği (bk. k-m-l; s-n-a)[/TD] [TD][B]kemâlât[/B]: mükemmellikler, üstün özellikler (bk. k-m-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kesret tabakatı[/B]: çokluk tabakaları; sayısız varlıklardan oluşan tabakalar (bk. k-s̱-r)[/TD] [TD][B]kâinat[/B]: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kıymettar[/B]: kıymetli, değerli[/TD] [TD][B]letâif[/B]: güzellikler, incelikler (bk. l-ṭ-f)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mahlûkat[/B]: yaratıklar (bk. ḫ-l-ḳ)[/TD] [TD][B]mehâsin[/B]: güzellikler (bk. ḥ-s-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]melâike[/B]: melekler (bk. m-l-k)[/TD] [TD][B]merâtib-i tevhid[/B]: Allah’ın bir olduğuna inanmanın mertebeleri, dereceleri (bk. v-ḥ-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mukabil[/B]: karşılık[/TD] [TD][B]mukteza-yı hakikat ve hikmet[/B]: İlâhî gaye ve hakikatın gereği (bk. ḥ-ḳ-ḳ; ḥ-k-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mukteza-yı hikmet[/B]: İlâhî hikmetin gereği (bk. ḥ-k-m)[/TD] [TD][B]mu’cize[/B]: bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey (bk. a-c-z)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nihayet[/B]: son derece[/TD] [TD][B]ruhanî[/B]: maddî yapısı olmayan ve gözle görülemeyen ruh âlemine ait varlık (bk. r-v-ḥ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]sadâ[/B]: ses[/TD] [TD][B]sanayi[/B]: san’atlar (bk. ṣ-n-a)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]saray-ı âlem[/B]: âlem sarayı (bk. a-l-m)[/TD] [TD][B]seyir[/B]: gezme[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]suret[/B]: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)[/TD] [TD][B]tarif[/B]: açıklama, tanıtma (bk. a-r-f)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tavsif[/B]: vasıflandırma, niteleme (bk. v-ṣ-f)[/TD] [TD][B]tefekkür[/B]: Allah’ı tanımayı sonuç verecek şekilde düşünme (bk. f-k-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tenezzüh[/B]: gezinti (bk. n-z-h)[/TD] [TD][B]tevhid[/B]: birleme; herşeyin bir olan Allah’a ait olduğunu bilme ve inanma (bk. v-ḥ-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]teşhir[/B]: sergileme[/TD] [TD][B]vahdâniyet[/B]: birlik, Allah’ın birliği ve ortağının olmayışı (bk. v-ḥ-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ziynet[/B]: süs (bk. z-y-n)[/TD] [TD][B]zîşuur[/B]: şuurlu, bilinçli (bk. ẕî; ş-a-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]âlem[/B]: evren, yaratılmışların hepsi (bk. a-l-m)[/TD] [TD][B]âsâr[/B]: eserler[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]âyine[/B]: ayna[/TD] [TD][B]âyinedarlık[/B]: aynalık[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]âzamî[/B]: en büyük, en çok (bk. a-ẓ-m)[/TD] [TD][B]şâşaalı[/B]: gösterişli, göz alıcı bir şekilde[/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz Birinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst