Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 270777" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz İkinci Söz - Sayfa 826</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">etmiş olsun. Fakat, madem bir emareden o imkân ve ihtimal neş’et etmiyor; onun vücuduna ve su olduğuna kat’î ilmimize tesir etmez, şek ve vesvese verm</span>ez.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İşte, bunun gibi, mevcudatın her tarafından, kâinatın her köşesinden sorduk. Birinci Mevkıfta gösterildiği gibi, zerrattan yıldızlara kadar ve İkinci Mevkıfta görüldüğü gibi, hilkat-i semâvât ve arzdan, tâ simalardaki teşahhusâta kadar hangi şeyden sorulduysa, lisan-ı hâl ile vahdâniyete şehadet ve sikke-i tevhidi gösterdi; sen de gördün. Öyle ise, kâinatın mevcudatında bir emare yok ki, şirk ihtimali ona bina edilsin. Demek, dâvâ-yı şirk, sırf tahakkümî ve mânâsız söz ve dâvâ-yı mücerret olduğundan, şirki iddia etmek mahz-ı cehalet, ayn-ı belâhettir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İşte, ehl-i dalâletin vekili, buna karşı diyeceği kalmıyor. Yalnız diyor ki: “Şirke emare, kâinattaki tertib-i esbabdır, herşeyin bir sebeple bağlı olduğudur. Demek esbabın hakikî tesirleri vardır. Tesirleri varsa şerik olabilirler.”</span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong><em>Elcevap: </em></strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Meşiet ve hikmet-i İlâhiyenin</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> muktezasıyla ve çok esmânın</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> tezahür etmek istemesiyle, müsebbebat esbaba raptedilmiş, herbir şey bir sebeple bağlanmış. Fakat çok yerlerde ve müteaddit Sözlerde kat’î ispat etmişiz ki, esbabda hakikî tesir-i</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> icadî</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> yok.</span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</u></strong></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> Şimdi yalnız bu kadar deriz ki:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Esbab içinde, bilbedâhe en eşrefi ve ihtiyarı en geniş ve tasarrufatı en vâsi, insandır. İnsanın dahi en zâhir ef’âl-i ihtiyariyesi içinde en zâhiri, ekl ve kelâm ve fikirdir. Yani yemek, söylemek, düşünmektir. Şu yemek, söylemek, düşünmek ise, gayet muntazam, acip, hikmetli</span><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> birer silsiledir. O silsilenin yüz cüz’ünden, insanın dest-i ihtiyarına verilen, ancak bir cüz’üdür. Meselâ, yemekten, bedenin tagaddî-i hüceyrâtından tut, tâ semerâtın teşekkülüne kadar olan silsile-i ef’al içinde insanın dest-i ihtiyarına verilen, yalnız ağızdaki dişlerin değirmenini tahrik</span></span></p><p></p><p>[NOT]Dipnot-1</p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> bk. Enfâl Sûresi, 8:17; Sâffât Sûresi, 37:96</span>[/NOT]</p><p></p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong>acip</strong>: hayrette bırakan</td><td><strong>ayn-ı belâhet</strong>: aptallığın ta kendisi</td></tr><tr><td><strong>bilbedâhe</strong>: ap açık bir şekilde</td><td><strong>cüz’</strong>: kısım, parça (bk. c-z-e)</td></tr><tr><td><strong>dest-i ihtiyar</strong>: irade ve dileme eli (bk. ḫ-y-r)</td><td><strong>dâvâ-yı mücerret</strong>: delilsiz iddia, sadece bir iddia</td></tr><tr><td><strong>dâvâ-yı şirk</strong>: Allah’a ortak koşma iddiasında bulunma</td><td><strong>ef’âl-i ihtiyariye</strong>: kişinin kendi isteğiyle yaptığı işler (bk. f-a-l; ḫ-y-r)</td></tr><tr><td><strong>ehl-i dalâlet</strong>: doğru ve hak yoldan sapmış inançsız kimseler (bk. ḍ-l-l)</td><td><strong>ekl</strong>: yeme</td></tr><tr><td><strong>emâre</strong>: belirti, işaret</td><td><strong>esbab</strong>: sebepler (bk. s-b-b)</td></tr><tr><td><strong>esmâ</strong>: Allah’ın isimleri (bk. s-m-v)</td><td><strong>eşref</strong>: en şerefli</td></tr><tr><td><strong>fikir</strong>: düşünme (bk. f-k-r)</td><td><strong>hakikî</strong>: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>hikmet</strong>: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)</td><td><strong>hikmet-i İlâhî</strong>: Allah’ın herşeyi bir sebep ve gayeye bağlaması (bk. ḥ-k-m; e-l-h)</td></tr><tr><td><strong>hilkat-i semâvat ve arz</strong>: göklerin ve yerin yaratılması (bk. ḫ-l-ḳ; s-m-v)</td><td><strong>ihtiyar</strong>: irade, dileme, tercih (bk. ḫ-y-r)</td></tr><tr><td><strong>imkân</strong>: olabilirlik (bk. m-k-n)</td><td><strong>kat’î</strong>: kesin</td></tr><tr><td><strong>kelâm</strong>: konuşma (bk. k-l-m)</td><td><strong>kâinat</strong>: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</td></tr><tr><td><strong>lisan-ı hâl</strong>: hal dili</td><td><strong>mahz-ı cehalet</strong>: sırf cahillik</td></tr><tr><td><strong>mevcudat</strong>: varlıklar (bk. v-c-d)</td><td><strong>mevkıf</strong>: bölüm, kısım</td></tr><tr><td><strong>meşiet</strong>: irade, dileme</td><td><strong>mukteza</strong>: bir şeyin gereği</td></tr><tr><td><strong>muntazam</strong>: düzenli (bk. n-ẓ-m)</td><td><strong>müsebbebat</strong>: sebeplerle meydana gelmiş şeyler, sonuçlar (bk. s-b-b)</td></tr><tr><td><strong>müteaddit</strong>: birçok, çeşitli</td><td><strong>neş’et</strong>: doğma, meydana gelme</td></tr><tr><td><strong>rapt etmek</strong>: bağlamak</td><td><strong>semerât</strong>: meyveler</td></tr><tr><td><strong>sikke-i tevhid</strong>: Allah’ın birliğini gösteren işaret, mühür (bk. v-ḥ-d)</td><td><strong>silsile</strong>: zincir</td></tr><tr><td><strong>silsile-i ef’al</strong>: fiiller zinciri (bk. f-a-l)</td><td><strong>sima</strong>: yüz, çehre</td></tr><tr><td><strong>tagaddî-i hüceyrât</strong>: hücrelerin gıda alması, beslenmesi</td><td><strong>tahakkümî</strong>: zoraki ve delilsiz olma (bk. ḥ-k-m)</td></tr><tr><td><strong>tahrik etmek</strong>: harekete geçirmek</td><td><strong>tasarrufat</strong>: dilediği gibi kullanma ve idare etme (bk. ṣ-r-f)</td></tr><tr><td><strong>tertib-i esbab</strong>: sebeplerin düzenlenmesi (bk. s-b-b)</td><td><strong>tesir-i icadî</strong>: yaratma kabiliyeti (bk. v-c-d)</td></tr><tr><td><strong>tezahür</strong>: belirme, görünme (bk. ẓ-h-r)</td><td><strong>teşahhusât</strong>: belirlenmeler, şekillenmeler</td></tr><tr><td><strong>teşekkül</strong>: oluşum</td><td><strong>vahdâniyet</strong>: Allah’ın birliği (bk. v-ḥ-d)</td></tr><tr><td><strong>vesvese</strong>: şüphe, kuruntu</td><td><strong>vâsi</strong>: geniş</td></tr><tr><td><strong>vücud</strong>: varlık (bk. v-c-d)</td><td><strong>zerrât</strong>: atomlar, en küçük madde parçaları</td></tr><tr><td><strong>zâhir</strong>: açık, görünen (bk. ẓ-h-r)</td><td><strong>şehadet</strong>: şahitlik, tanıklık (bk. ş-h-d)</td></tr><tr><td><strong>şek</strong>: şüphe</td><td><strong>şerik</strong>: ortak</td></tr><tr><td><strong>şirk</strong>: Allah’a ortak koşma</td><td></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 270777, member: 1"] [b]Otuz İkinci Söz - Sayfa 826[/b] [FONT=Trebuchet MS][FONT=Trebuchet MS]etmiş olsun. Fakat, madem bir emareden o imkân ve ihtimal neş’et etmiyor; onun vücuduna ve su olduğuna kat’î ilmimize tesir etmez, şek ve vesvese verm[/FONT]ez. [/FONT][FONT=Trebuchet MS][FONT=Trebuchet MS]İşte, bunun gibi, mevcudatın her tarafından, kâinatın her köşesinden sorduk. Birinci Mevkıfta gösterildiği gibi, zerrattan yıldızlara kadar ve İkinci Mevkıfta görüldüğü gibi, hilkat-i semâvât ve arzdan, tâ simalardaki teşahhusâta kadar hangi şeyden sorulduysa, lisan-ı hâl ile vahdâniyete şehadet ve sikke-i tevhidi gösterdi; sen de gördün. Öyle ise, kâinatın mevcudatında bir emare yok ki, şirk ihtimali ona bina edilsin. Demek, dâvâ-yı şirk, sırf tahakkümî ve mânâsız söz ve dâvâ-yı mücerret olduğundan, şirki iddia etmek mahz-ı cehalet, ayn-ı belâhettir. [/FONT] [/FONT][FONT=Trebuchet MS][FONT=Trebuchet MS]İşte, ehl-i dalâletin vekili, buna karşı diyeceği kalmıyor. Yalnız diyor ki: “Şirke emare, kâinattaki tertib-i esbabdır, herşeyin bir sebeple bağlı olduğudur. Demek esbabın hakikî tesirleri vardır. Tesirleri varsa şerik olabilirler.” [/FONT][/FONT][FONT=Trebuchet MS][B][I]Elcevap: [/I][/B][FONT=Trebuchet MS]Meşiet ve hikmet-i İlâhiyenin[/FONT][FONT=Trebuchet MS] muktezasıyla ve çok esmânın[/FONT][FONT=Trebuchet MS] tezahür etmek istemesiyle, müsebbebat esbaba raptedilmiş, herbir şey bir sebeple bağlanmış. Fakat çok yerlerde ve müteaddit Sözlerde kat’î ispat etmişiz ki, esbabda hakikî tesir-i[/FONT][FONT=Trebuchet MS] icadî[/FONT][FONT=Trebuchet MS] yok.[/FONT][FONT=Arial][B][U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1[/U][/B][/FONT][FONT=Trebuchet MS] Şimdi yalnız bu kadar deriz ki: [/FONT] [/FONT][FONT=Trebuchet MS][FONT=Trebuchet MS]Esbab içinde, bilbedâhe en eşrefi ve ihtiyarı en geniş ve tasarrufatı en vâsi, insandır. İnsanın dahi en zâhir ef’âl-i ihtiyariyesi içinde en zâhiri, ekl ve kelâm ve fikirdir. Yani yemek, söylemek, düşünmektir. Şu yemek, söylemek, düşünmek ise, gayet muntazam, acip, hikmetli[/FONT][FONT=Trebuchet MS] birer silsiledir. O silsilenin yüz cüz’ünden, insanın dest-i ihtiyarına verilen, ancak bir cüz’üdür. Meselâ, yemekten, bedenin tagaddî-i hüceyrâtından tut, tâ semerâtın teşekkülüne kadar olan silsile-i ef’al içinde insanın dest-i ihtiyarına verilen, yalnız ağızdaki dişlerin değirmenini tahrik[/FONT][/FONT] [NOT]Dipnot-1 [FONT=Trebuchet MS] bk. Enfâl Sûresi, 8:17; Sâffât Sûresi, 37:96[/FONT][/NOT] [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B]acip[/B]: hayrette bırakan[/TD] [TD][B]ayn-ı belâhet[/B]: aptallığın ta kendisi[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]bilbedâhe[/B]: ap açık bir şekilde[/TD] [TD][B]cüz’[/B]: kısım, parça (bk. c-z-e)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]dest-i ihtiyar[/B]: irade ve dileme eli (bk. ḫ-y-r)[/TD] [TD][B]dâvâ-yı mücerret[/B]: delilsiz iddia, sadece bir iddia[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]dâvâ-yı şirk[/B]: Allah’a ortak koşma iddiasında bulunma[/TD] [TD][B]ef’âl-i ihtiyariye[/B]: kişinin kendi isteğiyle yaptığı işler (bk. f-a-l; ḫ-y-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ehl-i dalâlet[/B]: doğru ve hak yoldan sapmış inançsız kimseler (bk. ḍ-l-l)[/TD] [TD][B]ekl[/B]: yeme[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]emâre[/B]: belirti, işaret[/TD] [TD][B]esbab[/B]: sebepler (bk. s-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]esmâ[/B]: Allah’ın isimleri (bk. s-m-v)[/TD] [TD][B]eşref[/B]: en şerefli[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]fikir[/B]: düşünme (bk. f-k-r)[/TD] [TD][B]hakikî[/B]: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hikmet[/B]: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)[/TD] [TD][B]hikmet-i İlâhî[/B]: Allah’ın herşeyi bir sebep ve gayeye bağlaması (bk. ḥ-k-m; e-l-h)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hilkat-i semâvat ve arz[/B]: göklerin ve yerin yaratılması (bk. ḫ-l-ḳ; s-m-v)[/TD] [TD][B]ihtiyar[/B]: irade, dileme, tercih (bk. ḫ-y-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]imkân[/B]: olabilirlik (bk. m-k-n)[/TD] [TD][B]kat’î[/B]: kesin[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kelâm[/B]: konuşma (bk. k-l-m)[/TD] [TD][B]kâinat[/B]: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]lisan-ı hâl[/B]: hal dili[/TD] [TD][B]mahz-ı cehalet[/B]: sırf cahillik[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mevcudat[/B]: varlıklar (bk. v-c-d)[/TD] [TD][B]mevkıf[/B]: bölüm, kısım[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]meşiet[/B]: irade, dileme[/TD] [TD][B]mukteza[/B]: bir şeyin gereği[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]muntazam[/B]: düzenli (bk. n-ẓ-m)[/TD] [TD][B]müsebbebat[/B]: sebeplerle meydana gelmiş şeyler, sonuçlar (bk. s-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]müteaddit[/B]: birçok, çeşitli[/TD] [TD][B]neş’et[/B]: doğma, meydana gelme[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]rapt etmek[/B]: bağlamak[/TD] [TD][B]semerât[/B]: meyveler[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]sikke-i tevhid[/B]: Allah’ın birliğini gösteren işaret, mühür (bk. v-ḥ-d)[/TD] [TD][B]silsile[/B]: zincir[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]silsile-i ef’al[/B]: fiiller zinciri (bk. f-a-l)[/TD] [TD][B]sima[/B]: yüz, çehre[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tagaddî-i hüceyrât[/B]: hücrelerin gıda alması, beslenmesi[/TD] [TD][B]tahakkümî[/B]: zoraki ve delilsiz olma (bk. ḥ-k-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tahrik etmek[/B]: harekete geçirmek[/TD] [TD][B]tasarrufat[/B]: dilediği gibi kullanma ve idare etme (bk. ṣ-r-f)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tertib-i esbab[/B]: sebeplerin düzenlenmesi (bk. s-b-b)[/TD] [TD][B]tesir-i icadî[/B]: yaratma kabiliyeti (bk. v-c-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tezahür[/B]: belirme, görünme (bk. ẓ-h-r)[/TD] [TD][B]teşahhusât[/B]: belirlenmeler, şekillenmeler[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]teşekkül[/B]: oluşum[/TD] [TD][B]vahdâniyet[/B]: Allah’ın birliği (bk. v-ḥ-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]vesvese[/B]: şüphe, kuruntu[/TD] [TD][B]vâsi[/B]: geniş[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]vücud[/B]: varlık (bk. v-c-d)[/TD] [TD][B]zerrât[/B]: atomlar, en küçük madde parçaları[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]zâhir[/B]: açık, görünen (bk. ẓ-h-r)[/TD] [TD][B]şehadet[/B]: şahitlik, tanıklık (bk. ş-h-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]şek[/B]: şüphe[/TD] [TD][B]şerik[/B]: ortak[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]şirk[/B]: Allah’a ortak koşma[/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst