Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 271330" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz İkinci Söz - Sayfa 846</strong></p><p></p><p><strong>Beşinci hüccet:</strong> Malûmdur ki, üç dört muhtelif yoldan gelenler aynı bir hadiseyi söyleseler, yakîni ifade eden tevatür derecesinde o hadisenin kat’î vukuuna delâlet eder. İşte, meşrepçe ve meslekçe ve istidatça ve asırca gayet muhtelif, ayrı ayrı bütün muhakkıkînin muhtelif tabakatından ve evliyanın muhtelif turuklarından ve asfiyanın muhtelif mesleklerinden ve hükema-yı hakikiyenin muhtelif mezheplerinden olan bütün ehl-i keşif ve zevk ve şuhud ve müşahede, keşif ve zevk ve şuhud ile ittifak etmişler ki, kâinat mezâhirinde ve mevcudat âyinelerinde görülen mehâsin ve kemâlât, birtek Zât-ı Vâcibü’l-Vücudun tecelliyât-ı kemâlidir ve cilve-i cemâl-i esmâsıdır. İşte bunların icmâı sarsılmaz bir hüccet-i kàtıadır.</p><p></p><p>Tahmin ederim ki, şu Remizde, ehl-i dalâletin vekili işitmemek için kulağını kapayıp kaçmaya mecburdur. Zaten zulmetli kafaları, huffaş misillü, bu nurları görmeye tahammül edemezler. Öyle ise, bundan sonra onları pek de nazara almayacağız.</p><p></p><p><strong>DÖRDÜNCÜ REMİZ:</strong> Birşeyin lezzeti, hüsnü, cemâli, emsal ve ezdâdına bakmaktan ziyade, mazharlarına bakarlar. Meselâ, kerem güzel ve hoş bir sıfattır. Kerîm olan zât, başka mükrimlere tefevvuk cihetiyle aldığı lezzet-i nisbiyeden bin defa daha hoş bir lezzeti, ikram ettiği adamların telezzüzleriyle, ferahlarıyla alır. Hem bir şefkat ve merhamet sahibi, şefkat ettiği mahlûkların istirahatleri derecesinde hakikî bir lezzet alır. Meselâ, bir validenin, evlâdının mes’udiyetlerinden ve istirahatlerinden şefkat vasıtasıyla aldığı lezzet o derece kuvvetlidir ki, onların rahatı için ruhunu feda eder derecesine getirir. Hattâ o şefkatin lezzeti, tavuğu civcivlerini himaye etmek için arslana saldırtır.</p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong>Zât-ı Vâcibü’l-Vücud</strong>: varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Zât, Allah (bk. v-c-b; v-c-d)</td><td><strong>asfiya</strong>: Hz. Peygamberin yolundan giden ilim ve velâyet sahibi hâlis kullar (bk. ṣ-f-y)</td></tr><tr><td><strong>cemâl</strong>: güzellik (bk. c-m-l)</td><td><strong>cihet</strong>: yön</td></tr><tr><td><strong>cilve-i cemâl-i esmâ</strong>: isimlerin güzelliklerinin görüntüsü (bk. c-l-y; c-m-l; s-m-v)</td><td><strong>delâlet</strong>: delil olma, işaret etme</td></tr><tr><td><strong>ehl-i dalâlet</strong>: doğru ve hak yoldan sapmış, inançsız kimseler (bk. ḍ-l-l)</td><td><strong>ehl-i keşif ve zevk ve şuhud ve müşahede</strong>: maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini Allah’ın lütuf ve ihsanıyla gözleme yeteneğine sahip olan veli zâtlar (bk. k-ş-f; ş-h-d)</td></tr><tr><td><strong>emsal</strong>: benzerler (bk. m-s̱-l)</td><td><strong>evliya</strong>: veliler (bk. v-l-y)</td></tr><tr><td><strong>ezdâd</strong>: zıtlar</td><td><strong>hakikî</strong>: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>himaye</strong>: koruma</td><td><strong>huffaş</strong>: yarasa</td></tr><tr><td><strong>hüccet</strong>: delil</td><td><strong>hüccet-i kàtıa</strong>: kesin delil</td></tr><tr><td><strong>hükema-yı hakikiye</strong>: gerçek filozof ve bilginler (bk. ḥ-k-m; ḥ-ḳ-ḳ)</td><td><strong>hüsn</strong>: güzellik (bk. ḥ-s-n)</td></tr><tr><td><strong>icmâ</strong>: fikir birliği (bk. c-m-a)</td><td><strong>istidat</strong>: kabiliyet, yetenek (bk. a-d-d)</td></tr><tr><td><strong>ittifak</strong>: birleşme, fikir birliği</td><td><strong>kat’î</strong>: kesin</td></tr><tr><td><strong>kemâlât</strong>: mükemmellikler, kusursuzluklar (bk. k-m-l)</td><td><strong>kerem</strong>: cömertlik, ikram, yardım (bk. k-r-m)</td></tr><tr><td><strong>kerîm</strong>: cömert, ikram sahibi (bk. k-r-m)</td><td><strong>keşif</strong>: kalb gözüyle görme, mânevî âlemlere ait bazı olayları ve hakikatleri görme (bk. k-ş-f)</td></tr><tr><td><strong>kâinat</strong>: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</td><td><strong>lezzet-i nisbiye</strong>: izafî, göreceli lezzet (bk. n-s-b)</td></tr><tr><td><strong>mahlûk</strong>: yaratık (bk. ḫ-l-ḳ)</td><td><strong>malûm</strong>: bilinen (bk. a-l-m)</td></tr><tr><td><strong>mazhar</strong>: ayna, yansıma yeri (bk. ẓ-h-r)</td><td><strong>mehâsin</strong>: güzellikler (bk. ḥ-s-n)</td></tr><tr><td><strong>meslek</strong>: hizmet yolu, ekolü</td><td><strong>mes’udiyet</strong>: mutluluk</td></tr><tr><td><strong>mevcudat</strong>: varlıklar (bk. v-c-d)</td><td><strong>mezhep</strong>: tutulan yol, ekol (bk. ẕ-h-b)</td></tr><tr><td><strong>mezâhir</strong>: görünme ve yansıma yerleri, aynalar (bk. ẓ-h-r)</td><td><strong>meşrep</strong>: tarz, üslup</td></tr><tr><td><strong>misillü</strong>: gibi, benzeri (bk. m-s̱-l)</td><td><strong>muhakkıkîn</strong>: gerçekleri araştıran ve hakikatleri delilleriyle bilen âlimler (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>muhtelif</strong>: çeşitli</td><td><strong>mükrim</strong>: ikram eden, cömertlikte bulunan (bk. k-r-m)</td></tr><tr><td><strong>nazar</strong>: dikkat (bk. n-ẓ-r)</td><td><strong>remiz</strong>: işaret</td></tr><tr><td><strong>tabakat</strong>: tabakalar</td><td><strong>tahammül</strong>: katlanma, dayanma</td></tr><tr><td><strong>tecellîyât-ı kemâl</strong>: mükemmelliklerin tecellîleri, yansımaları (bk. c-l-y; k-m-l)</td><td><strong>tefevvuk</strong>: üstünlük</td></tr><tr><td><strong>telezzüz</strong>: lezzet alma</td><td><strong>tevatür</strong>: çeşitli kanallardan gelen ve doğruluğu kesin olarak kanıtlanan haberin aktarılması</td></tr><tr><td><strong>turuk</strong>: yollar (bk. ṭ-r-ḳ)</td><td><strong>valide</strong>: anne</td></tr><tr><td><strong>vuku</strong>: olma, meydana gelme</td><td><strong>yakîn</strong>: şüphesiz, kesin bilgi (bk. y-ḳ-n)</td></tr><tr><td><strong>ziyade</strong>: çok</td><td><strong>zulmetli</strong>: karanlık (bk. ẓ-l-m)</td></tr><tr><td><strong>şuhud</strong>: kalp gözüyle görme (bk. ş-h-d)</td><td></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 271330, member: 1"] [b]Otuz İkinci Söz - Sayfa 846[/b] [B]Beşinci hüccet:[/B] Malûmdur ki, üç dört muhtelif yoldan gelenler aynı bir hadiseyi söyleseler, yakîni ifade eden tevatür derecesinde o hadisenin kat’î vukuuna delâlet eder. İşte, meşrepçe ve meslekçe ve istidatça ve asırca gayet muhtelif, ayrı ayrı bütün muhakkıkînin muhtelif tabakatından ve evliyanın muhtelif turuklarından ve asfiyanın muhtelif mesleklerinden ve hükema-yı hakikiyenin muhtelif mezheplerinden olan bütün ehl-i keşif ve zevk ve şuhud ve müşahede, keşif ve zevk ve şuhud ile ittifak etmişler ki, kâinat mezâhirinde ve mevcudat âyinelerinde görülen mehâsin ve kemâlât, birtek Zât-ı Vâcibü’l-Vücudun tecelliyât-ı kemâlidir ve cilve-i cemâl-i esmâsıdır. İşte bunların icmâı sarsılmaz bir hüccet-i kàtıadır. Tahmin ederim ki, şu Remizde, ehl-i dalâletin vekili işitmemek için kulağını kapayıp kaçmaya mecburdur. Zaten zulmetli kafaları, huffaş misillü, bu nurları görmeye tahammül edemezler. Öyle ise, bundan sonra onları pek de nazara almayacağız. [B]DÖRDÜNCÜ REMİZ:[/B] Birşeyin lezzeti, hüsnü, cemâli, emsal ve ezdâdına bakmaktan ziyade, mazharlarına bakarlar. Meselâ, kerem güzel ve hoş bir sıfattır. Kerîm olan zât, başka mükrimlere tefevvuk cihetiyle aldığı lezzet-i nisbiyeden bin defa daha hoş bir lezzeti, ikram ettiği adamların telezzüzleriyle, ferahlarıyla alır. Hem bir şefkat ve merhamet sahibi, şefkat ettiği mahlûkların istirahatleri derecesinde hakikî bir lezzet alır. Meselâ, bir validenin, evlâdının mes’udiyetlerinden ve istirahatlerinden şefkat vasıtasıyla aldığı lezzet o derece kuvvetlidir ki, onların rahatı için ruhunu feda eder derecesine getirir. Hattâ o şefkatin lezzeti, tavuğu civcivlerini himaye etmek için arslana saldırtır. [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B]Zât-ı Vâcibü’l-Vücud[/B]: varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Zât, Allah (bk. v-c-b; v-c-d)[/TD] [TD][B]asfiya[/B]: Hz. Peygamberin yolundan giden ilim ve velâyet sahibi hâlis kullar (bk. ṣ-f-y)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]cemâl[/B]: güzellik (bk. c-m-l)[/TD] [TD][B]cihet[/B]: yön[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]cilve-i cemâl-i esmâ[/B]: isimlerin güzelliklerinin görüntüsü (bk. c-l-y; c-m-l; s-m-v)[/TD] [TD][B]delâlet[/B]: delil olma, işaret etme[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ehl-i dalâlet[/B]: doğru ve hak yoldan sapmış, inançsız kimseler (bk. ḍ-l-l)[/TD] [TD][B]ehl-i keşif ve zevk ve şuhud ve müşahede[/B]: maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini Allah’ın lütuf ve ihsanıyla gözleme yeteneğine sahip olan veli zâtlar (bk. k-ş-f; ş-h-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]emsal[/B]: benzerler (bk. m-s̱-l)[/TD] [TD][B]evliya[/B]: veliler (bk. v-l-y)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ezdâd[/B]: zıtlar[/TD] [TD][B]hakikî[/B]: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]himaye[/B]: koruma[/TD] [TD][B]huffaş[/B]: yarasa[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hüccet[/B]: delil[/TD] [TD][B]hüccet-i kàtıa[/B]: kesin delil[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hükema-yı hakikiye[/B]: gerçek filozof ve bilginler (bk. ḥ-k-m; ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [TD][B]hüsn[/B]: güzellik (bk. ḥ-s-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]icmâ[/B]: fikir birliği (bk. c-m-a)[/TD] [TD][B]istidat[/B]: kabiliyet, yetenek (bk. a-d-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ittifak[/B]: birleşme, fikir birliği[/TD] [TD][B]kat’î[/B]: kesin[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kemâlât[/B]: mükemmellikler, kusursuzluklar (bk. k-m-l)[/TD] [TD][B]kerem[/B]: cömertlik, ikram, yardım (bk. k-r-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kerîm[/B]: cömert, ikram sahibi (bk. k-r-m)[/TD] [TD][B]keşif[/B]: kalb gözüyle görme, mânevî âlemlere ait bazı olayları ve hakikatleri görme (bk. k-ş-f)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kâinat[/B]: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)[/TD] [TD][B]lezzet-i nisbiye[/B]: izafî, göreceli lezzet (bk. n-s-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mahlûk[/B]: yaratık (bk. ḫ-l-ḳ)[/TD] [TD][B]malûm[/B]: bilinen (bk. a-l-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mazhar[/B]: ayna, yansıma yeri (bk. ẓ-h-r)[/TD] [TD][B]mehâsin[/B]: güzellikler (bk. ḥ-s-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]meslek[/B]: hizmet yolu, ekolü[/TD] [TD][B]mes’udiyet[/B]: mutluluk[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mevcudat[/B]: varlıklar (bk. v-c-d)[/TD] [TD][B]mezhep[/B]: tutulan yol, ekol (bk. ẕ-h-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mezâhir[/B]: görünme ve yansıma yerleri, aynalar (bk. ẓ-h-r)[/TD] [TD][B]meşrep[/B]: tarz, üslup[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]misillü[/B]: gibi, benzeri (bk. m-s̱-l)[/TD] [TD][B]muhakkıkîn[/B]: gerçekleri araştıran ve hakikatleri delilleriyle bilen âlimler (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]muhtelif[/B]: çeşitli[/TD] [TD][B]mükrim[/B]: ikram eden, cömertlikte bulunan (bk. k-r-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nazar[/B]: dikkat (bk. n-ẓ-r)[/TD] [TD][B]remiz[/B]: işaret[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tabakat[/B]: tabakalar[/TD] [TD][B]tahammül[/B]: katlanma, dayanma[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tecellîyât-ı kemâl[/B]: mükemmelliklerin tecellîleri, yansımaları (bk. c-l-y; k-m-l)[/TD] [TD][B]tefevvuk[/B]: üstünlük[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]telezzüz[/B]: lezzet alma[/TD] [TD][B]tevatür[/B]: çeşitli kanallardan gelen ve doğruluğu kesin olarak kanıtlanan haberin aktarılması[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]turuk[/B]: yollar (bk. ṭ-r-ḳ)[/TD] [TD][B]valide[/B]: anne[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]vuku[/B]: olma, meydana gelme[/TD] [TD][B]yakîn[/B]: şüphesiz, kesin bilgi (bk. y-ḳ-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ziyade[/B]: çok[/TD] [TD][B]zulmetli[/B]: karanlık (bk. ẓ-l-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]şuhud[/B]: kalp gözüyle görme (bk. ş-h-d)[/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst