Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 271331" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz İkinci Söz - Sayfa 847</strong></p><p></p><p>İşte, madem evsâf-ı âliyedeki hakikî lezzet ve hüsün ve saadet ve kemâl, akran ve ezdâda bakmıyor, belki mezâhir ve müteallikatına bakıyor. Elbette, Hayy-ı Kayyûm ve Hannân-ı Mennân ve Rahîm ve Rahmân olan Zât-ı Zülcemâl ve Kemâlin rahmetindeki cemâl ise, merhumlara bakar. Merhametine mazhar olanların, hususan Cennet-i bâkiyede nihayetsiz envâ-ı rahmet ve şefkatine mazhar olanların derece-i saadetlerine ve tena’umlarına ve ferahlarına göre, o Zât-ı Rahmânü’r-Rahîm, Ona lâyık bir tarzda bir muhabbet, bir sevmek gibi, Ona lâyık şuûnâtla tabir edilen ulvî, kudsî, güzel, münezzeh mânâları vardır. “Lezzet-i kudsiye, aşk-ı mukaddes, ferah-ı münezzeh, mesruriyet-i kudsiye“ tabir edilen, izn-i şer’î olmadığından yad edemediğimiz gayet münezzeh, mukaddes şuûnâtı vardır ki, herbiri, kâinatta gördüğümüz ve mevcudat mâbeyninde hissettiğimiz aşk ve ferah ve mesruriyetten nihayetsiz derecelerde daha yüksek, daha ulvî, daha mukaddes, daha münezzeh olduğunu çok yerlerde ispat etmişiz. O mânâların birer lem’asına bakmak istersen, gelecek temsilâtın dürbünüyle bak:</p><p></p><p>Meselâ, nasıl ki sehâvetli, âlicenap, müşfik bir zât, güzel bir ziyafeti, gayet fakir ve aç ve muhtaç olanlara vermek için, seyahat eden güzel bir gemisine serer. Kendi de üstünde seyreder. O fukaranın minnettârâne tena’umları ve o aç olanların müteşekkirâne telezzüzleri ve o muhtaç olanların senâkârâne memnuniyetleri, ne derece o kerîm zâtı mesrur ve müferrah eder, ne kadar onun hoşuna gider, anlarsın.</p><p></p><p>İşte, küçücük bir sofranın hakikî mâliki olmayan ve bir tevziat memuru hükmünde</p><p></p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong>Cennet-i bâkiye</strong>: devamlı ve kalıcı olan Cennet hayatı (bk. b-ḳ-y)</td><td><strong>Hannân-ı Mennân</strong>: rahmetlerin en hoş cilvesini kullarına bağışlayan ve sonsuz minnete lâyık olduğunu gösterecek şekilde kullarını nimetlendiren Allah (bk. ḥ-n-n)</td></tr><tr><td><strong>Hayy-ı Kayyûm</strong>: her an diri olup her canlıya hayat veren ve herşeyi ayakta tutan Allah (bk. ḥ-y-y; ḳ-v-m)</td><td><strong>Rahmân</strong>: kullarına karşı çok merhametli olan ve rahmet eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah (bk. r-ḥ-m)</td></tr><tr><td><strong>Rahîm</strong>: rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah (bk. r-ḥ-m)</td><td><strong>Zât-ı Rahmânü’r-Rahîm</strong>: dünya ve âhirette yarattıklarına sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle muamele eden Zât, Allah (bk. r-ḥ-m)</td></tr><tr><td><strong>Zât-ı Zülcemâl ve Kemâl</strong>: sonsuz güzellik ve mükemmellik sahibi olan Zât, Allah (bk. ẕü; c-m-l)</td><td><strong>akran</strong>: denkler, eşit olanlar</td></tr><tr><td><strong>aşk-ı mukaddes</strong>: kutsal aşk (bk. ḳ-d-s)</td><td><strong>cemâl</strong>: güzellik (bk. c-m-l; k-m-l)</td></tr><tr><td><strong>derece-i saadet</strong>: mutluluk derecesi</td><td><strong>envâ-ı rahmet ve şefkat</strong>: rahmet ve şefkat çeşitleri (bk. r-ḥ-m; ş-f-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>evsâf-ı âliye</strong>: yüce vasıflar, özellikler (bk. v-ṣ-f)</td><td><strong>ezdâd</strong>: zıtlar</td></tr><tr><td><strong>ferah-ı münezzeh</strong>: son derece nezih, temiz sevinç (bk. n-z-h)</td><td><strong>hakikî</strong>: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>hususan</strong>: özellikle</td><td><strong>hüsün</strong>: güzellik (bk. ḥ-s-n)</td></tr><tr><td><strong>izn-i şer’î</strong>: dinî izin</td><td><strong>kemâl</strong>: mükemmellik (bk. k-m-l)</td></tr><tr><td><strong>kerîm</strong>: cömert, ikram sahibi (bk. k-r-m)</td><td><strong>kudsî</strong>: her türlü kusur ve noksandan uzak, mukaddes (bk. ḳ-d-s)</td></tr><tr><td><strong>kâinat</strong>: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</td><td><strong>lem’a</strong>: parıltı</td></tr><tr><td><strong>lezzet-i kudsiye</strong>: kutsal lezzet (bk. ḳ-d-s)</td><td><strong>mazhar olma</strong>: erişme, nail olma (bk. ẓ-h-r)</td></tr><tr><td><strong>merhum</strong>: rahmete kavuşmuş (bk. r-ḥ-m)</td><td><strong>mesrur</strong>: sevinçli, mutlu</td></tr><tr><td><strong>mesruriyet</strong>: sevinç</td><td><strong>mesruriyet-i kudsiye</strong>: mukaddes sevinç (bk. ḳ-d-s)</td></tr><tr><td><strong>mevcudat</strong>: varlıklar (bk. v-c-d)</td><td><strong>mezâhir</strong>: görünme ve yansıma yerleri, aynalar (bk. ẓ-h-r)</td></tr><tr><td><strong>minnettârâne</strong>: minnet duyarak, yapılan bir iyiliğe karşı teşekkür hissi taşıyarak</td><td><strong>muhabbet</strong>: sevgi (bk. ḥ-b-b)</td></tr><tr><td><strong>mukaddes</strong>: her türlü kusur ve noksandan yüce (bk. ḳ-d-s)</td><td><strong>mâbeyn</strong>: ara</td></tr><tr><td><strong>mâlik</strong>: sahip (bk. m-l-k)</td><td><strong>müferrah</strong>: ferahlı, sevinçli</td></tr><tr><td><strong>münezzeh</strong>: temiz, kusurlardan arınmış (bk. n-z-h)</td><td><strong>müteallikat</strong>: ilgili olanlar, yakınlar</td></tr><tr><td><strong>müteşekkirâne</strong>: teşekkür ederek (bk. ş-k-r)</td><td><strong>müşfik</strong>: şefkatli (bk. ş-f-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>nihayetsiz</strong>: sonsuz</td><td><strong>rahmet</strong>: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)</td></tr><tr><td><strong>saadet</strong>: mutluluk</td><td><strong>sehâvetli</strong>: cömert (bk. c-v-d)</td></tr><tr><td><strong>senâkârâne</strong>: senâ ederek, överek</td><td><strong>tabir edilen</strong>: adlandırılan (bk. a-b-r)</td></tr><tr><td><strong>telezzüz</strong>: lezzetlenme</td><td><strong>temsilât</strong>: temsiller, kıyaslama tarzında benzetmeler (bk. m-s̱-l)</td></tr><tr><td><strong>tena’um</strong>: nimetlenme (bk. n-a-m)</td><td><strong>tevziat</strong>: dağıtım</td></tr><tr><td><strong>ulvî</strong>: yüce</td><td><strong>yad etmek</strong>: anmak</td></tr><tr><td><strong>âlicenap</strong>: yüksek ahlâk sahibi</td><td><strong>şuûnât</strong>: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler (bk. ş-e-n)</td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 271331, member: 1"] [b]Otuz İkinci Söz - Sayfa 847[/b] İşte, madem evsâf-ı âliyedeki hakikî lezzet ve hüsün ve saadet ve kemâl, akran ve ezdâda bakmıyor, belki mezâhir ve müteallikatına bakıyor. Elbette, Hayy-ı Kayyûm ve Hannân-ı Mennân ve Rahîm ve Rahmân olan Zât-ı Zülcemâl ve Kemâlin rahmetindeki cemâl ise, merhumlara bakar. Merhametine mazhar olanların, hususan Cennet-i bâkiyede nihayetsiz envâ-ı rahmet ve şefkatine mazhar olanların derece-i saadetlerine ve tena’umlarına ve ferahlarına göre, o Zât-ı Rahmânü’r-Rahîm, Ona lâyık bir tarzda bir muhabbet, bir sevmek gibi, Ona lâyık şuûnâtla tabir edilen ulvî, kudsî, güzel, münezzeh mânâları vardır. “Lezzet-i kudsiye, aşk-ı mukaddes, ferah-ı münezzeh, mesruriyet-i kudsiye“ tabir edilen, izn-i şer’î olmadığından yad edemediğimiz gayet münezzeh, mukaddes şuûnâtı vardır ki, herbiri, kâinatta gördüğümüz ve mevcudat mâbeyninde hissettiğimiz aşk ve ferah ve mesruriyetten nihayetsiz derecelerde daha yüksek, daha ulvî, daha mukaddes, daha münezzeh olduğunu çok yerlerde ispat etmişiz. O mânâların birer lem’asına bakmak istersen, gelecek temsilâtın dürbünüyle bak: Meselâ, nasıl ki sehâvetli, âlicenap, müşfik bir zât, güzel bir ziyafeti, gayet fakir ve aç ve muhtaç olanlara vermek için, seyahat eden güzel bir gemisine serer. Kendi de üstünde seyreder. O fukaranın minnettârâne tena’umları ve o aç olanların müteşekkirâne telezzüzleri ve o muhtaç olanların senâkârâne memnuniyetleri, ne derece o kerîm zâtı mesrur ve müferrah eder, ne kadar onun hoşuna gider, anlarsın. İşte, küçücük bir sofranın hakikî mâliki olmayan ve bir tevziat memuru hükmünde [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B]Cennet-i bâkiye[/B]: devamlı ve kalıcı olan Cennet hayatı (bk. b-ḳ-y)[/TD] [TD][B]Hannân-ı Mennân[/B]: rahmetlerin en hoş cilvesini kullarına bağışlayan ve sonsuz minnete lâyık olduğunu gösterecek şekilde kullarını nimetlendiren Allah (bk. ḥ-n-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Hayy-ı Kayyûm[/B]: her an diri olup her canlıya hayat veren ve herşeyi ayakta tutan Allah (bk. ḥ-y-y; ḳ-v-m)[/TD] [TD][B]Rahmân[/B]: kullarına karşı çok merhametli olan ve rahmet eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah (bk. r-ḥ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Rahîm[/B]: rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah (bk. r-ḥ-m)[/TD] [TD][B]Zât-ı Rahmânü’r-Rahîm[/B]: dünya ve âhirette yarattıklarına sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle muamele eden Zât, Allah (bk. r-ḥ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Zât-ı Zülcemâl ve Kemâl[/B]: sonsuz güzellik ve mükemmellik sahibi olan Zât, Allah (bk. ẕü; c-m-l)[/TD] [TD][B]akran[/B]: denkler, eşit olanlar[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]aşk-ı mukaddes[/B]: kutsal aşk (bk. ḳ-d-s)[/TD] [TD][B]cemâl[/B]: güzellik (bk. c-m-l; k-m-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]derece-i saadet[/B]: mutluluk derecesi[/TD] [TD][B]envâ-ı rahmet ve şefkat[/B]: rahmet ve şefkat çeşitleri (bk. r-ḥ-m; ş-f-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]evsâf-ı âliye[/B]: yüce vasıflar, özellikler (bk. v-ṣ-f)[/TD] [TD][B]ezdâd[/B]: zıtlar[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ferah-ı münezzeh[/B]: son derece nezih, temiz sevinç (bk. n-z-h)[/TD] [TD][B]hakikî[/B]: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hususan[/B]: özellikle[/TD] [TD][B]hüsün[/B]: güzellik (bk. ḥ-s-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]izn-i şer’î[/B]: dinî izin[/TD] [TD][B]kemâl[/B]: mükemmellik (bk. k-m-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kerîm[/B]: cömert, ikram sahibi (bk. k-r-m)[/TD] [TD][B]kudsî[/B]: her türlü kusur ve noksandan uzak, mukaddes (bk. ḳ-d-s)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kâinat[/B]: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)[/TD] [TD][B]lem’a[/B]: parıltı[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]lezzet-i kudsiye[/B]: kutsal lezzet (bk. ḳ-d-s)[/TD] [TD][B]mazhar olma[/B]: erişme, nail olma (bk. ẓ-h-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]merhum[/B]: rahmete kavuşmuş (bk. r-ḥ-m)[/TD] [TD][B]mesrur[/B]: sevinçli, mutlu[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mesruriyet[/B]: sevinç[/TD] [TD][B]mesruriyet-i kudsiye[/B]: mukaddes sevinç (bk. ḳ-d-s)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mevcudat[/B]: varlıklar (bk. v-c-d)[/TD] [TD][B]mezâhir[/B]: görünme ve yansıma yerleri, aynalar (bk. ẓ-h-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]minnettârâne[/B]: minnet duyarak, yapılan bir iyiliğe karşı teşekkür hissi taşıyarak[/TD] [TD][B]muhabbet[/B]: sevgi (bk. ḥ-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mukaddes[/B]: her türlü kusur ve noksandan yüce (bk. ḳ-d-s)[/TD] [TD][B]mâbeyn[/B]: ara[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mâlik[/B]: sahip (bk. m-l-k)[/TD] [TD][B]müferrah[/B]: ferahlı, sevinçli[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]münezzeh[/B]: temiz, kusurlardan arınmış (bk. n-z-h)[/TD] [TD][B]müteallikat[/B]: ilgili olanlar, yakınlar[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]müteşekkirâne[/B]: teşekkür ederek (bk. ş-k-r)[/TD] [TD][B]müşfik[/B]: şefkatli (bk. ş-f-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nihayetsiz[/B]: sonsuz[/TD] [TD][B]rahmet[/B]: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]saadet[/B]: mutluluk[/TD] [TD][B]sehâvetli[/B]: cömert (bk. c-v-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]senâkârâne[/B]: senâ ederek, överek[/TD] [TD][B]tabir edilen[/B]: adlandırılan (bk. a-b-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]telezzüz[/B]: lezzetlenme[/TD] [TD][B]temsilât[/B]: temsiller, kıyaslama tarzında benzetmeler (bk. m-s̱-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tena’um[/B]: nimetlenme (bk. n-a-m)[/TD] [TD][B]tevziat[/B]: dağıtım[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ulvî[/B]: yüce[/TD] [TD][B]yad etmek[/B]: anmak[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]âlicenap[/B]: yüksek ahlâk sahibi[/TD] [TD][B]şuûnât[/B]: Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler (bk. ş-e-n)[/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst