Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 271332" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz İkinci Söz - Sayfa 848</strong></p><p></p><p>olan bir insanın mesruriyeti böyle ise, cin ve insi ve hayvânâtı feza-yı âlem denizinde seyir ve seyahat ettiren ve bir sefine-i Rabbâniye olan koca zeminin üstüne bindirip, yüzünde hadsiz envâ-ı mat’umâtı câmi’ bir sofrayı serip, bütün zîhayatı küçük bir kahvaltı nev’inde o ziyafete davet etmekle beraber, gayet mükemmel ve bütün envâ-ı lezâizi câmi’, sermedî, ebedî bir dâr-ı bekâda Cennetleri, herbirisini birer sofra-i nimet ederek hadsiz lezâizi ve letâifi câmi’ bir tarzda, nihayetsiz bir zamanda, nihayetsiz muhtaç, nihayetsiz müştak, nihayetsiz ibâdına, hakikî yemek için ziyafet açan bir Rahmân-ı Rahîme ait ve tabirinde âciz olduğumuz maânî-i mukaddese-i muhabbeti ve netâic-i rahmeti kıyas edebilirsin.</p><p></p><p>Hem meselâ, mahir bir san’atperver, maharetini göstermeyi sever bir usta, güzel, plâksız konuşan fonoğraf gibi bir san’atı icad ettikten sonra onu kurup tecrübe ediyor, gösteriyor. O san’atkârın düşündüğü ve istediği neticeleri en mükemmel bir tarzda gösterse, onun mucidi ne kadar iftihar eder, ne kadar memnun olur, ne derece hoşuna gider, kendi kendine “Bârekâllah” der.</p><p></p><p>İşte, küçücük bir insan, icadsız, sırf surî bir san’atçığıyla, bir fonoğrafın güzel işlemesiyle böyle memnun olsa, acaba bir Sâni-i Zülcelâl, koca kâinatı bir musikî, bir fonoğraf hükmünde icad ettiği gibi, zemini ve zemin içindeki bütün zîhayatı ve bilhassa zîhayat içinde insanın başını öyle bir fonoğraf-ı Rabbânî ve bir musika-i İlâhî tarzında yapmış ki, hikmet-i beşer, o san’at karşısında hayretinden parmağını ısırıyor. İşte, bütün o masnuat, bütün onlardan matlup neticeleri nihayet derecede ve gayet güzel bir surette gösterdiklerinden ve ibâdât-ı mahsusa ve tesbihat-ı hususiye ve tahiyyât-ı muayyene ile tabir edilen, evâmir-i tekvîniyeye karşı onların itaatleri ve onlardan matlup olan makàsıd-ı Rabbâniyenin</p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong>Bârekâllah</strong>: Allah hayırlı ve mübarek kılsın (bk. b-r-k)</td><td><strong>Rahmân-ı Rahîm</strong>: dünya ve âhirette yarattığı varlıklara sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle davranan Allah (bk. r-ḥ-m)</td></tr><tr><td><strong>Sâni-i Zülcelâl</strong>: herşeyi san’atlı bir şekilde yapan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l)</td><td><strong>bilhassa</strong>: özellikle</td></tr><tr><td><strong>cin ve ins</strong>: cinler ve insanlar</td><td><strong>câmi’</strong>: kapsayan, içine alan (bk. c-m-a)</td></tr><tr><td><strong>dâr-ı bekà</strong>: devamlı ve kalıcı olan yer (bk. b-ḳ-y)</td><td><strong>ebedî</strong>: sonu olmayan, sonsuz (bk. e-b-d)</td></tr><tr><td><strong>envâ-ı lezâiz</strong>: lezzet çeşitleri</td><td><strong>envâ-ı mat’umât</strong>: yiyecek çeşitleri</td></tr><tr><td><strong>evâmir-i tekvîniye</strong>: Allah’ın kâinata koyduğu yaratılışa ait kanunlar (bk. k-v-n)</td><td><strong>feza-yı âlem</strong>: uzay (bk. a-l-m)</td></tr><tr><td><strong>fonoğraf</strong>: gramofonun ilk şekli, ses cihazı</td><td><strong>fonoğraf-ı Rabbânî</strong>: Allah’a ait fonoğraf, ses cihazı (bk. r-b-b)</td></tr><tr><td><strong>hadsiz</strong>: sınırsız</td><td><strong>hakikî</strong>: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>hayvânât</strong>: hayvanlar</td><td><strong>hikmet-i beşer</strong>: insanın bilgi ve felsefesi (bk. ḥ-k-m)</td></tr><tr><td><strong>ibâd</strong>: kullar (bk. a-b-d)</td><td><strong>ibâdât-ı mahsusa</strong>: kendilerine özgü ibadetler (bk. a-b-d)</td></tr><tr><td><strong>icad</strong>: var etme, yapma (bk. v-c-d)</td><td><strong>iftihar</strong>: övünme</td></tr><tr><td><strong>kâinat</strong>: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</td><td><strong>letâif</strong>: iyilikler, bağışlar (bk. l-ṭ-f)</td></tr><tr><td><strong>lezâiz</strong>: lezzetler</td><td><strong>maharet</strong>: beceri, hüner</td></tr><tr><td><strong>mahir</strong>: maharetli, becerikli</td><td><strong>makàsıd-ı Rabbâniye</strong>: herşeyin Rabbi olan Allah’ın yüce maksatları, gayeleri (bk. ḳ-ṣ-d; r-b-b)</td></tr><tr><td><strong>masnuat</strong>: san’at eseri varlıklar (bk. ṣ-n-a)</td><td><strong>matlup</strong>: istenilen, hedeflenen (bk. ṭ-l-b)</td></tr><tr><td><strong>maânî-i mukaddese-i muhabbet</strong>: sevgi ile ilgili mukaddes mânâları (bk. a-n-y; ḳ-d-s; ḥ-b-b)</td><td><strong>mesruriyet</strong>: sevinç</td></tr><tr><td><strong>mucid</strong>: icad eden, yapan (bk. v-c-d)</td><td><strong>musika-i İlâhî</strong>: İlâhi mızıka (bk. e-l-h)</td></tr><tr><td><strong>müştak</strong>: çok arzulu ve istekli</td><td><strong>netâic-i rahmet</strong>: rahmetin neticeleri (bk. r-ḥ-m)</td></tr><tr><td><strong>nev’</strong>: tür, çeşit</td><td><strong>nihayet</strong>: son</td></tr><tr><td><strong>nihayetsiz</strong>: sonsuz, sınırsız</td><td><strong>san’atperver</strong>: san’at sever (bk. ṣ-n-a)</td></tr><tr><td><strong>sefine-i Rabbâniye</strong>: Allah’ın gemisi, dünya (bk. r-b-b)</td><td><strong>sermedî</strong>: daimi, sürekli</td></tr><tr><td><strong>seyir</strong>: gezme, gezinti</td><td><strong>sofra-i nimet</strong>: nimet sofrası (bk. n-a-m)</td></tr><tr><td><strong>suret</strong>: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</td><td><strong>surî</strong>: görünüşteki</td></tr><tr><td><strong>tabir</strong>: açıklama, ifade (bk. a-b-r)</td><td><strong>tabir edilen</strong>: adlandırılan (bk. a-b-r)</td></tr><tr><td><strong>tahiyyât-ı muayyene</strong>: belirli zamanlarda okunan, canlıların hal dilleriyle ve yaşayışlarıyla dile getirdikleri dualar (bk. ḥ-y-y)</td><td><strong>tesbihat-ı hususiye</strong>: özel tesbihler; Allah’ı, yüce şanına lâyık ifadelerle anma (bk. s-b-ḥ)</td></tr><tr><td><strong>zemin</strong>: yer</td><td><strong>zîhayat</strong>: hayat sahibi, canlı (bk. ẕî; ḥ-y-y)</td></tr><tr><td><strong>âciz</strong>: güçsüz (bk. a-c-z)</td><td></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 271332, member: 1"] [b]Otuz İkinci Söz - Sayfa 848[/b] olan bir insanın mesruriyeti böyle ise, cin ve insi ve hayvânâtı feza-yı âlem denizinde seyir ve seyahat ettiren ve bir sefine-i Rabbâniye olan koca zeminin üstüne bindirip, yüzünde hadsiz envâ-ı mat’umâtı câmi’ bir sofrayı serip, bütün zîhayatı küçük bir kahvaltı nev’inde o ziyafete davet etmekle beraber, gayet mükemmel ve bütün envâ-ı lezâizi câmi’, sermedî, ebedî bir dâr-ı bekâda Cennetleri, herbirisini birer sofra-i nimet ederek hadsiz lezâizi ve letâifi câmi’ bir tarzda, nihayetsiz bir zamanda, nihayetsiz muhtaç, nihayetsiz müştak, nihayetsiz ibâdına, hakikî yemek için ziyafet açan bir Rahmân-ı Rahîme ait ve tabirinde âciz olduğumuz maânî-i mukaddese-i muhabbeti ve netâic-i rahmeti kıyas edebilirsin. Hem meselâ, mahir bir san’atperver, maharetini göstermeyi sever bir usta, güzel, plâksız konuşan fonoğraf gibi bir san’atı icad ettikten sonra onu kurup tecrübe ediyor, gösteriyor. O san’atkârın düşündüğü ve istediği neticeleri en mükemmel bir tarzda gösterse, onun mucidi ne kadar iftihar eder, ne kadar memnun olur, ne derece hoşuna gider, kendi kendine “Bârekâllah” der. İşte, küçücük bir insan, icadsız, sırf surî bir san’atçığıyla, bir fonoğrafın güzel işlemesiyle böyle memnun olsa, acaba bir Sâni-i Zülcelâl, koca kâinatı bir musikî, bir fonoğraf hükmünde icad ettiği gibi, zemini ve zemin içindeki bütün zîhayatı ve bilhassa zîhayat içinde insanın başını öyle bir fonoğraf-ı Rabbânî ve bir musika-i İlâhî tarzında yapmış ki, hikmet-i beşer, o san’at karşısında hayretinden parmağını ısırıyor. İşte, bütün o masnuat, bütün onlardan matlup neticeleri nihayet derecede ve gayet güzel bir surette gösterdiklerinden ve ibâdât-ı mahsusa ve tesbihat-ı hususiye ve tahiyyât-ı muayyene ile tabir edilen, evâmir-i tekvîniyeye karşı onların itaatleri ve onlardan matlup olan makàsıd-ı Rabbâniyenin [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B]Bârekâllah[/B]: Allah hayırlı ve mübarek kılsın (bk. b-r-k)[/TD] [TD][B]Rahmân-ı Rahîm[/B]: dünya ve âhirette yarattığı varlıklara sonsuz rahmet, şefkat ve merhametiyle davranan Allah (bk. r-ḥ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Sâni-i Zülcelâl[/B]: herşeyi san’atlı bir şekilde yapan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l)[/TD] [TD][B]bilhassa[/B]: özellikle[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]cin ve ins[/B]: cinler ve insanlar[/TD] [TD][B]câmi’[/B]: kapsayan, içine alan (bk. c-m-a)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]dâr-ı bekà[/B]: devamlı ve kalıcı olan yer (bk. b-ḳ-y)[/TD] [TD][B]ebedî[/B]: sonu olmayan, sonsuz (bk. e-b-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]envâ-ı lezâiz[/B]: lezzet çeşitleri[/TD] [TD][B]envâ-ı mat’umât[/B]: yiyecek çeşitleri[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]evâmir-i tekvîniye[/B]: Allah’ın kâinata koyduğu yaratılışa ait kanunlar (bk. k-v-n)[/TD] [TD][B]feza-yı âlem[/B]: uzay (bk. a-l-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]fonoğraf[/B]: gramofonun ilk şekli, ses cihazı[/TD] [TD][B]fonoğraf-ı Rabbânî[/B]: Allah’a ait fonoğraf, ses cihazı (bk. r-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hadsiz[/B]: sınırsız[/TD] [TD][B]hakikî[/B]: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hayvânât[/B]: hayvanlar[/TD] [TD][B]hikmet-i beşer[/B]: insanın bilgi ve felsefesi (bk. ḥ-k-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ibâd[/B]: kullar (bk. a-b-d)[/TD] [TD][B]ibâdât-ı mahsusa[/B]: kendilerine özgü ibadetler (bk. a-b-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]icad[/B]: var etme, yapma (bk. v-c-d)[/TD] [TD][B]iftihar[/B]: övünme[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kâinat[/B]: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)[/TD] [TD][B]letâif[/B]: iyilikler, bağışlar (bk. l-ṭ-f)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]lezâiz[/B]: lezzetler[/TD] [TD][B]maharet[/B]: beceri, hüner[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mahir[/B]: maharetli, becerikli[/TD] [TD][B]makàsıd-ı Rabbâniye[/B]: herşeyin Rabbi olan Allah’ın yüce maksatları, gayeleri (bk. ḳ-ṣ-d; r-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]masnuat[/B]: san’at eseri varlıklar (bk. ṣ-n-a)[/TD] [TD][B]matlup[/B]: istenilen, hedeflenen (bk. ṭ-l-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]maânî-i mukaddese-i muhabbet[/B]: sevgi ile ilgili mukaddes mânâları (bk. a-n-y; ḳ-d-s; ḥ-b-b)[/TD] [TD][B]mesruriyet[/B]: sevinç[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mucid[/B]: icad eden, yapan (bk. v-c-d)[/TD] [TD][B]musika-i İlâhî[/B]: İlâhi mızıka (bk. e-l-h)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]müştak[/B]: çok arzulu ve istekli[/TD] [TD][B]netâic-i rahmet[/B]: rahmetin neticeleri (bk. r-ḥ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nev’[/B]: tür, çeşit[/TD] [TD][B]nihayet[/B]: son[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nihayetsiz[/B]: sonsuz, sınırsız[/TD] [TD][B]san’atperver[/B]: san’at sever (bk. ṣ-n-a)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]sefine-i Rabbâniye[/B]: Allah’ın gemisi, dünya (bk. r-b-b)[/TD] [TD][B]sermedî[/B]: daimi, sürekli[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]seyir[/B]: gezme, gezinti[/TD] [TD][B]sofra-i nimet[/B]: nimet sofrası (bk. n-a-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]suret[/B]: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)[/TD] [TD][B]surî[/B]: görünüşteki[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tabir[/B]: açıklama, ifade (bk. a-b-r)[/TD] [TD][B]tabir edilen[/B]: adlandırılan (bk. a-b-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tahiyyât-ı muayyene[/B]: belirli zamanlarda okunan, canlıların hal dilleriyle ve yaşayışlarıyla dile getirdikleri dualar (bk. ḥ-y-y)[/TD] [TD][B]tesbihat-ı hususiye[/B]: özel tesbihler; Allah’ı, yüce şanına lâyık ifadelerle anma (bk. s-b-ḥ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]zemin[/B]: yer[/TD] [TD][B]zîhayat[/B]: hayat sahibi, canlı (bk. ẕî; ḥ-y-y)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]âciz[/B]: güçsüz (bk. a-c-z)[/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst