Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 271625" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz İkinci Söz - Sayfa 870</strong></p><p></p><p>değil, belki onlara nefrin eder, onların gebermesiyle memnun olurlar. Ve mefhum-u muhalifle der: “Semâvât ve arz, ehl-i imanın ölmesiyle ağlarlar.” Zira, ehl-i iman ise, çünkü semâvât ve arzın vazifelerini bilir. Hakikî hakikatlerini tasdik ediyor. Ve onların ifade ettikleri mânâları iman ile anlıyor. “Ne kadar güzel yapılmışlar, ne kadar güzel hizmet ediyorlar” diyor. Ve onlara lâyık kıymeti veriyor ve ihtiram ediyor. Cenâb-ı Hak hesabına onlara ve onlar âyine oldukları esmâya muhabbet ediyor. İşte, bu sır içindir ki, semâvât ve zemin, ağlar gibi ehl-i imanın zevâline mahzun oluyorlar.</p><p></p><p><strong>Mühim bir sual:</strong> Diyorsunuz ki: “Muhabbet ihtiyarî değil. Hem, ihtiyac-ı fıtrîye binaen, leziz taamları ve meyveleri severim. Peder ve valide ve evlâtlarımı severim. Refika-i hayatımı severim. Dost ve ahbaplarımı severim. Enbiya ve evliyayı severim. Hayatımı, gençliğimi severim. Baharı ve güzel şeyleri ve dünyayı severim. Nasıl bunları sevmeyeceğim? Nasıl bütün bu muhabbetleri Cenâb-ı Hakkın zât ve sıfât ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?”</p><p></p><p><strong>Elcevap: </strong>Dört Nükteyi dinle.</p><p></p><p><strong>BİRİNCİ NÜKTE</strong></p><p><strong></strong></p><p>Muhabbet çendan ihtiyarî değil. Fakat, ihtiyar ile, muhabbetin yüzü bir mahbuptan diğer bir mahbuba dönebilir. Meselâ, bir mahbubun çirkinliğini göstermekle, veyahut asıl lâyık-ı muhabbet olan diğer bir mahbuba perde veya âyine olduğunu göstermekle, muhabbetin yüzü mecazî mahbuptan hakikî mahbuba çevrilebilir.</p><p></p><p><strong>İKİNCİ NÜKTE</strong></p><p></p><p>Tâdât ettiğin sevdiklerini sevme demiyoruz. Belki onları Cenâb-ı Hakkın hesabına ve Onun muhabbeti namına sev deriz.</p><p></p><p>Meselâ, leziz taamları, güzel meyveleri, Cenâb-ı Hakkın ihsanı ve o Rahmân-ı Rahîmin in’âmı cihetinde sevmek, Rahmân ve Mün’im isimlerini sevmektir; hem mânevî bir şükürdür. Şu muhabbet yalnız nefis hesabına olmadığını ve</p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong>Cenâb-ı Hak</strong>: Hakkın ta kendisi olan, şeref ve azamet sahibi yüce Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td><td><strong>Mün’im</strong>: gerçek nimet verici olan Allah (bk. n-a-m)</td></tr><tr><td><strong>Rahmân</strong>: rahmeti sonsuz, yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah (bk. r-ḥ-m)</td><td><strong>Rahmân-ı Rahîm</strong>: kullarına karşı sınırsız rahmet sahibi olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Allah (bk. r-ḥ-m)</td></tr><tr><td><strong>ahbap</strong>: sevgililer, dostlar (bk. ḥ-b-b)</td><td><strong>arz</strong>: yer</td></tr><tr><td><strong>binaen</strong>: –dayanarak</td><td><strong>cihet</strong>: yön</td></tr><tr><td><strong>ehl-i iman</strong>: Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler (bk. e-m-n)</td><td><strong>enbiya</strong>: peygamberler (bk. n-b-e)</td></tr><tr><td><strong>esmâ</strong>: isimler (bk. s-m-v)</td><td><strong>evliya</strong>: veliler (bk. v-l-y)</td></tr><tr><td><strong>hakikat</strong>: gerçek mahiyet, asıl ve esas (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td><td><strong>hakikî</strong>: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>ihsan</strong>: bağış, ikram, lütuf (bk. ḥ-s-n)</td><td><strong>ihtiram</strong>: saygı gösterme (bk. ḥ-r-m)</td></tr><tr><td><strong>ihtiyac-ı fıtrî</strong>: yaratılıştan gelen ihtiyaç (bk. ḥ-v-c; f-ṭ-r)</td><td><strong>ihtiyar</strong>: irade, tercih, seçme gücü (bk. ḫ-y-r)</td></tr><tr><td><strong>ihtiyarî</strong>: isteğe bağlı, iradeyle yapılan (bk. ḫ-y-r)</td><td><strong>in’âm</strong>: nimetlendirme (bk. n-a-m)</td></tr><tr><td><strong>leziz</strong>: lezzetli</td><td><strong>lâyık-ı muhabbet</strong>: sevgiye lâyık (bk. ḥ-b-b)</td></tr><tr><td><strong>mahbup</strong>: sevgili (bk. ḥ-b-b)</td><td><strong>mahzun olma</strong>: üzülme, hüzünlenme</td></tr><tr><td><strong>mecazî</strong>: gerçek olmayan (bk. c-v-z)</td><td><strong>mefhum-u muhalif</strong>: bir sözün ters mânâsı, zıt anlam</td></tr><tr><td><strong>muhabbet etme</strong>: sevme (bk. ḥ-b-b)</td><td><strong>nam</strong>: ad</td></tr><tr><td><strong>nefis</strong>: kişinin kendisi; insanı maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet (bk. n-f-s)</td><td><strong>nefrin</strong>: beddua</td></tr><tr><td><strong>nükte</strong>: ince ve derin mânâ</td><td><strong>peder</strong>: baba</td></tr><tr><td><strong>refika-i hayat</strong>: hayat arkadaşı, eş (bk. r-f-ḳ; ḥ-y-y)</td><td><strong>semâvat</strong>: gökler (bk. s-m-v)</td></tr><tr><td><strong>sıfât</strong>: vasıflar, özellikler (bk. v-ṣ-f)</td><td><strong>taam</strong>: yiyecek</td></tr><tr><td><strong>tâdât etmek</strong>: saymak</td><td><strong>valide</strong>: anne</td></tr><tr><td><strong>zemin</strong>: yer</td><td><strong>zevâl</strong>: geçip gitme (bk. z-v-l)</td></tr><tr><td><strong>zira</strong>: çünkü</td><td><strong>çendan</strong>: gerçi</td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 271625, member: 1"] [b]Otuz İkinci Söz - Sayfa 870[/b] değil, belki onlara nefrin eder, onların gebermesiyle memnun olurlar. Ve mefhum-u muhalifle der: “Semâvât ve arz, ehl-i imanın ölmesiyle ağlarlar.” Zira, ehl-i iman ise, çünkü semâvât ve arzın vazifelerini bilir. Hakikî hakikatlerini tasdik ediyor. Ve onların ifade ettikleri mânâları iman ile anlıyor. “Ne kadar güzel yapılmışlar, ne kadar güzel hizmet ediyorlar” diyor. Ve onlara lâyık kıymeti veriyor ve ihtiram ediyor. Cenâb-ı Hak hesabına onlara ve onlar âyine oldukları esmâya muhabbet ediyor. İşte, bu sır içindir ki, semâvât ve zemin, ağlar gibi ehl-i imanın zevâline mahzun oluyorlar. [B]Mühim bir sual:[/B] Diyorsunuz ki: “Muhabbet ihtiyarî değil. Hem, ihtiyac-ı fıtrîye binaen, leziz taamları ve meyveleri severim. Peder ve valide ve evlâtlarımı severim. Refika-i hayatımı severim. Dost ve ahbaplarımı severim. Enbiya ve evliyayı severim. Hayatımı, gençliğimi severim. Baharı ve güzel şeyleri ve dünyayı severim. Nasıl bunları sevmeyeceğim? Nasıl bütün bu muhabbetleri Cenâb-ı Hakkın zât ve sıfât ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?” [B]Elcevap: [/B]Dört Nükteyi dinle. [B]BİRİNCİ NÜKTE [/B] Muhabbet çendan ihtiyarî değil. Fakat, ihtiyar ile, muhabbetin yüzü bir mahbuptan diğer bir mahbuba dönebilir. Meselâ, bir mahbubun çirkinliğini göstermekle, veyahut asıl lâyık-ı muhabbet olan diğer bir mahbuba perde veya âyine olduğunu göstermekle, muhabbetin yüzü mecazî mahbuptan hakikî mahbuba çevrilebilir. [B]İKİNCİ NÜKTE[/B] Tâdât ettiğin sevdiklerini sevme demiyoruz. Belki onları Cenâb-ı Hakkın hesabına ve Onun muhabbeti namına sev deriz. Meselâ, leziz taamları, güzel meyveleri, Cenâb-ı Hakkın ihsanı ve o Rahmân-ı Rahîmin in’âmı cihetinde sevmek, Rahmân ve Mün’im isimlerini sevmektir; hem mânevî bir şükürdür. Şu muhabbet yalnız nefis hesabına olmadığını ve [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B]Cenâb-ı Hak[/B]: Hakkın ta kendisi olan, şeref ve azamet sahibi yüce Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [TD][B]Mün’im[/B]: gerçek nimet verici olan Allah (bk. n-a-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Rahmân[/B]: rahmeti sonsuz, yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah (bk. r-ḥ-m)[/TD] [TD][B]Rahmân-ı Rahîm[/B]: kullarına karşı sınırsız rahmet sahibi olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Allah (bk. r-ḥ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ahbap[/B]: sevgililer, dostlar (bk. ḥ-b-b)[/TD] [TD][B]arz[/B]: yer[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]binaen[/B]: –dayanarak[/TD] [TD][B]cihet[/B]: yön[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ehl-i iman[/B]: Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler (bk. e-m-n)[/TD] [TD][B]enbiya[/B]: peygamberler (bk. n-b-e)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]esmâ[/B]: isimler (bk. s-m-v)[/TD] [TD][B]evliya[/B]: veliler (bk. v-l-y)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hakikat[/B]: gerçek mahiyet, asıl ve esas (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [TD][B]hakikî[/B]: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ihsan[/B]: bağış, ikram, lütuf (bk. ḥ-s-n)[/TD] [TD][B]ihtiram[/B]: saygı gösterme (bk. ḥ-r-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ihtiyac-ı fıtrî[/B]: yaratılıştan gelen ihtiyaç (bk. ḥ-v-c; f-ṭ-r)[/TD] [TD][B]ihtiyar[/B]: irade, tercih, seçme gücü (bk. ḫ-y-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ihtiyarî[/B]: isteğe bağlı, iradeyle yapılan (bk. ḫ-y-r)[/TD] [TD][B]in’âm[/B]: nimetlendirme (bk. n-a-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]leziz[/B]: lezzetli[/TD] [TD][B]lâyık-ı muhabbet[/B]: sevgiye lâyık (bk. ḥ-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mahbup[/B]: sevgili (bk. ḥ-b-b)[/TD] [TD][B]mahzun olma[/B]: üzülme, hüzünlenme[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mecazî[/B]: gerçek olmayan (bk. c-v-z)[/TD] [TD][B]mefhum-u muhalif[/B]: bir sözün ters mânâsı, zıt anlam[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]muhabbet etme[/B]: sevme (bk. ḥ-b-b)[/TD] [TD][B]nam[/B]: ad[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nefis[/B]: kişinin kendisi; insanı maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet (bk. n-f-s)[/TD] [TD][B]nefrin[/B]: beddua[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nükte[/B]: ince ve derin mânâ[/TD] [TD][B]peder[/B]: baba[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]refika-i hayat[/B]: hayat arkadaşı, eş (bk. r-f-ḳ; ḥ-y-y)[/TD] [TD][B]semâvat[/B]: gökler (bk. s-m-v)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]sıfât[/B]: vasıflar, özellikler (bk. v-ṣ-f)[/TD] [TD][B]taam[/B]: yiyecek[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tâdât etmek[/B]: saymak[/TD] [TD][B]valide[/B]: anne[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]zemin[/B]: yer[/TD] [TD][B]zevâl[/B]: geçip gitme (bk. z-v-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]zira[/B]: çünkü[/TD] [TD][B]çendan[/B]: gerçi[/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst