Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 271629" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz İkinci Söz - Sayfa 871</strong></p><p></p><p>Rahmân namına olduğunu gösteren, meşru dairesinde kanaatkârâne kazanmak ve mütefekkirâne, müteşekkirâne yemektir.</p><p></p><p>Hem peder ve valideyi şefkatle teçhiz eden ve seni onların merhametli elleriyle terbiye ettiren hikmet ve rahmet hesabına onlara hürmet ve muhabbet, Cenâb‑ı Hakkın muhabbetine aittir.<img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1 O muhabbet ve hürmet, şefkat, Allah için olduğunun alâmeti şudur ki: Onlar ihtiyar oldukları ve sana hiçbir faideleri kalmadığı ve seni zahmet ve meşakkate attıkları zaman, daha ziyade muhabbet ve merhamet ve şefkat etmektir. </p><p></p><p><span style="font-size: 22px">اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَاۤ اَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُلْ لَهُمَاۤ اُفٍّ</span> <img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />2</p><p></p><p></p><p>âyeti, beş mertebe hürmet ve şefkate evlâdı davet etmesi, Kur’ân’ın nazarında valideynin hukukları ne kadar ehemmiyetli ve ukukları ne derece çirkin olduğunu gösterir. Madem peder kimseyi değil, yalnız veledinin kendinden daha ziyade iyi olmasını ister. Ona mukabil, veled dahi pedere karşı hak dâvâ edemez. Demek, valideyn ve veled ortasında fıtraten sebeb-i münakaşa yok. Zira, münakaşa ya gıpta ve hasetten gelir. Pederde oğluna karşı o yok. Veya münakaşa, haksızlıktan gelir. Veledin hakkı yoktur ki, pederine karşı hak dâvâ etsin. Pederini haksız görse de, ona isyan edemez. Demek pederine isyan eden ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır.</p><p></p><p>Ve evlâtlarını, o Zât-ı Rahîm-i Kerîmin hediyeleri olduğu için kemâl-i şefkat ve merhametle onları sevmek ve muhafaza etmek, yine Hakka aittir. Ve o muhabbet ise, Cenâb-ı Hakkın hesabına olduğunu gösteren alâmet ise, vefatlarında sabır ile şükürdür, meyusâne feryad etmemektir.<img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />3 “Hâlıkımın, benim nezaretime verdiği sevimli bir mahlûku idi, bir memlûkü idi. Şimdi hikmeti iktiza etti, benden aldı, daha iyi bir yere götürdü. Benim o memlûkte bir zâhirî hissem varsa, hakikî bin hisse onun Hâlıkına aittir. <img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />4 اَلْحُكْمُ ِللهِdeyip teslim olmaktır.</p><p></p><p></p><p></p><p>[NOT]Dipnot-1</p><p> bk. Bakara Sûresi, 2:83; Nisâ Sûresi, 4:36; En’âm Sûresi, 6:151; İbrahim Sûresi, 14:41.</p><p>Dipnot-2</p><p> “Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, sakın onlara ‘Öf’ bile deme.” İsrâ Sûresi, 17:23.</p><p>Dipnot-3</p><p> bk. Bakara Sûresi, 2:156.</p><p>Dipnot-4</p><p> “Hüküm (yetki ve karar) Allah’ındır.” Mü’min Sûresi, 40:12.[/NOT]</p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong>Hak</strong>: varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td><td><strong>Hâlık</strong>: herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>Rahmân</strong>: rahmeti sonsuz, yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah (bk. r-ḥ-m)</td><td><strong>Zât-ı Rahîm-i Kerîm</strong>: sonsuz rahmet ve ikram sahibi olan Zât, Allah (bk. r-ḥ-m; k-r-m)</td></tr><tr><td><strong>alâmet</strong>: işaret, belirti</td><td><strong>dâvâ</strong>: iddia</td></tr><tr><td><strong>feryad</strong>: bağırıp çağırma</td><td><strong>fıtraten</strong>: yaratılış gereği (bk. f-ṭ-r)</td></tr><tr><td><strong>gıpta</strong>: özenti, imrenme</td><td><strong>hakikî</strong>: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>haset</strong>: kıskançlık</td><td><strong>hikmet</strong>: yaratılıştaki İlâhî gaye, fayda ve tanzim (bk. ḥ-k-m)</td></tr><tr><td><strong>hürmet</strong>: saygı (bk. ḥ-r-m)</td><td><strong>iktiza</strong>: gerektirme</td></tr><tr><td><strong>kanaatkârâne</strong>: kısmetine razı olarak, yetinerek</td><td><strong>kemâl-i şefkat ve merhamet</strong>: tam bir şefkat ve merhamet (bk. k-m-l; ş-f-ḳ; r-ḥ-m)</td></tr><tr><td><strong>mahlûk</strong>: yaratık (bk. ḫ-l-ḳ)</td><td><strong>memlûk</strong>: köle, kul (bk. m-l-k)</td></tr><tr><td><strong>meyûsâne</strong>: ümitsizce</td><td><strong>meşakkat</strong>: güçlük, sıkıntı</td></tr><tr><td><strong>meşru</strong>: helâl, dine uygun (bk. ş-r-a)</td><td><strong>muhabbet</strong>: sevgi (bk. ḥ-b-b)</td></tr><tr><td><strong>muhafaza</strong>: koruma (bk. ḥ-f-ẓ)</td><td><strong>mukabil</strong>: karşılık</td></tr><tr><td><strong>mütefekkirâne</strong>: gerçek nimet verici olan Allah’ı düşünürek (bk. f-k-r)</td><td><strong>müteşekkirâne</strong>: verdiği nimetlerden dolayı Allah’a şükrederek (bk. ş-k-r)</td></tr><tr><td><strong>nam</strong>: ad</td><td><strong>nazar</strong>: bakış, dikkat (bk. n-ẓ-r)</td></tr><tr><td><strong>nezaret</strong>: gözetim (bk. n-ẓ-r)</td><td><strong>peder</strong>: baba</td></tr><tr><td><strong>rahmet</strong>: İlâhî şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)</td><td><strong>rencide</strong>: incinme, kırılma</td></tr><tr><td><strong>sebeb-i münakaşa</strong>: münakaşa sebebi (bk. s-b-b)</td><td><strong>terbiye</strong>: besleme, yetiştirme (bk. r-b-b) </td></tr><tr><td><strong>teçhiz etmek</strong>: donatmak</td><td><strong>ukuk</strong>: anne-babaya itaatsizlik ve saygısızlık</td></tr><tr><td><strong>valide</strong>: anne</td><td><strong>valideyn</strong>: anne-baba</td></tr><tr><td><strong>veled</strong>: çocuk</td><td><strong>ziyade</strong>: çok</td></tr><tr><td><strong>zâhirî</strong>: görünürde (bk. ẓ-h-r)</td><td></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 271629, member: 1"] [b]Otuz İkinci Söz - Sayfa 871[/b] Rahmân namına olduğunu gösteren, meşru dairesinde kanaatkârâne kazanmak ve mütefekkirâne, müteşekkirâne yemektir. Hem peder ve valideyi şefkatle teçhiz eden ve seni onların merhametli elleriyle terbiye ettiren hikmet ve rahmet hesabına onlara hürmet ve muhabbet, Cenâb‑ı Hakkın muhabbetine aittir.[IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1 O muhabbet ve hürmet, şefkat, Allah için olduğunun alâmeti şudur ki: Onlar ihtiyar oldukları ve sana hiçbir faideleri kalmadığı ve seni zahmet ve meşakkate attıkları zaman, daha ziyade muhabbet ve merhamet ve şefkat etmektir. [SIZE=6]اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَاۤ اَوْ كِلاَهُمَا فَلاَ تَقُلْ لَهُمَاۤ اُفٍّ[/SIZE] [IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]2 âyeti, beş mertebe hürmet ve şefkate evlâdı davet etmesi, Kur’ân’ın nazarında valideynin hukukları ne kadar ehemmiyetli ve ukukları ne derece çirkin olduğunu gösterir. Madem peder kimseyi değil, yalnız veledinin kendinden daha ziyade iyi olmasını ister. Ona mukabil, veled dahi pedere karşı hak dâvâ edemez. Demek, valideyn ve veled ortasında fıtraten sebeb-i münakaşa yok. Zira, münakaşa ya gıpta ve hasetten gelir. Pederde oğluna karşı o yok. Veya münakaşa, haksızlıktan gelir. Veledin hakkı yoktur ki, pederine karşı hak dâvâ etsin. Pederini haksız görse de, ona isyan edemez. Demek pederine isyan eden ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır. Ve evlâtlarını, o Zât-ı Rahîm-i Kerîmin hediyeleri olduğu için kemâl-i şefkat ve merhametle onları sevmek ve muhafaza etmek, yine Hakka aittir. Ve o muhabbet ise, Cenâb-ı Hakkın hesabına olduğunu gösteren alâmet ise, vefatlarında sabır ile şükürdür, meyusâne feryad etmemektir.[IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]3 “Hâlıkımın, benim nezaretime verdiği sevimli bir mahlûku idi, bir memlûkü idi. Şimdi hikmeti iktiza etti, benden aldı, daha iyi bir yere götürdü. Benim o memlûkte bir zâhirî hissem varsa, hakikî bin hisse onun Hâlıkına aittir. [IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]4 اَلْحُكْمُ ِللهِdeyip teslim olmaktır. [NOT]Dipnot-1 bk. Bakara Sûresi, 2:83; Nisâ Sûresi, 4:36; En’âm Sûresi, 6:151; İbrahim Sûresi, 14:41. Dipnot-2 “Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, sakın onlara ‘Öf’ bile deme.” İsrâ Sûresi, 17:23. Dipnot-3 bk. Bakara Sûresi, 2:156. Dipnot-4 “Hüküm (yetki ve karar) Allah’ındır.” Mü’min Sûresi, 40:12.[/NOT] [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B]Hak[/B]: varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [TD][B]Hâlık[/B]: herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Rahmân[/B]: rahmeti sonsuz, yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah (bk. r-ḥ-m)[/TD] [TD][B]Zât-ı Rahîm-i Kerîm[/B]: sonsuz rahmet ve ikram sahibi olan Zât, Allah (bk. r-ḥ-m; k-r-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]alâmet[/B]: işaret, belirti[/TD] [TD][B]dâvâ[/B]: iddia[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]feryad[/B]: bağırıp çağırma[/TD] [TD][B]fıtraten[/B]: yaratılış gereği (bk. f-ṭ-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]gıpta[/B]: özenti, imrenme[/TD] [TD][B]hakikî[/B]: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]haset[/B]: kıskançlık[/TD] [TD][B]hikmet[/B]: yaratılıştaki İlâhî gaye, fayda ve tanzim (bk. ḥ-k-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hürmet[/B]: saygı (bk. ḥ-r-m)[/TD] [TD][B]iktiza[/B]: gerektirme[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kanaatkârâne[/B]: kısmetine razı olarak, yetinerek[/TD] [TD][B]kemâl-i şefkat ve merhamet[/B]: tam bir şefkat ve merhamet (bk. k-m-l; ş-f-ḳ; r-ḥ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mahlûk[/B]: yaratık (bk. ḫ-l-ḳ)[/TD] [TD][B]memlûk[/B]: köle, kul (bk. m-l-k)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]meyûsâne[/B]: ümitsizce[/TD] [TD][B]meşakkat[/B]: güçlük, sıkıntı[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]meşru[/B]: helâl, dine uygun (bk. ş-r-a)[/TD] [TD][B]muhabbet[/B]: sevgi (bk. ḥ-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]muhafaza[/B]: koruma (bk. ḥ-f-ẓ)[/TD] [TD][B]mukabil[/B]: karşılık[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mütefekkirâne[/B]: gerçek nimet verici olan Allah’ı düşünürek (bk. f-k-r)[/TD] [TD][B]müteşekkirâne[/B]: verdiği nimetlerden dolayı Allah’a şükrederek (bk. ş-k-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nam[/B]: ad[/TD] [TD][B]nazar[/B]: bakış, dikkat (bk. n-ẓ-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nezaret[/B]: gözetim (bk. n-ẓ-r)[/TD] [TD][B]peder[/B]: baba[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]rahmet[/B]: İlâhî şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)[/TD] [TD][B]rencide[/B]: incinme, kırılma[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]sebeb-i münakaşa[/B]: münakaşa sebebi (bk. s-b-b)[/TD] [TD][B]terbiye[/B]: besleme, yetiştirme (bk. r-b-b) [/TD] [/TR] [TR] [TD][B]teçhiz etmek[/B]: donatmak[/TD] [TD][B]ukuk[/B]: anne-babaya itaatsizlik ve saygısızlık[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]valide[/B]: anne[/TD] [TD][B]valideyn[/B]: anne-baba[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]veled[/B]: çocuk[/TD] [TD][B]ziyade[/B]: çok[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]zâhirî[/B]: görünürde (bk. ẓ-h-r)[/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst