Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 271638" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz İkinci Söz - Sayfa 875</strong></p><p></p><p>Hem alâkadar olduğun ve perişaniyetlerinden müteessir olduğun, senin bir nevi hânen ve içindeki mevcudat senin o hânenin ünsiyetli levazımatı ve sevimli müzeyyenatı hükmünde olan dünyayı ve içindeki mahlûkatı kemâl-i hikmetle tanzim ve tedbir ve terbiye eden Zâtın Hakîm ismine ve Mürebbî ünvanına senin ruhun ne kadar muhtaç, ne kadar müştak olduğunu, dikkat etsen anlarsın.</p><p></p><p>Hem bütün alâkadar olduğun ve zevâlleriyle müteellim olduğun insanları, mevtleri hengâmında adem zulümatından kurtarıp şu dünyadan daha güzel bir yerde yerleştiren bir Zâtın Vâris, Bâis isimlerine, Bâkî, Kerîm, Muhyî ve Muhsin ünvanlarına ne kadar ruhun muhtaç olduğunu, dikkat etsen anlarsın.</p><p></p><p>İşte, insanın mahiyeti ulviye, fıtratı câmia olduğundan, binler envâ-ı hâcât ile binbir esmâ-i İlâhiyeye, herbir ismin çok mertebelerine fıtraten muhtaçtır. Muzaaf ihtiyaç, iştiyaktır. Muzaaf iştiyak, muhabbettir. Muzaaf muhabbet dahi aşktır. Ruhun tekemmülâtına göre, merâtib-i muhabbet, merâtib-i esmâya göre inkişaf eder. Bütün esmâya muhabbet dahi, çünkü o esmâ Zât-ı Zülcelâlin ünvanları ve cilveleri olduğundan, muhabbet-i zâtiyeye döner. Şimdi, yalnız nümune olarak, bin bir esmâdan yalnız Adl ve Hakem ve Hak ve Rahîm isimlerinin bin bir mertebelerinden bir mertebeyi beyan edeceğiz. Şöyle ki:</p><p></p><p>Hikmet ve adl içindeki Rahmânü’r-Rahîm ve Hak ismini âzamî bir dairede görmek istersen, şu temsile bak: Nasıl ki, bir orduda dört yüz muhtelif taifeler bulunduğunu farz ediyoruz ki, herbir taife beğendiği elbiseleri ayrı, hoşuna gittiği erzakı ayrı, rahatla istimal edeceği silâhları ayrı ve mizacına deva olacak ilâçları</p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong><br /> Adl</strong>: her hak sahibine hakkını veren, sonsuz adalet sahibi olan Allah (bk. a-d-l)</td><td><strong>Bâis</strong>: yeniden yaratan, ölülerin tekrar dirilten Allah</td></tr><tr><td><strong>Bâkî</strong>: Kendi varlığı sonsuza kadar devam eden ve dilediği varlığa bekâ veren, onları sonsuz ve kalıcı hale getiren Allah (bk. b-ḳ-y)</td><td><strong>Hak</strong>: varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>Hakem</strong>: haklıyı haksızı ayıran, hükmeden, her hakkı yerine getiren hüküm sahibi Allah (bk. ḥ-k-m)</td><td><strong>Hakîm</strong>: herşeyi hikmetle yapan Allah (bk. ḥ-k-m)</td></tr><tr><td><strong>Kerîm</strong>: sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan Allah (bk. k-r-m)</td><td><strong>Muhsin</strong>: yarattıklarına bağış ve iyiliklerde bulunan Allah (bk. ḥ-s-n)</td></tr><tr><td><strong>Muhyî</strong>: bütün canlılara hayat veren Allah (bk. ḥ-y-y)</td><td><strong>Mürebbî</strong>: herşeyi terbiye eden, eğiten, yetiştiren Allah (bk. r-b-b)</td></tr><tr><td><strong>Rahmânü’r-Rahîm</strong>: kullarına karşı sınırsız rahmet sahibi olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Allah (bk. r-ḥ-m)</td><td><strong>Rahîm</strong>: rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah (bk. r-ḥ-m)</td></tr><tr><td><strong>Vâris</strong>: herşeyin gerçek sahibi ve vârisi olan ve herşeyin mülkünü elinde tutan Allah</td><td><strong>Zât-ı Zülcelâl</strong>: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Allah (bk. ẕü; c-l-l)</td></tr><tr><td><strong>adem</strong>: yokluk, hiçlik</td><td><strong>adl</strong>: adalet, hak sahibine hakkını verme (bk. a-d-l)</td></tr><tr><td><strong>alâkadar</strong>: alakalı, ilgili</td><td><strong>beyan</strong>: açıklama (bk. b-y-n)</td></tr><tr><td><strong>cilve</strong>: görüntü, akis</td><td><strong>câmia</strong>: kapsamlı (bk. c-m-a)</td></tr><tr><td><strong>envâ-ı hâcât</strong>: ihtiyaç çeşitleri (bk. ḥ-v-c)</td><td><strong>erzak</strong>: rızıklar, yiyecek ve içecekler (bk. r-z-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>esmâ</strong>: isimler (bk. s-m-v)</td><td><strong>esmâ-i İlâhiye</strong>: Allah’ın isimleri (bk. s-m-v; e-l-h)</td></tr><tr><td><strong>farz etmek</strong>: varsaymak</td><td><strong>fıtrat</strong>: yaratılış (bk. f-ṭ-r)</td></tr><tr><td><strong>fıtraten</strong>: yaratılış itibariyle (bk. f-ṭ-r)</td><td><strong>hengâm</strong>: zaman, an</td></tr><tr><td><strong>hikmet</strong>: İlâhî gaye ve fayda (bk. ḥ-k-m)</td><td><strong>hâne</strong>: ev</td></tr><tr><td><strong>inkişaf</strong>: açığa çıkma, gelişme (bk. k-ş-f)</td><td><strong>istimal etmek</strong>: kullanmak</td></tr><tr><td><strong>iştiyak</strong>: çok kuvvetli arzu ve istek</td><td><strong>kemâl-i hikmet</strong>: mükemmel bir hikmet (bk. k-m-l; ḥ-k-m)</td></tr><tr><td><strong>levazımat</strong>: gerekli olan şeyler</td><td><strong>mahiyet</strong>: nitelik, özellik, esas</td></tr><tr><td><strong>mahlûkat</strong>: yaratıklar (bk. ḫ-l-ḳ)</td><td><strong>merâtib-i esmâ</strong>: isimlerin mertebeleri (bk. s-m-v)</td></tr><tr><td><strong>merâtib-i muhabbet</strong>: sevgi dereceleri (bk. ḥ-b-b)</td><td><strong>mevcudat</strong>: varlıklar (bk. v-c-d)</td></tr><tr><td><strong>mevt</strong>: ölüm (bk. m-v-t)</td><td><strong>mizaç</strong>: tabiat, yaratılış</td></tr><tr><td><strong>muhabbet</strong>: sevgi (bk. ḥ-b-b)</td><td><strong>muhabbet-i zâtiye</strong>: Allah’ın yüce zâtına sevgi (bk. ḥ-b-b)</td></tr><tr><td><strong>muhtelif</strong>: çeşitli</td><td><strong>muzaaf</strong>: katmerli, kat kat</td></tr><tr><td><strong>müteellim</strong>: elemli, acı duyan</td><td><strong>müteessir</strong>: etkilenen, üzüntülü</td></tr><tr><td><strong>müzeyyenat</strong>: süsler (bk. z-y-n)</td><td><strong>müştak</strong>: arzulu, istekli, düşkün</td></tr><tr><td><strong>nevi</strong>: tür, çeşit</td><td><strong>nümune</strong>: örnek</td></tr><tr><td><strong>taife</strong>: topluluk</td><td><strong>tanzim</strong>: düzenleme (bk. n-ẓ-m)</td></tr><tr><td><strong>tedbir</strong>: idare etme, çekip çevirme (bk. d-b-r)</td><td><strong>tekemmül</strong>: mükemmelleşmeler, olgunlaşmalar (bk. k-m-l)</td></tr><tr><td><strong>temsil</strong>: kıyaslama tarzında benzetme, analoji (bk. m-s̱-l)</td><td><strong>terbiye</strong>: besleme, yetiştirme (bk. r-b-b)</td></tr><tr><td><strong>ulviye</strong>: yüce</td><td><strong>zevâl</strong>: sona erme, geçip gitme (bk. z-v-l)</td></tr><tr><td><strong>zulümat</strong>: karanlıklar (bk. ẓ-l-m)</td><td><strong>âzamî</strong>: en büyük (bk. a-ẓ-m)</td></tr><tr><td><strong>ünsiyetli</strong>: canayakın, dost</td><td></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 271638, member: 1"] [b]Otuz İkinci Söz - Sayfa 875[/b] Hem alâkadar olduğun ve perişaniyetlerinden müteessir olduğun, senin bir nevi hânen ve içindeki mevcudat senin o hânenin ünsiyetli levazımatı ve sevimli müzeyyenatı hükmünde olan dünyayı ve içindeki mahlûkatı kemâl-i hikmetle tanzim ve tedbir ve terbiye eden Zâtın Hakîm ismine ve Mürebbî ünvanına senin ruhun ne kadar muhtaç, ne kadar müştak olduğunu, dikkat etsen anlarsın. Hem bütün alâkadar olduğun ve zevâlleriyle müteellim olduğun insanları, mevtleri hengâmında adem zulümatından kurtarıp şu dünyadan daha güzel bir yerde yerleştiren bir Zâtın Vâris, Bâis isimlerine, Bâkî, Kerîm, Muhyî ve Muhsin ünvanlarına ne kadar ruhun muhtaç olduğunu, dikkat etsen anlarsın. İşte, insanın mahiyeti ulviye, fıtratı câmia olduğundan, binler envâ-ı hâcât ile binbir esmâ-i İlâhiyeye, herbir ismin çok mertebelerine fıtraten muhtaçtır. Muzaaf ihtiyaç, iştiyaktır. Muzaaf iştiyak, muhabbettir. Muzaaf muhabbet dahi aşktır. Ruhun tekemmülâtına göre, merâtib-i muhabbet, merâtib-i esmâya göre inkişaf eder. Bütün esmâya muhabbet dahi, çünkü o esmâ Zât-ı Zülcelâlin ünvanları ve cilveleri olduğundan, muhabbet-i zâtiyeye döner. Şimdi, yalnız nümune olarak, bin bir esmâdan yalnız Adl ve Hakem ve Hak ve Rahîm isimlerinin bin bir mertebelerinden bir mertebeyi beyan edeceğiz. Şöyle ki: Hikmet ve adl içindeki Rahmânü’r-Rahîm ve Hak ismini âzamî bir dairede görmek istersen, şu temsile bak: Nasıl ki, bir orduda dört yüz muhtelif taifeler bulunduğunu farz ediyoruz ki, herbir taife beğendiği elbiseleri ayrı, hoşuna gittiği erzakı ayrı, rahatla istimal edeceği silâhları ayrı ve mizacına deva olacak ilâçları [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B] Adl[/B]: her hak sahibine hakkını veren, sonsuz adalet sahibi olan Allah (bk. a-d-l)[/TD] [TD][B]Bâis[/B]: yeniden yaratan, ölülerin tekrar dirilten Allah[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Bâkî[/B]: Kendi varlığı sonsuza kadar devam eden ve dilediği varlığa bekâ veren, onları sonsuz ve kalıcı hale getiren Allah (bk. b-ḳ-y)[/TD] [TD][B]Hak[/B]: varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Hakem[/B]: haklıyı haksızı ayıran, hükmeden, her hakkı yerine getiren hüküm sahibi Allah (bk. ḥ-k-m)[/TD] [TD][B]Hakîm[/B]: herşeyi hikmetle yapan Allah (bk. ḥ-k-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Kerîm[/B]: sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan Allah (bk. k-r-m)[/TD] [TD][B]Muhsin[/B]: yarattıklarına bağış ve iyiliklerde bulunan Allah (bk. ḥ-s-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Muhyî[/B]: bütün canlılara hayat veren Allah (bk. ḥ-y-y)[/TD] [TD][B]Mürebbî[/B]: herşeyi terbiye eden, eğiten, yetiştiren Allah (bk. r-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Rahmânü’r-Rahîm[/B]: kullarına karşı sınırsız rahmet sahibi olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Allah (bk. r-ḥ-m)[/TD] [TD][B]Rahîm[/B]: rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah (bk. r-ḥ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Vâris[/B]: herşeyin gerçek sahibi ve vârisi olan ve herşeyin mülkünü elinde tutan Allah[/TD] [TD][B]Zât-ı Zülcelâl[/B]: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Allah (bk. ẕü; c-l-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]adem[/B]: yokluk, hiçlik[/TD] [TD][B]adl[/B]: adalet, hak sahibine hakkını verme (bk. a-d-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]alâkadar[/B]: alakalı, ilgili[/TD] [TD][B]beyan[/B]: açıklama (bk. b-y-n)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]cilve[/B]: görüntü, akis[/TD] [TD][B]câmia[/B]: kapsamlı (bk. c-m-a)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]envâ-ı hâcât[/B]: ihtiyaç çeşitleri (bk. ḥ-v-c)[/TD] [TD][B]erzak[/B]: rızıklar, yiyecek ve içecekler (bk. r-z-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]esmâ[/B]: isimler (bk. s-m-v)[/TD] [TD][B]esmâ-i İlâhiye[/B]: Allah’ın isimleri (bk. s-m-v; e-l-h)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]farz etmek[/B]: varsaymak[/TD] [TD][B]fıtrat[/B]: yaratılış (bk. f-ṭ-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]fıtraten[/B]: yaratılış itibariyle (bk. f-ṭ-r)[/TD] [TD][B]hengâm[/B]: zaman, an[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hikmet[/B]: İlâhî gaye ve fayda (bk. ḥ-k-m)[/TD] [TD][B]hâne[/B]: ev[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]inkişaf[/B]: açığa çıkma, gelişme (bk. k-ş-f)[/TD] [TD][B]istimal etmek[/B]: kullanmak[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]iştiyak[/B]: çok kuvvetli arzu ve istek[/TD] [TD][B]kemâl-i hikmet[/B]: mükemmel bir hikmet (bk. k-m-l; ḥ-k-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]levazımat[/B]: gerekli olan şeyler[/TD] [TD][B]mahiyet[/B]: nitelik, özellik, esas[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mahlûkat[/B]: yaratıklar (bk. ḫ-l-ḳ)[/TD] [TD][B]merâtib-i esmâ[/B]: isimlerin mertebeleri (bk. s-m-v)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]merâtib-i muhabbet[/B]: sevgi dereceleri (bk. ḥ-b-b)[/TD] [TD][B]mevcudat[/B]: varlıklar (bk. v-c-d)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mevt[/B]: ölüm (bk. m-v-t)[/TD] [TD][B]mizaç[/B]: tabiat, yaratılış[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]muhabbet[/B]: sevgi (bk. ḥ-b-b)[/TD] [TD][B]muhabbet-i zâtiye[/B]: Allah’ın yüce zâtına sevgi (bk. ḥ-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]muhtelif[/B]: çeşitli[/TD] [TD][B]muzaaf[/B]: katmerli, kat kat[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]müteellim[/B]: elemli, acı duyan[/TD] [TD][B]müteessir[/B]: etkilenen, üzüntülü[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]müzeyyenat[/B]: süsler (bk. z-y-n)[/TD] [TD][B]müştak[/B]: arzulu, istekli, düşkün[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nevi[/B]: tür, çeşit[/TD] [TD][B]nümune[/B]: örnek[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]taife[/B]: topluluk[/TD] [TD][B]tanzim[/B]: düzenleme (bk. n-ẓ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tedbir[/B]: idare etme, çekip çevirme (bk. d-b-r)[/TD] [TD][B]tekemmül[/B]: mükemmelleşmeler, olgunlaşmalar (bk. k-m-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]temsil[/B]: kıyaslama tarzında benzetme, analoji (bk. m-s̱-l)[/TD] [TD][B]terbiye[/B]: besleme, yetiştirme (bk. r-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ulviye[/B]: yüce[/TD] [TD][B]zevâl[/B]: sona erme, geçip gitme (bk. z-v-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]zulümat[/B]: karanlıklar (bk. ẓ-l-m)[/TD] [TD][B]âzamî[/B]: en büyük (bk. a-ẓ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]ünsiyetli[/B]: canayakın, dost[/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst