Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 271647" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz İkinci Söz - Sayfa 882</strong></p><p></p><p>elbette herbirerlerine lâyık ücretlerini verecektir. O müteaddit envâ-ı muhabbetin sabıkan beyan edilen dünyadaki muaccel neticelerini, herkes vicdan ile hisseder ve bir hads-i sadık ile ispat edilir. Âhiretteki neticeleri ise, kat’iyen vücutları ve tahakkukları, icmâlen Onuncu Sözün on iki hakikat-i kàtıa-i sâtıasıyla ve Yirmi Dokuzuncu Sözün altı esas-ı bâhiresiyle ispat edildiği gibi, tafsilen</p><p></p><p><span style="font-size: 22px">اَصْدَقُ الْكَلاَمِ وَاَبْلَغُ النِّظَامِ كَلاَمُ اللهِ الْمَلِكِ الْعَزِيزِ الْعَلاَّمِ</span> <img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</p><p></p><p></p><p>olan Kur’ân-ı Hakîmin âyât-ı beyyinâtıyla, tasrih ve telvih ve remiz ve işârâtıyla kat’iyen sabittir. Daha uzun burhanları getirmeye lüzum yok. Zaten başka Sözlerde ve Cennete dair Yirmi Sekizinci Sözün Arabî olan İkinci Makamında ve Yirmi Dokuzuncu Sözde çok burhanlar geçmiştir.</p><p></p><p><strong>BİRİNCİ İŞARET:</strong> Leziz taamlara, hoş meyvelere şâkirâne muhabbet-i meşruanın uhrevî neticesi, Kur’ân’ın nassıyla, Cennete lâyık bir tarzda leziz taamları, güzel meyveleridir.<img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />2 Ve o taamlara ve o meyvelere müştehiyâne bir muhabbettir. Hattâ dünyada yediğin meyve üstünde söylediğin “Elhamdü lillâh” kelimesi, Cennet meyvesi olarak tecessüm ettirilip sana takdim edilir. Burada meyve yersin, orada “Elhamdü lillâh” yersin. Ve nimette ve taam içinde in’âm-ı İlâhîyi ve iltifat-ı Rahmânîyi gördüğünden, o lezzetli şükr-ü mânevî, Cennette gayet leziz bir taam suretinde sana verileceği, hadisin nassıyla,<img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />3 Kur’ân’ın işârâtıyla ve hikmet ve rahmetin iktizasıyla sabittir.<img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />4</p><p></p><p><strong>İKİNCİ İŞARET:</strong> Dünyada meşru bir surette nefsine muhabbet, yani, mehâsinine bina edilen muhabbet değil, belki noksaniyetlerini görüp tekmil etmeye bina edilen şefkat ile onu terbiye etmek ve onu hayra sevk etmek neticesi, o nefse</p><p></p><p></p><p>[NOT]Dipnot-1</p><p> Sözün en doğrusu ve nazmın en beliği, bütün mülkün hakikî Mâliki olan, kudreti herşeye galip bulunan ve ilmi herşeyi kuşatan Allah’ın kelâmıdır</p><p>Dipnot-2</p><p> bk. Bakara Sûresi, 2:25; Yasîn Sûresi, 36:55-57; Sâffât Sûresi, 37:41-42; Zuhruf Sûresi, 43:72; Duhan Sûresi, 44:51-57; Tûr Sûresi, 52:19-20; Rahmân Sûresi, 55:68; Vakıa Sûresi, 56:20, 32.</p><p>Dipnot-3</p><p> bk. Tirmizî, Deavât 59; İbni Mâce, Edeb 56; İbni Hibban, es-Sahîh 3:109; el-Hâkim, el-Müstedrek 1:680.</p><p>Dipnot-4</p><p> bk. Bakara Sûresi, 2:25; Yâsîn Sûresi, 36:55-57; Sâffât Sûresi, 37:41-42; Zuhruf Sûresi, 43:72; Tûr Sûresi, 52:19-20; Duhan Sûresi, 44:51-57; Rahmân Sûresi, 55:68.[/NOT]</p><p></p><p></p><p></p><table style='width: 100%'><tr><td><strong>Arabî</strong>: Arapça</td><td><strong>Kur’ân-ı Hakim</strong>: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân (bk. ḥ-k-m)</td></tr><tr><td><strong>beyan</strong>: açıklama (bk. b-y-n)</td><td><strong>burhan</strong>: güçlü delil</td></tr><tr><td><strong>elhamdü lillâh</strong>: “her türlü övgü ve şükür yalnızca Allah’a aittir” (bk. ḥ-m-d)</td><td><strong>envâ-ı muhabbet</strong>: sevgi türleri, çeşitleri (bk. ḥ-b-b)</td></tr><tr><td><strong>esas-ı bâhire</strong>: açık ve âşikâr esas</td><td><strong>hads-i sadık</strong>: doğru sezgi (bk. s-d-ḳ)</td></tr><tr><td><strong>hakikat-i kàtıa-i sâtıa</strong>: parlak ve kesin gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td><td><strong>hayr</strong>: iyilik, güzellik (bk. ḫ-y-r)</td></tr><tr><td><strong>hikmet</strong>: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)</td><td><strong>icmâlen</strong>: kısaca, özetle (bk. c-m-l)</td></tr><tr><td><strong>iktiza</strong>: gerektirme</td><td><strong>iltifat-ı Rahmânî</strong>: Allah’ın sonsuz rahmetiyle lütuf ve ikramda bulunması (bk. r-ḥ-m)</td></tr><tr><td><strong>in’âm-ı İlâhîye</strong>: Allah’ın nimetlendirmesi (bk. n-a-m; e-l-h)</td><td><strong>işârât</strong>: işaretler</td></tr><tr><td><strong>kat’iyen</strong>: kesinlikle</td><td><strong>leziz</strong>: lezzetli</td></tr><tr><td><strong>mehâsin</strong>: güzellikler (bk. ḥ-s-n)</td><td><strong>meşru</strong>: helâl, dine uygun (bk. ş-r-a)</td></tr><tr><td><strong>muaccel</strong>: peşin</td><td><strong>muhabbet</strong>: sevgi (bk. ḥ-b-b)</td></tr><tr><td><strong>muhabbet-i meşrua</strong>: helâl, dine uygun sevgi (bk. ḥ-b-b; ş-r-a)</td><td><strong>müteaddit</strong>: birçok</td></tr><tr><td><strong>müştehiyâne</strong>: iştahlı bir şekilde</td><td><strong>nass</strong>: açık ve kesin hüküm</td></tr><tr><td><strong>nefis</strong>: can, kişinin kendisi; hayvanî ihtiyaçlara olan doğal eğilim (bk. n-f-s)</td><td><strong>noksaniyet</strong>: eksiklik</td></tr><tr><td><strong>rahmet</strong>: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)</td><td><strong>remiz</strong>: işaret</td></tr><tr><td><strong>sabıkan</strong>: daha önceden</td><td><strong>suret</strong>: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</td></tr><tr><td><strong>taam</strong>: yiyecek</td><td><strong>tafsilen</strong>: ayrıntılı olarak</td></tr><tr><td><strong>tahakkuk</strong>: gerçekleşme (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</td><td><strong>takdim etme</strong>: sunma (bk. ḳ-d-m)</td></tr><tr><td><strong>tasrih</strong>: açıkça ifade etme</td><td><strong>tecessüm</strong>: cisimleşme</td></tr><tr><td><strong>tekmil etmek</strong>: tamamlamak (bk. k-m-l)</td><td><strong>telvih</strong>: ince işaret şeklinde açıklama</td></tr><tr><td><strong>terbiye</strong>: belli bir amaca erişecek şekilde geliştirme, olgunluğa kavuşturma (bk. r-b-b)</td><td><strong>uhrevî</strong>: âhirete dair (bk. e-ḫ-r)</td></tr><tr><td><strong>vücut</strong>: varlık (bk. v-c-d)</td><td><strong>âhiret</strong>: öteki dünya, öldükten sonraki hayat (bk. e-ḫ-r)</td></tr><tr><td><strong>âyât-ı beyyinât</strong>: ap açık âyetler</td><td><strong>şâkirâne</strong>: şükrederek (bk. ş-k-r)</td></tr><tr><td><strong>şükr-ü mânevî</strong>: mânevî şükür (bk. ş-k-r; a-n-y)</td><td></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 271647, member: 1"] [b]Otuz İkinci Söz - Sayfa 882[/b] elbette herbirerlerine lâyık ücretlerini verecektir. O müteaddit envâ-ı muhabbetin sabıkan beyan edilen dünyadaki muaccel neticelerini, herkes vicdan ile hisseder ve bir hads-i sadık ile ispat edilir. Âhiretteki neticeleri ise, kat’iyen vücutları ve tahakkukları, icmâlen Onuncu Sözün on iki hakikat-i kàtıa-i sâtıasıyla ve Yirmi Dokuzuncu Sözün altı esas-ı bâhiresiyle ispat edildiği gibi, tafsilen [SIZE=6]اَصْدَقُ الْكَلاَمِ وَاَبْلَغُ النِّظَامِ كَلاَمُ اللهِ الْمَلِكِ الْعَزِيزِ الْعَلاَّمِ[/SIZE] [IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1 olan Kur’ân-ı Hakîmin âyât-ı beyyinâtıyla, tasrih ve telvih ve remiz ve işârâtıyla kat’iyen sabittir. Daha uzun burhanları getirmeye lüzum yok. Zaten başka Sözlerde ve Cennete dair Yirmi Sekizinci Sözün Arabî olan İkinci Makamında ve Yirmi Dokuzuncu Sözde çok burhanlar geçmiştir. [B]BİRİNCİ İŞARET:[/B] Leziz taamlara, hoş meyvelere şâkirâne muhabbet-i meşruanın uhrevî neticesi, Kur’ân’ın nassıyla, Cennete lâyık bir tarzda leziz taamları, güzel meyveleridir.[IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]2 Ve o taamlara ve o meyvelere müştehiyâne bir muhabbettir. Hattâ dünyada yediğin meyve üstünde söylediğin “Elhamdü lillâh” kelimesi, Cennet meyvesi olarak tecessüm ettirilip sana takdim edilir. Burada meyve yersin, orada “Elhamdü lillâh” yersin. Ve nimette ve taam içinde in’âm-ı İlâhîyi ve iltifat-ı Rahmânîyi gördüğünden, o lezzetli şükr-ü mânevî, Cennette gayet leziz bir taam suretinde sana verileceği, hadisin nassıyla,[IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]3 Kur’ân’ın işârâtıyla ve hikmet ve rahmetin iktizasıyla sabittir.[IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]4 [B]İKİNCİ İŞARET:[/B] Dünyada meşru bir surette nefsine muhabbet, yani, mehâsinine bina edilen muhabbet değil, belki noksaniyetlerini görüp tekmil etmeye bina edilen şefkat ile onu terbiye etmek ve onu hayra sevk etmek neticesi, o nefse [NOT]Dipnot-1 Sözün en doğrusu ve nazmın en beliği, bütün mülkün hakikî Mâliki olan, kudreti herşeye galip bulunan ve ilmi herşeyi kuşatan Allah’ın kelâmıdır Dipnot-2 bk. Bakara Sûresi, 2:25; Yasîn Sûresi, 36:55-57; Sâffât Sûresi, 37:41-42; Zuhruf Sûresi, 43:72; Duhan Sûresi, 44:51-57; Tûr Sûresi, 52:19-20; Rahmân Sûresi, 55:68; Vakıa Sûresi, 56:20, 32. Dipnot-3 bk. Tirmizî, Deavât 59; İbni Mâce, Edeb 56; İbni Hibban, es-Sahîh 3:109; el-Hâkim, el-Müstedrek 1:680. Dipnot-4 bk. Bakara Sûresi, 2:25; Yâsîn Sûresi, 36:55-57; Sâffât Sûresi, 37:41-42; Zuhruf Sûresi, 43:72; Tûr Sûresi, 52:19-20; Duhan Sûresi, 44:51-57; Rahmân Sûresi, 55:68.[/NOT] [TABLE] <tbody>[TR] [TD][B]Arabî[/B]: Arapça[/TD] [TD][B]Kur’ân-ı Hakim[/B]: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân (bk. ḥ-k-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]beyan[/B]: açıklama (bk. b-y-n)[/TD] [TD][B]burhan[/B]: güçlü delil[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]elhamdü lillâh[/B]: “her türlü övgü ve şükür yalnızca Allah’a aittir” (bk. ḥ-m-d)[/TD] [TD][B]envâ-ı muhabbet[/B]: sevgi türleri, çeşitleri (bk. ḥ-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]esas-ı bâhire[/B]: açık ve âşikâr esas[/TD] [TD][B]hads-i sadık[/B]: doğru sezgi (bk. s-d-ḳ)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hakikat-i kàtıa-i sâtıa[/B]: parlak ve kesin gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [TD][B]hayr[/B]: iyilik, güzellik (bk. ḫ-y-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]hikmet[/B]: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)[/TD] [TD][B]icmâlen[/B]: kısaca, özetle (bk. c-m-l)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]iktiza[/B]: gerektirme[/TD] [TD][B]iltifat-ı Rahmânî[/B]: Allah’ın sonsuz rahmetiyle lütuf ve ikramda bulunması (bk. r-ḥ-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]in’âm-ı İlâhîye[/B]: Allah’ın nimetlendirmesi (bk. n-a-m; e-l-h)[/TD] [TD][B]işârât[/B]: işaretler[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]kat’iyen[/B]: kesinlikle[/TD] [TD][B]leziz[/B]: lezzetli[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]mehâsin[/B]: güzellikler (bk. ḥ-s-n)[/TD] [TD][B]meşru[/B]: helâl, dine uygun (bk. ş-r-a)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]muaccel[/B]: peşin[/TD] [TD][B]muhabbet[/B]: sevgi (bk. ḥ-b-b)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]muhabbet-i meşrua[/B]: helâl, dine uygun sevgi (bk. ḥ-b-b; ş-r-a)[/TD] [TD][B]müteaddit[/B]: birçok[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]müştehiyâne[/B]: iştahlı bir şekilde[/TD] [TD][B]nass[/B]: açık ve kesin hüküm[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]nefis[/B]: can, kişinin kendisi; hayvanî ihtiyaçlara olan doğal eğilim (bk. n-f-s)[/TD] [TD][B]noksaniyet[/B]: eksiklik[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]rahmet[/B]: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)[/TD] [TD][B]remiz[/B]: işaret[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]sabıkan[/B]: daha önceden[/TD] [TD][B]suret[/B]: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]taam[/B]: yiyecek[/TD] [TD][B]tafsilen[/B]: ayrıntılı olarak[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tahakkuk[/B]: gerçekleşme (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/TD] [TD][B]takdim etme[/B]: sunma (bk. ḳ-d-m)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tasrih[/B]: açıkça ifade etme[/TD] [TD][B]tecessüm[/B]: cisimleşme[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]tekmil etmek[/B]: tamamlamak (bk. k-m-l)[/TD] [TD][B]telvih[/B]: ince işaret şeklinde açıklama[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]terbiye[/B]: belli bir amaca erişecek şekilde geliştirme, olgunluğa kavuşturma (bk. r-b-b)[/TD] [TD][B]uhrevî[/B]: âhirete dair (bk. e-ḫ-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]vücut[/B]: varlık (bk. v-c-d)[/TD] [TD][B]âhiret[/B]: öteki dünya, öldükten sonraki hayat (bk. e-ḫ-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]âyât-ı beyyinât[/B]: ap açık âyetler[/TD] [TD][B]şâkirâne[/B]: şükrederek (bk. ş-k-r)[/TD] [/TR] [TR] [TD][B]şükr-ü mânevî[/B]: mânevî şükür (bk. ş-k-r; a-n-y)[/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz İkinci Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst