Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz Üçüncü Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 288293" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz Üçüncü Söz - Sayfa 923</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">ve bir hüccet-i sermediyet olduğu ispat ve izah edildiğinden, şu bahsi o Söze havale edip, yalnız mühim bir nüktesini beyan edeceğiz. Şöyle ki: Nasıl zîhayatlar, vücutlarıyla bir Vâcibü’l-Vücudun vücuduna delâlet ediyorlar. Öyle de, o zîhayatlar, ölümleriyle bir Hayy-ı Bâkînin sermediyetine, vâhidiyetine şehadet ediyorlar. Meselâ, yalnız birtek zîhayat olan zemin yüzü, intizâmâtıyla, ahvâliyle Sânii gösterdiği gibi, öldüğü vakit, yani kış, beyaz kefeniyle, ölmüş o zemin yüzünü kapamasıyla, nazar-ı beşeri ondan çeviriyor. Veyahut, nazar, o giden bahar cenazesinin arkasından maziye gider, daha geniş bir manzarayı gösterir. Yani, herbiri birer mu’cize-i kudret olan, zemin dolusu bütün geçen baharlar misillü, yeni gelecek birer harika-i kudret ve birer hayattar zemin olan, bahar dolusu hayattar mevcudat-ı arziyenin gelmelerini ihsas ve vücutlarına şehadet ettiklerinden, öyle geniş bir mikyasta, öyle parlak bir surette, öyle kuvvetli bir derecede bir Sâni-i Zülcelâlin, bir Kadîr-i Zülkemâlin, bir Kayyûm-u Bâkînin, bir Şems-i Sermedînin vücub-u vücuduna ve vahdetine ve bekâ ve sermediyetine şehadet ederler ve öyle parlak delâili gösterirler ki, ister istemez, bedâhet derecesinde, <em>“Âmentü billâhi’l-Vâhidi’l-Ehad”</em> dedirtir.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em>Elhasıl:</em> <u><img src="http://www.erisale.com/images/blank.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />1</u></strong> <span style="font-size: 22px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">وَيُحْيِى اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا</span></span> sırrınca, hayattar bu zemin, bir baharda Sânie şehadet ettiği gibi, onun ölmesiyle, zamanın geçmiş ve gelecek iki kanadına dizilmiş mu’cizât-ı kudretine nazarı çeviriyor. Bir bahar yerine binler baharı gösteriyor. Bir mu’cize yerine binler mu’cizât-ı kudretine işaret eder. Ve onlardan her bahar, şu hazır bahardan daha kat’î şehadet eder. Çünkü, mazi tarafına geçenler, zâhirî esbablarıyla beraber gitmişler; arkalarında, yine kendileri gibi başkalar, yerlerine gelmişler. Demek, esbab-ı zâhiriye hiçtir. Yalnız bir Kadîr-i Zülcelâl onları halk edip hikmetiyle esbaba bağlayarak gönderdiğini gösteriyor.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">[NOT]Dipnot-1</span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'">“Yeryüzünü de ölümünün ardından O diriltir.” Rum Sûresi, 30:19.[/NOT]</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span> <table style='width: 100%'><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Hayy-ı Bâkî</strong>: sürekli var olan ve sonsuz hayat sahibi olan Allah (bk. ḥ-y-y; b-ḳ-y)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Kadîr-i Zülcelâl</strong>: kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah (bk. ḳ-d-r; ẕü; c-l-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Kadîr-i Zülkemâl</strong>: kudreti herşeyi kuşatan, mükemmellik ve kusursuzluk sahibi Allah (bk. ḳ-d-r; ẕü; k-m-l)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Kayyûm-u Bâki</strong>: sonsuz hayat sahibi olan ve herşeyi her an ayakta tutan Allah (bk. ḳ-v-m, b-ḳ-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Sâni</strong>: herşeyi san’atla yapan Allah (bk. ṣ-n-a)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Sâni-i Zülcelâl</strong>: herşeyi san’atla yapan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Vâcibü’l-Vücud</strong>: varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Allah (bk. v-c-b; v-c-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ahvâl</strong>: haller, durumlar</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>bedâhet</strong>: ap açıklık</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>bekà</strong>: bâki kalma, sürekli şekilde var olma (bk. b-ḳ-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>beyan</strong>: açıklama (bk. b-y-n)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>delâil</strong>: deliller</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>delâlet</strong>: delil olma, işaret etme</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>elhasıl</strong>: kısaca, özetle</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>esbab</strong>: sebepler (bk. s-b-b)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>esbab-ı zâhiriye</strong>: görünürdeki sebepler (bk. s-b-b; ẓ-h-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>halk etme</strong>: yaratma (bk. ḫ-l-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>harika-i kudret</strong>: Allah’ın kudret harikası (bk. ḳ-d-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hayattar</strong>: canlı (bk. ḥ-y-y)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hikmet</strong>: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hüccet-i sermediyet</strong>: devamlı var olma delili</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ihsas</strong>: hissettirme</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>intizâmât</strong>: düzenlilikler (bk. n-ẓ-m)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>izah</strong>: açıklama</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kat’î</strong>: kesin</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mazi</strong>: geçmiş</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mevcudat-ı arziye</strong>: yeryüzündeki varlıklar (bk. v-c-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mikyas</strong>: ölçek</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>misillü</strong>: gibi (bk. m-s̱-l)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mu’cize</strong>: bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey (bk. a-c-z)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mu’cize-i kudret</strong>: Allah’ın kudret mu’cizesi (bk. a-c-z; ḳ-d-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mu’cizât-ı kudret</strong>: Allah’ın kudret mu’cizeleri (bk. a-c-z; ḳ-d-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nazar</strong>: dikkat, bakış (bk. n-ẓ-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nazar-ı beşer</strong>: insanın dikkati, bakışı (bk. n-ẓ-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nükte</strong>: ince ve derin mânâ</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>sermediyet</strong>: süreklilik, devamlılık</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>suret</strong>: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>vahdet</strong>: birlik (bk. v-ḥ-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>vâhidiyet</strong>: Allah’ın birliği (bk. v-ḥ-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>vücub-u vücud</strong>: varlığının zorunlu oluşu (bk. v-c-b; v-c-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>vücut</strong>: varlık (bk. v-c-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>zemin</strong>: yeryüzü</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>zâhirî</strong>: görünen (bk. ẓ-h-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>zîhayat</strong>: canlı (bk. ẕî; ḥ-y-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Âmentü billâhi’l-Vâhidi’l-Ehad</strong>: bir olan ve birliği her bir varlıkta görülen Allah’a iman ettim (bk. e-m-n; v-ḥ-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Şems-i Sermed</strong>: ebedî güneş; herşeyi nurlandıran Allah için benzetme olarak kullanılır</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>şehadet</strong>: şahitlik, tanıklık (bk. ş-h-d)</span></td><td></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 288293, member: 1"] [b]Otuz Üçüncü Söz - Sayfa 923[/b] [FONT=tahoma]ve bir hüccet-i sermediyet olduğu ispat ve izah edildiğinden, şu bahsi o Söze havale edip, yalnız mühim bir nüktesini beyan edeceğiz. Şöyle ki: Nasıl zîhayatlar, vücutlarıyla bir Vâcibü’l-Vücudun vücuduna delâlet ediyorlar. Öyle de, o zîhayatlar, ölümleriyle bir Hayy-ı Bâkînin sermediyetine, vâhidiyetine şehadet ediyorlar. Meselâ, yalnız birtek zîhayat olan zemin yüzü, intizâmâtıyla, ahvâliyle Sânii gösterdiği gibi, öldüğü vakit, yani kış, beyaz kefeniyle, ölmüş o zemin yüzünü kapamasıyla, nazar-ı beşeri ondan çeviriyor. Veyahut, nazar, o giden bahar cenazesinin arkasından maziye gider, daha geniş bir manzarayı gösterir. Yani, herbiri birer mu’cize-i kudret olan, zemin dolusu bütün geçen baharlar misillü, yeni gelecek birer harika-i kudret ve birer hayattar zemin olan, bahar dolusu hayattar mevcudat-ı arziyenin gelmelerini ihsas ve vücutlarına şehadet ettiklerinden, öyle geniş bir mikyasta, öyle parlak bir surette, öyle kuvvetli bir derecede bir Sâni-i Zülcelâlin, bir Kadîr-i Zülkemâlin, bir Kayyûm-u Bâkînin, bir Şems-i Sermedînin vücub-u vücuduna ve vahdetine ve bekâ ve sermediyetine şehadet ederler ve öyle parlak delâili gösterirler ki, ister istemez, bedâhet derecesinde, [I]“Âmentü billâhi’l-Vâhidi’l-Ehad”[/I] dedirtir. [B][I]Elhasıl:[/I] [U][IMG]http://www.erisale.com/images/blank.gif[/IMG]1[/U][/B] [SIZE=6][FONT=trebuchet ms]وَيُحْيِى اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا[/FONT][/SIZE] sırrınca, hayattar bu zemin, bir baharda Sânie şehadet ettiği gibi, onun ölmesiyle, zamanın geçmiş ve gelecek iki kanadına dizilmiş mu’cizât-ı kudretine nazarı çeviriyor. Bir bahar yerine binler baharı gösteriyor. Bir mu’cize yerine binler mu’cizât-ı kudretine işaret eder. Ve onlardan her bahar, şu hazır bahardan daha kat’î şehadet eder. Çünkü, mazi tarafına geçenler, zâhirî esbablarıyla beraber gitmişler; arkalarında, yine kendileri gibi başkalar, yerlerine gelmişler. Demek, esbab-ı zâhiriye hiçtir. Yalnız bir Kadîr-i Zülcelâl onları halk edip hikmetiyle esbaba bağlayarak gönderdiğini gösteriyor. [NOT]Dipnot-1 “Yeryüzünü de ölümünün ardından O diriltir.” Rum Sûresi, 30:19.[/NOT] [/FONT][TABLE] <tbody>[TR] [TD][FONT=tahoma][B]Hayy-ı Bâkî[/B]: sürekli var olan ve sonsuz hayat sahibi olan Allah (bk. ḥ-y-y; b-ḳ-y)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]Kadîr-i Zülcelâl[/B]: kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah (bk. ḳ-d-r; ẕü; c-l-l)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]Kadîr-i Zülkemâl[/B]: kudreti herşeyi kuşatan, mükemmellik ve kusursuzluk sahibi Allah (bk. ḳ-d-r; ẕü; k-m-l)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]Kayyûm-u Bâki[/B]: sonsuz hayat sahibi olan ve herşeyi her an ayakta tutan Allah (bk. ḳ-v-m, b-ḳ-y)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]Sâni[/B]: herşeyi san’atla yapan Allah (bk. ṣ-n-a)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]Sâni-i Zülcelâl[/B]: herşeyi san’atla yapan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]Vâcibü’l-Vücud[/B]: varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Allah (bk. v-c-b; v-c-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]ahvâl[/B]: haller, durumlar[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]bedâhet[/B]: ap açıklık[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]bekà[/B]: bâki kalma, sürekli şekilde var olma (bk. b-ḳ-y)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]beyan[/B]: açıklama (bk. b-y-n)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]delâil[/B]: deliller[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]delâlet[/B]: delil olma, işaret etme[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]elhasıl[/B]: kısaca, özetle[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]esbab[/B]: sebepler (bk. s-b-b)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]esbab-ı zâhiriye[/B]: görünürdeki sebepler (bk. s-b-b; ẓ-h-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]halk etme[/B]: yaratma (bk. ḫ-l-ḳ)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]harika-i kudret[/B]: Allah’ın kudret harikası (bk. ḳ-d-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]hayattar[/B]: canlı (bk. ḥ-y-y)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]hikmet[/B]: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]hüccet-i sermediyet[/B]: devamlı var olma delili[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]ihsas[/B]: hissettirme[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]intizâmât[/B]: düzenlilikler (bk. n-ẓ-m)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]izah[/B]: açıklama[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]kat’î[/B]: kesin[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mazi[/B]: geçmiş[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mevcudat-ı arziye[/B]: yeryüzündeki varlıklar (bk. v-c-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mikyas[/B]: ölçek[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]misillü[/B]: gibi (bk. m-s̱-l)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mu’cize[/B]: bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey (bk. a-c-z)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mu’cize-i kudret[/B]: Allah’ın kudret mu’cizesi (bk. a-c-z; ḳ-d-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mu’cizât-ı kudret[/B]: Allah’ın kudret mu’cizeleri (bk. a-c-z; ḳ-d-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]nazar[/B]: dikkat, bakış (bk. n-ẓ-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]nazar-ı beşer[/B]: insanın dikkati, bakışı (bk. n-ẓ-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]nükte[/B]: ince ve derin mânâ[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]sermediyet[/B]: süreklilik, devamlılık[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]suret[/B]: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]vahdet[/B]: birlik (bk. v-ḥ-d)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]vâhidiyet[/B]: Allah’ın birliği (bk. v-ḥ-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]vücub-u vücud[/B]: varlığının zorunlu oluşu (bk. v-c-b; v-c-d)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]vücut[/B]: varlık (bk. v-c-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]zemin[/B]: yeryüzü[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]zâhirî[/B]: görünen (bk. ẓ-h-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]zîhayat[/B]: canlı (bk. ẕî; ḥ-y-y)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]Âmentü billâhi’l-Vâhidi’l-Ehad[/B]: bir olan ve birliği her bir varlıkta görülen Allah’a iman ettim (bk. e-m-n; v-ḥ-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]Şems-i Sermed[/B]: ebedî güneş; herşeyi nurlandıran Allah için benzetme olarak kullanılır[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]şehadet[/B]: şahitlik, tanıklık (bk. ş-h-d)[/FONT][/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [FONT=tahoma] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz Üçüncü Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst