Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz Üçüncü Söz
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 288305" data-attributes="member: 1"><p><strong>Otuz Üçüncü Söz - Sayfa 933</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Gel gelelim hudûsa. Mütekellimîn demişler ki: “Âlem mütegayyirdir. Her mütegayyir hâdistir. Herbir hâdisin bir muhdisi, yani mucidi var. Öyle ise bu kâinatın kadîm bir mucidi var.”</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Biz de deriz: Evet, kâinat hâdistir. Çünkü, görüyoruz, her asırda, belki her senede, belki her mevsimde bir kâinat, bir âlem gider, biri gelir. Demek bir Kadîr‑i Zülcelâl var ki, bu kâinatı hiçten icad ederek, her senede, belki her mevsimde, belki her günde birisini icad eder, ehl-i şuura gösterir ve sonra onu alır, başkasını getirir, birbiri arkasına takıp zincirleme bir surette zamanın şeridine asıyor. Elbette, bu âlem gibi birer kâinat-ı müteceddide hükmünde olan, her baharda gözümüzün önünde hiçten gelen ve giden kâinatları icad eden bir Zât-ı Kadîrin mu’cizât-ı kudretidirler. Elbette, âlem içinde her vakit âlemleri halk edip değiştiren Zât, mutlaka şu âlemi dahi o halk etmiştir ve şu âlemi ve rû-yi zemini o büyük misafirlere misafirhane yapmıştır.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Gelelim <em>imkân</em> bahsine. Mütekellimîn demişler ki: “İmkân, mütesâviyü’t-tarafeyndir. Yani, adem ve vücud, ikisi de müsavi olsa, bir tahsis edici, bir tercih edici, bir mucid lâzımdır. Çünkü, mümkinat birbirini icad edip teselsül edemez. Yahut o onu, o da onu icad edip devir suretinde dahi olamaz. Öyle ise bir Vâcibü’l-Vücud vardır ki bunları icad ediyor” Devir ve teselsülü, on iki burhan, yani arşî ve süllemî gibi namlarla müsemmâ, meşhur on iki delil-i kat’î ile devri iptal etmişler ve teselsülü muhal göstermişler; silsile-i esbabı kesip Vâcibü’l-Vücudun vücudunu ispat etmişler.</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'">Biz de deriz ki: Esbab, teselsülün berâhiniyle âlemin nihayetinde kesilmesinden ise, herşeyde Hâlık-ı Külli Şeye has sikkeyi göstermek daha kat’î, daha kolaydır. Kur’ân’ın feyziyle, bütün Pencereler ve bütün Sözler o esas üzerine gitmişler. Bununla beraber, imkân noktasının hadsiz bir vüs’ati var; hadsiz cihetlerle Vâcibü’l-Vücudun vücudunu gösteriyor. Yalnız mütekellimînin teselsülün kesilmesi yoluna—elhak</span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span> <table style='width: 100%'><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Hâlık-ı Külli Şey</strong>: herşeyin yaratıcısı olan Allah (bk. ḫ-l-ḳ; k-l-l)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Kadîr-i Zülcelâl</strong>: kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah (bk. ḳ-d-r; ẕü; c-l-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Vâcibü’l-Vücud</strong>: varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Allah (bk. v-c-b; v-c-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Zât-ı Kadîr</strong>: herşeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudret sahibi Zât, Allah (bk. ḳ-d-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>adem</strong>: yokluk</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>arşî ve süllemî</strong>: devir ve teselsülü inkâr maksadıyla yukarıya doğru gittikçe daralan ve tek bir yaratıcının varlığına dayanan mantıkî delil</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>berâhin</strong>: güçlü, mantıkî deliller</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>burhan</strong>: güçlü, mantıkî delil</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>cihet</strong>: yön</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>delil-i kat’î</strong>: kesin delil</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ehl-i şuur</strong>: şuur ve bilinç sahibi kimseler (bk. ş-a-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>esbab</strong>: sebepler (bk. s-b-b)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>feyz</strong>: ilham, bereket ve ilim bolluğu (bk. f-y-ḍ)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hadsiz</strong>: sınırsız</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>halk etmek</strong>: yaratmak (bk. ḫ-l-ḳ)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hudûs</strong>: sonradan meydana gelme, yok iken varlık kazanma (bk. ḥ-d-s̱)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>hâdis</strong>: sonradan olan (bk. ḥ-d-s̱)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>icad</strong>: var etme, yaratma (bk. v-c-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>imkân</strong>: olabilirlik, varlığı ile yokluğu ihtimal dahilinde olan (bk. m-k-n)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kadîm</strong>: varlığının öncesi ve başlangıcı olmayan (bk. ḳ-d-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kat’i</strong>: kesin</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kâinat</strong>: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kâinat-ı müteceddide</strong>: devamlı yenilenen kâinat, evren (bk. k-v-n)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mucid</strong>: icad eden, var eden (bk. v-c-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>muhal</strong>: imkânsız</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>muhdis</strong>: meydana getiren, sonradan var eden (bk. ḥ-d-s̱)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mu’cizât-ı kudret</strong>: Allah’ın kudret mu’cizeleri (bk. a-c-z; ḳ-d-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mümkinât</strong>: varlığı ile yokluğu imkân dahilinde olup Allah’ın var etmesine bağlı olanlar (bk. m-k-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>müsavi</strong>: eşit, denk</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>müsemmâ</strong>: isimlendirilen (bk. s-m-v)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mütegayyir</strong>: değişen</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mütekellimîn</strong>: kelâm âlimleri (bk. k-l-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mütesâviyü’t-tarafeyn</strong>: iki tarafı birbirine denk olan; varlık veya yokluk konusunda eşit durumda olan</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nam</strong>: ad, ünvan</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nihayet</strong>: son</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>rû-yi zemin</strong>: yeryüzü</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>sikke</strong>: mühür, işaret</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>silsile-i esbab</strong>: sebepler zinciri (bk. s-b-b)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>suret</strong>: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tahsis edici</strong>: ayırıcı, bir tarafa ait kılıcı</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>teselsül</strong>: zincirleme devam etme, ard arda gelme</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>vücud</strong>: varlık (bk. v-c-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>vüs’at</strong>: genişlik</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>âlem</strong>: kâinat, evren (bk. a-l-m)</span></td></tr></table><p><br /> <tbody> <br /> </tbody></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 288305, member: 1"] [b]Otuz Üçüncü Söz - Sayfa 933[/b] [FONT=tahoma]Gel gelelim hudûsa. Mütekellimîn demişler ki: “Âlem mütegayyirdir. Her mütegayyir hâdistir. Herbir hâdisin bir muhdisi, yani mucidi var. Öyle ise bu kâinatın kadîm bir mucidi var.” Biz de deriz: Evet, kâinat hâdistir. Çünkü, görüyoruz, her asırda, belki her senede, belki her mevsimde bir kâinat, bir âlem gider, biri gelir. Demek bir Kadîr‑i Zülcelâl var ki, bu kâinatı hiçten icad ederek, her senede, belki her mevsimde, belki her günde birisini icad eder, ehl-i şuura gösterir ve sonra onu alır, başkasını getirir, birbiri arkasına takıp zincirleme bir surette zamanın şeridine asıyor. Elbette, bu âlem gibi birer kâinat-ı müteceddide hükmünde olan, her baharda gözümüzün önünde hiçten gelen ve giden kâinatları icad eden bir Zât-ı Kadîrin mu’cizât-ı kudretidirler. Elbette, âlem içinde her vakit âlemleri halk edip değiştiren Zât, mutlaka şu âlemi dahi o halk etmiştir ve şu âlemi ve rû-yi zemini o büyük misafirlere misafirhane yapmıştır. Gelelim [I]imkân[/I] bahsine. Mütekellimîn demişler ki: “İmkân, mütesâviyü’t-tarafeyndir. Yani, adem ve vücud, ikisi de müsavi olsa, bir tahsis edici, bir tercih edici, bir mucid lâzımdır. Çünkü, mümkinat birbirini icad edip teselsül edemez. Yahut o onu, o da onu icad edip devir suretinde dahi olamaz. Öyle ise bir Vâcibü’l-Vücud vardır ki bunları icad ediyor” Devir ve teselsülü, on iki burhan, yani arşî ve süllemî gibi namlarla müsemmâ, meşhur on iki delil-i kat’î ile devri iptal etmişler ve teselsülü muhal göstermişler; silsile-i esbabı kesip Vâcibü’l-Vücudun vücudunu ispat etmişler. Biz de deriz ki: Esbab, teselsülün berâhiniyle âlemin nihayetinde kesilmesinden ise, herşeyde Hâlık-ı Külli Şeye has sikkeyi göstermek daha kat’î, daha kolaydır. Kur’ân’ın feyziyle, bütün Pencereler ve bütün Sözler o esas üzerine gitmişler. Bununla beraber, imkân noktasının hadsiz bir vüs’ati var; hadsiz cihetlerle Vâcibü’l-Vücudun vücudunu gösteriyor. Yalnız mütekellimînin teselsülün kesilmesi yoluna—elhak [/FONT][TABLE] <tbody>[TR] [TD][FONT=tahoma][B]Hâlık-ı Külli Şey[/B]: herşeyin yaratıcısı olan Allah (bk. ḫ-l-ḳ; k-l-l)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]Kadîr-i Zülcelâl[/B]: kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah (bk. ḳ-d-r; ẕü; c-l-l)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]Vâcibü’l-Vücud[/B]: varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Allah (bk. v-c-b; v-c-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]Zât-ı Kadîr[/B]: herşeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudret sahibi Zât, Allah (bk. ḳ-d-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]adem[/B]: yokluk[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]arşî ve süllemî[/B]: devir ve teselsülü inkâr maksadıyla yukarıya doğru gittikçe daralan ve tek bir yaratıcının varlığına dayanan mantıkî delil[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]berâhin[/B]: güçlü, mantıkî deliller[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]burhan[/B]: güçlü, mantıkî delil[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]cihet[/B]: yön[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]delil-i kat’î[/B]: kesin delil[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]ehl-i şuur[/B]: şuur ve bilinç sahibi kimseler (bk. ş-a-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]esbab[/B]: sebepler (bk. s-b-b)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]feyz[/B]: ilham, bereket ve ilim bolluğu (bk. f-y-ḍ)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]hadsiz[/B]: sınırsız[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]halk etmek[/B]: yaratmak (bk. ḫ-l-ḳ)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]hudûs[/B]: sonradan meydana gelme, yok iken varlık kazanma (bk. ḥ-d-s̱)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]hâdis[/B]: sonradan olan (bk. ḥ-d-s̱)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]icad[/B]: var etme, yaratma (bk. v-c-d)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]imkân[/B]: olabilirlik, varlığı ile yokluğu ihtimal dahilinde olan (bk. m-k-n)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]kadîm[/B]: varlığının öncesi ve başlangıcı olmayan (bk. ḳ-d-m)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]kat’i[/B]: kesin[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]kâinat[/B]: evren, yaratılmış herşey (bk. k-v-n)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]kâinat-ı müteceddide[/B]: devamlı yenilenen kâinat, evren (bk. k-v-n)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mucid[/B]: icad eden, var eden (bk. v-c-d)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]muhal[/B]: imkânsız[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]muhdis[/B]: meydana getiren, sonradan var eden (bk. ḥ-d-s̱)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mu’cizât-ı kudret[/B]: Allah’ın kudret mu’cizeleri (bk. a-c-z; ḳ-d-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mümkinât[/B]: varlığı ile yokluğu imkân dahilinde olup Allah’ın var etmesine bağlı olanlar (bk. m-k-n)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]müsavi[/B]: eşit, denk[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]müsemmâ[/B]: isimlendirilen (bk. s-m-v)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mütegayyir[/B]: değişen[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mütekellimîn[/B]: kelâm âlimleri (bk. k-l-m)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mütesâviyü’t-tarafeyn[/B]: iki tarafı birbirine denk olan; varlık veya yokluk konusunda eşit durumda olan[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]nam[/B]: ad, ünvan[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]nihayet[/B]: son[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]rû-yi zemin[/B]: yeryüzü[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]sikke[/B]: mühür, işaret[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]silsile-i esbab[/B]: sebepler zinciri (bk. s-b-b)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]suret[/B]: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]tahsis edici[/B]: ayırıcı, bir tarafa ait kılıcı[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]teselsül[/B]: zincirleme devam etme, ard arda gelme[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]vücud[/B]: varlık (bk. v-c-d)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]vüs’at[/B]: genişlik[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]âlem[/B]: kâinat, evren (bk. a-l-m)[/FONT][/TD] [/TR] </tbody>[/TABLE] [FONT=tahoma] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Otuz Üçüncü Söz
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst