Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
‘Özel Alan’a Övgü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="imported_habib" data-source="post: 58546" data-attributes="member: 3632"><p><strong>‘Özel Alan’a Övgü</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>[Ahmet Nazlı] </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>‘ÖZEL ALAN’ vurgusu, kaybettiğimiz mevzilerimizi tekrar geri alma niyetiyledir. Bir önceki yazımdaki ‘kamusal alan’la ilgili yakıştırdığım niteleme ile ilgili bazı dostlarım, özellikle hanımları, şımarıklıkla itham ettiğimi zannetmişler.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Gerçekte ise, ne erkekleri ne de genel olarak hanımları şımarıklıkla itham eden değil, dışarıda bizi çağıran ‘kamusal’a ait bir nitelemede bulunmuştum. Yani bizi şımarıklığa çağıran ‘dışarı’dadır. Belki dışarının şımarıklığına en çok aldanan onlar olabilir. Ama sorun, sadece hanımların sorunu değil, sorun erkeklerin sorunudur. Öncelikle erkekler, kendisini kamusalın kucağına atmamalıdır. Atmışsa, hanımların yapması gereken, erkeği kamusalın kucağından kurtarmaktır. Yoksa kendisi de çare olarak kendisi kamusalın akıntısına kendisini kaptırmamalıdır.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>İçimizdeki şımarıklığı, dışa vuran, kamusalın kendisidir. Zira, ‘dışarı’sı, en yakınlarımızın bile bize katlanamayacağı şeylere katlanıyor, en yakınlarımıza bile gösteremediğimiz ilgiyi bizden görüyor.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bu yüzden, ‘özel alan’ımızdaki bir çok kalemiz, içeriden fethedilmiş, bir çoğunu ise kamusal’a kaptırmışız.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Hiçbir sınırı belli olmayan bir ‘kamusal alan’, sınırları belli olan özel alanımıza tecavüz etmiş ve bizi kendimiz olmaktan çıkarmıştır. Evimizin dışında olduğunu zannettiğimiz ‘kamusal alan’, sonunda evimizin içini de kendi sınırlarına dahil etmiş ve bizler bütün ‘dışarı’da olup bitenden haberdar ediliyoruz.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Evimizdeki ajan, sadece dışarıda olup biteni bize aktarmıyor. Sadece ‘dışarı’ya, ‘kamusal alan’a çıktığımızda bize nasıl davranmamız gerektiğini bize aktarmıyor. Aynı zamanda, evde de nasıl davranmamız gerektiğini bize dikte ediyor. Öyle ki, TV’ler bütün davranış kodlarımızı belirliyor. Hadd-i zatında, özel davranış biçimleri şeklini değiştiriyor, kamusal davaranış biçimlerine evriliyor. Söz gelimi, şefkatle birbirine davranması gerekenler, biribiriyle resmi bir şekilde görüşür hale geliyor, iletişim biçimi aile eksenli olmaktan çok, toplumsal hale gelmiş. ‘Evde nasıl mutlu olunur’ sorusuna çalışmaktan ziyade, çoğu insan ‘toplum ne der’ korkusuyla yetişiyor. ..</strong></p><p></p><p>devamı için: </p><p></p><p><a href="http://www.karakalem.net/?article=2280" target="_blank">www.karakalem.net/?article=2280</a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="imported_habib, post: 58546, member: 3632"] [b]‘Özel Alan’a Övgü [Ahmet Nazlı] ‘ÖZEL ALAN’ vurgusu, kaybettiğimiz mevzilerimizi tekrar geri alma niyetiyledir. Bir önceki yazımdaki ‘kamusal alan’la ilgili yakıştırdığım niteleme ile ilgili bazı dostlarım, özellikle hanımları, şımarıklıkla itham ettiğimi zannetmişler. Gerçekte ise, ne erkekleri ne de genel olarak hanımları şımarıklıkla itham eden değil, dışarıda bizi çağıran ‘kamusal’a ait bir nitelemede bulunmuştum. Yani bizi şımarıklığa çağıran ‘dışarı’dadır. Belki dışarının şımarıklığına en çok aldanan onlar olabilir. Ama sorun, sadece hanımların sorunu değil, sorun erkeklerin sorunudur. Öncelikle erkekler, kendisini kamusalın kucağına atmamalıdır. Atmışsa, hanımların yapması gereken, erkeği kamusalın kucağından kurtarmaktır. Yoksa kendisi de çare olarak kendisi kamusalın akıntısına kendisini kaptırmamalıdır. İçimizdeki şımarıklığı, dışa vuran, kamusalın kendisidir. Zira, ‘dışarı’sı, en yakınlarımızın bile bize katlanamayacağı şeylere katlanıyor, en yakınlarımıza bile gösteremediğimiz ilgiyi bizden görüyor. Bu yüzden, ‘özel alan’ımızdaki bir çok kalemiz, içeriden fethedilmiş, bir çoğunu ise kamusal’a kaptırmışız. Hiçbir sınırı belli olmayan bir ‘kamusal alan’, sınırları belli olan özel alanımıza tecavüz etmiş ve bizi kendimiz olmaktan çıkarmıştır. Evimizin dışında olduğunu zannettiğimiz ‘kamusal alan’, sonunda evimizin içini de kendi sınırlarına dahil etmiş ve bizler bütün ‘dışarı’da olup bitenden haberdar ediliyoruz. Evimizdeki ajan, sadece dışarıda olup biteni bize aktarmıyor. Sadece ‘dışarı’ya, ‘kamusal alan’a çıktığımızda bize nasıl davranmamız gerektiğini bize aktarmıyor. Aynı zamanda, evde de nasıl davranmamız gerektiğini bize dikte ediyor. Öyle ki, TV’ler bütün davranış kodlarımızı belirliyor. Hadd-i zatında, özel davranış biçimleri şeklini değiştiriyor, kamusal davaranış biçimlerine evriliyor. Söz gelimi, şefkatle birbirine davranması gerekenler, biribiriyle resmi bir şekilde görüşür hale geliyor, iletişim biçimi aile eksenli olmaktan çok, toplumsal hale gelmiş. ‘Evde nasıl mutlu olunur’ sorusuna çalışmaktan ziyade, çoğu insan ‘toplum ne der’ korkusuyla yetişiyor. ..[/b] devamı için: [url]www.karakalem.net/?article=2280[/url] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
‘Özel Alan’a Övgü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst