Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
Padişah
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nuriye" data-source="post: 108565" data-attributes="member: 9424"><p>Gözümüz aydın(!) yeni bir krizimiz oldu; tartış tartışabildiğin kadar. Son yıllarda nefesimizi tüketircesine neler tartışmadık ki!</p><p>Mesela 'Türkiye, Malezya mı olacak?' denmişti. Koca koca adamlar, cici bici bayanlar Malezya'ya gidip oradan 'son dakika' haberi geçiyordu. Ne oldu? Unuttuk gitti. Abartılı laflar, anlamsız yorumlar. Onca zaman tartışıldı da ne oldu? Koca bir hiç. Sadece iç enerji kaybına uğradı bu ülke. </p><p>Şimdi yeni bir tartışma konumuz var: Padişahlık. İlk bakışta sanıyorsunuz ki; metrobüs hattının açılış töreninde "Son Osmanlı Padişahı 1. Recep Tayyip Erdoğan" yazılı pankart üzerine bir tartışma başlatılmış. Doğru mu? Kesinlikle hayır. Çoktandır birileri konuşuyor bu konuyu. Ayrıca o pankart, anında ortadan kaldırıldı ve pankartı açan adam derdest edildi. Erdoğan'ın meydanlarda söylediği 'Padişahlık da bitmiştir, krallık da, şeflik de' sözünü duymazdan geliyor birileri. Hatta bazıları 'Ordu göreve' pankartıyla 'Son padişah' pankartını eşdeğer göstermeye çalışıyor. Olacak şey değil. Birinde darbe yapılsın diye can atan, bunu gizlemeyen; hatta bu konuda kimi zaman tahrikçi yollara başvuranlar var; diğerinde bir çırpıda açılmış ama parti yetkilileri tarafından şiddetle karşı çıkılmış bir pankart var. </p><p>Türkiye'nin yıldızı parlıyor; bu bir gerçek. Çünkü Türkiye, bir yandan Avrupa Birliği projesinde ısrarla yol alıyor; diğer yandan bölgesinde daha etkili hale geliyor. Bütün bunları yaparken, Amerika ile yakın diplomasiyi terk etmiyor. Her meseleye günlük siyasetin kısır çekişmeleri penceresinden bakanlar, bu yeni durumu da doğru okuyamıyor. Mesela Davos'ta Erdoğan'ın tavrını eleştirirken 'Türkiye, Batı'dan uzaklaşıyor' diye bir teraneye başvurdular. Tam bir illüzyon! Çünkü Erdoğan, Davos'a Brüksel'deki iki günlük temasından döner dönmez gitmişti. Bu nasıl kopuş ki, AB için seferberlik yapılacak; sonra ayağının tozuyla gelinen Davos'ta ipler kopartılmış olacak? Hillary Clinton'ın Türkiye ziyareti de bir bakıma bu tezin tekzip edilmesi anlamına geliyor. Clinton, bir ay içinde ABD Başkanı Obama'nın Türkiye'ye geleceğini ifade etti. </p><p>Türkiye'ye duyulan sempati eski Osmanlı topraklarıyla sınırlı değil. Irak Savaşı öncesinde tezkerenin Meclis'te reddedilmesinin doğruluğu başka bir tartışma konusu; ancak o günden bugüne Türkiye için 'kendi başına karar verme iradesi olan bir ülke' imajı dünyada yayılmış durumda. Başbakan'ın Davos'taki çıkışı da dünya kamuoyu tarafından bu çerçevede değerlendirildi. Özellikle ezilmişlik psikolojisinden bir türlü yakasını kurtaramayan ülkelerde bu nedenle büyük yankı uyandırdı! Buna rağmen yaşanan olayları 'Yeni bir Osmanlı doğuyor' diye tanımlamak doğru değil. Bu söylemin bazı dost ülkeleri (özellikle İslam ülkeleri için) rahatsız eden yanı da var üstelik. Rusya'da da sempati var Türkiye'ye karşı, Afrika ülkelerinde de. Türkiye'nin asıl imrenilen yönü de şudur: Onca müdahaleye rağmen demokrasi yolunda ilerleyen bir ülke, AB üyesi bazı ülkelerin sabotaj gayretine rağmen AB üyeliği konusunda ısrarcı bir ülke, Müslüman kimliğini koruyarak demokratik reformlar yapmaktan kaçınmayan bir ülke... </p><p>Padişahlık meselesini kaşıyanlardan bir kısmının iyi niyetinden şüphe etmek de mümkün. O art niyet olmasaydı CHP liderinin odasına astığı Şeyh Edebali'nin 'Ey oğul' nasihatinden de rahatsız olurlardı. O malum pankart açılmadan padişahlık yakıştırmasını birileri ısrarla yapıyordu. Mesela ta 6 ay önce Tempo dergisi, Tayyip Erdoğan'ı kapağına taşımış, Başbakan'ın sırtına padişah kaftanı giydirmiş, tahta oturtmuştu. O günden bugüne onlarca yazı yazıldı bu konuda. Daha ilginci, aşırı ulusalcı (bir bölümü itibarıyla da Ergenekoncu) bazı yayınlarda bu padişahlık meselesi ısrarla işleniyor. Kamuoyu buna inanmaz. Zaten bu konu kamuoyu için gündeme getirilmiyor. Bazılarının asıl maksadı, kendilerine yakın gördükleri yargı mensupları. Mesaj oraya. Yani, yine kötü bir mühendislik çalışması var karşımızda; üstelik yine yargı gibi her türlü ideolojiden uzak kalması gereken adalet sistemi üzerinden. Asıl manzara açık: Bugün padişahlık vaveylası koparanlar, otokratik derebeyliklerinin çökmesini istemiyor... </p><p> <a href="http://www.zaman.com.tr/ara.do?author=454B52454D2044554D414E4C49" target="_blank"><span style="color: #0000ff"> EKREM DUMANLI </span></a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nuriye, post: 108565, member: 9424"] Gözümüz aydın(!) yeni bir krizimiz oldu; tartış tartışabildiğin kadar. Son yıllarda nefesimizi tüketircesine neler tartışmadık ki! Mesela 'Türkiye, Malezya mı olacak?' denmişti. Koca koca adamlar, cici bici bayanlar Malezya'ya gidip oradan 'son dakika' haberi geçiyordu. Ne oldu? Unuttuk gitti. Abartılı laflar, anlamsız yorumlar. Onca zaman tartışıldı da ne oldu? Koca bir hiç. Sadece iç enerji kaybına uğradı bu ülke. Şimdi yeni bir tartışma konumuz var: Padişahlık. İlk bakışta sanıyorsunuz ki; metrobüs hattının açılış töreninde "Son Osmanlı Padişahı 1. Recep Tayyip Erdoğan" yazılı pankart üzerine bir tartışma başlatılmış. Doğru mu? Kesinlikle hayır. Çoktandır birileri konuşuyor bu konuyu. Ayrıca o pankart, anında ortadan kaldırıldı ve pankartı açan adam derdest edildi. Erdoğan'ın meydanlarda söylediği 'Padişahlık da bitmiştir, krallık da, şeflik de' sözünü duymazdan geliyor birileri. Hatta bazıları 'Ordu göreve' pankartıyla 'Son padişah' pankartını eşdeğer göstermeye çalışıyor. Olacak şey değil. Birinde darbe yapılsın diye can atan, bunu gizlemeyen; hatta bu konuda kimi zaman tahrikçi yollara başvuranlar var; diğerinde bir çırpıda açılmış ama parti yetkilileri tarafından şiddetle karşı çıkılmış bir pankart var. Türkiye'nin yıldızı parlıyor; bu bir gerçek. Çünkü Türkiye, bir yandan Avrupa Birliği projesinde ısrarla yol alıyor; diğer yandan bölgesinde daha etkili hale geliyor. Bütün bunları yaparken, Amerika ile yakın diplomasiyi terk etmiyor. Her meseleye günlük siyasetin kısır çekişmeleri penceresinden bakanlar, bu yeni durumu da doğru okuyamıyor. Mesela Davos'ta Erdoğan'ın tavrını eleştirirken 'Türkiye, Batı'dan uzaklaşıyor' diye bir teraneye başvurdular. Tam bir illüzyon! Çünkü Erdoğan, Davos'a Brüksel'deki iki günlük temasından döner dönmez gitmişti. Bu nasıl kopuş ki, AB için seferberlik yapılacak; sonra ayağının tozuyla gelinen Davos'ta ipler kopartılmış olacak? Hillary Clinton'ın Türkiye ziyareti de bir bakıma bu tezin tekzip edilmesi anlamına geliyor. Clinton, bir ay içinde ABD Başkanı Obama'nın Türkiye'ye geleceğini ifade etti. Türkiye'ye duyulan sempati eski Osmanlı topraklarıyla sınırlı değil. Irak Savaşı öncesinde tezkerenin Meclis'te reddedilmesinin doğruluğu başka bir tartışma konusu; ancak o günden bugüne Türkiye için 'kendi başına karar verme iradesi olan bir ülke' imajı dünyada yayılmış durumda. Başbakan'ın Davos'taki çıkışı da dünya kamuoyu tarafından bu çerçevede değerlendirildi. Özellikle ezilmişlik psikolojisinden bir türlü yakasını kurtaramayan ülkelerde bu nedenle büyük yankı uyandırdı! Buna rağmen yaşanan olayları 'Yeni bir Osmanlı doğuyor' diye tanımlamak doğru değil. Bu söylemin bazı dost ülkeleri (özellikle İslam ülkeleri için) rahatsız eden yanı da var üstelik. Rusya'da da sempati var Türkiye'ye karşı, Afrika ülkelerinde de. Türkiye'nin asıl imrenilen yönü de şudur: Onca müdahaleye rağmen demokrasi yolunda ilerleyen bir ülke, AB üyesi bazı ülkelerin sabotaj gayretine rağmen AB üyeliği konusunda ısrarcı bir ülke, Müslüman kimliğini koruyarak demokratik reformlar yapmaktan kaçınmayan bir ülke... Padişahlık meselesini kaşıyanlardan bir kısmının iyi niyetinden şüphe etmek de mümkün. O art niyet olmasaydı CHP liderinin odasına astığı Şeyh Edebali'nin 'Ey oğul' nasihatinden de rahatsız olurlardı. O malum pankart açılmadan padişahlık yakıştırmasını birileri ısrarla yapıyordu. Mesela ta 6 ay önce Tempo dergisi, Tayyip Erdoğan'ı kapağına taşımış, Başbakan'ın sırtına padişah kaftanı giydirmiş, tahta oturtmuştu. O günden bugüne onlarca yazı yazıldı bu konuda. Daha ilginci, aşırı ulusalcı (bir bölümü itibarıyla da Ergenekoncu) bazı yayınlarda bu padişahlık meselesi ısrarla işleniyor. Kamuoyu buna inanmaz. Zaten bu konu kamuoyu için gündeme getirilmiyor. Bazılarının asıl maksadı, kendilerine yakın gördükleri yargı mensupları. Mesaj oraya. Yani, yine kötü bir mühendislik çalışması var karşımızda; üstelik yine yargı gibi her türlü ideolojiden uzak kalması gereken adalet sistemi üzerinden. Asıl manzara açık: Bugün padişahlık vaveylası koparanlar, otokratik derebeyliklerinin çökmesini istemiyor... [URL="http://www.zaman.com.tr/ara.do?author=454B52454D2044554D414E4C49"][COLOR=#0000ff] EKREM DUMANLI [/COLOR][/URL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
Padişah
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst