Pakistan'da feodalizm ile mücadele

  • Konbuyu başlatan Tevhid_Nur
  • Başlangıç tarihi
T

Tevhid_Nur

Misafir
Pakistan'da feodalizm ile mücadele (3. Bölüm)

Asia Times Online muhabiri Seyid Salim Şehzad'ın doğal güzellikleriyle "Pakistan'ın İsviçresi" ünvanını kazanmış Svat analizi...
Haber Merkezi, Dosya06 Nisan 2009Bu haber 713 kez okunmuştur.
7849acf63025e20771fb264905e1e4dc-grande.jpg
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Svat başkent İslamabad'dan yaklaşık 160 km uzaklıkta bulunan Kuzey-Batı Sınır Eyaleti (NWFP)'ne bağlı bir vadi... Svat'ın başkenti Saidu Şerif, fakat ana şehri Mingora. Yüksek dağlar, yemyeşil çayırlar ve berrak göllerle çevrili doğal bir güzelliğe sahip. Bu yüzden "Pakistan'ın İsviçresi" olarak da adlandırılıyor. Son yıllarda yaşadığı büyük değişikliklerle şimdi Taliban'ın merkezi halini aldı. Pakistan kabile alanlarını keşfettiğimiz makaleler serisinin 3.sünde Seyyid Salim Şehzad farkı stratejiler izleyen Taliban gruplarını izlemek için gittiği bölgeyi anlatıyor.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[/FONT][FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]1980'li yıllarda Sovyetlere karşı başlayan Afgan ulusal direnişi Pakistan kabile bölgelerinde pek çok İslami grubun doğmasına sebep oldu.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Tehrik-i Nifaz-i Şeriat-i Muhammed (İslam hukukunu uygulanması hareketi) 1994 yılında NWFP'nin Melekand eyaletinde kuruldu. Aynı zamanda Bajur kabile bölgesinde ise Emr-i bil Maruf Nehyi Anil Münker (İyiliklerin tavsiyesi, kötülüklerin önlenmesi) hareketi kuruldu. Afganistan sınırı boyunca farklı İslami medreseler Güney ve Kuzey Veziristan'daki kabile alanlarında kurulmaya başlandı.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Taliban'ın Afganistan'da egemen olduğu 1996 yılından 2001 yılına kadar bu örgütler ve medreseler ideolojik olarak alevlendi. Ancak bu zaman diliminde ne Pakistan ne de uluslararası toplum bu İslami hareketlerin hızlı yükselişine dikkat etmedi. Bu İslami hareketleri sadece geleneksel İslami aidiyetlerin bir parçası olarak gördüler.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]2001 yılında Taliban'ın Amerika Birleşik Devletleri liderliğindeki işgalle güçten uzaklaştırılması dünyadaki genel algının sınırın iki kanadı için de değişmesine yol açtı. [/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Öncelikle Taliban dağıtıldı ve Batı istihbarat örgütleri ve askeri kurumları merkezi bir güçten yoksun militanların sayısının birkaç binle sınırlı kalacağını düşündüler ve Afganistan'da küçük bir direnişten fazlasını beklemediler.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Ancak hesapların yanlış olduğu 4 yıl sonra hala devam eden direnişle anlaşıldı. Taliban yeniden toplandı ve 2006 baharındaki genel taarruzuyla eski gücüne yeniden döndü. Başta güney Afganistan olmak üzere güç kazanırlarken güçlü bir emirlik sistemi kurdular.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Taliban'ın güç kazanmasındaki en önemli faktörlerden birisi de 2004 yılından itibaren El Kaide lideri Usame bin Laden ve yardımcısı Eylem ez-Zevahiri ile birlikte hareketin Pakistan'da güçlü bir şebeke kurması oldu. Bu tam olarak Temmuz 2007'de radikal dinci Lal Mescid imamının önderliğinde İslamabad'da yaşanan ayaklanma ve sonrasında Pakistan güvenlik güçleriyle yaşanan yoğun çatışmalarda gün yüzüne çıktı.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Bu zamandan sonra Batı istihbaratı Afganistan'daki "havai fişek gösterisi"nin fitilinin Pakistan'dan ateşlendiğini gördü, İslamabad yönetimi de... Pakistanlılar da orduyu Pakistan'da her an bir devrim girişimi olabileceği konusunda uyardı.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Bu büyük bir dönüm notasıydı, artık Güney Asya sahnesinde de "terörle savaş" gösterime girmişti. İlk kez, İslamad bir ürpertiyi omurgalarında hissetti ve durumu farklı bir perspektiften gördü, buna göre savaş Amerika'nın bir savaşı değil kendi statükosunun devamı için sürdürülmesi gereken bir savaştı. [/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Yeni sistem ülkenin ABD ile derin ilişkilerini ve askeri oligarşinin sürdürülmesini öngörüyor ve İslam'a yeni bir yorum getiriyordu.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Lal Mescid saldırısı savaşta sıkılan ilk kurşundu ve yankıları yakın gelecekte Svat Vadisi, Güney Veziristan ve Bajur kabile bölgelerinde hissedilecek ve NWFP'de yeni bir savaş sahneye konulacaktı. Kabile bölgelerindeki bir dizi askeri operasyon ise ters tepecek ve ordu nüfus merkezlerinden sürülecekti.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Svat alanını da kapsayan Melekand'da Pakistan Tehrik-i Taliban örgütünün bir parçası olan militanlar Afganistan'daki Batılı güçlere ve Pakistanlı müttefiklerine karşı mücadeleye başladılar. Bunun da ötesinde bölgede kendi rejimini oluşturarak, kendi mahkemelerini, güvenlik güçlerini kurdular ve hatta elektrik dağıtım şebekeleri ile yol inşasına bile soyundular.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Militanların kendi sistemlerini kurdukları Svat'ta yerleşik nüfusun %65'inin -laik okullardan- tahsilli olması ise ayrı bir şaşırtıcı durumken, hükümetin militanlara karşı yoğun bir eğitimli kitle oluşturamaması da başka bir soru işareti olmuştur.[/FONT]

[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Kurtarılmış Cennet Vadisi ve Feodelizm ile İslami Savaş[/FONT]

[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Eski İngiltere başbakanı Sir Winston Churchill ve Pakistan'ın kurucusu Muhammed Ali Jinnah vadinin en ünlü hayranlarından sadece ikisi... Jinnah bölge adına "Pakistan'ın İsviçresi" şeklinde para bastırırken, Churchill dağdan aşağıya vadiye doğru bakarken, "burada yaşayan herkes şair olmalı" yorumunu yapmıştı. Aslında bu çok da uzak bir tahmin değildi, çünkü gerçekten de vadi bölgenin en önemli şairlerine beşiklik etmişti.

Şiir vadide hala önemli bir uğraş, fakat artık cihad ve mücahidleri anlatan marşlar formunda. Bunlardan biri arkaplanda çocuk çığlıklarıyla Pakistan ordusunun alanı gelişigüzel bombalarken kurban ettiği Svat çocuklarının ızdıraplarını anlatıyor.

Şu günlerde vadide ordunun izine rastlamak mümkün değil, onlar sadece dağlarda ve yakın garnizonlardaki bazı kontrol noktalarında görülebiliyor. Militanlara saldırılar daha çok gökyüzünden yapılıyor.
[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Paralel bir sebepten dolayı ise Churcill'in kuşbakışı vadiyi incelediği o tepenin çehresi artık çok farklı. Şimdi o tepeden insanlardan ziyade 8mm'lik silahlar vadiyi gözlüyor. Gözlenen şey ise vadinin muhteşem doğal güzelliğinden ziyade İslamcı militanlar. Pakistan ordusu Churchill gözcü kulesi olarak da bilinen Chadara kalesine ise yığınak yapmış durumda.
1697318-Highest_Mountain_Ranges-Pakistan.jpg

[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Svat vadisi tabî güzellikleriyle "Pakistan'ın İsviçresi" diye anılıyor[/FONT]​
[/FONT][FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT][FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif][/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Bu durumun aynısı Tigak, Koza Bandi ve Fuchaar'da da gözleniyor. Bu bölgeler "Radyo Molla" lakabıyla tanınan Molla Fazlullah'ın kontrolündeki yerel Taliban'ın egemenliği altında. Koza Bandi ve Tigak'ın ayrıca militanların kalesi olduğuna inanılıyor.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Şimdi bu üç köy militanlarla aynı ideolojiyi paylaşmasalar bile kaynak yetersizliğinden bölgeyi terkedemeyenler de dahil geniş halk kitleleriyle militanların ortaklaşa bir yaşam sürdürdüğü alanlar.[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Svat vadisinde ve diğer bölgelerde mücadeleye zorluk katan ise Pakistan ordusunun karşısında artık halk ile aynı dini ve aynı şehri paylaşan militanların bulunduğu gerçeği.

Orduya bu durumun açıklanabilmesi için devreye çeşitli raporlar giriyor. Bu raporlar bölgedeki direnişin Hindistan istihbarat örgütü Araştırma ve Analiz Kanadı temelli olduğuna yönelik iddialar öne sürerek Pakistanlı askerleri teşvik etmeye çalışıyor. Hatta görüş değiştirmiş kimi eski Taliban liderleri de zaman zaman çıkıp bu yönde açıklamalar yapıyorlar. Buna örnek olarak emekli Korgeneral Hamid Gul verilebilir.

Pakistan ordusu sürekli Svat vadisinde yakalanan pekçok Hindu olduğunu ve bunların Svat'daki isyanı körüklediği yönünde haberler yayıyor. Fakat bu tam bir saçmalık, çünkü kapalı bir kabile bölgesi olan Svat'da yabancı bir kişinin bölgeye sızması neredeyse imkansız.

Yine de bu tür iddialar askerin bir yandan da mecbur olduğu operasyonları sürdürmek için savaşın Hindistan'ın bölgedeki ajanlarına yönelik olduğuna inanmasını sağlıyor. Yerel nüfus ise artık bu tip komplo teorilerinden ziyade gerçeğe uygun davranmaya çalışıyor. İdeolojik olarak değilse bile kan bağı olarak yakınlığı bulunan militanların tarafında durmalarını sağlıyor.

Yerel ölçekte militanların destek sağlamasının öteki bir sebebi ise ordunun geçtiğimiz 1,5 yıl içinde sürdürdüğü beceriksiz ve kötü yönetim ile vadinin %90'lara varan oranlarda boşaltılmasını körüklemesi.

Benim ziyaretim esnasında geçtiğim her nahiye ve köyde hükümetin beceriksiz politikalarına gönderme vardı ve bunları Taliban'ın çözeceğine ilişkin propagandalar...

Karşılaştığım en büyük şikayet ise Taliban'dan önce bölgede kök salmış suç çeteleri ve bunların araba ve adam kaçırma faaliyetleriydi. Askeri kontrol noktalarının işlevsel hala geldiğini belirten köylüler, Taliban ile çatışmalar sırasında ise bunların bölgeyi tamamen terkederek bu suç çetelerine meydan verdiğinden yakınıyorlar.

Yolculuğumuz sırasında, yolumuzun üzerindeki son kontrol noktasının da kaldırılmış olduğu Engaroberia Dera'ya (Demirciler Köyü) uğradık. Bu bölge "Han"ların ve zulümlerinin hüküm sürdüğü bir yer olarak biliniyor. Han aslında Orta Asyalı Türkler'in şeref tayin etmek için kullandığı bir sıfat, ancak NWFP'deki kullanımı "zengin, feodal veya feodelizm"i andırıyor.

Engaroberai Dera "begar" (bağımlı emek) kampı olarak da biliyor. Bölge halkı genelde Han'ların sahibi olduğu meyve bahçeleri ve tarlalarda çalışıyorlar. Buna karşılık kendilerine maaş olarak sadece konaklama mekanı ve yemek veriliyor, nakit ücret değil.

Vadi tüketim veya ihracat için yetiştirilen elma ve portakal gibi meyveleriyle meşhur. Bu şekilde bölgenin Hanları hem ekonomik hem siyasi olarak oldukça güçlüler. Örneğin tek bir Han'ın 500 evi var.

Taliban bölgede egemenliği ele almasının hemen ardından insanlara Han'ların kötülüklerini sordu ve sonrasında bunları kanıtlamalarını istedi. Bunu yaparken de asla bir sınıf mücadelesi mantığı altında yapmadı, bundan ziyade olaya iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun savaşı olarak baktı.

Svat Vadisi'ndeki Taliban'ın resmi sözcüsü ve eski Pakistan Tehrik-i Taliban lideri Hacı Muslim Han Asia Times Online'a durumu şöyle anlatıyor, "Bizim Hanlar'a karşı genel bir tutumumuz olduğunu söylemek yanlış olur. Svat Vadisi'nde Han denilen bu kişilern engin zenginliklere, topraklara, romanlara veya dağlara sahip olması bizi pek ilgilendirmiyor, bizi ilgilendiren bu servete meşru yoldan ulaşıp ulaşmadıkları."
[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Müslim Han sözlerine şöyle devam ediyor, "Bununla birlikte halka zulmettiği bilinenleri de var. Onların dedeleri de atalarmız İngilizlere karşı özgürlük mücadelesi verirken düşman saflarındaydılar, şimdi de kendileri İslamabad veya Peşaver'e kaçtılar ve hükümeti tepemize bomba yağdırması için kışkırtıyorlar. Doğrusu onlar bizden zulümlerini sürdürmelerini istediler, bizler ise onlarla mücadele ettik."[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Her ne kadar bu "kötü" Hanların çoğu ülkeyi terketse de Afzal Han hala bölgede yaşıyor. O, laik bir Peştun siyasi partisi olan ve Peştun ağırlıklı NWFP alanlarında büyük bir nüfuzu olan Awami Ulusal Partisi'nin lideri...[/FONT]
[FONT=Century Gothic, Trebuchet Ms, serif]Afzal Han Taliban'a bir mektup göndererek bu toprakların oğlu olduğunu vurgulamış ve öldürülme pahasına bölgeyi terketmeyeceğini açıklamış. Bu mektuptan oldukça etkilenen Taliban yetkilileri ise kendisinin bölgede yaşamasına izin vermiş. Şimdi ise o Taliban ve hükümet arasındaki en önemli köprü konumunda.

Press Medya / Özel Haber


[/FONT]
 
Üst