Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nesl-i Cedid" data-source="post: 297167" data-attributes="member: 1009729"><p>Rengârenk güzelliklerin sarmaş-dolaş sergilendiği şu âleme baktığımız zaman her şeyi, bilhassa canlıları pek çok ihtiyaç içinde ve çeşit çeşit istekler arkasında görüyoruz. İhtiyaç duydukları ve istedikleri her şey, ummadıkları, bilmedikleri ve beklemedikleri şekilde, ellerinin ulaşamıyacağı yerlerden, en uygun vakitte onların imdadına koştuğu müşahede ediliyor.</p><p> Halbuki onlar, şahsî imkân ve iktidarlarıyla, ihtiyaç duydukları bu şeylerin en küçüğünü dahi elde edemezler. Sen, bir kere kendine bak ki, iç ve dış duygularınla alâkalı ve elinin yetişemediği fakat senin için son derece lüzumlu ne kadar şeylere muhtaçsın!... Bütün canlıları da kendine kıyas edebilirsin... İşte, bütün eşyâ böyle birer birer, Varlığı-Kendinden be başkasına muhtaç olmayan Allah'ın varlığına ve birliğine şahâdet ettiği gibi, hepsi, birden, güneşin ziyası güneşi gösterdiği şekilde, bizlere, görünmeyen, gayb perdeleri ötesinde, varlığı, bütün varlıkların tek sebebi, rahmet ve ihsanı bol; her şeyi kendine has bir olgunluğa doğru koşturan 'Rahîm, Kerîm, Mürebbî' ünvanlarıyla bir Zâtı akıllara gösterir ve ruhlara duyurur. Şimdi sen, ey câhil ve gâfil inkarcı!. Binbir fâide ve hikmet içinde, fevkalâde merhametle ve son derece görülüp gözetilerek sürdürülen bu işleri ne ile izah edeceksin?.. Sağır tabiatla mı? Kör kuvvetle mi? Sersem tesadüfle mi? Âciz, cansız sebeplerle mi? </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Her varlık gün yüzüne çıkarken, her şey olabilme, her kalıp ve şekle girebilme imkân ve dolambaçlarıyla yüz yüze, şekilsiz bir vaziyette iken, fevkalâde bir mükemmeliyette, fevkalâde ölçülü ve kendine has suretiyle varlığa ermesi; mesela: herbir insan ferdi, yüzüne konan farklı çizgilerle diğer bütün insanlardan ayrılması ve yine değişik bir kısım iç ve dış duygularla donatılarak herkesten başka, herkesten farklı, müstakil ve düpedüz kendi olarak şekillendirilip ortaya konması, her şeyin arkasında kendisini hissettiren müthiş bir iradeye parlak bir işarettir. Evet, herbir insan siması, pek çok yenlerle her şeye yüzlerce fayda ve hikmetler takan Muhteşem Sanatkârının varlığına ve birliğine şehadet ettiği gibi, umum yüzler hepsi birden, ona ait ortaya koydukları mühür ve sikelerle, bütün simaların Allah'a mahsus imzalar olduğunu insanın önüne serer ve aklın gözüne gösterirler. Şimdi ey inkârcı! Taklidi kabil olmayan insan simasındaki bu çizgileri ve umum yüzlerde bulunan Allah'a mahsus bu imzaları hangi tezgâha havale edeceksin? </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Her yaz ve baharda, dört bir bucakta serpilip gelişen ve yeryüzünü bir mahşer haline getiren, binlerce yüzbinlerce ot ve ağaçların, çeşit çeşit canlıların ayrı ayrı olan suret ve şekillerini; ihtiyaç ve rızıklarını; elbise ve silahlarını; vazife başına davet ve terhislerini, hiçbirini unutmayarak, hiçbirini şaşırmayarak fevkalâde bir ölçü ve âhenkle görüp gözetmek, terbiye edip yetiştirmek, terbiye edip yetiştirmek öyle ilâhî bir mühürdür ki; güneşin şuaları güneşi gösterdiği gibi, herşeye hükmü geçen ve herşeyi istidat ve kabiliyeti istikametinde geliştirip şekillendiren bir 'Vâhid-ü Ehad'i eşi menendi olmayan bir Zâtı gösterir.</p><p>Evet, sonsuz bir kudret, herşeyi çepeçevre sarıp kuşatan bir ilim ve sınırsız bir hikmet sahibinden başka kimin haddi var ki; herbiri başlı başına birer hârika olan şu iç-içe ve alabildiğine girift: varetme, rızıklandırma, silah altına alıp talim ve terbiyeye tâbi tutma, sonra da terhis etme işlerine karışsın!.. Eğer herbiri birer mucize olan bu işlere, herşeyi varlığa erdiren o yüce Zât'dan başkasının müdâhalesi olsaydı, herşey çok karışacaktı. Halbuki eşya, çeşitli ilimlerin adesesiyle, şimdiye kadar tekrar tekrar gözden geçirildiği halde hiçbir karışıklık emâresi göstermemiştir. Karışıklık emâresi şöyle dursun, ilim adına kâinatın dörtbir kucağından gelen bir mesajda fevkalâde bir nizam ve âhenge şahit olunmuştur. </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Bütün tohumların sert taş ve toprak tabakalarını delip geçme yolunda, istidat ve kabiliyet diliyle yaptıkları dua ve sesiz yarışlarına; binbir ihtiyaç içinde kıvranıp duran umum canlıların fitrî ve zarurî ihtiyaçlarını giderme yönündeki içli sızlanışlarına; belâ ve musibetlerle iki büklüm olmuş perişân ve muzdâr kimselerin çaresizlik içinde ettikleri dualarına cevap veren ve o duaları kabul eden biri var ki; en mukavemetsiz filizler, en sert kayaları parça parça edip onların üzerine taht kuruyor.</p><p>En âciz, en iktidarsız canlılar en mükemmel şeylerle besleniyor. Kolu kanadı kırılmış en perişan kimseler hiç ummadıkları şekilde himaye görüyor ve kurtuluşa eriyorlar. İşte, bu çeşit çeşit duaların vakti vaktine kabul olması, o görünmeyen Zâtın varlığına ve birliğine binler şahit olduğu gibi, aynı zamanda büyük bir ölçüde, Onun fevkalâde merhametli, ihsanı bol ve herşeyin ilk ve son merciî olduğuna dalâlet etmektedir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nesl-i Cedid, post: 297167, member: 1009729"] Rengârenk güzelliklerin sarmaş-dolaş sergilendiği şu âleme baktığımız zaman her şeyi, bilhassa canlıları pek çok ihtiyaç içinde ve çeşit çeşit istekler arkasında görüyoruz. İhtiyaç duydukları ve istedikleri her şey, ummadıkları, bilmedikleri ve beklemedikleri şekilde, ellerinin ulaşamıyacağı yerlerden, en uygun vakitte onların imdadına koştuğu müşahede ediliyor. Halbuki onlar, şahsî imkân ve iktidarlarıyla, ihtiyaç duydukları bu şeylerin en küçüğünü dahi elde edemezler. Sen, bir kere kendine bak ki, iç ve dış duygularınla alâkalı ve elinin yetişemediği fakat senin için son derece lüzumlu ne kadar şeylere muhtaçsın!... Bütün canlıları da kendine kıyas edebilirsin... İşte, bütün eşyâ böyle birer birer, Varlığı-Kendinden be başkasına muhtaç olmayan Allah'ın varlığına ve birliğine şahâdet ettiği gibi, hepsi, birden, güneşin ziyası güneşi gösterdiği şekilde, bizlere, görünmeyen, gayb perdeleri ötesinde, varlığı, bütün varlıkların tek sebebi, rahmet ve ihsanı bol; her şeyi kendine has bir olgunluğa doğru koşturan 'Rahîm, Kerîm, Mürebbî' ünvanlarıyla bir Zâtı akıllara gösterir ve ruhlara duyurur. Şimdi sen, ey câhil ve gâfil inkarcı!. Binbir fâide ve hikmet içinde, fevkalâde merhametle ve son derece görülüp gözetilerek sürdürülen bu işleri ne ile izah edeceksin?.. Sağır tabiatla mı? Kör kuvvetle mi? Sersem tesadüfle mi? Âciz, cansız sebeplerle mi? [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER]Her varlık gün yüzüne çıkarken, her şey olabilme, her kalıp ve şekle girebilme imkân ve dolambaçlarıyla yüz yüze, şekilsiz bir vaziyette iken, fevkalâde bir mükemmeliyette, fevkalâde ölçülü ve kendine has suretiyle varlığa ermesi; mesela: herbir insan ferdi, yüzüne konan farklı çizgilerle diğer bütün insanlardan ayrılması ve yine değişik bir kısım iç ve dış duygularla donatılarak herkesten başka, herkesten farklı, müstakil ve düpedüz kendi olarak şekillendirilip ortaya konması, her şeyin arkasında kendisini hissettiren müthiş bir iradeye parlak bir işarettir. Evet, herbir insan siması, pek çok yenlerle her şeye yüzlerce fayda ve hikmetler takan Muhteşem Sanatkârının varlığına ve birliğine şehadet ettiği gibi, umum yüzler hepsi birden, ona ait ortaya koydukları mühür ve sikelerle, bütün simaların Allah'a mahsus imzalar olduğunu insanın önüne serer ve aklın gözüne gösterirler. Şimdi ey inkârcı! Taklidi kabil olmayan insan simasındaki bu çizgileri ve umum yüzlerde bulunan Allah'a mahsus bu imzaları hangi tezgâha havale edeceksin? [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER]Her yaz ve baharda, dört bir bucakta serpilip gelişen ve yeryüzünü bir mahşer haline getiren, binlerce yüzbinlerce ot ve ağaçların, çeşit çeşit canlıların ayrı ayrı olan suret ve şekillerini; ihtiyaç ve rızıklarını; elbise ve silahlarını; vazife başına davet ve terhislerini, hiçbirini unutmayarak, hiçbirini şaşırmayarak fevkalâde bir ölçü ve âhenkle görüp gözetmek, terbiye edip yetiştirmek, terbiye edip yetiştirmek öyle ilâhî bir mühürdür ki; güneşin şuaları güneşi gösterdiği gibi, herşeye hükmü geçen ve herşeyi istidat ve kabiliyeti istikametinde geliştirip şekillendiren bir 'Vâhid-ü Ehad'i eşi menendi olmayan bir Zâtı gösterir. Evet, sonsuz bir kudret, herşeyi çepeçevre sarıp kuşatan bir ilim ve sınırsız bir hikmet sahibinden başka kimin haddi var ki; herbiri başlı başına birer hârika olan şu iç-içe ve alabildiğine girift: varetme, rızıklandırma, silah altına alıp talim ve terbiyeye tâbi tutma, sonra da terhis etme işlerine karışsın!.. Eğer herbiri birer mucize olan bu işlere, herşeyi varlığa erdiren o yüce Zât'dan başkasının müdâhalesi olsaydı, herşey çok karışacaktı. Halbuki eşya, çeşitli ilimlerin adesesiyle, şimdiye kadar tekrar tekrar gözden geçirildiği halde hiçbir karışıklık emâresi göstermemiştir. Karışıklık emâresi şöyle dursun, ilim adına kâinatın dörtbir kucağından gelen bir mesajda fevkalâde bir nizam ve âhenge şahit olunmuştur. [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER]Bütün tohumların sert taş ve toprak tabakalarını delip geçme yolunda, istidat ve kabiliyet diliyle yaptıkları dua ve sesiz yarışlarına; binbir ihtiyaç içinde kıvranıp duran umum canlıların fitrî ve zarurî ihtiyaçlarını giderme yönündeki içli sızlanışlarına; belâ ve musibetlerle iki büklüm olmuş perişân ve muzdâr kimselerin çaresizlik içinde ettikleri dualarına cevap veren ve o duaları kabul eden biri var ki; en mukavemetsiz filizler, en sert kayaları parça parça edip onların üzerine taht kuruyor. En âciz, en iktidarsız canlılar en mükemmel şeylerle besleniyor. Kolu kanadı kırılmış en perişan kimseler hiç ummadıkları şekilde himaye görüyor ve kurtuluşa eriyorlar. İşte, bu çeşit çeşit duaların vakti vaktine kabul olması, o görünmeyen Zâtın varlığına ve birliğine binler şahit olduğu gibi, aynı zamanda büyük bir ölçüde, Onun fevkalâde merhametli, ihsanı bol ve herşeyin ilk ve son merciî olduğuna dalâlet etmektedir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst