Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nesl-i Cedid" data-source="post: 297170" data-attributes="member: 1009729"><p>Binlerce, yüzbinlerce insanı, meczûb mevlevîler gibi arkalarında çark edip döndüren, insanlığın ayları, güneşleri peygamberler,ellerindeki apaçık mûcizeleriyle.. kalb ve ruhun hayat seviyesine ulaşmış ve kendi içinde aydınlığı ermiş bütün hak dostları, o keskin nazarları ve hârika halleriyle.. beşerî duygularına söz dinletebilmiş, nefsin bütün oyunlarını ters yüz etmiş ve aklın ilham esintileriyle kanatlandırmış Hakk'ın o saf ve dupduru kulları, ateşîn dimağları, aldanmaz ruhları ve üstün muhâkemeleriyle, O Gaybî Zât'dan haber veriyor, O'nun birliğine, herşeyin tek yaratıcısı olduğuna, akıllara durgunluk veren terbiye ve yetiştirmesine, kâinatları velveleye veren en gür sadâlarıyla şehâdet ediyorlar. Ey zavallı inkârcı! Neye ve kime güveniyorsun ki, her birisi kendi âleminin ayı ve güneşi sayılan bu kadar şahitlerin ilân ettikleri hakikatı duymuyor veya duymak istemiyorsun? Yoksa, ruhunda meydana getirdiğin karanlıklarla, kendin görmediğin bu şeyleri başkalarının da göremeyeceğini mi zannediyorsun?..</p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Varlık âlemindeki her şeyin fevkalâde itaat içinde söz dinlemesi ve bir kulluk tavrı göstermesi, şuurlu şuursuz her şeyde bir mihrab düşüncesinin sezilmesini ve herşeye hâkim, her ruhun sevgilisi bir ma'buda işaret etmektedir. Evet, gidip ruhlar âlemine ulaşan, melekler ve ruhanîlerle görüşen yüzbinler nuranî zatların şehadetiyle, melekler ve ruhanî varlıkların alabildiğine bir titizlik içindeki ibadetleri.. Bütün canlıların ibadete benzer şekilde vazife görmeleri; umum element ve cansızların göz kamaştırıcı bir nizam, baş döndürücü bir âhenk içinde hizmet görmeleri, O gizli Zât'ın varlığını, birliğini ve her gönlün kıblenümâsıyla işaret edilen biricik ma'bud olduğunu gösterdiği gibi.. Herbiri başlı başına kuvvetli birer delil, hak söyleyen birer şahit olarak bütün hakikata ermişlerin yanıltmayan bilgileri; O'nun nimetleri karşısında şükürle şahlanan bütün hakperestlerin teşekkürleri; her bucakta buhurdan gibi tütüp duran ve O'nun hiçbir zaman dilinden düşürmeyenlerin zikirleri; O'nun maddî-manevî ihsanları karşında coşan kadirşinasların hamdü senâları; nihayet O'na ermekle gönlü oturaklaşmış ve huzura ermişlerin tevhîdi; aşk u muhabbetle kendinden geçmişlerin vecd ü heyecanı; sahrada âhunun, deryadan mâhinin diliyle yılmadan O'nu arayıp soranların sağlam irade ve kararları; bütün kırık gönüllerin bir aydınlık kapı sayarak hep O'na dönüp yakarışa geçmeleri; herşey ile bilinen, her dille zikredilen, her nimet başında anılan; her inançlı gönlün senâ ile yâd edip durduğu; her ruhun 'şevk u târab' içinde O'nunla coşup kendinden geçtiği, bilinenlerden öte bilinen; arananlardan öte aranan, her ruhun biricik gayesi bir Zât'ı, vicdanın aldatmaz ekranında gösterir ve ilân ederler. Şimdi acaba, bu kadar şahitleri yalanlayan kendi aklıyla zıtlaşmış sayılmaz mı?... </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p> <p style="text-align: center"></p><p>Kainattaki bütün varlıkların birbiriyle dayanışması, birbirinin yardımına koşması, birbirinin ihtiyâcını karşılaması umum eşyanın; tek bir terbiyecinin terbiyesi, tek bir idârecinin idâresi, tek bir Zâtın görüp gözetmesiyle varlığını sürdürdüğünü ve her şeyin O biricik Efendinin hizmetçileri olduğunu göstermektedir. Zirâ yeryüzündeki bütün canlıların zarurî ihtiyaç maddelerini, yaratıcının emriyle pişiren güneş ve insanlara takvimcilik yapan ay'dan tut, tâ ışık, hava, su ve değişik gıda maddelerinin; muhtaçların imdâdına, canlıların da insanların imdâdına.. hatta beden uzuvlarının birbirinin yardımına, gıda parçacıklarının da bedendeki hücrelerin yardımlarına koştukları müşâhede edilmektedir. Böyle baş başa, omuz omuza birbirini destekleyen bu akılsız ve şuursuz varlıkların, ihsân, ikrâm, şefkat ve merhamet ufkunda, hikmetle, keremle birbirine el uzatmaları, birbirinin ihtiyacına cevap vermeleri, acaba bütün bunlar, her şeyi bilen, yine her şeye gücü yeten, sonsuz ihsân ve keremiyle herşeyin imdâdına koşan, eşimenendi olmayan bir Zât'ın memurları, hizmetkârları ve sanat eserleri olduklarını kabul etmekten başka ne ile îzah edilebilir? İşte ey; felsefenin karanlık atmosferinde iflâs etmiş zavallı! Bu muazzam pencereye ne diyeceksin: Acaba senin tesâdüflerin bunu izah edebilecek mi? </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Bütün kalb ve ruhların, azgınlık ve sapkınlıklardan meydana gelen ızdırap ve dağınıkları ve bu ızdırap ve dağınıklardan kaynaklanan çeşit çeşit buhranlardan kurtulmaları, O biricik Yaratıcıyı tanımalarıyla, herşeyi O'ndan bilip O'nun elinde görmeleriyle, her lâhza O'nu anıp, O'nu yadetmeleriyle mümkün olacaktır.</p><p>Evet, bütün varlık herşeyiyle o biricik Zâta verilmezse, o zaman teker teker herşeyin, ayrı ayrı sebeplere havâle edilmesi lâzım gelir ki; o takdirde, bir tek şeyin varlığa erip gün yüzüne çıkması umum mevcudat kadar çetin ve müşkülatlı olacaktır.</p><p>Meselâ: Bir mâmul madde veya bir meyve değişik sebeplere verildiğinde, pek çok karışıklıklar ve zorluklar ortaya çıkmasına karşılık; bir el ve bir tezgâha havâle edildiğinde birliğe gidilmiş, dolayısıyla de mâkul, aydınlık ve izâh edilir bir yol seçilmiş olacaktır. Hem nasıl ki bir nefer, yüz adamın terbiye ve idâresine verildiğinde, idâre zorlaşır terbiye imkânsız hâle gelir.. Ve yüz nefer bir kumandanın emrine girince onların sevk ve idâresi bir nefer kadar kolaylaşır... Öyle de, herhangi bir şey, sebepler ve tabiat kanunlarına isnat edildiğinde, yığın yığın zorlukların ortaya çıkmasına mukâbil, tek bir kuvvet ve bir idâreye havâle edildiğinde fevkalâde rahat ve müşkülatsız olur.</p><p>İşte, merak hissi ve hakkı arama istidâyla buraya gönderilen insanoğlu, fikrini çeşitli dağınıklardan kurtarıp, gönlünü belli bir noktaya çevirebilmesi ve ruhunu kanatlandırıp yüksek düşünceler istikâmetinde koşturabilmesi ancak ve ancak o biricik yaratıcıya inanması, O'nu bilip, O'nu sevip ve kalbin hayat seviyesine yükselmesine bağlıdır. Yoksa tabiatın karanlık kanunları ve sebeplerin zihinleri dağıtıcılığı karşısında, zavallı insan ruhu perişan ve dâğidâr olup gidecektir. Şimdi, ey tâlihsiz ve zavallı insan! Mâdem inkâr ve dalâlet yolu bu kadar sıkıntılı, bırak onu, inanç yoluna gir: Safâyı bul ve kurtul..!</p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Herbir varlık ve bilhassa canlılar, pekçok fâide ve maslahatları ihtivâ eden şekil, suret ve çizgileriyle âdeta kalıpdan çıkmış gibi bir vaziyet göstermeleri ve o fâideli şekil hal ve hatlar çizilmesi.. sonra bu durumun bütün hayat boyu yaşa-başa göre aynı intizam, aynı ölçü içinde yenilenip durması, herşeye gücü yeten bir Kadîr'in, herşeyi hikmet ve maslahatlarla var eden bir Hakîm'in kader programına göre yaratıldıklarını ve dolayısıyla de O'nun varlığını, birliğini, sonsuz ilim ve kudretini göstermekte ve şehâdet etmektedir. Kâinat çapındaki bu yüce hakikatı görüp tetkik etmek uzun zaman ister. Sen sadece, kendi cismine, uzuvlarına, onlardaki eğri büğrü hâl, keyfiyet ve yolların ifâde ettiği mânâlara, her şeyin yerli yerinde ve çeşitli faydalar gözetilerek yaratılmasına bak ve varlığın sinesine serpiştirilmiş hikmet parıltıları içinde O'nun varlığını okumağa çalış..!</p><p>Evet, kafatasının yerli yerinde ve en ideal biçimde yaratılmasından, gözün tümsek şekli ve renklerine; ondan burun ve burun deliklerine dil dudak ve dişlerin muntazam yerleştirilmesinden kaşların, kirpiklerin ihtiva ettikleri faide ve güzelliklere; kol parmak mafsallarından ayak ve bacakların şekil ve oynaklarına kadar, herbiri bulunduğu yer ve keyfiyet itibariyle, kitaplara sığmayan hikmet ve maslahatlarıyla O görünmez Zat'dan birer mesaj ve birer ilânnamedir...</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nesl-i Cedid, post: 297170, member: 1009729"] Binlerce, yüzbinlerce insanı, meczûb mevlevîler gibi arkalarında çark edip döndüren, insanlığın ayları, güneşleri peygamberler,ellerindeki apaçık mûcizeleriyle.. kalb ve ruhun hayat seviyesine ulaşmış ve kendi içinde aydınlığı ermiş bütün hak dostları, o keskin nazarları ve hârika halleriyle.. beşerî duygularına söz dinletebilmiş, nefsin bütün oyunlarını ters yüz etmiş ve aklın ilham esintileriyle kanatlandırmış Hakk'ın o saf ve dupduru kulları, ateşîn dimağları, aldanmaz ruhları ve üstün muhâkemeleriyle, O Gaybî Zât'dan haber veriyor, O'nun birliğine, herşeyin tek yaratıcısı olduğuna, akıllara durgunluk veren terbiye ve yetiştirmesine, kâinatları velveleye veren en gür sadâlarıyla şehâdet ediyorlar. Ey zavallı inkârcı! Neye ve kime güveniyorsun ki, her birisi kendi âleminin ayı ve güneşi sayılan bu kadar şahitlerin ilân ettikleri hakikatı duymuyor veya duymak istemiyorsun? Yoksa, ruhunda meydana getirdiğin karanlıklarla, kendin görmediğin bu şeyleri başkalarının da göremeyeceğini mi zannediyorsun?.. [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] Varlık âlemindeki her şeyin fevkalâde itaat içinde söz dinlemesi ve bir kulluk tavrı göstermesi, şuurlu şuursuz her şeyde bir mihrab düşüncesinin sezilmesini ve herşeye hâkim, her ruhun sevgilisi bir ma'buda işaret etmektedir. Evet, gidip ruhlar âlemine ulaşan, melekler ve ruhanîlerle görüşen yüzbinler nuranî zatların şehadetiyle, melekler ve ruhanî varlıkların alabildiğine bir titizlik içindeki ibadetleri.. Bütün canlıların ibadete benzer şekilde vazife görmeleri; umum element ve cansızların göz kamaştırıcı bir nizam, baş döndürücü bir âhenk içinde hizmet görmeleri, O gizli Zât'ın varlığını, birliğini ve her gönlün kıblenümâsıyla işaret edilen biricik ma'bud olduğunu gösterdiği gibi.. Herbiri başlı başına kuvvetli birer delil, hak söyleyen birer şahit olarak bütün hakikata ermişlerin yanıltmayan bilgileri; O'nun nimetleri karşısında şükürle şahlanan bütün hakperestlerin teşekkürleri; her bucakta buhurdan gibi tütüp duran ve O'nun hiçbir zaman dilinden düşürmeyenlerin zikirleri; O'nun maddî-manevî ihsanları karşında coşan kadirşinasların hamdü senâları; nihayet O'na ermekle gönlü oturaklaşmış ve huzura ermişlerin tevhîdi; aşk u muhabbetle kendinden geçmişlerin vecd ü heyecanı; sahrada âhunun, deryadan mâhinin diliyle yılmadan O'nu arayıp soranların sağlam irade ve kararları; bütün kırık gönüllerin bir aydınlık kapı sayarak hep O'na dönüp yakarışa geçmeleri; herşey ile bilinen, her dille zikredilen, her nimet başında anılan; her inançlı gönlün senâ ile yâd edip durduğu; her ruhun 'şevk u târab' içinde O'nunla coşup kendinden geçtiği, bilinenlerden öte bilinen; arananlardan öte aranan, her ruhun biricik gayesi bir Zât'ı, vicdanın aldatmaz ekranında gösterir ve ilân ederler. Şimdi acaba, bu kadar şahitleri yalanlayan kendi aklıyla zıtlaşmış sayılmaz mı?... [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG] [/CENTER] Kainattaki bütün varlıkların birbiriyle dayanışması, birbirinin yardımına koşması, birbirinin ihtiyâcını karşılaması umum eşyanın; tek bir terbiyecinin terbiyesi, tek bir idârecinin idâresi, tek bir Zâtın görüp gözetmesiyle varlığını sürdürdüğünü ve her şeyin O biricik Efendinin hizmetçileri olduğunu göstermektedir. Zirâ yeryüzündeki bütün canlıların zarurî ihtiyaç maddelerini, yaratıcının emriyle pişiren güneş ve insanlara takvimcilik yapan ay'dan tut, tâ ışık, hava, su ve değişik gıda maddelerinin; muhtaçların imdâdına, canlıların da insanların imdâdına.. hatta beden uzuvlarının birbirinin yardımına, gıda parçacıklarının da bedendeki hücrelerin yardımlarına koştukları müşâhede edilmektedir. Böyle baş başa, omuz omuza birbirini destekleyen bu akılsız ve şuursuz varlıkların, ihsân, ikrâm, şefkat ve merhamet ufkunda, hikmetle, keremle birbirine el uzatmaları, birbirinin ihtiyacına cevap vermeleri, acaba bütün bunlar, her şeyi bilen, yine her şeye gücü yeten, sonsuz ihsân ve keremiyle herşeyin imdâdına koşan, eşimenendi olmayan bir Zât'ın memurları, hizmetkârları ve sanat eserleri olduklarını kabul etmekten başka ne ile îzah edilebilir? İşte ey; felsefenin karanlık atmosferinde iflâs etmiş zavallı! Bu muazzam pencereye ne diyeceksin: Acaba senin tesâdüflerin bunu izah edebilecek mi? [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] Bütün kalb ve ruhların, azgınlık ve sapkınlıklardan meydana gelen ızdırap ve dağınıkları ve bu ızdırap ve dağınıklardan kaynaklanan çeşit çeşit buhranlardan kurtulmaları, O biricik Yaratıcıyı tanımalarıyla, herşeyi O'ndan bilip O'nun elinde görmeleriyle, her lâhza O'nu anıp, O'nu yadetmeleriyle mümkün olacaktır. Evet, bütün varlık herşeyiyle o biricik Zâta verilmezse, o zaman teker teker herşeyin, ayrı ayrı sebeplere havâle edilmesi lâzım gelir ki; o takdirde, bir tek şeyin varlığa erip gün yüzüne çıkması umum mevcudat kadar çetin ve müşkülatlı olacaktır. Meselâ: Bir mâmul madde veya bir meyve değişik sebeplere verildiğinde, pek çok karışıklıklar ve zorluklar ortaya çıkmasına karşılık; bir el ve bir tezgâha havâle edildiğinde birliğe gidilmiş, dolayısıyla de mâkul, aydınlık ve izâh edilir bir yol seçilmiş olacaktır. Hem nasıl ki bir nefer, yüz adamın terbiye ve idâresine verildiğinde, idâre zorlaşır terbiye imkânsız hâle gelir.. Ve yüz nefer bir kumandanın emrine girince onların sevk ve idâresi bir nefer kadar kolaylaşır... Öyle de, herhangi bir şey, sebepler ve tabiat kanunlarına isnat edildiğinde, yığın yığın zorlukların ortaya çıkmasına mukâbil, tek bir kuvvet ve bir idâreye havâle edildiğinde fevkalâde rahat ve müşkülatsız olur. İşte, merak hissi ve hakkı arama istidâyla buraya gönderilen insanoğlu, fikrini çeşitli dağınıklardan kurtarıp, gönlünü belli bir noktaya çevirebilmesi ve ruhunu kanatlandırıp yüksek düşünceler istikâmetinde koşturabilmesi ancak ve ancak o biricik yaratıcıya inanması, O'nu bilip, O'nu sevip ve kalbin hayat seviyesine yükselmesine bağlıdır. Yoksa tabiatın karanlık kanunları ve sebeplerin zihinleri dağıtıcılığı karşısında, zavallı insan ruhu perişan ve dâğidâr olup gidecektir. Şimdi, ey tâlihsiz ve zavallı insan! Mâdem inkâr ve dalâlet yolu bu kadar sıkıntılı, bırak onu, inanç yoluna gir: Safâyı bul ve kurtul..! [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] Herbir varlık ve bilhassa canlılar, pekçok fâide ve maslahatları ihtivâ eden şekil, suret ve çizgileriyle âdeta kalıpdan çıkmış gibi bir vaziyet göstermeleri ve o fâideli şekil hal ve hatlar çizilmesi.. sonra bu durumun bütün hayat boyu yaşa-başa göre aynı intizam, aynı ölçü içinde yenilenip durması, herşeye gücü yeten bir Kadîr'in, herşeyi hikmet ve maslahatlarla var eden bir Hakîm'in kader programına göre yaratıldıklarını ve dolayısıyla de O'nun varlığını, birliğini, sonsuz ilim ve kudretini göstermekte ve şehâdet etmektedir. Kâinat çapındaki bu yüce hakikatı görüp tetkik etmek uzun zaman ister. Sen sadece, kendi cismine, uzuvlarına, onlardaki eğri büğrü hâl, keyfiyet ve yolların ifâde ettiği mânâlara, her şeyin yerli yerinde ve çeşitli faydalar gözetilerek yaratılmasına bak ve varlığın sinesine serpiştirilmiş hikmet parıltıları içinde O'nun varlığını okumağa çalış..! Evet, kafatasının yerli yerinde ve en ideal biçimde yaratılmasından, gözün tümsek şekli ve renklerine; ondan burun ve burun deliklerine dil dudak ve dişlerin muntazam yerleştirilmesinden kaşların, kirpiklerin ihtiva ettikleri faide ve güzelliklere; kol parmak mafsallarından ayak ve bacakların şekil ve oynaklarına kadar, herbiri bulunduğu yer ve keyfiyet itibariyle, kitaplara sığmayan hikmet ve maslahatlarıyla O görünmez Zat'dan birer mesaj ve birer ilânnamedir... [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst