Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nesl-i Cedid" data-source="post: 297171" data-attributes="member: 1009729"><p>Bütün varlık bir baştan bir başa kendine has diliyle Yaratıcısını yâd ve takdis eder. Zira her varlığın, irade ve şuuru gösteren nizam içindeki fevkalâde hâl ve vaziyeti, ifade ettiği âhenk diliyle O'nu gösterdiği gibi, ihtiva ettiği fayda ve maslahatlarla da O'nun işlerinde tesadüf ve abes olmadığına şahadet eder.</p><p>Mevcudatın sinesinde yükselen bu şehadeti reddetmeye ikan yoktur. Çünkü, şahit bir değil binlerdir: Her varlıktaki nizam ve âhenk; her şeyin birbiriyle baş başa omuz omuza birlik teşkil etmesindeki bütünleşme ruhu; değişik renk ve seslerin bir merkeze bağlı olmayı ifade eden fevkalâde uyumları her biri birer şahit olarak O'nun varlığına ve birliğine öyle kuvvetli delillerdir ki; bir kısım septis ve şüphecilerden başka kimsenin bunları inkâra yelteneceğine ihtimal verilemez.</p><p>Evet, âlemdeki herşeyin muntazam suretleri, ölçülü mahiyetleri, değişik çizgideki ayrı ayrı, fakat nizam içindeki hayatları birer dil olarak O'nu haykırmakta, O'na ait şeyleri mırıldanmaktadır. O'nu haykırmakta, O'na ait şeyleri mırıldanmaktadır. Işık güneşi gösterdiği gibi bütün bu diller de; ilmi, iradesi, kudreti her şeyde sezilen O Zât'ı göstermekte ve O'nun varlığını ilan etmektedir.</p><p>Evet, bütün eşya ve hadiseler, belâgatlı birer lisan kesilerek, yerinde nizam, yerinde âhenk, yerinde bir güzellik kuşağı teşkil ederek O'nu haykırıp, ışık parmaklarıyla O'nu gösterdiği halde yöne inat etmek bir fıtrat bozukluğundan başka bir şey değildir. </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Bütün eşya her hâl ve her hareketiyle, ilmi, iradesi, Kudreti Sonsuz bir Yaratıcıyı ilân etmektedir. Evet, şayet selim bir idrak ve sağlam bir irfanla eşya ve hadiselere bakılacak olsa, fevkalâde zayıf ve iktidarsız, âciz ve tutarsız şeyler üzerinde, alabildiğine bir iktidar emaresi ve başdöndürücü kudret eserleri göze çarpacaktır. Evet, otların tohum ve kökleri gibi cılız ve çelimsiz şeylerin, bahar esintileriyle ortaya çıkıp göz kamaştırıcı güzelliklerle etrafı sarmaları, zaaf içinde kuvveti, acz içinde iktidarı göstermeleri bakımından ne müthiş temâşâ levhalarıdır.!</p><p>Hem, kışla hırpalanmış ot-kök ve ağaçların, birden bire dirilip bahar nâralarıyla dağları ve ovaları sarmaları; yoklukta varlık cilveleri göstererek fakirlikte zenginlik gamzetmeleri, zıtların kutuplaşması noktasından ne hayret verici bir manzaradır!</p><p>Hem hâdiseler seylâbı içinde akıp giden cansız maddelerin, birdenbire canlılar seviyesine sıçrayıp hayat soluklamaları ve fevkalâde şuur izhar etmeleri ne ibret verici bir derstir.</p><p>Ve hele, zerrelerden en büyük sistemlere kadar kâinat çapında herşeyin, umûmi bir âhenk içinde hayat ve insan etrafında devrettirilmesi ve olup biten bütün işlerde binler-yüzbinler hikmet ve faydaların gökkuşağı gibi canlıların ufkunu sarması, yürekleri hoplatan ne renkli bir tablodur!..</p><p>İşte, herşeyin, âcizliği içindeki iktidârı, zayıflığı içindeki kuvveti, fakirliği içindeki servet ve zenginliği, cansızlık ve şuursuzluğu içindeki hayat ve şuur ufkuna ulaşması, herşeye gücü yeten bir Kudret-i Sonsuz'un, zenginliği cihanları sarmış bir Servet-i Sonsuz'un, herşeyi bir plâna göre var eden, sonra da âhenk içinde devam etdiren bir İlm-i Sonsuz ve İrâdesi Sonsuz'un varlığına ve birliğine öyle nûrani pencerelerdir ki, bu pencerelerden bakıp O'nu görmemek mümkün değildir. </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Yaratılan herşey fevkalâde mükemmel ve güzel yaratılmaktadır. Her nesnenin bir kısım istidat çekirdekleriyle varlığa ermesi, varlığını bir nizam ve âhenk içinde sürdürmesi ve nev'i için mukadder olan hedefe varabilme istikametinde, en kestirme yoldan, en güzel şekilde, israfsız ve çok kolay kullanılabilir âletlerle teçhiz edilip donatılması.. Meselâ: İnsan uzuvlarında estetik ve güzelliği riâyet etmenin yanında, o uzuvlara yüzlerce vazife gördürülmesi; Kuşların kanat ve tüylerinin, rahatça hareket edebilme, kolayca değiştirilme ve azami tasarruf (=en az hareket ve enerji ile en çok iş yapma, bir uzuv ve bir âlet çok iş ve vazifeler gördürme) prensibine göre fevkalâde kullanışlı olma gibi vasıfları hâiz bulunması, insanların el, ayak ve yüzleri; kuşların kanat ve tüyleri sayısınca, bu hârikûlade işleri en uygun şekilde yürüten ve herşeyi yerli yerine koyan O gizli Zât'ın varlığına, iktidar ve ilmine, irade ve hikmetine nizam ve âhenk diliyle işaret ve şehadet etmektedir.</p><p>Hareketlerimizin büyük bir kısmı beynimizin gözden aldığı sinyallerle başlar, Göz, fotoğraf makinalarından daha daha hârika bir şekilde cisimlerin uzaklık, yakınlık, diyafram, obtilatör ayarlarını yapar.</p><p>Merceğin arkasındaki göz boşluğunda 137 milyon hücre bulunur. Bunlar cisimlerin renklerini ayırmada vazifelidir. Gözün iç tabakasına ters olarak düşen görüntü, görme sinirleri vasıtasıyla düzeltildikten sonra saniyenin 0,1'i kadar bir zamanda beyne intikal ettiren elektrik hatlarının sayısı 1 milyon civarındadır. Göz, cisimleri üç boyutlu ve canlı olarak görebilmesi için çift olarak yaratılmıştır.</p><p>Çok hassas bir sisteme sahip olan gözlerimiz dıştan ve içten gelebilecek tehlikeler hesap edilerek en uygun yere konulmuştur.</p><p>Kaşlar, kirpikler, gözkapağı, gözyaşı bezleri, göz kasları gözün ana yardımcı kısımlarıdır.</p><p>Gözler simayı meydana getiren diğer organlarla mütenasib olarak en güzel yerlere yerleştirilmiştir.</p><p>Çeşitli frekanslardaki ses titreşimlerini toplayıp zara doğru yönelten kulak sayvanı, aynı zamanda, üzerindeki girinti çıkıntılardan dolayı gelen sesleri yönlerine göre yansıtarak yön tayinine yarar. Ancak mikroskop altında görülebilen iç kulak ise ince tüycüklerle herbir frekansı ayrı ayrı elektrik enerjisine çevirerek beyindeki kodlama merkezine gönderir. Aynı anda birçok fonksiyonların mükemmel bir şekilde yerine getirildiği bu organlarda küçük yapı-büyük fonksiyon yâni azami tasarruf prensibi aşikâr bir şekilde görülmektedir.</p><p>Yavru kangurular dört memeden birine yapışır, gün be gün büyüdükçe memeden kendisine gelen sütün terkibi değişir, ağırlaşır. İkinci bir doğum yaparsa keseye yeni gelen bu misafiri ayrı terkibde bir süt musluğu karşılar. Zira birinci yavrunun içtiği süt, ikinci yavruya ağır gelir, bünyesi bu sütü kaldıramaz. Kanguru sahip olduğu bu ilginç sistemiyle bir petrol rafinerisine benzer. Yüzlerce işçinin çalıştığı dev makinaların iş gördüğü petrol rafinerileri daha basit değil mi? Rafinerilerin yaptığı iş bir yandan hammadde olarak gelen petrolü alıp sadece ayrıştırmak, mazot, benzin, gazyağı adı altında diğer yerlere aktarmak değil mi? Bu iş laboratuvarlarda yapılabilse bile düşünen bir kafaya, bir sürü makinaya ihtiyaç yok mu? Kanguru böyle bir hârika sisteme sahip olmasa neslini devam ettiremiyecekti. Rafinerileri gölgede bırakacak bu sistemleri kanguru kendisi vücuduna yerleştirmedi. Tabiatta yarattığı harika mekanizmalarla insanlara çalışıp keşfedebileceklerinin çok ötesinde şeyler gösteren Yüce Yaratıcı büyüklüğünü böyle bir kere daha hatırlatmakta. </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Yeryüzünde mevsim bemevsim, değişip şekillenen varlıkların, fevkalâde bir intizam, başdöndürücü bir nizamla tazelenip yenilenmeleri; bir mimârî mimârsız, bir sanat eseri sanatkârsız, bir iş failsiz olmaması esasına binaen, her şeyi yerli yerince icat eden, gizli bir Zât'ın hikmetle işleyen elini göstermektedir. Evet, binbir hikmet ve faidelerle günyüzüne çıkan her nesne, üzerindeki hârika süsler, ziynetler ve pırıl pırıl sanat çizgileriyle, bütün bu işlerin alabildiğine bir ihtimam ve titizlikle yürütüldüğünü, dolayısıyla de herşeyi görüp gözeten, ihsanı bol, merhameti geniş bir Zât'a işaret etmektedir.</p><p>Ve bilhassa, rızka muhtaç canlıların herbirine göre ve en mükemmel şekilde yedirip içirilmeleri, terbiye edilip yetiştirilmeleri canlıların hücreleri sayısınca, onların rızkını veren ve terbiye eden O gaybî Zât'ı göstermektedir.</p><p>Evet, bir baştan bir başa yeryüzündeki herşeyin, ilimlere esas teşkil edebilecek şekilde hikmetli varedilmeleri, mütefekkirâne ilhâmları coşturacak şekilde rengârenk süslendirilmeleri, herşeye, hususiyle canlılara çok iyi bakılması kâinatın zerreleri adedince, hikmeti güneş gibi parlak, ihsanı deryalar kadar bol, rahmeti cihanları tutacak kadar geniş bir Zât'ın varlığını, ışık ve renkler güneşi gösterdiği gibi gösterip ispat etmektedir. Şimdi ey gâfil inkarcı! Göz önünde cereyan eden bu işleri ne ile izah edeceksin?</p><p></p><p>Serseri tesadüfler, kör kuvvet, sağır tabiatla mı? Yoksa, âciz, cahil ve cansız sebeplerle mi...?</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nesl-i Cedid, post: 297171, member: 1009729"] Bütün varlık bir baştan bir başa kendine has diliyle Yaratıcısını yâd ve takdis eder. Zira her varlığın, irade ve şuuru gösteren nizam içindeki fevkalâde hâl ve vaziyeti, ifade ettiği âhenk diliyle O'nu gösterdiği gibi, ihtiva ettiği fayda ve maslahatlarla da O'nun işlerinde tesadüf ve abes olmadığına şahadet eder. Mevcudatın sinesinde yükselen bu şehadeti reddetmeye ikan yoktur. Çünkü, şahit bir değil binlerdir: Her varlıktaki nizam ve âhenk; her şeyin birbiriyle baş başa omuz omuza birlik teşkil etmesindeki bütünleşme ruhu; değişik renk ve seslerin bir merkeze bağlı olmayı ifade eden fevkalâde uyumları her biri birer şahit olarak O'nun varlığına ve birliğine öyle kuvvetli delillerdir ki; bir kısım septis ve şüphecilerden başka kimsenin bunları inkâra yelteneceğine ihtimal verilemez. Evet, âlemdeki herşeyin muntazam suretleri, ölçülü mahiyetleri, değişik çizgideki ayrı ayrı, fakat nizam içindeki hayatları birer dil olarak O'nu haykırmakta, O'na ait şeyleri mırıldanmaktadır. O'nu haykırmakta, O'na ait şeyleri mırıldanmaktadır. Işık güneşi gösterdiği gibi bütün bu diller de; ilmi, iradesi, kudreti her şeyde sezilen O Zât'ı göstermekte ve O'nun varlığını ilan etmektedir. Evet, bütün eşya ve hadiseler, belâgatlı birer lisan kesilerek, yerinde nizam, yerinde âhenk, yerinde bir güzellik kuşağı teşkil ederek O'nu haykırıp, ışık parmaklarıyla O'nu gösterdiği halde yöne inat etmek bir fıtrat bozukluğundan başka bir şey değildir. [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] Bütün eşya her hâl ve her hareketiyle, ilmi, iradesi, Kudreti Sonsuz bir Yaratıcıyı ilân etmektedir. Evet, şayet selim bir idrak ve sağlam bir irfanla eşya ve hadiselere bakılacak olsa, fevkalâde zayıf ve iktidarsız, âciz ve tutarsız şeyler üzerinde, alabildiğine bir iktidar emaresi ve başdöndürücü kudret eserleri göze çarpacaktır. Evet, otların tohum ve kökleri gibi cılız ve çelimsiz şeylerin, bahar esintileriyle ortaya çıkıp göz kamaştırıcı güzelliklerle etrafı sarmaları, zaaf içinde kuvveti, acz içinde iktidarı göstermeleri bakımından ne müthiş temâşâ levhalarıdır.! Hem, kışla hırpalanmış ot-kök ve ağaçların, birden bire dirilip bahar nâralarıyla dağları ve ovaları sarmaları; yoklukta varlık cilveleri göstererek fakirlikte zenginlik gamzetmeleri, zıtların kutuplaşması noktasından ne hayret verici bir manzaradır! Hem hâdiseler seylâbı içinde akıp giden cansız maddelerin, birdenbire canlılar seviyesine sıçrayıp hayat soluklamaları ve fevkalâde şuur izhar etmeleri ne ibret verici bir derstir. Ve hele, zerrelerden en büyük sistemlere kadar kâinat çapında herşeyin, umûmi bir âhenk içinde hayat ve insan etrafında devrettirilmesi ve olup biten bütün işlerde binler-yüzbinler hikmet ve faydaların gökkuşağı gibi canlıların ufkunu sarması, yürekleri hoplatan ne renkli bir tablodur!.. İşte, herşeyin, âcizliği içindeki iktidârı, zayıflığı içindeki kuvveti, fakirliği içindeki servet ve zenginliği, cansızlık ve şuursuzluğu içindeki hayat ve şuur ufkuna ulaşması, herşeye gücü yeten bir Kudret-i Sonsuz'un, zenginliği cihanları sarmış bir Servet-i Sonsuz'un, herşeyi bir plâna göre var eden, sonra da âhenk içinde devam etdiren bir İlm-i Sonsuz ve İrâdesi Sonsuz'un varlığına ve birliğine öyle nûrani pencerelerdir ki, bu pencerelerden bakıp O'nu görmemek mümkün değildir. [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] Yaratılan herşey fevkalâde mükemmel ve güzel yaratılmaktadır. Her nesnenin bir kısım istidat çekirdekleriyle varlığa ermesi, varlığını bir nizam ve âhenk içinde sürdürmesi ve nev'i için mukadder olan hedefe varabilme istikametinde, en kestirme yoldan, en güzel şekilde, israfsız ve çok kolay kullanılabilir âletlerle teçhiz edilip donatılması.. Meselâ: İnsan uzuvlarında estetik ve güzelliği riâyet etmenin yanında, o uzuvlara yüzlerce vazife gördürülmesi; Kuşların kanat ve tüylerinin, rahatça hareket edebilme, kolayca değiştirilme ve azami tasarruf (=en az hareket ve enerji ile en çok iş yapma, bir uzuv ve bir âlet çok iş ve vazifeler gördürme) prensibine göre fevkalâde kullanışlı olma gibi vasıfları hâiz bulunması, insanların el, ayak ve yüzleri; kuşların kanat ve tüyleri sayısınca, bu hârikûlade işleri en uygun şekilde yürüten ve herşeyi yerli yerine koyan O gizli Zât'ın varlığına, iktidar ve ilmine, irade ve hikmetine nizam ve âhenk diliyle işaret ve şehadet etmektedir. Hareketlerimizin büyük bir kısmı beynimizin gözden aldığı sinyallerle başlar, Göz, fotoğraf makinalarından daha daha hârika bir şekilde cisimlerin uzaklık, yakınlık, diyafram, obtilatör ayarlarını yapar. Merceğin arkasındaki göz boşluğunda 137 milyon hücre bulunur. Bunlar cisimlerin renklerini ayırmada vazifelidir. Gözün iç tabakasına ters olarak düşen görüntü, görme sinirleri vasıtasıyla düzeltildikten sonra saniyenin 0,1'i kadar bir zamanda beyne intikal ettiren elektrik hatlarının sayısı 1 milyon civarındadır. Göz, cisimleri üç boyutlu ve canlı olarak görebilmesi için çift olarak yaratılmıştır. Çok hassas bir sisteme sahip olan gözlerimiz dıştan ve içten gelebilecek tehlikeler hesap edilerek en uygun yere konulmuştur. Kaşlar, kirpikler, gözkapağı, gözyaşı bezleri, göz kasları gözün ana yardımcı kısımlarıdır. Gözler simayı meydana getiren diğer organlarla mütenasib olarak en güzel yerlere yerleştirilmiştir. Çeşitli frekanslardaki ses titreşimlerini toplayıp zara doğru yönelten kulak sayvanı, aynı zamanda, üzerindeki girinti çıkıntılardan dolayı gelen sesleri yönlerine göre yansıtarak yön tayinine yarar. Ancak mikroskop altında görülebilen iç kulak ise ince tüycüklerle herbir frekansı ayrı ayrı elektrik enerjisine çevirerek beyindeki kodlama merkezine gönderir. Aynı anda birçok fonksiyonların mükemmel bir şekilde yerine getirildiği bu organlarda küçük yapı-büyük fonksiyon yâni azami tasarruf prensibi aşikâr bir şekilde görülmektedir. Yavru kangurular dört memeden birine yapışır, gün be gün büyüdükçe memeden kendisine gelen sütün terkibi değişir, ağırlaşır. İkinci bir doğum yaparsa keseye yeni gelen bu misafiri ayrı terkibde bir süt musluğu karşılar. Zira birinci yavrunun içtiği süt, ikinci yavruya ağır gelir, bünyesi bu sütü kaldıramaz. Kanguru sahip olduğu bu ilginç sistemiyle bir petrol rafinerisine benzer. Yüzlerce işçinin çalıştığı dev makinaların iş gördüğü petrol rafinerileri daha basit değil mi? Rafinerilerin yaptığı iş bir yandan hammadde olarak gelen petrolü alıp sadece ayrıştırmak, mazot, benzin, gazyağı adı altında diğer yerlere aktarmak değil mi? Bu iş laboratuvarlarda yapılabilse bile düşünen bir kafaya, bir sürü makinaya ihtiyaç yok mu? Kanguru böyle bir hârika sisteme sahip olmasa neslini devam ettiremiyecekti. Rafinerileri gölgede bırakacak bu sistemleri kanguru kendisi vücuduna yerleştirmedi. Tabiatta yarattığı harika mekanizmalarla insanlara çalışıp keşfedebileceklerinin çok ötesinde şeyler gösteren Yüce Yaratıcı büyüklüğünü böyle bir kere daha hatırlatmakta. [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] Yeryüzünde mevsim bemevsim, değişip şekillenen varlıkların, fevkalâde bir intizam, başdöndürücü bir nizamla tazelenip yenilenmeleri; bir mimârî mimârsız, bir sanat eseri sanatkârsız, bir iş failsiz olmaması esasına binaen, her şeyi yerli yerince icat eden, gizli bir Zât'ın hikmetle işleyen elini göstermektedir. Evet, binbir hikmet ve faidelerle günyüzüne çıkan her nesne, üzerindeki hârika süsler, ziynetler ve pırıl pırıl sanat çizgileriyle, bütün bu işlerin alabildiğine bir ihtimam ve titizlikle yürütüldüğünü, dolayısıyla de herşeyi görüp gözeten, ihsanı bol, merhameti geniş bir Zât'a işaret etmektedir. Ve bilhassa, rızka muhtaç canlıların herbirine göre ve en mükemmel şekilde yedirip içirilmeleri, terbiye edilip yetiştirilmeleri canlıların hücreleri sayısınca, onların rızkını veren ve terbiye eden O gaybî Zât'ı göstermektedir. Evet, bir baştan bir başa yeryüzündeki herşeyin, ilimlere esas teşkil edebilecek şekilde hikmetli varedilmeleri, mütefekkirâne ilhâmları coşturacak şekilde rengârenk süslendirilmeleri, herşeye, hususiyle canlılara çok iyi bakılması kâinatın zerreleri adedince, hikmeti güneş gibi parlak, ihsanı deryalar kadar bol, rahmeti cihanları tutacak kadar geniş bir Zât'ın varlığını, ışık ve renkler güneşi gösterdiği gibi gösterip ispat etmektedir. Şimdi ey gâfil inkarcı! Göz önünde cereyan eden bu işleri ne ile izah edeceksin? Serseri tesadüfler, kör kuvvet, sağır tabiatla mı? Yoksa, âciz, cahil ve cansız sebeplerle mi...? [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst