Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nesl-i Cedid" data-source="post: 297172" data-attributes="member: 1009729"><p>Zeminin, bitevi dirilip canlandığı bahar ve yaz günlerinde çevremize baktığımız zaman, bolluk ve çokluk gibi karışıklığa sebebiyet verecek unsurların bulunmasına rağmen, her şeyde alabildiğine bir nizam ve âhenk göze çarpmaktadır. İşte zemin ve işte baştan başa onu süsleyen otlar, ağaçlar ve çiçekler..!</p><p>Hem, ölçüsüzlük ve karmaşıklığı gerektiren, varlıkların süratli gelip gitmelerinin yanında, herşeyin yerli yerince ve başlar döndürücü bir güzellik içinde meydana geldiği müşahede edilmektedir. İşte bağlar ve bahçeler ve işte ağaçların dallarına taht kurmuş bize tebessüm eden meyveler..! Hem, ehemmiyetsizliği, belki de çirkinliği gerektiren bu varolmadaki üstüste ve iç içe bulunuşla beraber, herşey gayet mükemmel bir sanat eseri olarak meydana gelmektedir. İşte yeryüzü ve işte ova ve obadaki ağaçlar ve meyveler..! Evet, o hadsiz, gözkamaştırıcı sanatlar içinde sadece yeryüzü sofrasının dut, kayısı, üzüm, elma, armut, karpuz, kavun gibi her yerde bulunan nimetlerine bakılsa, her şeyin arkasındaki rahmet eli görülecektir. Ve bilhassa, kolay ve rahat yaratılma gibi, sanatsızlık ve basitliği iktiza eden şeylerin yanında, herşeyin simasında göze çarpan, sanatkârlık, maharet ve titizlik.. İşte yeryüzü ve işte çeşit çeşit yeşilliklerin sandukçaları, program ve tarihçe-i hayatlarının kutucukları hükmünde olan tohumlar ve çekirdekler..!</p><p>Bütün bunlar, gündüz ışığı, ışık da güneşi gösterdiği gibi, her şeye gücü yeten, herşeyi hikmetle yaratan bir Zât'ın varlığına, birliğine ve bütün eşya üzerinde göze çarpan terbiye ediciliğine delâlet etmektedir. </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Dünyanın dört bir yanında, ayrı ayrı yerlerde boy atıp gelişen, çeşitli hububatın birlik göstermesi, bunca karmaşıklık sebeplerine rağmen, teker teker herşeyin özünü koruması ve (kendi olarak) kalması, sonra herşeyin gidip gidip yerini bulması, iç içe öyle düşündürücü tablolar dır ki; bunları görüp arkasındakileri anlamamak mümkün değildir. İşte toprak ve işte onun bağlarında, madde itibariyle birbirine benzeyen tohumların ayrı ayrı sümbül verip başak bağlamaları! İşte ağaç ve işte onlara giren değişik maddelerin, yaprak, çiçek ve meyvelere göre ayrılmaları! İşte mide ve işte onun hazmettiği karışık gıdaların, ayrı ayrı uzuv ve hücrelere göre, fevkalâde bir hassasiyetle gidip yerlerini bulmaları!..</p><p>Evet, bütün yeryüzünde, herşeyin fevkalâde kıymetliğiyle beraber ucuzluğu; ucuzluğuyla beraber pırıl pırıl güzelliği ve hârika bir sanat eseri olması; bu kadar karışıklığı gerektiren sebeplere rağmen, her şeyin özünü koruması ve kendi orijiniyle kalması; alabildiğine süratli ve çoklukla yaratılmış olmalarının yanında, israfsız, fevkalâde ölçülü ve dengeli olmaları; herşeye sözü geçen herşeyi bir şey gibi kolay yapan, büyük küçük hiçbir şeyi ihmal etmeyen bir Zât'ın varlığını, iktidar ve ilmini; hattâ kör gözlere dahi gösterir. Şimdi, ey biçare gafil! Bütün bu olup biten şeyler içindeki sır ve mânâyı ne ile izah edeceksin? Yoksa bütün bunları, kör, sağır şuursuz ve serseri tesadüflere mi vereceksin?.. </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p> <p style="text-align: center"></p><p>Her sanat eseri, bir sanatkârlık iş ve ameliyesini gösterir. Bir saray, saray yapma işine; bir nakış, işlemeciliğe; bir halı dokumacılığa; bir şiir, nazım yapma işine delâlet eder. Bu mükemmel ve ölçülü işlerden her biri de bunlara esas teşkil edecek sanatkârlığı ifade ederler: Selimiye ve Taç-Mahal gibi mabetler mükemmel bir mimarlığı; bir halı, bilgi ve maharet isteyen dokumacılığı; bir bronz, nakış işlemeciliğini, bir beste de, mûsıkî şinaslığı.. Bu çeşitli ad ve ünvanlar ise, bu işleri yapan zâtlardaki sanat meleke ve istidadına, bu sanat meleke ve istidadı da onlarda bulunan hârika kabiliyet ve yüksek ruhlara delâlet ederler.</p><p>Evet, Süleymaniye Camiini görüp mimarını düşünmemek; Keops Piramidine bakıp arkasındaki dimağı inkâr etmek; gözkamaştırıcı yaldızlarla süslü bir bronzu seyredip onu yapıp ortaya koyan elleri görmemezlikten gelmek; mükemmel bir şiiri görüp şâire hayır demek; hârika bir besteyi dinleyip bestekârı reddetmek dîvânece bir hezeyandır.</p><p>Yukarıdaki temsile binaen, yeryüzünü hatta kâinatları dolduran bunca hârika eserler, herbiri bir sürü iş ve tasarrufu, bu mükemmel iş ve tasarruflar ise, apaçık bir kısım isim ve ünvanları o isim ve ünvanlar ise onlara esas teşkil edecek bir kısım kusursuz sıfatları, bu sıfatlar ise her şeyiyle mükemmel; cemâli kemâl noktasında, kemâli de aynı cemâl bir Zât'ı, hatta kör gözlere göstermektedir.</p><p>İşte, her biri birer muntazam eser olması itibariyle âlemdeki her varlık, mükemmel birer fiile, o fiiller de bir kısım kutsi isim ve sıfatlara, o isim ve sıfatlar da her şeyiyle hârika, ilim ve iradesiyle herşeyin yanında, her şeye herkesten daha yakın bir Zât'ı, ışık güneşi gösterdiği gibi gösterip ispat etmektedir.</p><p>Şimdi ey inkârcı rûh! Bir baştan bir başa kâinatları dolduran bu pırıl pırıl delilleri ne ile izah edeceksin? Ve bu şahitleri susturabilecek misin...? </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Sema heryanıyla, öylesine akıllara durgunluk verecek şekilde hikmetlerle donatılmıştır ki; âdeta bu muhteşem nizamı kuran Zât; güneşler, aylar ve yıldızları birer kelime olarak kullanarak, bununla ululuğu içinde güzelliğinin şiirini yazmaktadır. Hatta yerkürenin başına sardığı atmosferde, yıldırımlar, şimşekler ve bulutların dilleriyle o kadar çok mânâ ve maksadı ifâde etmektedir ki, iç içe bu başdöndürücü tabloyu görüp de O'nun şiddet içinde merhametini, azamet içinde şefkatini sezmemek mümkün değildir.</p><p>Herşeyi varlığına dellâl yapan O Kudreti Sonsuz'a bak ki; nasıl yeryüzünü, otlar, ağaçlar, canlılar gibi mânâlı kelimelerle konuşturup, sanatındaki ihtişâmı ve muhteva ile güzelliğin kutuplaştığını gösteriyor. Öyle de, otları, ağaçları, yaprak, çiçek ve meyve kelimeleriyle dile getirip, sanatının mükemmeliyeti içinde rahmetinin güzellik ve tatlılığını ilân ediyor. Hatta birer kelime olan çiçek ve meyveleri dahi tohumcukların nâzenîn dilleriyle konuşturup bu minicikler korosuyla, hassas ruhlara bir başka icraatının inceliklerini duyuruyor.</p><p>Evet, herbir ot ve ağacın, çiçek açıp sümbül vermesi zamanında birer konuşma ve tesbih mânâsındaki tebessümleri, o kadar tatlı ve şirin, o kadar içten ve dokunaklıdır ki, onların çehrelerine bakıp bu dili duymamak mümkün değildir.</p><p>Zira, tohumdan tomurcuğa kadar herbir çiçekte; nizam, âhenk ve hikmetlerin görülüp gözetilmesi, herşeyin bilinerek ve bir plânla yapılması, herşeyde sanat yönünün fevkalâde ehemmiyetle ele alınması, büyük küçük her varlığa lütuf ve merhametle çok iyi bakılması gibi, birbiri içinde bütün bu işler, kendini bize tanıttırmak isteyen bir Zât'ı güzel isimleri ve kusursuz sıfatlarıyla hem ilân etmekte hem de sevdirmektedir.</p><p>İşte, bir tek çiçeğin şahadeti, kâinatları böylesine velveleye verirse -imkân olsa- yeryüzündeki bütün çiçek ve ağaçların nağmelerini dinlesen, acaba sen de onlar gibi O'nun varlığını ve birliğini ilân etmeyecek misin..? Ve şayet etmezsen, sana insan denir mi?</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nesl-i Cedid, post: 297172, member: 1009729"] Zeminin, bitevi dirilip canlandığı bahar ve yaz günlerinde çevremize baktığımız zaman, bolluk ve çokluk gibi karışıklığa sebebiyet verecek unsurların bulunmasına rağmen, her şeyde alabildiğine bir nizam ve âhenk göze çarpmaktadır. İşte zemin ve işte baştan başa onu süsleyen otlar, ağaçlar ve çiçekler..! Hem, ölçüsüzlük ve karmaşıklığı gerektiren, varlıkların süratli gelip gitmelerinin yanında, herşeyin yerli yerince ve başlar döndürücü bir güzellik içinde meydana geldiği müşahede edilmektedir. İşte bağlar ve bahçeler ve işte ağaçların dallarına taht kurmuş bize tebessüm eden meyveler..! Hem, ehemmiyetsizliği, belki de çirkinliği gerektiren bu varolmadaki üstüste ve iç içe bulunuşla beraber, herşey gayet mükemmel bir sanat eseri olarak meydana gelmektedir. İşte yeryüzü ve işte ova ve obadaki ağaçlar ve meyveler..! Evet, o hadsiz, gözkamaştırıcı sanatlar içinde sadece yeryüzü sofrasının dut, kayısı, üzüm, elma, armut, karpuz, kavun gibi her yerde bulunan nimetlerine bakılsa, her şeyin arkasındaki rahmet eli görülecektir. Ve bilhassa, kolay ve rahat yaratılma gibi, sanatsızlık ve basitliği iktiza eden şeylerin yanında, herşeyin simasında göze çarpan, sanatkârlık, maharet ve titizlik.. İşte yeryüzü ve işte çeşit çeşit yeşilliklerin sandukçaları, program ve tarihçe-i hayatlarının kutucukları hükmünde olan tohumlar ve çekirdekler..! Bütün bunlar, gündüz ışığı, ışık da güneşi gösterdiği gibi, her şeye gücü yeten, herşeyi hikmetle yaratan bir Zât'ın varlığına, birliğine ve bütün eşya üzerinde göze çarpan terbiye ediciliğine delâlet etmektedir. [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] Dünyanın dört bir yanında, ayrı ayrı yerlerde boy atıp gelişen, çeşitli hububatın birlik göstermesi, bunca karmaşıklık sebeplerine rağmen, teker teker herşeyin özünü koruması ve (kendi olarak) kalması, sonra herşeyin gidip gidip yerini bulması, iç içe öyle düşündürücü tablolar dır ki; bunları görüp arkasındakileri anlamamak mümkün değildir. İşte toprak ve işte onun bağlarında, madde itibariyle birbirine benzeyen tohumların ayrı ayrı sümbül verip başak bağlamaları! İşte ağaç ve işte onlara giren değişik maddelerin, yaprak, çiçek ve meyvelere göre ayrılmaları! İşte mide ve işte onun hazmettiği karışık gıdaların, ayrı ayrı uzuv ve hücrelere göre, fevkalâde bir hassasiyetle gidip yerlerini bulmaları!.. Evet, bütün yeryüzünde, herşeyin fevkalâde kıymetliğiyle beraber ucuzluğu; ucuzluğuyla beraber pırıl pırıl güzelliği ve hârika bir sanat eseri olması; bu kadar karışıklığı gerektiren sebeplere rağmen, her şeyin özünü koruması ve kendi orijiniyle kalması; alabildiğine süratli ve çoklukla yaratılmış olmalarının yanında, israfsız, fevkalâde ölçülü ve dengeli olmaları; herşeye sözü geçen herşeyi bir şey gibi kolay yapan, büyük küçük hiçbir şeyi ihmal etmeyen bir Zât'ın varlığını, iktidar ve ilmini; hattâ kör gözlere dahi gösterir. Şimdi, ey biçare gafil! Bütün bu olup biten şeyler içindeki sır ve mânâyı ne ile izah edeceksin? Yoksa bütün bunları, kör, sağır şuursuz ve serseri tesadüflere mi vereceksin?.. [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG] [/CENTER] Her sanat eseri, bir sanatkârlık iş ve ameliyesini gösterir. Bir saray, saray yapma işine; bir nakış, işlemeciliğe; bir halı dokumacılığa; bir şiir, nazım yapma işine delâlet eder. Bu mükemmel ve ölçülü işlerden her biri de bunlara esas teşkil edecek sanatkârlığı ifade ederler: Selimiye ve Taç-Mahal gibi mabetler mükemmel bir mimarlığı; bir halı, bilgi ve maharet isteyen dokumacılığı; bir bronz, nakış işlemeciliğini, bir beste de, mûsıkî şinaslığı.. Bu çeşitli ad ve ünvanlar ise, bu işleri yapan zâtlardaki sanat meleke ve istidadına, bu sanat meleke ve istidadı da onlarda bulunan hârika kabiliyet ve yüksek ruhlara delâlet ederler. Evet, Süleymaniye Camiini görüp mimarını düşünmemek; Keops Piramidine bakıp arkasındaki dimağı inkâr etmek; gözkamaştırıcı yaldızlarla süslü bir bronzu seyredip onu yapıp ortaya koyan elleri görmemezlikten gelmek; mükemmel bir şiiri görüp şâire hayır demek; hârika bir besteyi dinleyip bestekârı reddetmek dîvânece bir hezeyandır. Yukarıdaki temsile binaen, yeryüzünü hatta kâinatları dolduran bunca hârika eserler, herbiri bir sürü iş ve tasarrufu, bu mükemmel iş ve tasarruflar ise, apaçık bir kısım isim ve ünvanları o isim ve ünvanlar ise onlara esas teşkil edecek bir kısım kusursuz sıfatları, bu sıfatlar ise her şeyiyle mükemmel; cemâli kemâl noktasında, kemâli de aynı cemâl bir Zât'ı, hatta kör gözlere göstermektedir. İşte, her biri birer muntazam eser olması itibariyle âlemdeki her varlık, mükemmel birer fiile, o fiiller de bir kısım kutsi isim ve sıfatlara, o isim ve sıfatlar da her şeyiyle hârika, ilim ve iradesiyle herşeyin yanında, her şeye herkesten daha yakın bir Zât'ı, ışık güneşi gösterdiği gibi gösterip ispat etmektedir. Şimdi ey inkârcı rûh! Bir baştan bir başa kâinatları dolduran bu pırıl pırıl delilleri ne ile izah edeceksin? Ve bu şahitleri susturabilecek misin...? [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] Sema heryanıyla, öylesine akıllara durgunluk verecek şekilde hikmetlerle donatılmıştır ki; âdeta bu muhteşem nizamı kuran Zât; güneşler, aylar ve yıldızları birer kelime olarak kullanarak, bununla ululuğu içinde güzelliğinin şiirini yazmaktadır. Hatta yerkürenin başına sardığı atmosferde, yıldırımlar, şimşekler ve bulutların dilleriyle o kadar çok mânâ ve maksadı ifâde etmektedir ki, iç içe bu başdöndürücü tabloyu görüp de O'nun şiddet içinde merhametini, azamet içinde şefkatini sezmemek mümkün değildir. Herşeyi varlığına dellâl yapan O Kudreti Sonsuz'a bak ki; nasıl yeryüzünü, otlar, ağaçlar, canlılar gibi mânâlı kelimelerle konuşturup, sanatındaki ihtişâmı ve muhteva ile güzelliğin kutuplaştığını gösteriyor. Öyle de, otları, ağaçları, yaprak, çiçek ve meyve kelimeleriyle dile getirip, sanatının mükemmeliyeti içinde rahmetinin güzellik ve tatlılığını ilân ediyor. Hatta birer kelime olan çiçek ve meyveleri dahi tohumcukların nâzenîn dilleriyle konuşturup bu minicikler korosuyla, hassas ruhlara bir başka icraatının inceliklerini duyuruyor. Evet, herbir ot ve ağacın, çiçek açıp sümbül vermesi zamanında birer konuşma ve tesbih mânâsındaki tebessümleri, o kadar tatlı ve şirin, o kadar içten ve dokunaklıdır ki, onların çehrelerine bakıp bu dili duymamak mümkün değildir. Zira, tohumdan tomurcuğa kadar herbir çiçekte; nizam, âhenk ve hikmetlerin görülüp gözetilmesi, herşeyin bilinerek ve bir plânla yapılması, herşeyde sanat yönünün fevkalâde ehemmiyetle ele alınması, büyük küçük her varlığa lütuf ve merhametle çok iyi bakılması gibi, birbiri içinde bütün bu işler, kendini bize tanıttırmak isteyen bir Zât'ı güzel isimleri ve kusursuz sıfatlarıyla hem ilân etmekte hem de sevdirmektedir. İşte, bir tek çiçeğin şahadeti, kâinatları böylesine velveleye verirse -imkân olsa- yeryüzündeki bütün çiçek ve ağaçların nağmelerini dinlesen, acaba sen de onlar gibi O'nun varlığını ve birliğini ilân etmeyecek misin..? Ve şayet etmezsen, sana insan denir mi? [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst