Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nesl-i Cedid" data-source="post: 297174" data-attributes="member: 1009729"><p>Canlılar ve onlardaki hayat, Kudreti Sonsuz'un varlığını ve birliğini gösteren en nurlu işaret, O'nun tecellilerini aksettiren en parlak ayna ve hayatı bütün hayatların esası v kaynağı olan Zât'ın pek çok sıfatını birden gösterebilen öyle muhteşem bir prizmadır ki, o menşurdan bakabilenler, daha başka şeylere ihtiyaç hissetmeden O'nu görüp marifetine erebilirler. Hem hayat, hemen her yerde, varlık, tesir, ve hükümleri sezilip bilinen, rızık vermek, merhamet etme, merhamet etme, bütün eşyayı dikkat ve titizlikle görüp gözetme ve herşeyi adeta bir dantela gibi fayda ve maslahatlar kanaviçesine göre yerli yerince hikmetle inşa edip, hikmetle devam ettirme hakikatlarını da beraber getirdiğinden, bunların parmak basıp ispatladıklarını aynı hakikat, hayat platformunda da ispatlanmış olur. Meselâ: bir cisim ve bir bedene hayat girdiği vakit, herşeyi yerli yerince yapmak, birtek şeye, pek çok fayda ve maslahatlar takmak mânâsında hikmet de kendini hissettirir ve onun neşrettiği şualarla, büyük küçük her canlı organizma ışık saçan bir kitap haline gelir. Aynı şekilde... herşeye ihtiyaç ölçüsünde ihsanda bulunup, herşeyi bakıp gözetme mânâsında Kerem tecelli eder ve o varlığa lütf-u ihsan kuşağında ayrı bir buud kazandırır. Bunun gibi.. hayatın devam ve sürekliliği için çeşit çeşit lütufların kesilmez kaynağı (Rahmet)nın şuaları canlı cismin başını okşamaya başlar. Ve rahmet kendine has rengârenk cilveleriyle bir gökkuşağı haline gelerek, geçilmez bir tak gibi hayatın uğrayacağı her noktada ona selâm durur. Bunar gibi.. herşeyin rızkını veren mânâsına (Rezzak) ismi bütün ihtişamıyla kendini hissettirir ve yeryüzündeki umum rızık kaynakları ölçüsünde kendine has güçlü soluklarıyla hayat bestesine ayrı bir nağme katar. Bir sırlı ayna gibi her yanıyla muhteşem Yaratıcı'yı gösteren hayat, farklı sıfatların iç içe girip bütünleştiği bir nokta-i mihrakiye 'odak noktası', ve o iklimde kudret aynı ilim, ilim aynı hikmet, hikmet aynı rahmet gürül gürül Yaratıcı'yı ilân eden bir lisan kesilir. Hayatın bu derin ve güçlü şehadetindendir ki, kıymetli bir kitabın tekrar tekrar tab edilmesi gibi, hayatı bahşeden Zât da onu her yana saçmakta, en ehemmiyetsiz gibi görünen şeylerin bünyesinde dahi çeşit çeşit canlılar yaratmaktadır. Şimdi acaba, bir avuç topraktaki milyonlarca canlıdan, deniz ve karaların dev cüsseli yaratıklarına kadar, bunca varlığın birden ve hiçten yaratıp ortaya çıkması, bütün bu sırlı işleri idare edip çeviren O gizli Zât'ın varlığına, O'nun nurlu sıfat ve isimlerine, güneşin şuaları güneşi gösterdiği gibi delâlet ve işaret etmez mi?</p><p></p><ul> <li data-xf-list-type="ul">Hayat sahibi varlıklar içerisinde, hayatından şuur ışığı süzülen insan, aklıyla canlı -cansız bütün alemin aydınlığını kavrayabilecek ve kullanma selahiyetinde olduğu varlıkları, kendi ellerine verilmiş birer emanet bilerek, hikmetle yaratılan güzel tabiatı tahripten kaçarak en mükemmel tarzda kullanacak mahiyette yaratılmış bir eşref-i mahlukattır. Bütün icat ve keşifler de bir itham ve bilgi neticesidir.</li> <li data-xf-list-type="ul">İnsan bu organlarıyla tabiatla bir nevi cismani olarak bütünleşir. Göz, burun ve kulak tabiattaki denge ve âhengin insanın vicdanında yansımasında, bir aracı rolü alan organlardır. Hayat olmasaydı böyle bir irtibat kurulabilir miydi?</li> <li data-xf-list-type="ul">Tabiattaki mekanik denge, insanın organlarında, hayat sayesinde, daha ince ve daha hassas olarak, biyomekanik denge halinde tezahür ettirilmiştir.</li> <li data-xf-list-type="ul">Çiçeklerle arı ve kelebeklerin münasebetlerindeki âhengin sırrı 'hayat'ta yatmaktadır. Hayat sayesinde çiçek, kendini teşhir, takdim zevkini alırken, arılar, kelebekler ve kuşlar da yine hayat sayesinde çiçekler üzerinde cereyan etmektedirler.</li> <li data-xf-list-type="ul">Kuşlar, karıncalar bazen öyle bir organize hayat tarzı sergiler ki, insan, hemen o organizasyonun arkasındaki plânlayıcıyı (veya plân sahibini) akıl gözüyle görür. Eğer hayat programlarına sırlı bir şekilde bu yaşama tarzı işlenmemiş olsaydı bu organizasyon bilgisi nereden gelecekti?</li> <li data-xf-list-type="ul">Her bir hayvanın, yeryüzü hayat sahnesindeki ekolojik dengede çok mühim ve belirlenmiş vazifeleri vardır.</li> </ul> <p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Hayat kadar ölüm de, Yaratıcı'nın varlığını haykıran güçlü bir dil ve O'na giden yolarda pırıl pırıl bir ışıktır. Varlığın özünü kavramış olanlar için ölüm, bir idam, bir yok olma ve hiçlik, bir maddenin bozulup dağılması, fena bulup gitmesi değildir; o, herşeyi hikmetle bezeyen ve hiçbir işinde abes bulunmayan Rahmet-ı Sonsuz'un, kapıkullarını, dünya zindanı, hayatın sıkıntıları ve kulluk mükellefiyetlerinden terhisi ve azat edip, bir başka yerde, bir başka bedenle, daha mes'ûd bir hayata yükseltmesi demektir. Evet nasıl ki, zeminin bağrında varlığa erdirilen herşey, renk, koku, şekil ve değişik keyfiyetleriyle O Zât'ın varlığına ve birliğine şehadet ederler; öyle de, her gelenin gitmesi, gidenleri başkaların takip etmesi ve bu geliş gidişte gelenin eli boş gelip, gidenin de burada sahip olduğu herşeyi bırakıp öyle gitmesi, gelip gitmeden münezzeh ve müberrâ hiçbir şey ve hiçbir kimseye muhtaç olmayan.. aksine, ihtiyaç tezkeresiyle herkesin kendisine müracaat ettiği ve her müracaatta bulunan ihtiyacını görüp gideren, herşeyin gerçek sahibi ve hakiki vârisi bir Zât'ın varlığına, birliğine ve varlığının devamına işaret ve şehadet ederler. Meselâ: her baharda, muhteşem ve muntazam bir sergi gibi önümüze serilen, bir baştan bir başa, yeryüzü meşherindeki bütün varlıklar, onların değişik hususiyetleri o Zât'ın varlığını ilân eden şahitler oldukları gibi, her gelenin gitmesi, her yeninin eskimesi, eski sergilerin yerlerini, onlardan çok farklı başka başka meşherlerin alması ve bu durumun milyonlarca seneden beri devam edip durması, her baharı, âdeta bir sürprizler kuşağı olarak rengârenk güzellikleri ve baş döndürücü tablolarıyla bize takdim eden, sonrada, baharda- yazda var edip geliştirdiği bütün bu güzel manzaraları, arkadan gelenlere yer hazırlamak için, sonbaharda dürüp kaldıran o gizli Zât'ın varlığına, varlığının devamına, gelip geçmiş bunca bahar ve sonbaharlar, baharlarda açıp sonbaharlarda solan çiçek ve yapraklar sayısınca delâlet ve şehadet ederler... </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Her iz ve eser, kendileri kadar arkalarındaki iz ve eser sahibini de gösterirler. Basılmış bir sikke ve tuğra onların basanı, bir san'at eseri san'atkârı, bir çocuk babayı iktiza ettiği; aşağı yukarıyı, alt üstü gerektirdiği gibi; her şeyin, olabilirlik ve imkân çizgisinde cereyan etmesi de, bütün bu olabilirlerin arkasında varlığı kendinden ve her türlü (olabilirlik) den müberrâ bir Zât'ın varlığını göstermektedir.</p><p>Evet, yaratılanın çehresinde Yaratana ait çizgilerin bulunması; çokluk, çözülme, dağılma ve biraraya gelmelerin simasında birlik ve vahdetin kendini hissettirmesi; bütün kâinatların içinde yüzüp durduğu (her şey olabilme) imkân ve ihtımâlı; atomlardan sistemlere kadar bütün eşyadaki yaratılmışlık ve sonradan olmuşluk hali; sürekli çözülüp dağılma ve biraraya gelme gibi hususlar, mümkün olan her şeye olurluk kazandırıp onları gün yüzüne çıkaran; parçaları bütünleştirip hep yeni yeni ve taze taze varlıklar ortaya koyan; cansız cisimlere hayat üfleyip her tarafı canlılar meşheri haline getiren; muhtaçların imdadına koşup, herkesi ihtiyacı ölçüsünde görüp gözeten, besleyip büyüten ve yaradılış çizgilerine göre onları rızıklandıran merhameti bol bir Zât'ı âvâz âvâz ilân etmektedirler. Hülâsa, her bir varlık taşıdığı pek çok sıfat ve keyfiyetlerin diliyle, herhangi bir yazının kâtibe, resmin ressama, san'atın san'atkâra, dumanın ateşe, ışığın ışık kaynağına, sikke ve tuğraların darbhaneye delâlet ettikleri gibi, her şeyin arkasındaki o gizli Zât'ın yüzlerce mübarek isim ve sıfatlarına işaret eder, ölmemiş vicdan, felç olmamış ruhlarda te'sirlerini hissettirirler.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nesl-i Cedid, post: 297174, member: 1009729"] Canlılar ve onlardaki hayat, Kudreti Sonsuz'un varlığını ve birliğini gösteren en nurlu işaret, O'nun tecellilerini aksettiren en parlak ayna ve hayatı bütün hayatların esası v kaynağı olan Zât'ın pek çok sıfatını birden gösterebilen öyle muhteşem bir prizmadır ki, o menşurdan bakabilenler, daha başka şeylere ihtiyaç hissetmeden O'nu görüp marifetine erebilirler. Hem hayat, hemen her yerde, varlık, tesir, ve hükümleri sezilip bilinen, rızık vermek, merhamet etme, merhamet etme, bütün eşyayı dikkat ve titizlikle görüp gözetme ve herşeyi adeta bir dantela gibi fayda ve maslahatlar kanaviçesine göre yerli yerince hikmetle inşa edip, hikmetle devam ettirme hakikatlarını da beraber getirdiğinden, bunların parmak basıp ispatladıklarını aynı hakikat, hayat platformunda da ispatlanmış olur. Meselâ: bir cisim ve bir bedene hayat girdiği vakit, herşeyi yerli yerince yapmak, birtek şeye, pek çok fayda ve maslahatlar takmak mânâsında hikmet de kendini hissettirir ve onun neşrettiği şualarla, büyük küçük her canlı organizma ışık saçan bir kitap haline gelir. Aynı şekilde... herşeye ihtiyaç ölçüsünde ihsanda bulunup, herşeyi bakıp gözetme mânâsında Kerem tecelli eder ve o varlığa lütf-u ihsan kuşağında ayrı bir buud kazandırır. Bunun gibi.. hayatın devam ve sürekliliği için çeşit çeşit lütufların kesilmez kaynağı (Rahmet)nın şuaları canlı cismin başını okşamaya başlar. Ve rahmet kendine has rengârenk cilveleriyle bir gökkuşağı haline gelerek, geçilmez bir tak gibi hayatın uğrayacağı her noktada ona selâm durur. Bunar gibi.. herşeyin rızkını veren mânâsına (Rezzak) ismi bütün ihtişamıyla kendini hissettirir ve yeryüzündeki umum rızık kaynakları ölçüsünde kendine has güçlü soluklarıyla hayat bestesine ayrı bir nağme katar. Bir sırlı ayna gibi her yanıyla muhteşem Yaratıcı'yı gösteren hayat, farklı sıfatların iç içe girip bütünleştiği bir nokta-i mihrakiye 'odak noktası', ve o iklimde kudret aynı ilim, ilim aynı hikmet, hikmet aynı rahmet gürül gürül Yaratıcı'yı ilân eden bir lisan kesilir. Hayatın bu derin ve güçlü şehadetindendir ki, kıymetli bir kitabın tekrar tekrar tab edilmesi gibi, hayatı bahşeden Zât da onu her yana saçmakta, en ehemmiyetsiz gibi görünen şeylerin bünyesinde dahi çeşit çeşit canlılar yaratmaktadır. Şimdi acaba, bir avuç topraktaki milyonlarca canlıdan, deniz ve karaların dev cüsseli yaratıklarına kadar, bunca varlığın birden ve hiçten yaratıp ortaya çıkması, bütün bu sırlı işleri idare edip çeviren O gizli Zât'ın varlığına, O'nun nurlu sıfat ve isimlerine, güneşin şuaları güneşi gösterdiği gibi delâlet ve işaret etmez mi? [LIST] [*]Hayat sahibi varlıklar içerisinde, hayatından şuur ışığı süzülen insan, aklıyla canlı -cansız bütün alemin aydınlığını kavrayabilecek ve kullanma selahiyetinde olduğu varlıkları, kendi ellerine verilmiş birer emanet bilerek, hikmetle yaratılan güzel tabiatı tahripten kaçarak en mükemmel tarzda kullanacak mahiyette yaratılmış bir eşref-i mahlukattır. Bütün icat ve keşifler de bir itham ve bilgi neticesidir. [*]İnsan bu organlarıyla tabiatla bir nevi cismani olarak bütünleşir. Göz, burun ve kulak tabiattaki denge ve âhengin insanın vicdanında yansımasında, bir aracı rolü alan organlardır. Hayat olmasaydı böyle bir irtibat kurulabilir miydi? [*]Tabiattaki mekanik denge, insanın organlarında, hayat sayesinde, daha ince ve daha hassas olarak, biyomekanik denge halinde tezahür ettirilmiştir. [*]Çiçeklerle arı ve kelebeklerin münasebetlerindeki âhengin sırrı 'hayat'ta yatmaktadır. Hayat sayesinde çiçek, kendini teşhir, takdim zevkini alırken, arılar, kelebekler ve kuşlar da yine hayat sayesinde çiçekler üzerinde cereyan etmektedirler. [*]Kuşlar, karıncalar bazen öyle bir organize hayat tarzı sergiler ki, insan, hemen o organizasyonun arkasındaki plânlayıcıyı (veya plân sahibini) akıl gözüyle görür. Eğer hayat programlarına sırlı bir şekilde bu yaşama tarzı işlenmemiş olsaydı bu organizasyon bilgisi nereden gelecekti? [*]Her bir hayvanın, yeryüzü hayat sahnesindeki ekolojik dengede çok mühim ve belirlenmiş vazifeleri vardır. [/LIST] [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER]Hayat kadar ölüm de, Yaratıcı'nın varlığını haykıran güçlü bir dil ve O'na giden yolarda pırıl pırıl bir ışıktır. Varlığın özünü kavramış olanlar için ölüm, bir idam, bir yok olma ve hiçlik, bir maddenin bozulup dağılması, fena bulup gitmesi değildir; o, herşeyi hikmetle bezeyen ve hiçbir işinde abes bulunmayan Rahmet-ı Sonsuz'un, kapıkullarını, dünya zindanı, hayatın sıkıntıları ve kulluk mükellefiyetlerinden terhisi ve azat edip, bir başka yerde, bir başka bedenle, daha mes'ûd bir hayata yükseltmesi demektir. Evet nasıl ki, zeminin bağrında varlığa erdirilen herşey, renk, koku, şekil ve değişik keyfiyetleriyle O Zât'ın varlığına ve birliğine şehadet ederler; öyle de, her gelenin gitmesi, gidenleri başkaların takip etmesi ve bu geliş gidişte gelenin eli boş gelip, gidenin de burada sahip olduğu herşeyi bırakıp öyle gitmesi, gelip gitmeden münezzeh ve müberrâ hiçbir şey ve hiçbir kimseye muhtaç olmayan.. aksine, ihtiyaç tezkeresiyle herkesin kendisine müracaat ettiği ve her müracaatta bulunan ihtiyacını görüp gideren, herşeyin gerçek sahibi ve hakiki vârisi bir Zât'ın varlığına, birliğine ve varlığının devamına işaret ve şehadet ederler. Meselâ: her baharda, muhteşem ve muntazam bir sergi gibi önümüze serilen, bir baştan bir başa, yeryüzü meşherindeki bütün varlıklar, onların değişik hususiyetleri o Zât'ın varlığını ilân eden şahitler oldukları gibi, her gelenin gitmesi, her yeninin eskimesi, eski sergilerin yerlerini, onlardan çok farklı başka başka meşherlerin alması ve bu durumun milyonlarca seneden beri devam edip durması, her baharı, âdeta bir sürprizler kuşağı olarak rengârenk güzellikleri ve baş döndürücü tablolarıyla bize takdim eden, sonrada, baharda- yazda var edip geliştirdiği bütün bu güzel manzaraları, arkadan gelenlere yer hazırlamak için, sonbaharda dürüp kaldıran o gizli Zât'ın varlığına, varlığının devamına, gelip geçmiş bunca bahar ve sonbaharlar, baharlarda açıp sonbaharlarda solan çiçek ve yapraklar sayısınca delâlet ve şehadet ederler... [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER]Her iz ve eser, kendileri kadar arkalarındaki iz ve eser sahibini de gösterirler. Basılmış bir sikke ve tuğra onların basanı, bir san'at eseri san'atkârı, bir çocuk babayı iktiza ettiği; aşağı yukarıyı, alt üstü gerektirdiği gibi; her şeyin, olabilirlik ve imkân çizgisinde cereyan etmesi de, bütün bu olabilirlerin arkasında varlığı kendinden ve her türlü (olabilirlik) den müberrâ bir Zât'ın varlığını göstermektedir. Evet, yaratılanın çehresinde Yaratana ait çizgilerin bulunması; çokluk, çözülme, dağılma ve biraraya gelmelerin simasında birlik ve vahdetin kendini hissettirmesi; bütün kâinatların içinde yüzüp durduğu (her şey olabilme) imkân ve ihtımâlı; atomlardan sistemlere kadar bütün eşyadaki yaratılmışlık ve sonradan olmuşluk hali; sürekli çözülüp dağılma ve biraraya gelme gibi hususlar, mümkün olan her şeye olurluk kazandırıp onları gün yüzüne çıkaran; parçaları bütünleştirip hep yeni yeni ve taze taze varlıklar ortaya koyan; cansız cisimlere hayat üfleyip her tarafı canlılar meşheri haline getiren; muhtaçların imdadına koşup, herkesi ihtiyacı ölçüsünde görüp gözeten, besleyip büyüten ve yaradılış çizgilerine göre onları rızıklandıran merhameti bol bir Zât'ı âvâz âvâz ilân etmektedirler. Hülâsa, her bir varlık taşıdığı pek çok sıfat ve keyfiyetlerin diliyle, herhangi bir yazının kâtibe, resmin ressama, san'atın san'atkâra, dumanın ateşe, ışığın ışık kaynağına, sikke ve tuğraların darbhaneye delâlet ettikleri gibi, her şeyin arkasındaki o gizli Zât'ın yüzlerce mübarek isim ve sıfatlarına işaret eder, ölmemiş vicdan, felç olmamış ruhlarda te'sirlerini hissettirirler. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst