Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nesl-i Cedid" data-source="post: 297175" data-attributes="member: 1009729"><p>Bir baştan bir başa bütün kâinatı şenlendiren varlıklar, mevcûdiyetleriyle O'nu gösteren birer ayna oldukları gibi, sürekli olarak tazelenip değişmeleri ve birbiri arkasından gelip geçen güzellikleriyle de O'na doğru açılmış rengârenk birer penceredirler. Evet nasıl ki, çay ve ırmakların yüzünde, güneşin akislerini taşıyan kabarcıkların kaybolması ve onların yerlerini alanlarda dahi yeniden yeniye hep aynı parıltıların belirmesi, o kabarcıklar üzerinde hiç sönmeden pâr pâr yanan daimî bir güneşi gösterir. Öyle de, akıp giden zaman ırmağı içinde; bunca güzelliklerle donatılmış varlıkların peşi peşine akıp durması, gidenler bütün hususiyetleriyle giderken, onların yerlerini bambaşka güzelliklerle kanatlanmış diğerlerinin alması, herşeyin üstünde, herşeye hâkim, önü sonu olmayan güzeller güzeli, O Zât'ı göstermektedir.</p><p>Evet bir tarafta başdöndürücü muhteşem bir güzellik ki; görüp anlayanların nazarında dahasını tasavvur etmeye imkan yoktur; herşeyin çehresinde güzelleştirici bir kalemin işlediğini ve her esere vurulan güzellik mührüyle, herşeyde güzellik arayan bir iradenin mevcûdiyetini ve bu güzellikler arkasında vicdanlarımızla sezip ruh gözüyle müşahede ettiğimiz O'nun güzel isim ve sıfatlarını görüp anlamamak mümkün müdür? Şimdi ey maddenin karanlıklarında ve şüphelerin boğucu ikliminde çırpınıp duran gâfil! Kendine gel; gözünü aç; senin çehrenden tâ kâinatın sîmâsına kadar uzanmış şu muhteşem güzellikler kuşağına fikren yüksel; içini imânla doldur ve hakiki insan ol..! </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Kainattaki bütün eşya ve hâdiseler, sebep ve neticeleriyle ele alınıp incelendiğinde, sebeplerden hiçbirinin, varlığın en küçük parçasını dahi meydana getiremeyeceği görülecektir. Evet, değil dakik bir saat gibi âhenkle işleyen kâinatlar ve onun küçük bir fihristi ve özü sayılan insan varlığı gibi fevkalâde mükemmel, kusursuz ve bir ölçüde de alabildiğine komplike şeyler, insan dimağında hardal kadar yer işgal eden en minik bir parçanın bile sebeplerle izah edileceğini düşünmek imkansızdır. Nasıl düşünülebilir ki, kuvve-i hâfıza gibi âdeta nokta mahiyetindeki küçücük bir parçacık, en modern bilgisayarların kat kat üstünde ve kütüphaneler dolusu kitapları ihtivâ edecek kadar enteresan bir yapıya sahiptir.</p><p>Böyle en küçük bir bilgisayar dahi, bir plân ve program isterken, insan beyni gibi alabildiğine komplike bir uzvun yapımcısı, programcısı olmadan işlemesine ihtimal verebilir mi...?</p><p>Ricâ ederim, avuç içi kadar bir noktada PTT'nin bütün fonksiyonlarını yerine getirebilecek iç içe bir mekanizmalar topluluğunun yerleştirilmesini, şuursuz sebepler ve tesâdüf rüzgarlarıyla izah etmeye imkân var mıdır?</p><p>Bütün bu esrârengiz işler olsa olsa O Zât'ın işleri olabilir ki; O, herşeyi bir plân ve programa göre varlığa erdirir, sonra da yerine bir plân ve programla belli maksat ve belli hedeflere doğru sevk eder. İnsanın hâfızasına bütün yumurta, çekirdek ve tohumları da kıyas edebiliriz.</p><p>Acaba, dünden bugüne bütün bu hârika işlerin kaçta kaçını sebepler ve tesadüflere izah edebilmişizdir!...</p><p></p><ul> <li data-xf-list-type="ul">Beyin; 14 milyar hücre, bunlar arasındaki milyarlarca bağlantı sayesinde, kalbimizin atışlarından, vücudumuzun ısısına; görme, işitme, konuşma gibi esrarengiz ve komplike hadiselerden en basit karakterimize kadar kontrol ve ayarlama mekanizmalarıyla çalışır. Ayrıca beyin, seneler evvelinden başımızdan geçen hadiseleri de kaybeder. Bu hadiseler hücre proteinlerine işleri ve gerektiğinde film şeridi şeklinde gözümüzde canlanıverir. Bu derece mükemmel ve kompleks vazifeler yapan beynin elbette bir plân ve programlayıcısı olmalıdır.</li> <li data-xf-list-type="ul">Canlılığın ve nesillerin devamı için çeşit çeşit meyveler, boy boy ağaçlar ve renk renk çiçekler, alabildiğine ince bir sanat ve ölçüyle küçücük tohum ve çekirdeklere nakşedilir. Ve bu hadise asırlardan beri hiçbir karışıklığa meydan vermeden sürüp gelmektedir. Bu derece mükemmel bir işleniş ancak Sonsuz Kudret Sahibi Yaratıcı'nın eseri olabilir.</li> </ul> <p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Bir baştan bir başa dünyaları dolduran bunca varlığın en basitinin dahi, sebepler ve tesadüflerle izahı kabil değilken, her varlıkta göze çarpan bu kadar gaye, bu kadar fayda ve bu kadar hikmetlerin ölü, cansız, şuursuz ve sel gibi akıp giden madde ve tabiatın eserleri olduğunu kabul etmeye ne pozitif ilimler, ne sağ düşünce ve ne de muhakeme müsâde edecektir...</p><p>Evet, madde ve sebeplerin çeşitli terkip ve çözülmelerde birer eleman olarak kullanılmaları ve zâhiri bir kısım fonksiyonların onlara isnat edilmeleri bahis mevzuu olsa bile, varlığın çehresinde çakıp çakıp duran bunca maslahat ve faydaları, şuursuz atom parça ve parçacıklarında, sağır tabiat ve kör sebeplerde aramak yüzbin defa körlük ve sağırlık değil de ya nedir...!</p><p>Yıldızların ibretli seyahatından, bulutların gayelerle yüklü tatlı tatlı gürlemelerine, fırtınaların O'na ait kokular sürünüp esmelerinden, çiçeklerin tozuyup yine O'na ait râyihalarla her yerde gezmelerine, atmosferin, bizim ve diğer canlıların hava ihtiyacına hazinedarlıkda bulunmasından, şefkatle yere inen yağmur damlalarına dâyelik etmesine kadar, her yerde ve her hâdiseyle çok geniş bir rahmet, bir ihsan, bir inayet ve bir hikmet müşâhede edilmektedir.</p><p>Demek, eşyâdaki bütün bu süslü, zînetli vaziyetler, bu başdöndürücü hâl ve keyfiyetler, bu birbirine tebessüm edip yardıma koşmalar o Rahmet ve Hikmeti Sonsuza açılan birer penceredirler ki, bu pencerelerden bakar, her biri birer hikmet goncası olan O'nun sanatlarını seyreder ve vecdle kendimizden geçeriz.</p><p></p><ul> <li data-xf-list-type="ul">İnsan vücudunda koku alan hücrelerin kapladığı saha ancak birkaç cm2'dir. Halbuki koku hassasına sahip 1.000.000 kadar madde vardır ve bunlar arasında aynı kokuya sahip iki madde yoktur. Burnumuza koku alma hassasının verilmesi ne büyük bir nimet, bunun için yeryüzünün rengarenk çiçeklerle süslenmesi ne büyük bir lütuftur.</li> <li data-xf-list-type="ul">Galaksilerdeki eşsiz ehangin Sahibi, has mahlukları için bir beşik olarak yarattığı arzımızın üzerini bulutlardan yaptığı bir örtü ile muhafaza ederken, aynı zamanda yeryüzünde ellerini açmış, rahmet bekleyen nebatatın ihtiyacını da yağmur damlaları ve yıldırımlarla doyurup, yayılıp arzı endam etmeleri için rüzgarı da onların emrine musahhar kılmıştır.</li> </ul></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nesl-i Cedid, post: 297175, member: 1009729"] Bir baştan bir başa bütün kâinatı şenlendiren varlıklar, mevcûdiyetleriyle O'nu gösteren birer ayna oldukları gibi, sürekli olarak tazelenip değişmeleri ve birbiri arkasından gelip geçen güzellikleriyle de O'na doğru açılmış rengârenk birer penceredirler. Evet nasıl ki, çay ve ırmakların yüzünde, güneşin akislerini taşıyan kabarcıkların kaybolması ve onların yerlerini alanlarda dahi yeniden yeniye hep aynı parıltıların belirmesi, o kabarcıklar üzerinde hiç sönmeden pâr pâr yanan daimî bir güneşi gösterir. Öyle de, akıp giden zaman ırmağı içinde; bunca güzelliklerle donatılmış varlıkların peşi peşine akıp durması, gidenler bütün hususiyetleriyle giderken, onların yerlerini bambaşka güzelliklerle kanatlanmış diğerlerinin alması, herşeyin üstünde, herşeye hâkim, önü sonu olmayan güzeller güzeli, O Zât'ı göstermektedir. Evet bir tarafta başdöndürücü muhteşem bir güzellik ki; görüp anlayanların nazarında dahasını tasavvur etmeye imkan yoktur; herşeyin çehresinde güzelleştirici bir kalemin işlediğini ve her esere vurulan güzellik mührüyle, herşeyde güzellik arayan bir iradenin mevcûdiyetini ve bu güzellikler arkasında vicdanlarımızla sezip ruh gözüyle müşahede ettiğimiz O'nun güzel isim ve sıfatlarını görüp anlamamak mümkün müdür? Şimdi ey maddenin karanlıklarında ve şüphelerin boğucu ikliminde çırpınıp duran gâfil! Kendine gel; gözünü aç; senin çehrenden tâ kâinatın sîmâsına kadar uzanmış şu muhteşem güzellikler kuşağına fikren yüksel; içini imânla doldur ve hakiki insan ol..! [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER]Kainattaki bütün eşya ve hâdiseler, sebep ve neticeleriyle ele alınıp incelendiğinde, sebeplerden hiçbirinin, varlığın en küçük parçasını dahi meydana getiremeyeceği görülecektir. Evet, değil dakik bir saat gibi âhenkle işleyen kâinatlar ve onun küçük bir fihristi ve özü sayılan insan varlığı gibi fevkalâde mükemmel, kusursuz ve bir ölçüde de alabildiğine komplike şeyler, insan dimağında hardal kadar yer işgal eden en minik bir parçanın bile sebeplerle izah edileceğini düşünmek imkansızdır. Nasıl düşünülebilir ki, kuvve-i hâfıza gibi âdeta nokta mahiyetindeki küçücük bir parçacık, en modern bilgisayarların kat kat üstünde ve kütüphaneler dolusu kitapları ihtivâ edecek kadar enteresan bir yapıya sahiptir. Böyle en küçük bir bilgisayar dahi, bir plân ve program isterken, insan beyni gibi alabildiğine komplike bir uzvun yapımcısı, programcısı olmadan işlemesine ihtimal verebilir mi...? Ricâ ederim, avuç içi kadar bir noktada PTT'nin bütün fonksiyonlarını yerine getirebilecek iç içe bir mekanizmalar topluluğunun yerleştirilmesini, şuursuz sebepler ve tesâdüf rüzgarlarıyla izah etmeye imkân var mıdır? Bütün bu esrârengiz işler olsa olsa O Zât'ın işleri olabilir ki; O, herşeyi bir plân ve programa göre varlığa erdirir, sonra da yerine bir plân ve programla belli maksat ve belli hedeflere doğru sevk eder. İnsanın hâfızasına bütün yumurta, çekirdek ve tohumları da kıyas edebiliriz. Acaba, dünden bugüne bütün bu hârika işlerin kaçta kaçını sebepler ve tesadüflere izah edebilmişizdir!... [LIST] [*]Beyin; 14 milyar hücre, bunlar arasındaki milyarlarca bağlantı sayesinde, kalbimizin atışlarından, vücudumuzun ısısına; görme, işitme, konuşma gibi esrarengiz ve komplike hadiselerden en basit karakterimize kadar kontrol ve ayarlama mekanizmalarıyla çalışır. Ayrıca beyin, seneler evvelinden başımızdan geçen hadiseleri de kaybeder. Bu hadiseler hücre proteinlerine işleri ve gerektiğinde film şeridi şeklinde gözümüzde canlanıverir. Bu derece mükemmel ve kompleks vazifeler yapan beynin elbette bir plân ve programlayıcısı olmalıdır. [*]Canlılığın ve nesillerin devamı için çeşit çeşit meyveler, boy boy ağaçlar ve renk renk çiçekler, alabildiğine ince bir sanat ve ölçüyle küçücük tohum ve çekirdeklere nakşedilir. Ve bu hadise asırlardan beri hiçbir karışıklığa meydan vermeden sürüp gelmektedir. Bu derece mükemmel bir işleniş ancak Sonsuz Kudret Sahibi Yaratıcı'nın eseri olabilir. [/LIST] [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER]Bir baştan bir başa dünyaları dolduran bunca varlığın en basitinin dahi, sebepler ve tesadüflerle izahı kabil değilken, her varlıkta göze çarpan bu kadar gaye, bu kadar fayda ve bu kadar hikmetlerin ölü, cansız, şuursuz ve sel gibi akıp giden madde ve tabiatın eserleri olduğunu kabul etmeye ne pozitif ilimler, ne sağ düşünce ve ne de muhakeme müsâde edecektir... Evet, madde ve sebeplerin çeşitli terkip ve çözülmelerde birer eleman olarak kullanılmaları ve zâhiri bir kısım fonksiyonların onlara isnat edilmeleri bahis mevzuu olsa bile, varlığın çehresinde çakıp çakıp duran bunca maslahat ve faydaları, şuursuz atom parça ve parçacıklarında, sağır tabiat ve kör sebeplerde aramak yüzbin defa körlük ve sağırlık değil de ya nedir...! Yıldızların ibretli seyahatından, bulutların gayelerle yüklü tatlı tatlı gürlemelerine, fırtınaların O'na ait kokular sürünüp esmelerinden, çiçeklerin tozuyup yine O'na ait râyihalarla her yerde gezmelerine, atmosferin, bizim ve diğer canlıların hava ihtiyacına hazinedarlıkda bulunmasından, şefkatle yere inen yağmur damlalarına dâyelik etmesine kadar, her yerde ve her hâdiseyle çok geniş bir rahmet, bir ihsan, bir inayet ve bir hikmet müşâhede edilmektedir. Demek, eşyâdaki bütün bu süslü, zînetli vaziyetler, bu başdöndürücü hâl ve keyfiyetler, bu birbirine tebessüm edip yardıma koşmalar o Rahmet ve Hikmeti Sonsuza açılan birer penceredirler ki, bu pencerelerden bakar, her biri birer hikmet goncası olan O'nun sanatlarını seyreder ve vecdle kendimizden geçeriz. [LIST] [*]İnsan vücudunda koku alan hücrelerin kapladığı saha ancak birkaç cm2'dir. Halbuki koku hassasına sahip 1.000.000 kadar madde vardır ve bunlar arasında aynı kokuya sahip iki madde yoktur. Burnumuza koku alma hassasının verilmesi ne büyük bir nimet, bunun için yeryüzünün rengarenk çiçeklerle süslenmesi ne büyük bir lütuftur. [*]Galaksilerdeki eşsiz ehangin Sahibi, has mahlukları için bir beşik olarak yarattığı arzımızın üzerini bulutlardan yaptığı bir örtü ile muhafaza ederken, aynı zamanda yeryüzünde ellerini açmış, rahmet bekleyen nebatatın ihtiyacını da yağmur damlaları ve yıldırımlarla doyurup, yayılıp arzı endam etmeleri için rüzgarı da onların emrine musahhar kılmıştır. [/LIST] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst