Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nesl-i Cedid" data-source="post: 297177" data-attributes="member: 1009729"><p>Gözlerimizi açıp varlığın çehresine baktığımız zaman, bedenin hücrelerinde tâ en yüksek sistemlere kadar herşeyde başdöndürücü bir âhenk ve gözkamaştırıcı bir nizamın hâkim olduğunu görürüz.</p><p>Evet o mimik hücreler, düzenli bir ordu gibi sevk ve idare edilmeleri teşkil ettikleri beden için, hep yararlı olma yolunda hareketleri ve daha bir sürü vazifeleriyle fevkalâde bir plân ve programı, o plân ve programda herşeye hükmeden bir plânlamacıyı göstermektedir.</p><p>Keza, otların, ağaçların, hayvanların kendi kuşaklarındaki harikulâde halleri, akıllara durgunluk kendi kuşaklarındaki harikulâde halleri, akıllara durgunluk verecek şekilde ihtimamla görülüp gözetilmeleri ve sırlı bir hedefe doğru sevk edilmeleri de yine kusursuz bir programın, dolayısıyla de bir programlayıcının varlığına delalet etmektedir.</p><p>Bütün kâinatların muntazam bir memleket, muhteşem bir şehir, mükemmel bir saray gibi binbir hikmet ve gayelerle donatılmış bulunması, atomlardan yıldızlara kadar herşeyin bir plân çerçevesinde seyr-ü seyahat ettirilmesi, herşeye sözü geçen; yıldızları zerrelerle beraber idare eden ve insanın nurlu simasından semanın aydınlık çehresine kadar her tarafı ışıklar saçıp her yanı aydınlatan bir yüksek Zât'ı ilân etmektedirler.</p><p></p><ul> <li data-xf-list-type="ul">Farklı yapıdaki ve farlı fonksiyon gören hücrelerin biraraya gelerek doku, organ ve çok hücreli canlıları teşkil etmesi... </li> <li data-xf-list-type="ul">İnsanların en basit hücrelerinden olan epitel hücrelerin bile bir kimya fabrikası gibi çalışarak, binlerce besin molekülü arasından, vücut için gerekli olanları tayin edebilmesi... </li> <li data-xf-list-type="ul">Kan savunma hücrelerinin birbirine yakın terkiple yaklaşık 30.000 moleküllü tanıyıp seçebilmesi... </li> <li data-xf-list-type="ul">Beyin hücrelerinden bazılarının beşyüzbin faaliyeti yapan kompüter sistemlerini geride bırakması... </li> <li data-xf-list-type="ul">Kalp kasını oluşturan yüzbinlerce hücrenin tek bir hücre gibi kasılıp gevşemesi... </li> <li data-xf-list-type="ul">Vücudun en uzak noktasındaki bir hücrenin bile ihtiyacının kan kimyası vasıtasıyla tespit edilerek gereken hormonların salgılanması ve ihtiyacının görülmesi... </li> <li data-xf-list-type="ul">Ve bütün bu fonksiyon ve maharetlerin genetik şifrelerle nesilden nesile aktarılabilmesi... bedenin hücrelerinden, en yüksek sistemlere kadar herşeyde başdöndürücü bir ahenk ve göz kamaştırıcı bir nizamın hakim olduğunu göstermektedir. </li> <li data-xf-list-type="ul">Hayvanların ve insanın çıkardığı karbondioksitle kirlenen havamızı temizleyerek bizleri boğulmaktan kurtaran yeşil bitkiler, bu işi hiç aksatmadan yaparken bir yandan da dal ve köklerinde biriktirdikleri ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşturulmaktadır. Yeşil bitkilerle beslenen hayvanların sentezlediği proteinler etle beslenenlerin rızkı olmaktadır. Böylece kurulan gıda zinciri insanoğlunun emrine verilmiş ve ondan en iyi şekilde istifadesi temin edilmiştir. Daha sonra ölen hayvanların cesetleri ise bakterilerce toprağa dönüştürülerek hem dünyamızın yaşanmaz hale gelmesi, hem de madde israfı önlenmiş olur... </li> </ul> <p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>İnsan gönül gözüyle, çiçeklerin çehrelerinde parıldayan mânâdan, ağaçların dal ve yapraklarında cilve çakıp duran canlılık ve güzelliklere kadar, çevresinde olup biten şeylere bir kere bakabilse, herşeyin ötelere ait bir gizli güzellikten bir gizli hayat kaynağından fışkırıp geldiğini anlayacak ve tabiatın bu füsûkâr güzelliği karşısında büyülenip kendinden geçecektir.</p><p>Evet, dörtbir yanımızı alan dağ ve tepelerin eteklerindeki salınan akşam gölgeleri, bağ ve bahçelerden yükselip etrafı saran baygın râyihalar, rüzgârlarla semâa kalkıp raks eden mini mini çiçekler ve ruhlara içirdikleri cennet kevserleri gibi tatlı mûsikî eğer hassas ve samimi bir gönülle duyulup dinlenebilse, her şeyin âdetâ bir kitap gibi ve fakat hiçbir beşerî kitabın ulaşamadığı rengin ve zengin bir üslûbla Allah'ı anlattıkları görülecektir.</p><p>Şimdi, eğer, her bir varlık üzerinde taşıdığı bunca mühür ve imzalarla O'nu ilân edip vicdanlarda duyurur da, insan O'nu tanımaz. O'nun karşısında hayret ve hayranlıkla eğilmezse, o nasıl insan olabilir! </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>İdare ve hakimiyetin en önemli esası, rakip, ortak kabul etmemek ve başkasının müdahalesine meydan vermemektir. Onun içindir ki, bir köyde iki muhtarın bulunması köyün asayiş ve nizamını, bir nahiyede iki müdürün bulunması nahiyenin emniyet ve düzenini, bir vilayette iki valinin bulunması o vilayetin huzur ve âhengini ve bir memlekette iki hükümdarın bulunması da o ülkenin birlik ve beraberliğini bozar; milleti herc-ü merc ve kargaşaya sürükler.</p><p>Fâni ve âciz varlıklar arasında ve sinek kanadı kadar ehemmiyeti olmayan dünyanın basit işlerinde böyle olunca, kâinat çapındaki hâkimiyet ve idarenin ne denli istiklâle alâkalı olduğunu ve her tarafta kudretinin eserleri görülen Zât'ın büyük icraatında tek ve eşi bulunmadığı kendiliğinden anlaşılır. Zira, sinek kanadından semânın kandillerine kadar öyle başdöndürücü bir nizam ve âhenk var ki, akıl onun karşısında hayret ve hayranlığından (sübhanallah!) der iki büklüm olur; ruh bu muhteşem tablo karşısında (maşâallah!) diyerek secdeye kapanır.</p><p>Kendi mihverinde dönem Arzımız güneş sisteminin etrafında da dönmekte, güneş sistemi de Samanyolu galaksisi içinde Vega yıldızına doğru belli bir açı altındı dönerek ilerlemektedir. Samanyolu da 100 milyarlarca galaksiden teşekkül eden galaksi kümelerinden biri... Âdeta iç içe açılan dairevî halkaları andıran bu semavî cisimlerin uzaklıkları onların parlaklığıyla anlaşılır. Parlaklık azaldıkça bize olan uzaklıkları da artar. Semavî âlemlerdeki bu nizam ve âhenk maddenin yapıtaşı olan atomlarda da müşahede edilmekte. Quarklar çekirdeğin içinde dönerlerken elektronlar da çekirdeğin etrafında hiç şaşırmadan nizamı bozmadan dönmekte. Mikro âlem ile makro âlem arasındaki bu benzerlik de kâinatın her zerresine nakşedilen birliği sembolize eder. </p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://tr.fgulen.com/images/section.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p>Âlem varolduğu günden bu yana herşeyiyle değişip durmakta; mevcudât kafile kafile birbirini takip etmekte, sıra sıra konup göçenlerin yerlerini arkadan gelenler almakta ve bitirip tükenme bilmeyen bu göç sürüp gitmektedir. İşte bu sürekli yolculuk ve ardı arkası kesilmeyen göç, bütün bu gelip konmalara, göçüp gitmelere hükmeden gizli bir Zât'ın varlığına en parlak bir delildir. Evet, her asır, her sene hatta her mevsimde bir kısım varlıkların kaybolup gitmesi ve onların yerlerini hiçten yeniden gelip başkalarının alması ve bütün bu gelip gitmelerin alabildiğine muntazam ve ölçülü cereyan etmesi, herşeyin başdöndürücü bir takdir ve tercihle ve göz kamaştırıcı bir plân ve programa göre ele alındığını göstermektedir. Demek herşeyin arkasında sonsuz ilim ve iktidarı ile hükmeden birisi var ki; ayları, mevsimleri, seneleri, incilerin gerdanlığa yerleştirildiği gibi, herşeyi en mükemmel, en muntazam şekilleriyle ve hep değiştirip yenileyerek takdirkâr seyircilerin nazarlarına arz edip onlarda sürekli hayranlık meydana getirmektedir. Şimdi, olup biten bunca işi görüp de onun arkasında Zât'ı görmemezlikten gelmek, yüzbin defa körlük değil de ya nedir?!</p><p>Yeryüzünde hayatın devamı; karbon, azot, fosfor gibi bir seri elementin devri-daimlerine bağlı kılınmıştır. Bu devri-daimler için gerekli mevsimlerin teşekkülü de arzımızın eğik şekilde güneş etrafında döndürülmesiyle sağlanmıştır. Ekolojik dengenin muhafazasında ve devri-daimlerin mükemmel şekilde işlenmesinde değişik canlılar vazifelendirilmiştir. Meselâ havadaki karbondioksitin karbonunu şekere çevirme işinde yeşil bitkiler; havadan azotu toprağa nakletmede baklagiller... Devri-daimlerin basamaklarında yer alan canlılar sırası geldiğinde yeryüzüne çıkmakta, vazifesi bittiğinde de yerini başkalarına bırakmaktadırlar.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nesl-i Cedid, post: 297177, member: 1009729"] Gözlerimizi açıp varlığın çehresine baktığımız zaman, bedenin hücrelerinde tâ en yüksek sistemlere kadar herşeyde başdöndürücü bir âhenk ve gözkamaştırıcı bir nizamın hâkim olduğunu görürüz. Evet o mimik hücreler, düzenli bir ordu gibi sevk ve idare edilmeleri teşkil ettikleri beden için, hep yararlı olma yolunda hareketleri ve daha bir sürü vazifeleriyle fevkalâde bir plân ve programı, o plân ve programda herşeye hükmeden bir plânlamacıyı göstermektedir. Keza, otların, ağaçların, hayvanların kendi kuşaklarındaki harikulâde halleri, akıllara durgunluk kendi kuşaklarındaki harikulâde halleri, akıllara durgunluk verecek şekilde ihtimamla görülüp gözetilmeleri ve sırlı bir hedefe doğru sevk edilmeleri de yine kusursuz bir programın, dolayısıyla de bir programlayıcının varlığına delalet etmektedir. Bütün kâinatların muntazam bir memleket, muhteşem bir şehir, mükemmel bir saray gibi binbir hikmet ve gayelerle donatılmış bulunması, atomlardan yıldızlara kadar herşeyin bir plân çerçevesinde seyr-ü seyahat ettirilmesi, herşeye sözü geçen; yıldızları zerrelerle beraber idare eden ve insanın nurlu simasından semanın aydınlık çehresine kadar her tarafı ışıklar saçıp her yanı aydınlatan bir yüksek Zât'ı ilân etmektedirler. [LIST] [*]Farklı yapıdaki ve farlı fonksiyon gören hücrelerin biraraya gelerek doku, organ ve çok hücreli canlıları teşkil etmesi... [*]İnsanların en basit hücrelerinden olan epitel hücrelerin bile bir kimya fabrikası gibi çalışarak, binlerce besin molekülü arasından, vücut için gerekli olanları tayin edebilmesi... [*]Kan savunma hücrelerinin birbirine yakın terkiple yaklaşık 30.000 moleküllü tanıyıp seçebilmesi... [*]Beyin hücrelerinden bazılarının beşyüzbin faaliyeti yapan kompüter sistemlerini geride bırakması... [*]Kalp kasını oluşturan yüzbinlerce hücrenin tek bir hücre gibi kasılıp gevşemesi... [*]Vücudun en uzak noktasındaki bir hücrenin bile ihtiyacının kan kimyası vasıtasıyla tespit edilerek gereken hormonların salgılanması ve ihtiyacının görülmesi... [*]Ve bütün bu fonksiyon ve maharetlerin genetik şifrelerle nesilden nesile aktarılabilmesi... bedenin hücrelerinden, en yüksek sistemlere kadar herşeyde başdöndürücü bir ahenk ve göz kamaştırıcı bir nizamın hakim olduğunu göstermektedir. [*]Hayvanların ve insanın çıkardığı karbondioksitle kirlenen havamızı temizleyerek bizleri boğulmaktan kurtaran yeşil bitkiler, bu işi hiç aksatmadan yaparken bir yandan da dal ve köklerinde biriktirdikleri ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşturulmaktadır. Yeşil bitkilerle beslenen hayvanların sentezlediği proteinler etle beslenenlerin rızkı olmaktadır. Böylece kurulan gıda zinciri insanoğlunun emrine verilmiş ve ondan en iyi şekilde istifadesi temin edilmiştir. Daha sonra ölen hayvanların cesetleri ise bakterilerce toprağa dönüştürülerek hem dünyamızın yaşanmaz hale gelmesi, hem de madde israfı önlenmiş olur... [/LIST] [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] İnsan gönül gözüyle, çiçeklerin çehrelerinde parıldayan mânâdan, ağaçların dal ve yapraklarında cilve çakıp duran canlılık ve güzelliklere kadar, çevresinde olup biten şeylere bir kere bakabilse, herşeyin ötelere ait bir gizli güzellikten bir gizli hayat kaynağından fışkırıp geldiğini anlayacak ve tabiatın bu füsûkâr güzelliği karşısında büyülenip kendinden geçecektir. Evet, dörtbir yanımızı alan dağ ve tepelerin eteklerindeki salınan akşam gölgeleri, bağ ve bahçelerden yükselip etrafı saran baygın râyihalar, rüzgârlarla semâa kalkıp raks eden mini mini çiçekler ve ruhlara içirdikleri cennet kevserleri gibi tatlı mûsikî eğer hassas ve samimi bir gönülle duyulup dinlenebilse, her şeyin âdetâ bir kitap gibi ve fakat hiçbir beşerî kitabın ulaşamadığı rengin ve zengin bir üslûbla Allah'ı anlattıkları görülecektir. Şimdi, eğer, her bir varlık üzerinde taşıdığı bunca mühür ve imzalarla O'nu ilân edip vicdanlarda duyurur da, insan O'nu tanımaz. O'nun karşısında hayret ve hayranlıkla eğilmezse, o nasıl insan olabilir! [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] İdare ve hakimiyetin en önemli esası, rakip, ortak kabul etmemek ve başkasının müdahalesine meydan vermemektir. Onun içindir ki, bir köyde iki muhtarın bulunması köyün asayiş ve nizamını, bir nahiyede iki müdürün bulunması nahiyenin emniyet ve düzenini, bir vilayette iki valinin bulunması o vilayetin huzur ve âhengini ve bir memlekette iki hükümdarın bulunması da o ülkenin birlik ve beraberliğini bozar; milleti herc-ü merc ve kargaşaya sürükler. Fâni ve âciz varlıklar arasında ve sinek kanadı kadar ehemmiyeti olmayan dünyanın basit işlerinde böyle olunca, kâinat çapındaki hâkimiyet ve idarenin ne denli istiklâle alâkalı olduğunu ve her tarafta kudretinin eserleri görülen Zât'ın büyük icraatında tek ve eşi bulunmadığı kendiliğinden anlaşılır. Zira, sinek kanadından semânın kandillerine kadar öyle başdöndürücü bir nizam ve âhenk var ki, akıl onun karşısında hayret ve hayranlığından (sübhanallah!) der iki büklüm olur; ruh bu muhteşem tablo karşısında (maşâallah!) diyerek secdeye kapanır. Kendi mihverinde dönem Arzımız güneş sisteminin etrafında da dönmekte, güneş sistemi de Samanyolu galaksisi içinde Vega yıldızına doğru belli bir açı altındı dönerek ilerlemektedir. Samanyolu da 100 milyarlarca galaksiden teşekkül eden galaksi kümelerinden biri... Âdeta iç içe açılan dairevî halkaları andıran bu semavî cisimlerin uzaklıkları onların parlaklığıyla anlaşılır. Parlaklık azaldıkça bize olan uzaklıkları da artar. Semavî âlemlerdeki bu nizam ve âhenk maddenin yapıtaşı olan atomlarda da müşahede edilmekte. Quarklar çekirdeğin içinde dönerlerken elektronlar da çekirdeğin etrafında hiç şaşırmadan nizamı bozmadan dönmekte. Mikro âlem ile makro âlem arasındaki bu benzerlik de kâinatın her zerresine nakşedilen birliği sembolize eder. [CENTER][IMG]http://tr.fgulen.com/images/section.gif[/IMG][/CENTER] Âlem varolduğu günden bu yana herşeyiyle değişip durmakta; mevcudât kafile kafile birbirini takip etmekte, sıra sıra konup göçenlerin yerlerini arkadan gelenler almakta ve bitirip tükenme bilmeyen bu göç sürüp gitmektedir. İşte bu sürekli yolculuk ve ardı arkası kesilmeyen göç, bütün bu gelip konmalara, göçüp gitmelere hükmeden gizli bir Zât'ın varlığına en parlak bir delildir. Evet, her asır, her sene hatta her mevsimde bir kısım varlıkların kaybolup gitmesi ve onların yerlerini hiçten yeniden gelip başkalarının alması ve bütün bu gelip gitmelerin alabildiğine muntazam ve ölçülü cereyan etmesi, herşeyin başdöndürücü bir takdir ve tercihle ve göz kamaştırıcı bir plân ve programa göre ele alındığını göstermektedir. Demek herşeyin arkasında sonsuz ilim ve iktidarı ile hükmeden birisi var ki; ayları, mevsimleri, seneleri, incilerin gerdanlığa yerleştirildiği gibi, herşeyi en mükemmel, en muntazam şekilleriyle ve hep değiştirip yenileyerek takdirkâr seyircilerin nazarlarına arz edip onlarda sürekli hayranlık meydana getirmektedir. Şimdi, olup biten bunca işi görüp de onun arkasında Zât'ı görmemezlikten gelmek, yüzbin defa körlük değil de ya nedir?! Yeryüzünde hayatın devamı; karbon, azot, fosfor gibi bir seri elementin devri-daimlerine bağlı kılınmıştır. Bu devri-daimler için gerekli mevsimlerin teşekkülü de arzımızın eğik şekilde güneş etrafında döndürülmesiyle sağlanmıştır. Ekolojik dengenin muhafazasında ve devri-daimlerin mükemmel şekilde işlenmesinde değişik canlılar vazifelendirilmiştir. Meselâ havadaki karbondioksitin karbonunu şekere çevirme işinde yeşil bitkiler; havadan azotu toprağa nakletmede baklagiller... Devri-daimlerin basamaklarında yer alan canlılar sırası geldiğinde yeryüzüne çıkmakta, vazifesi bittiğinde de yerini başkalarına bırakmaktadırlar. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Penceredeki İşaretçiler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst